Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

339. Bölüm Balo Planı

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

Dustin'in hızlı bir şekilde sakinleşip, Tarini'nin söyledikleriyle uyumlu bir şekilde konuşmasını oldukça şaşırtıcı bulmuştu elbette Zend, bu yüzden kaşları yavaşça yükselmiş, gözleri de hafifçe açılmıştı. Onun en azından biraz daha mücadele edeceğini düşünüyordu, ancak görünüşe göre, Dustin, Tarini ile mücadele edemeyeceğini düşünmüştü bu şekilde. Belki de bir savaşta, söylentilerde olduğu gibi onunla kafa kafaya savaşmayı başarabilirdi, ancak kelimelerle yapılan bir savaşta Tarini'ye karşı kazanmasının mümkün olmadığı ortadaydı ve açıktı.

Tarini, Dustin'in teklifini duyduğu zaman onun boğazını usulca bırakmış ve derin bir nefes almış, gözlerini birkaç saniyeliğine kapatmıştı. Daha sonra da onları tekrar açmış, sakin bir şekilde krala bakmıştı. ''Pekâlâ Dustin, eğer o ailelerin ismini bir şekilde yarına kadar bulmayı başarırsan sorun kalmaz, aksi halde, tadımız kaçacak.'' dedi, daha sonra da arkasına döndü ve Dustin'in bir şey söylemesine bile olanak bırakmadan odadan dışarıya çıktı. Zend onu direkt olarak takip edememişti, çünkü Dustin'e gülümseyerek bakmak gibi önemli bir işi vardı. Tarini açıkça ona üstün gelmişti, Tarini'nin burada olmasının asıl nedeni de Zend'di. Yani bir açıdan da Dustin'in yenilmesini sağlayan kişiydi genç adam, bu yüzden şu anda yüzünde tatminliğinden doğan bir gülücük vardı. Bunu Dustin'in fark etmesini sağladıktan sonra o da arkasını döndü ve göz ucuyla Vosu'ya baktı. ''Vosu, benimle hiç alakası olmayan Zhanyei'nin benim başıma gerçekten de ödül koymuş olmasına inanabileceğimizi düşünmüyorsun, değil mi? En azından tanıdığım birini falan seçseydin, çocuk mu kandırmaya çalışıyorsun sen?'' dedi ve sesli bir şekilde güldü, Era da omzunda bekliyordu aynı zamanda, tetikteydi büyülü yaratık. Vosu ya da Dustin'in ani bir şekilde hareket etmesi için bekliyordu, Dustin'i yenemeyebilirdi elbette, ancak Zend ile birlik olurlarsa, Tarini de buradayken çok rahat bir şekilde ona karşı gelebilirlerdi. Hatta Tarini'nin yardımıyla onu öldürebilirlerdi bile, bu çok zor olmazdı, Zend yedinci seviye olsa da epey güçlüydü ve Era da Kutsal Seviye'deydi sonuçta. Kolay kolay mağlup edilecek bir ikili değillerdi.

''Onun mührünü sen de gördün.'' dedi Vosu, hala Zend'i kandırmaya çalışıyordu doğal olarak. Belki de doğruyu söylüyordu, kim bilebilirdi ki?..

Elbette Zend bilirdi. 

Onun kendisine nasıl baktığını görmüştü sonuçta, böyle bir role kim kanardı? Onun oğlu Zend'e neden öylesine düşmanca davranmıştı? Hiçbir neden yok muydu bunun arkasında, böyle bir şeyin tamamen rastlantı olması gerçekten de mümkün müydü? Bunun gerçekleşmesi imkansızdı, Zend de bunu pek iyi biliyordu. Bu yüzden söyleyeceklerini iyi bir şekilde seçmişti. ''Hah, yalan söylediğin gözlerinden okunuyor, yaşlı adam. Belki de benden bir kontrol dersi almalısın, ha, ne dersin?'' dedi ve gülmeye devam etti soğuk bir şekilde.

''Zend, endişelenmene gerek yok.'' dedi Dustin, tekrar sahte bir yüz ifadesini kullanmaya başlamıştı, sıcak bir şekilde konuşuyordu, sanki Zend onun uzun yıllardır arkadaşıymış gibi davranıyordu, garip bir samimiyeti olmuştu bir anda. ''Ben, senin başındaki ödülün kaldırılması için bir şeyler yapacağım, emin olabilirsin, bana güven! Bu sorun er ya da geç bitecek, o gün geldiğinde sana hatırlatırım.'' dedi ve neşeli bir şekilde gülümsedi.

Ancak Zend, ondan farklı olarak herhangi bir neşe belirtisine sahip değildi. Tavırlarındaki soğukluğu hiç değiştirmeden konuşmaya devam etmişti: ''Kendi sorunlarımı kendim çözebilirim.'' 

***

Kısa bir zaman içerisinde, Gri Engerek'in evine varmışlardı tekrardan. Bu sefer Ranfan da yanlarındaydı, onlar yokken Gri Engerek'in evine gitmişti genç kız. Olacakları merak etmiş gibi görünüyordu. 

''Yarın akşam bir balo düzenlenecekmiş, Dustin bunun barış adına yapılacağını söyledi, bunu kabul etmeseydik adımız kötü anılırdı, bir süreden sonra. Adının bu şekilde çıkmasını istemezsin Zend, emin ol. Pek çok kişi seninle iş yapmaktan kaçınır, çünkü iş bittikten sonra kendilerinden de bir şeyler alacağını düşünürler. Korkarlar yani senden, seni sadece öldürmeye yarayan bir kılıç gibi görürler. Sana karşı bir hata yaparlarsa işleri bitmiştir onlara göre, böylece risk almaktan kaçınır ve ne kadar güçlü olsan da seninle çalışmamaya başlarlar. Bu yüzden yalnız kalırsın ve buna ihtiyacın yok, şimdilik geri çekilmek en iyisiydi, Fozre Ailesi'nin ana malikanesinin bir bölümünü yok ettiğimiz için Vosu bizim ne kadar ciddi olduğumuzu anladı. Yani artık soru sorduğumuzda dürüst bir cevap alma ihtimalimiz var, en azından. Zaten kısa bir zaman içerisinde de sen ona saldıracaksın, değil mi? Onu öldürmeden önce sorgulayabilirsin, istersen sana birkaç işkence taktiği verebilirim.'' Tarini konuşarak yavaş yavaş yürürken odanın içerisinde, bir köşeye geçip oturdu ve bir bacağını ötekinin üstüne attı, Zend'in gözlerine doğru çevirdi kendi gözlerini. ''Yani yarın çok da hırçın davranmamıza gerek yok, zaten otomatik olarak pek çok şeyi öğreneceğiz Vosu'nun üzerinden, barışçıl bir şekilde hareket ederek işleri perde arkasından halletmek daha çok işimize gelir.'' 

''Kesinlikle, katılıyorum.'' dedi Maızk, o da ciddi bir şekilde dinliyordu Tarini'yi, onun fikirlerine gerçekten de değer verdiği açıkça ortadaydı, onun ne kadar güçlü birisi olduğunu elbette Gri Engerek de biliyordu, hem onun bir arkadaşı, hem de onunla aynı yerde gelişip güçlenmiş ve en tepeye oturmuş olan Tarini'nin hemen yanında olan bir savaşçı olarak. Tarini'yi uzun zamandır tanıyordu zaten o, onun, fikirlerine değer verilecek birisi olduğunu bildiği ortadaydı. ''En basit taktiktir bu. Yüzüne gül, ancak işler gizli olabilecek bir hale geldiğinde bıçağını çıkar, işi bitir. Böylece rahatlamış olursun, insanlar senden şüphelense bile bir kanıt bulamayacakları için bir şey yapamayacak halde olurlar. Yani hem istediğini elde eder, hem de fazla dikkat çekmezsin, gerçekten kârlı bir iş.'' dedi, Zend'e bakarken. ''Bir suikastçi için vazgeçilmez bir yöntemdir, gizli hareket edip gölgelerin içerisinden, ışıkların altındayken senin yoluna çıkan kişilerin işini bitirmek... Bir kere dene, ne kadar işe yarar olduğunu göreceksin.'' 

''Evet, tahmin edebiliyorum.'' Zend hızlıca cevap verdi, dudağının kenarı yavaşça kıvrılmıştı, bu yöntemi zaten biliyordu, ancak pek uyguladığı söylenemezdi. Şimdi uygulayacaktı ve bu, birisini gizli olarak öldürüp de ciddi bir çıkar elde ettiği ilk sefer olacaktı. Bu yüzden birazcık heyecanlanmıştı. ''Ayrıca, Tarini, bir teknik göstermene gerek yok. Aynı şekilde senin de öyle, Büyük Maızk. Düşünceme göre, ben zaten işime bol bol yarayacak olan bir sürü teknik biliyorum... Hatta muhtemelen hiçbirini kullanmama bile gerek kalmayacak, Vosu çok da dayanıklı bir adam değildir herhalde, öyle düşünüyorum. İradesi çok sağlam değildir yani, küçük birkaç kesikten sonra bana istediğim her şeyi söyleyebileceği bir şekle girer, uzun sürmez. Dayanıklı birisi gibi bakmıyor, yumuşak biri olduğunu o şekilde tahmin etmiştim.'' dedi, zafer işareti yapmıştı aynı zamanda. 

''Sen öyle diyorsan...'' dedi Tarini, yavaşça ellerini kaldırmış ve avuç içlerini karşıya doğru yöneltmişti. ''Senin tespitlerine değer veriyorum, bu yüzden Vosu'nun iradesi hakkında düşünmeme bile gerek yok. Zaten sen benim yerime düşündün yani...'' diyerek, Zend'i dolaylı olarak övmüştü yine.

''Teşekkürler, Tarini.'' dedi Zend, kafasının arkasını kaşımıştı yumuşakça. ''Bana güvenmen kendime duyduğum güveni artırıyor.'' 

''Hahahaha...'' Gri Engerek bir kahkaha atmıştı anında. ''Zend, Tarini seni övdüğünde utanıyor musun yoksa? Ben seni övünce buz gibi olmaya devam ediyorsun, sorun ne? Genç bir hatun gibi görünmediğim için mi bir ifade göstermiyorsun bana? Hahahaha, karşındaki kişinin genç ve güzel birisi olarak görünmesine kanma, Tarini de benim gibi beş yüzlü yaşları geçti, gerçek halini görsen korkasın.'' dedi, daha sonra da kıkırdayarak Tarini'ye baktı yaşlı adam. ''Yalnızca kendisini ve etrafındakileri kandırmayı seviyor o kadar, hahahaha...'' 

''Heh, kapa çeneni!'' demişti Tarini, Gri Engerek'e bakarak. Sesini fark edilebilir bir derecede yükseltmişti. ''Güzel olmak için genç olmak gerekmiyor, hmph!'' dedi, kollarını bir kere daha bağlamıştı aynı gün içerisinde. Ancak bu sefer eğleniyor gibi görünüyordu, bir dostuna karşı kollarını bağladığı zamanla, bir düşmanına karşı bunu yaptığı zaman arasında çok fark vardı. Bambaşka iki kişiydi sanki bunları yapan... Tarini'de de vardı, düşmanına karşıyken tamamen değişme huyu.

''Her neyse,'' dedi Zend, konuyu değiştirme gereği duymuştu, Gri Engerek ve Tarini'nin didişmelerinin sonu kötü bitebilirdi çünkü, ikisi de muazzam güçlere sahipti bu kişilerin, ne yapacakları hiç belli olmazdı. Küçük bir dikkatsizliğin sonunda bu ev yok olabilirdi mesela... ''bu baloya nasıl gideceğiz?'' diyerek sordu. ''Nerede olacak bir de? Kimler olacak içerisinde, ne yapacağız orada?''

''Bunu ben cevaplamak istiyorum,'' dedi Ranfan, yavaşça elini kaldırmıştı. Daha sonra Zend'e doğru birkaç adım atmış ve elindeki bir kağıdı göstermişti, ''Kral Dustin çoktan bir sürü davetiye yollamış insanlara, bu da Gri Engerek'e gelmişti. Henüz yeni aldık, siz gelmeden hemen önce. Vermeye zaman olmamıştı.'' 

''Oh, sağ ol Ranfan.'' demişti Zend, genç kızın uzattığı kağıdı aldı konuşmasının ardından da. ''Bir bakayım,'' diye mırıldandı, gözleri kağıdın üzerinde kaymaya başlamıştı bile. Kağıtta balonun nerede yapılacağı yazıyordu, üstelik söylendiğine göre, Pounz'daki her asilin gelme özgürlüğü vardı. Epey kalabalık olacaktı yani, bu, Zend'in işine gelecek bir şey değildi. Hatta onun zararınaydı bu, ne kadar fazla kişi olursa, üzerine yüklenen ilgi miktarı o kadar fazla olacaktı. Gözlerin üzerinde olacağını hissedebiliyordu, üstelik genel olarak kralla konuşulan bölgede olacağı da düşünülürse, kesin gelen geçen ona bulaşacaktı... Onu kıskananlar ortaya çıkacaktı, Zend'in, kendilerini öldüremeyeceğini düşüneceklerdi. Çünkü insan içinde bulunuyorlardı, bundan yararlanarak Zend'i rencide etmeye çalışacak bir sürü kişi olacaktı. Bundan emindi genç adam... Özellikle asillerin arasında Zend'i son derece kıskanan tonla insanın olduğunu tahmin edebiliyordu Zend, daha önce Tarini'nin de anlattığı gibi, insanlar, onu elde edemedikleri için Zend'e zarar vermeye çalışacaklardı... Hatta Zend'e meydan okumak isteyen birisi bile çıkabilirdi bir yerden, mümkün bir şeydi bu. Zend'in canı da epey sıkılacaktı tabii... Tüm balo boyunca insanları dövmek istemiyordu, zamanını harcamasına gerçekten de gerek var mıydı böyle insanlar için?

 Aynı zamanda, ona yaranmaya çalışan epey fazla kişinin olacağını da tahmin edebiliyordu genç adam. Hatta ona evlenme teklif edenler bile olacaktı belki de, Zend şu anda ülkenin odak noktalarından biri haline gelmişti, pek dışarı çıkıp durumun nasıl olduğunu bakmaya vakit bulamıyor olsa da, genç adam, kendisinin ne kadar ünlü olduğunun farkındaydı. Oraya gelmiş olan insanlar Zend'i soru yağmuruna tutacaktı, burası zaten kesindi. Neyse ki, orada olduğunu bilen çok fazla kişi olmayacaktı... 

Tam böyle düşünürken, gözlerine birkaç kelime çarpmıştı genç adamın. Kağıdın en altında yazan bir şeydi bu...

''Baloya, son zamanların gizemli savaşçısı olan Zend de gelecektir.'' 

''Ne?'' demişti, hızlı bir şekilde Zend. Okuduğuna inanamamıştı, ''Dustin, benim geleceğimi belirten bir not da mı bıraktı buraya?!'' diye sordu, hiddetli bir şekilde. Sesini yükseltmişti. ''Vay şerefsiz...'' diye mırıldandı, kafasını geriye doğru itmiş ve derin bir nefes almıştı.

''Hey, bu seni niye o kadar rahatsız ediyor ki? Ne güzel, ilgi noktası olursun işte orada. İnsanlar peşinden ayrılmaz.'' dedi Tarini, Zend'in aniden öfkelenmesini mantıklı bulmamıştı. ''Hem sana düello teklif edenler falan da olur kesin, onları tokatlar, herkesin sana büyük bir saygı duymasını sağlarsın. Bu, katılacağın ilk balo değil mi? Chibui'den döndükten ve tanınmaya başladıktan sonra... İlkler önemlidir, bu baloda dikkat çekmen gerek, benden söylemesi...'' demişti kadın, Zend, biraz düşünmesinin ardından onun söylediğinin gerçekten de mantıklı olduğunu anlamıştı.

''Doğru ya.'' dedi, ''Eğer herkese açık bir alanda gücümü biraz gösterirsem, ileride başıma üşüşebilecek sineklerin sayısı epey azalmış olur.'' diyerek devam etti, elini çenesine atmıştı. Bu yönden düşünmemişti bu olayı daha önce. ''Öyleyse hadi gidelim şu baloya!'' 

***

1710