Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

338. Bölüm Tartışma

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

 

Zend, arabanın Fozre'nin önüne gelmesiyle birlikte aşağı inen Tarini'yi takip etmeye başlamıştı, kadın hâlâ son derece kararlı görünüyordu, Vosu'yu affetmeyi düşünmüyormuş gibiydi. ''Zend, endişelenme.'' dedi, yavaşça kafasını çevirip göz ucuyla Zend'e bakmıştı, bahçeye girmesinin hemen ardından. ''Vosu eğer bir şekilde sıyrılmayı denerse bir şey yapmayacağım, olayı biliyorum. Maızk'tan dinledim...'' dedi, gülümseyerek. Zend'in Vosu'yu öldüreceği haberi, kulağına çoktan ulaşmıştı anlaşılan. ''Yalnızca bahanelerini göreceğim ve biraz üstüne gideceğim onun.''

 

''Tamamdır.'' dedi Zend, Tarini'nin Vosu'ya zarar vermeyeceğini, onu Zend için bırakacağını tahmin ediyordu. Gri Engerek ona bundan bahsetmiş olmalıydı sonuçta. Bir süre boyunca Gri Engerek'in evinde olduğuna göre, durumun farkındaydı Tarini. Onlarla birlikte olan Beyaz Taç üyelerinin haberi olmayabilirdi elbette bundan, Tarini'nin söylediklerini duydukları zaman onun, tam olarak neyden bahsettiğini tam olarak anlayamamış gibiydi yüz ifadeleri. 

 

Hizmetkâr, bir kere daha göstermemişti Tarini'ye, Vosu'nun odasını. Geçen girişinden sonra aklında tutmuştu o, kimseyi beklemeden, saçları arkasında uçuşacak kadar hızlı bir şekilde, geçen sefer girmiş olduğu odaya doğru tekrar ilerlemeye başlamıştı...

 

Kısa bir süre içerisinde de oraya varmıştı. Kapıyı sertçe açan kadın, içerideki iki kişinin üzerinde gezdirmişti gözlerini. Kapıdaki korumalardan içeride kimlerin olduğunu tahmin edebilmişti elbette, Tou'nun enerjisini hissetmişti, yan odadaydı o, Yua ile de birlikteydi. Eğer bir sorun olması durumunda Tou'nun kendisini kurtarabileceğini düşünüyorsa Dustin, gerçekten yanlış düşüncelerin içerisindeydi... Bu düşünceler, kötü bir durum ortaya çıktığı zaman kendisini boğabilirdi bile, risk almayı mı düşünüyordu yoksa? Hayır, muhtemelen alttan alacaktı. Tarini'ye karşı tehditkâr olması düşünülemezdi, belki birazcık sesini yükseltmeyi deneyebilirdi, o kadar... Eğer öyle yaparsa da Tarini'nin hızlı cevapları ile sessiz kalmayı çare olarak görebileceği bir duruma düşerdi, karşısındakinin, bir konuşmada haksız olduğu halde yukarıya çıkmasına izin vermezdi o. Sert biriydi, dişlerinin arasından pek az kişi sağ çıkabilmişti şimdiye kadar, konuşmalarında.

 

''Tarini!'' dedi Dustin, ellerini yavaşça iki yana açmıştı. Hayal kırıklığını gizlediği belli oluyordu, ancak Zend, onun yüzünün altında öfke ve üzüntünün büyük bir yer kapladığını anlayabilmişti hızlı bir şekilde. Daha doğrusu tahmin edebilmişti, Dustin, duygularını rahat bir şekilde saklayabilecek bir seviyeye gelmişti artık, onun güçlü birisi olduğunu inkar etmek çok saçma olurdu. Bu yüzden yüzünde olacak ifadeyi de kendisi seçebiliyordu, Zend onun bu yaptığını zaten şu yaşında bile yapabiliyordu tabii, Dustin'in bunu başarması muhtemelen çok uzun bir süreyi kapsamıştı. ''Hoş geldin, nasılsın?'' dedi, gülümseyerek Pounz'un kralı. Tarini'ye karşı nazik olmaya karar vermiş gibiydi, ona göre çok daha güler yüzlü olduğunu da unutmamak gerekirdi. İyi ve uyumlu olan taraf olmaya çalışıyormuş gibiydi.

 

''Zend'in başındaki ödülün kaldırılmadığını gördüğüm zaman keyfim kaçtı ne yazık ki, hiç iyi olduğumu söyleyemem.'' dedi Tarini, sesi hâlâ kesin ve net çıkıyordu. Tek bir soru işaretine bile yer bırakmayan bir konuşması vardı.

 

''Ah, o durumu ben de Vosu'dan dinledim...'' dedi Dustin, yüzündeki gülümsemeyi yavaşça bozmuş ve hüzünlü bir ifadeyi getirmişti yerine. ''Zend'in başına gelenler gerçekten üzücü, ama burada Vosu'nun yapabileceği bir şey yok, Zend'in canını sıkan kişi Zhanyei'ymiş, geri geldiği zaman gereği yapılacaktır, içiniz rahat olsun...'' 

 

''Gereği zaten benim tarafımdan yapılacak Zhanyei'ye,'' dedi Tarini, kollarını bağlamıştı göğsünde, yüzünden okunabiliyordu kendisine duyduğu güven. ''hani vardır ya zor anlarda, bir anda aklınızda beliren o kurtuluş yolu... Ona doğru gitmeye çalışır ve bir şeyler yapmaya çalışırsınız, çünkü o ışığa ulaştığınız zaman artık zorluk çekmeyeceksinizdir.'' dedi, yavaşça gülümsedi kadın. ''O yolun, Zhanyei için ölüm olmasını sağlayacağım. Kurtuluş yolu olarak ölümü görebilecek kadar kötü bir duruma girecek, endişeniz olmasın. Elbette, kurtuluş yoluna ulaşmasına izin vermek olmaz... Ancak belki de Gri Engerek, onun, o ışığa ulaşmasına yardımcı olur, bilemiyorum...'' diyerek devam etti, yüzünden rahatça okunabiliyor olan gülümseme iyice genişlemişti. 

 

''Bir dakika, onun Zhanyei'ye yaptığını belki de Beyaz Taç Fozre Ailesi'ne yapmalıdır... Sonuçta Zhanyei, Fozre Ailesi'nin adına hareket etti, burada suçlu olan kişi sadece o değil, bu bireysel bir şey değil. Zaten bir saat kadar önce de, Vosu'ya bunu söylemiştim. Eminim Zend'in başındaki ödülde etkisi olan diğer aileleri bir şekilde öğrenmeyi başarmıştır, değil mi? Yoksa onun ve ailesinin sonu pek iyi olmayacak, hepimiz bunu biliyoruz, hahahaha...'' dedi, Vosu'ya doğru kaydırmıştı gözlerini Tarini, Dustin daha ona cevap vermeye fırsat bile bulamamıştı. ''Tabii, Vosu'nun böyle bir aptallığı yapacak birisi olmadığını biliyorum. Şimdi bana isimleri verecek, biz de ödülü kaldıracağız, haksız mıyım Vosu?'' 

 

''Şey...'' demişti Vosu, Tarini'nin direkt olarak konuyu buraya getirmiş olması onu biraz şaşırtmıştı, normalde onunla konuşmak için hazırlanmıştı geride bıraktıkları saatte, ancak Tarini öyle baskıcı bir şekilde girmişti ki konuşmaya bir kere daha, Vosu, ne diyeceğini bilememişti... ''Değerli Tarini, sizinle açık konuşacağım.'' diyerek, bir kere öksürmesinden sonra ezberlediği şeyleri anlatmaya başladı. Gözleri aşağıya doğru bakıyordu, Tarini'nin gözlerinin içine bakması hafifçe ürkmesine neden oluyordu çünkü. ''Ben, Zend'in başındaki ödülde parmağı olan diğer aileleri öğrenemedim, siz neden öğrenemiyorsanız, ben de aynı şekilde öğrenemiyorum... Ödül sistemini böyle bir kuralı var çünkü, üzgünüm, özür dilerim; ancak size istediğiniz bilgileri vermeyi başaramam.'' 

 

''Zaten sana o isimleri Ödül Sistemi'ni kullanarak öğrenmeni söylemedim, zaten bildiğin şeyleri bana söylemeni istedim sadece.'' dedi Tarini, sesinde biraz önce olan mizahi ton, şimdi kaybolmuştu bir anda. Sesi son derece tehditkâr bir hal almıştı, bir anda ciddileşmekte onun üstüne yoktu, Zend bunu onu bir süre boyunca izledikten sonra anlamıştı.

 

''Bunu ben de isterdim, ancak maalesef bilmiyor---'' 

 

''Öyleyse bu evi şimdiden yıkalım.'' Tarini, Vosu'nun söze girmesinin hemen ardından yumruğunu hızlıca yukarı kaldırmış ve onun sözünü tamamlamasına izin vermeden, arkasına doğru dönüp duvara yumruğunu geçirmişti.

 

Bam!

 

Yumruğun etkisi öyle sarsıcıydı ki, Zend bile yavaşça kenara doğru savrulmadan edememişti, arkasında atılan bir yumruktan dolayı, Tarini'nin muazzam bir fiziksel gücü olduğunu o anda anlamıştı. Sonuçta İlah Seviye birisiydi o, elbette enerjisinin öylesine yükselmesinin eşliğinde fiziksel güç de kazanacaktı. Yani böyle bir güce sahip olmasında şaşırılacak bir durum yoktu aslında. 

 

Ancak yine de... Bu yıkıcılık, doğal olarak insanı şaşırtıyordu. Zend'in kendisi de belki bunu yapabilirdi, ama dışarıdan gördüğü zaman istemsizce hayrete düşüyordu... 

 

Yer sallanmıştı adeta, Tarini'nin yumruğuyla birlikte... O duvardan geriye bir şey kalmamıştı zaten, üstelik, o duvarın arkasında kalıp Tarini'nin yumruğunun doğrultusunda olan duvarlar da ciddi anlamda zarar görmüştü... O yumruğun hemen üstünden karşıya doğru bakarsanız, en azından on odayı görmeyi başarırdınız. Çünkü ondan fazla duvar yerle bir olmuştu, Tarini'nin saldırısının ardından. 

 

Tarini'den sonra, Dustin ve Vosu henüz konuşmaya fırsat bulamamışlarken, Beyaz Taç'tan gelmiş olan kişiler teker teker en yakın oldukları duvara doğru ilerlemiş ve Tarini gibi, yumruğu geçirmişlerdi, bazıları odanın dışına çıkıp oradaki duvarlara saldırmıştı, evi adeta yıkıyorlardı... Tarini, bu şekilde bir göz dağı verebilmek için yanında Beyaz Taç'ta ciddi anlamda güçlü olarak görülebilen kişileri getirmişti elbette, bunu biliyordu Zend. Tabii gelenlerin arasında savaşçı olmayanlar da vardı, onlar da bir büyü oluşturmuş ve onunla saldırmışlardı. Büyücülerin etkisi de, en azından savaşçılarınki kadar fazla olmuştu. 

 

''Evet, bir kere daha. Hazırlanın gençler!'' dedi Tarini, diğer yumruğunu da hazırlamış ve yere doğru tutmuştu. ''İyice parçalayalım burayı, Kensa, dediğim gibi bahçenin dışına kimsenin çıkamaması için bir büyü yapmıştın, değil mi? Evden gitmeye çalışmalarının engellenmesi gerekiyor ki, evi yok ettikten sonra gözümüzün gördüğü her Fozre Ailesi üyesini de teker teker öldürelim, kaçamasınlar!'' diyerek sesini yükseltti epey, daha sonra da yumruğunu, odanın tabanına doğru ilerletti.

 

''Dur, dur, Tarini!'' demişti Dustin, iki elini açarak ileriye doğru uzatmıştı, avuç içleri Tarini'ye bakıyordu. 

 

''Değerli Tarini, elimden hiçbir şeyin gelmediğini söyledim!..'' demişti Vosu da, hızlı bir şekilde konuşmuştu, Tarini'nin evi gerçekten de yıkacağına ikna olmuş gibi görünüyordu. ''Yemin ederim, bilmiyorum başka kim var Zend'in başına ödül koyan, şerefimin üzerine yemin edebilirim!'' dedi, o da Tarini'yi engellemeye çalışıyormuş gibi görünüyordu, paniklemişti bir anda adam. Zend'e karşı tehditkâr bile olabilirdi, sorun olmazdı. Sonuçta o, Siyahlar'da on beşinci olsa da hâlâ, on yedi yaşındaki bir çocuktu. Beyaz Taç'tan, Vosu'ya zarar verilmesini istemesi garip olurdu... 

 

Ancak Tarini farklıydı. Tarini'ye karşı cüretkâr olması imkansızdı, bir şeyler söyleyemezdi kötü şekilde, imkanı yoktu. Tarini bir anda onu öldürmeye karar verebilirdi çünkü, Dustin'i falan umursamazdı... Tarini tamamen başka bir boyuttaydı... Zaten ona karşı iyi şekilde bir şeyler yapmaya çalışsa da başarılı olduğu söylenemezdi, tatlı dil de yaramıyordu ki kadına... Bir istediği oluyordu, o eğer gerçekleşmezse ne yapsan da onu memnun edemiyordun... Dustin Tarini'yi bir şekilde halledeceğini söylemişti, ancak o karşısına geldiği zaman doğru düzgün konuşmaya bile fırsat bulamamıştı. Kendisine böyle bir şans tanımamıştı kadın.

 

''Tarini, bunu bir şekilde çözebiliriz, sakin ol...'' dedi Dustin, Tarini'nin evi yok etmesini engellemeye çalışıyordu bir şekilde... ''Ben buradayım, benim hatırım için bile durmayacak mısın? Pounz Krallığı'na saygılı olman gerekir, biliyorsun... Bunun için de bana da saygılı olman gerekiyor, tıpkı benim sana olduğum gibi.'' diyerek, ortamı yumuşatmaya ve Tarini'nin dikkatini başka bir yere çekmeye çalışmaya başlamıştı.

 

''Dustin, Kara Yaprak yıllar önce Beyaz Taç'a hakaret ettiğinde de araya girmiştin ve o zamanlar, kralın araya girmesinden dolayı Kara Yaprak'a saldırmaktan vazgeçmiştim. Ancak aynısı tekrarlanmayacak, bir kere beni durdurmana izin verdim, bunu tekrarlayacağımı düşünme, eğer ki beni, istediğim şeylerden uzak tutmak için çaba harcarsan senin de kafanı keser, sarayının girişine asarım. Kendini bir şey sanma, sana bir kere bile yenildiğimi hatırlamıyorum.'' dedi, Tarini, Dustin'i uzun zamandır tanıyormuş gibi görünüyordu. İyice ciddileşmişti aynı zamanda bir anda, Dustin'e kan dondurucu bakışlar yollamaya başlamıştı. ''Seni daha önce öldürecektim, ancak önüme benim için değerli olan birisi geçti, daha sonra sen onu da öldürmeye çalıştın tabii. Eğer ki bir anlığına kontrolümü kaybedersem, senin hızlı bir şekilde ölmeni sağlayabilirim, dikkatli ol.'' 

 

Dustin şimdiye kadar alttan almış olsa da, Tarini'nin son söyledikleriyle birlikte hafifçe ileriye doğru gitmeye başlamış gibi görünüyordu. ''Tarini, sana Pounz'da olduğun için epey değer veriyorum, bunu biliyorsun.'' dedi adam, sesi soğuklaşmıştı. ''Ancak şansını zorlama. Ben, Pounz'un tüm otoritesini taşıyorum. Bununla gerekirse sana karşı da savaşabilirim, karşında eski, yalnız başına savaşmaya çalışan Dustin yok. Artık, Güneş Ailesi'ne dahi kafa tutabilecek güçte arkadaşlar edindim, onları tek çatı altında toplarsam eğer, Beyaz Taç'ı yok etmeyi bile düşünebilirim.'' dedi, görünüşe göre sabırlı davranmayı sonlandırmıştı... Konuşmasından sonra da yavaşça kafasını Zend'e doğru çevirdi. ''Benim amacım Zend'in zarar görmesi değildi, ancak Vosu da burada bir şey yapamıyor, onun üstüne yürüyorsun, bu yanlış bir şey.'' 

 

''Dustin, doğru ya da yanlış olanın ne olduğunu sana soracak değilim...'' dedi Tarini, yavaşça Dustin'e doğru yaklaşmış ve aurasını yollamaya başlamıştı. ''Daha düne kadar beni kendinden oldukça yüksek olarak gören sen, şimdi birkaç ağabey bulduğun için öz güvene sahip oldun ve beni yenebileceğini mi düşündün? Beyaz Taç'ı mı yok edeceksin, hah, güldürme beni!'' dedi, daha sonra da Zend'in gözleriyle takip edemeyeceği bir hızla ilerleyerek, Dustin'in boğazına yolladı elini. ''Babanı kimlerin öldürmüş olduğunu unutuyorsun galiba... Başa geçmek için yardım isteyip, paçasına yapıştığın kişilerden birisi ile nasıl konuştuğunu sanıyorsun sen? Ağabeylerin, ben seni öldürdüğüm zaman senin adına sahip çıkacak mı sence? Öldürülenin yanında mı olacaklar, ha? Sanırım savaş istiyorsun, öyle mi?'' diye konuştu, sesini sabit bir tonda tutmuştu. Eli de Dustin'in boğazındaydı, adamın gözlerinin içine bakıyordu.

 

''Heh...'' Bir nefes verdi Dustin. ''Bugün çok gerildik, neden yarın bir balo düzenleyerek barışçıl bir şekilde her şeyi konuşmuyoruz?'' diyerek, yavaşça geri adım atmayı mantıklı bulmuştu...

 

***

 

1768