Zend sende akıl yokmu lan pounz un en güzel kızıyla yalnız kalmışsın destek büyüsü alacaksın hiç olmazsa bi öpücük al bari
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
348. Bölüm Hızlı Plan
Hızlı bir şekilde ilerlemişlerdi hana doğru. Zend'in son söylediğinin ardından ortaya çıkan Renyia'nın yüzündeki kırmızılık, daha kaybolmamıştı. Gerçekten utanmış gibi görünüyordu, Zend onu utandırdığı için biraz suçlu hissetse de pek belli etmemişti.
''Camlara yapabilecek bir büyün var mı?'' dedi Zend, koltuklardan birine oturmuştu hızlıca. Eğer Renyia böyle bir büyüye sahip değilse Era'yı, bir şekilde bir tane bulması için görevlendirecekti. Gizli bir şekilde birkaç işi halletmekte ondan iyisi olamazdı sonuçta.
''Elbette.'' dedi Renyia, kafasını sallamış ve yüzüğüne bir kere dokunmuştu. Daha sonra da elinde bir parşömen belirmiş, elini bu parşömenin üstüne basmış ve büyü dilinde birkaç kelime söyledikten sonra, parşömendeki yazıların odanın içerisinde camlara ilerledikten sonra kaybolmasını sağlamıştı. ''Şimdi içeriyi göremiyorlar, bu büyü birkaç saat boyunca içerinin görülmesini engelleyecektir.''
''Çok güzel.'' dedi Zend, teşekkür etmişti hızlıca. ''Bu arada, muhtemelen senin burada kalman gerekecek bu gece. Eğer birkaç saat gizli kalacaksa burası, benim burada olduğumu düşünmeleri en iyisi olur. Gizli bir şekilde dışarı çıkıp Vosu'yu yakalamam gerekiyor, eğer burada seninle birlikte olduğumu bilirse Dustin, Vosu'nun üstüne fazlasıyla düşmeyi bırakabilir. Sonuçta onu bir şekilde dışarı çıkarmam gerek, içeri girip de onunla savaşamam, Dustin falan girer işin içine, hiç istemediğim şeyler...'' diyerek devam etti, ellerini birleştirmiş, hafifçe öne doğru eğilmişti.
''Tamam, sorun değil.'' dedi Renyia, odadaki tek koltuk dolu olduğu için çift kişilik olan yatağın üstüne oturmak için ilerlemişti hızlı bir şekilde. ''Ama Vosu'yu yenebilecek misin sen?'' dedi, ortamın biraz daha samimi olması için, saygı eklerini bırakmış olmalıydı. ''Onu sarayın dışına çıkardıktan sonra, yenilmesini sağlamak da pek kolay olmayacak. Çünkü bir şekilde yardım çağırırsa eğer, etraftaki askerler bir anda oraya üşüşür. Üstelik yaptığınız savaş sırasında fazla ses çıkarmamanız gerekiyor, aksi halde diğerlerinin dikkatini çekersin. Tabii onu saraydan epey uzağa götürebileceksen durum değişir...''
''Halledeceğim, sorun yok.'' dedi Zend, kafasını ellerinin üstüne dayamıştı şu anda. ''Bir şekilde halledeceğim...'' diyerek, alnını ovdu birazcık. Eğer yeterince iyi bir plan yaparsa, Vosu'yu kesin yalnız başına yakalayabilirdi. Ancak işin içine istenmeyen kişiler girerse yaptığı plan boşa da gidebilirdi. Üstelik bedeli de ağır olabilirdi... Buna dikkat etmesi gerekiyordu, Vosu'yu yalnız başına yakalayabildiğinden emin olmalıydı. ''Vosu'yu nasıl dışarı çıkarabilirim?'' diye sordu kendi kendine, sesli bir şekilde düşünmekteydi. ''Onu saraydan çıkmaya ikna edebilecek birisini tanıyor muyum? Hayır... Fao onu bir şekilde dışarı çekemez, çekebilse de, Vosu kesin yanında bir sürü adamını getirir. Tarini işi kolaylaştırabilir mi?'' diye sormaya devam ederken soruları, kafasını kaldırmış ve gözlerini de ileriye doğru dikmişti.
''Hayır, o da bir işe yaramayacaktır. Güneş Ailesi'nin lideri bizzat bir şeyler yapmaya çalışırsa aşırı dikkat çekeriz, aynı zamanda Vosu'nun yanında direkt Dustin falan bile olabilir... Öyleyse ne yapmalı? Gri Engerek bana yardım eder mi ki, etse de nasıl bir yardımı olur ki? O öldürmeye dayalı birisi, Vosu'yu nazik bir şekilde ikna edebileceğini sanmıyorum... Vosu kesin öfkeden kudurabilecek birisidir, çocuklarını nasıl öldürdüğümden bahsedersem bile, yeterince öfkelenecektir zaten. Bu da onu iyice hata yapmaya iter... Ama ona bunu nasıl söyleyebilirim ki? Onunla konuşmam demek, Dustin'in direkt olarak bana odaklanması demek. Hem buradan çıktığımın da bilinmemesi gerekiyor... Hayır hayır, bu olmadı. Peki ona, dışarı çıkması için bir sebep verebilir miyim?'' diyerek devam ederken, gözlerini kaldırmıştı hızlı bir şekilde. Karşıya doğru bakarken gülümsemişti. ''Evet, evet. Sevdiği şeylerin zarar görmesi kesin onu epey bir hata yapmaya iter, hatta yalnız başına bile hareket edebilir, eğer değer verdiği şeylere saldırırsam. Peki Vosu nelere değer veriyor? Fozre Ailesi'nden bir çocuğa falan saldırmam mümkün mü acaba? Hayır, muhtemelen değil, ona saldırılması Vosu'nun son derece öfkelenmesine neden olacak bir çocuk yoktur büyük ihtimalle artık Fozre'de, Vosu'nun ciddi anlamda yakın olduklarının hepsini öldürdüm zaten. Lanet olsun, keşke bir çocuğa daha sahip olsaydı... Bir çocuğu yakalayıp kaçırmak bana çok büyük bir kâr sağlayabilirdi, üstelik bu böyle küçük, zayıf bir şey olsa daha da iyi olurdu...'' dedi, daha sonra da kafasını, kendisini şaşkın bir şekilde izliyor olan Renyia'ya çevirdi. ''Renyia, Vosu'nun gerçekten de değer verdiği bir genç var mı Fozre Ailesi'nden? Maksimum bir saat içerisinde ulaşabileceğim bir yerde olmalı... Kaçırılmasıyla ya da zarar görmesiyle birlikte, Vosu'nun sinirden aklını kaybetmesine neden olabilecek birisi.''
Renyia, hızlıca kafasını sallamıştı Zend'in sorusunu duyduğu gibi. ''Sanmıyorum, Zend.'' dedi, aklına Fozre Ailesi'ndeki değerli çocukları getirmişti. ''Ailede iki tane parlayan çocuk vardı, Ovaur ve Ankoa, ikisi de öldürüldü. Onun dışında, Vosu'nun diğer iki çocuğu da Chibui Dağı'nda öldürülmüştü, şu anda zarar görmesiyle Vosu'nun son derece sinirleneceği bir çocuk yok Fozre Ailesi'nde, üzgünüm...'' dedi, Zend'in hızlı bir şekilde durumu değerlendirip bir plan kurma yeteneğine hayran kalmıştı adeta... Yalnızca birkaç saniye içerisinde bu kadar ihtimali değerlendirmiş, yeni yollar açmıştı kendisine genç adam, onu bu kadar ileriye götüren başlıca etken belki de bu yeteneğiydi... O, gerçekten de taktik bulmakta bir numaraydı...
''Anlıyorum...'' dedi Zend, kafasını tekrar öne doğru çevirmişti. Renyia'dan fikir alabilirdi, bu yüzden sesli bir şekilde söylüyordu şu an düşüncelerini. Renyia kendisine göre daha iyi biliyordu Fozre Ailesi'ni muhtemelen, yıllardır çeşitli aileler hakkında bilgi alarak yetiştiriliyor olmalıydı sonuçta o genç kız. Özellikle de Sanmu Ailesi'nin düşmanları ile ilgili bilgi alıyordu hatta büyük ihtimalle, düşmanı yenmek için ilk olarak onu tanımak gerekiyordu sonuçta. Fozre Ailesi ile Sanmu Ailesi'nin aralarının hiç iyi olmadığı da düşünüldüğü zaman, Renyia'nın Fozre ile ilgili hemen her şeyi çoktan öğrenmiş olması lazımdı. Bu yüzden bu konuda ona güvenmişti, ayrıca onun kendisine ihanet etme olasılığı da yoktu, iş bitene kadar burada kalacağından dolayı kazara bir şeyler söyleyemezdi kimseye, aynı zamanda Vosu'nun öldürülmesini isteyenin de zaten kendi ailesi olmasından dolayı Zend'in önünü kapatmaya çalışmazdı bu konuda. ''Öyleyse başka bir yol düşünmek gerek.'' diyerek devam etti genç adam, derin bir nefes almış ve yutkunmuştu, aklından türlü türlü planlar geçiyordu... ''Peki, Vosu ailesindeki gençlerden başka neye değer veriyor? Neye saldırmam gerekir, onu güzelce kışkırtmak için? Değer verdiği neler var, düşün...''
''Ah, doğru, evine saldırsam da olur!'' dedi Zend, bir anlığına heyecanlanmış da olsa, sesinin yüksek seviyelere çıkmasını engellemekte sorun yaşamamıştı. Hala epey sessiz bir şekilde konuşuyordu, odaya girdikten sonra da tüm süre boyunca sessizce konuşmuştu zaten, çünkü sorun olabilirdi sesli konuşması. Askerlerden birkaçı peşine takılmış, girdiği odadan çıkan sesleri dinliyor olabilirlerdi. Bu riski alamazdı, içerisi görülmüyor olsa da, sesin de engellendiğine dair bir bilgi yoktu ortada. Muhtemelen engellenmiyordu da... Bazı hanlarda otomatik olarak yapılmış oluyordu bu tip büyüler, ancak bu onlardan birisi değilmiş gibiydi, emin değildi Zend...
''Geçen sefer evine girdiğim zaman epey sinirlenmişti, bu sefer evini bir de yakayım, bunu duyunca iyice sinirden köpürür... Hahahahaha, salak herif, tuzağıma düşecek yine...'' dedi, içinde patlayan kahkalarını susturmamıştı.
''Dur, ama bu sefer de şöyle bir sorun olur...'' dedi, Renyia'ya doğru çevirmişti kafasını. Bu istemsizce yaptığı bir şeydi, ona bakmak bir şeyi değiştirmemişti yoksa... ''Fozre'nin ana malikanesine ciddi bir zarar geldiği duyulduğu zaman, herkes birlikte harekete geçer, Vosu da kesin bir sürü askerle birlikte ilerler. Kraliyet Askerleri'ni filan yanından ayırmaz yani... Bunu nasıl engelleyebiliriz ki? Hmm... Hah!'' diyerek sesini birazcık yükseltmişti genç adam, bir elini yumruk yapmış ve ötekine vurmuştu. ''Burada da Tarini işe dahil olabilir... Eve birisi saldırıyorsa, Fozre'nin askerlerinin büyük bir çoğunluğu eve doğru harekete geçer, böylece Vosu'yu koruyacak çok fazla kişi kalmaz, tabii bunun için Vosu'nun geride tutulması gerekiyor, ortasında kesinlikle ayrılamayacağı bir işe sokarsak bir şekilde onu, tam bunun ortasında da evin yanmaya başladığı haberi gelirse çaresiz kalır, evi yok olsa bile orada kalmaya devam etmesi gerekecek, Tarini böyle bir şeyi bulabilir herhalde... Elbette, direkt olarak onun evden habersiz olması da mümkün. Tarini ya da Gri Engerek bir şekilde onu bir odaya sokup, başka kimsenin ne olursa olsun girmemesini ve Vosu ile özel bir şey konuşacaklarını söylerlerse, dediğim gibi ev patlasa bile Vosu'nun haberi olmaz... Evet, bu güzel bir plan oldu. Daha sonra, onun geçeceği bir yolda pusu kurar, gelmesini bekleriz. Rotası çok da karışık olamaz herhalde, buradan Fozre Ailesi'nin ana malikanesine gitmek için ne kadar farklı yol olabilir ki? Büyük ihtimalle en kısa yolu kullanırlar, ancak ne olur ne olmaz diye kısa olan, ancak en kısa olarak gösterilemeyecek yollara da bir göz atarız. Eğer beklediğimiz yerlerden gelmezlerse, hızlı bir şekilde yer değiştirmem zor olmaz.'' dedi, aklında planını tamamlamıştı bile çoktan, eksik noktaları gözden geçirecekti şimdi...
''Oh...'' Renyia'nın ağzı ise hafifçe açılmıştı. O Zend'den büyüktü, ancak böyle bir planı asla düşünemezdi. Zend ile aralarındaki fark muazzamdı... O, kendisine göre adeta her alanda üstündü. Bir savaşta çok rahat bir şekilde Renyia'ya karşı galip gelebilirdi, tek yumruğu ile bir hava akımı oluşturmayı başarabilmiş olan birine karşı nasıl kazanabilirdi ki? Bir kılıç bile kullanmadan, hatta tekniklerinin birçoğuna başvurmadan, Kral Modu'nu aktifleştirmeden iki tane, ortalamanın epey üstünde olan soyluya karşı son derece ezici bir üstünlük sağlayabilmiş olan birisiydi Zend, Renyia'ya karşı kazanmak için de pek fazla bir şeyi kullanması gerekmezdi muhtemelen. Yalnızca Savaş Tanrısı'nın Nefesi bile, onun için yeterli gelebilirdi... ''İnanılmazdı, Zend. Bu kadar kısa bir sürede, nasıl böyle bir plan yapmayı başardın?'' diye sordu yavaşça... Kendisinin bu planı bulması için, Zend'in kullandığından katbekat fazla zamana ihtiyacı olurdu kesinlikle.
''Geçmişte bir sürü plan kurdum, zamanla gelişiyorsun...'' dedi Zend. ''Chibui Dağı'nda yalnız başına senelerce kalmanın bir getirisi olarak görülebilir bu, deneyim gibi bir şey yani...'' diyerek devam etti, kurduğu planların iyi olmasında asıl neden o manyak adamla geçirdiği üç senede her gün onlarca yeni plan kurarak, kurtulmaya çalışmasıydı elbette çeşitli düşmanlardan... Ancak bunu Renyia'nın bilmesine gerek yoktu...
''Era, sen hızlı bir şekilde gidip Tarini ve Gri Engerek'e durumdan bahset, benden daha gizli olabilirsin, yalnız olman da işi daha kolay yapabilmen anlamına gelir, bu yüzden evden çıkıp saraya ilerle hemen. Tarini'nin on dakika sonra Vosu'yu, en azından yarım saat boyunca içinden çıkamayacağı bir konuşmaya sokmasını söyle, dışarıdan haber bile alması imkansız olsun bu süreçte. Tabii aynısını Gri Engerek de yapabilir... Seni başka kimsenin görmediğinden emin olmalısın, bana seslenirsin, senin ulaşma mesafende olmak için, senden işin güzelce işlediğine dair bir mesaj almadan önce burayı terk etmeyeceğim. Handa olacağım yani... Ayrıca kralı dert etmemize de gerek olmayacak bu şekilde, baloyu yaptıran kişi Dustin'di, eğer saygınlığını kaybetmek istemiyorsa Fozre Malikanesi'ne kendisi gidemez, yani onun yolumuza çıkabilecek olmasından dolayı endişe etmemize gerek kalmayacak... Vosu'yu da oraya bağlamayı başarabilirlerse, yetkili kişilerin gidemiyor olmasından dolayı çok sayıda askeri yollaması gerekecek Dustin'in. Hatta Tou bile gidebilir, ancak Tou Vosu'ya korumalık da yapabilir, bunu Yua'dan öğrenmem gerekiyor. Eğer Tou işin içine girerse diye, Sanzirna'yı da alacağım yanıma, Tou'yu tek başına tutmakta sorun yaşamaz o, yeterince güçlü.'' dedi, sesli bir şekilde konuşmuştu, çünkü planda bir eksiklik olabilirdi, bunu da Renyia fark edebilirdi. Böyle bir durum olursa kendisini bilgilendirirdi hemen genç kız, uyarırdı Zend'i. Böyle bir fırsatın da elde olması için sesli bir şekilde anlatıyordu planını...
''Tamamdır,'' dedi Era, deminden beri dinliyordu Zend'in söylediklerini. Yani onun ne yapmak istediğinin farkındaydı, kendisinin Tarini ya da Gri Engerek'e gidip söylemesi gerekenleri de biliyordu. Bu yüzden, hiç vakit kaybetmemeye çalışarak hızlı bir şekilde çıkmıştı dışarıya... ''ben gidiyorum.'' dedi, gözden kaybolmuştu.
''Eh...'' Zend bir nefes verdi ve rahatlayarak, arkasına yaslandı. En azından bir dakikalığına rahat bir şekilde dinlenebilecekti şimdi... ''Bu arada, Renyia, baban senin de destek büyülerini yapabildiğini söylemişti, birkaç tanesini yapabilir misin? İşime yarayabilirler, desteğe açığım sonuçta... Ailendeki büyücülerden destek alamıyor olsam da, sen buradasın hâlâ...'' dedi, Renyia'ya doğru çevirmişti gözlerini...
***
1815
Magnec