Elinize sağlık ?
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
186. Bölüm Lazel'in teklifi (2)
Zend adamın söyledikleriyle şaşırmamıştı çünkü Lazel'in bile karşısında konuşamayacağı biri varsa, bu kesinlikle o manyak adamdı. Sonuçta Lazel bir Tanrı'ydı, ona bu kadar üstünlük kurabilen biri başka biri olamazdı. Onun da söylediklerine pek güven olmuyordu sonuçta, Zend'in bu konuda hiç de hoş olmayan anıları vardı. Bunların bir iki tanesini karşısındaki adama anlattı.
''O adam zamanında bana da onun yanından ayrıldığımda Ejderha Seviye'ye varacağımı söylemişti.'' Zend hafifçe başını aşağı eğdi, bu sözlerin ona söylenmesinin nedeni muhtemelen, o adamın, Zend'in erkenden pes edip kendini öldürmeyi ya da ne olursa olsun kaçmamayı, yaşayacaklarını reddedip direkt olarak olacakları kabullenmemesini istemesiydi. Eğer Zend henüz oradayken onun bu sözlerine inanmış olmasaydı, kendine bütün bu yaşadığı zorluklar karşısında ayakta durmak için bir motivasyon sağlayamayacaktı, bu da erkenden pes edip ölümü kabullenmesi demek oluyordu. ''Üstelik bana Kral Modu'nun yanında Avcı ve Alim Modlarını vereceğini de söylemişti, ama görüyoruz ki ne bu modlardan birine sahibim, ne de Ejderha Seviye'ye çıktım. Onun söylediklerine dayanarak hareket ediyorsan, üzülerek söylüyorum ki hiç umutlanma. Ayrıca sana gösterdiği kişi ben bile olmayabilirim.''
''Kendi gözlerimle görmesem inanmazdım zaten, birinin, sadece kılıcını savurarak on tane Kutsal Seviye'yi öldürebilmesi için katetmesi gereken yol, otuz kırk bin yılı bile rahatça bulur. Bu sürede de sürekli olarak eğitim yaptığını kabul edersek elbette... Ama sen o süre zarfında ancak yetmişli yaşlarda olacaksın. Üstelik benim zayıf biri olmadığımın farkındasındır umarım, o adamla birlikte gittiğim anda sen olarak gösterdiği kişinin enerjisini hemen incelemeye koyuldum ve bu enerjinin, şu anda karşımdaki kişinin enerjisi ile aynı olduğundan kesinlikle eminim. Elbette, düşündüğüm gibi olmadığını, o zamandaki senin en azından yirmi binden yüksek bir yaş aralığında olduğunu kabul etsem bile, bu senin potansiyelinin oldukça yüksek olduğunu değiştirmez, sen başkasının yanına bırakmayı düşündüğüm biri değilsin, bu böyle kalacaktır.'' Lazel, gözlerini bir kere bile kırpmamıştı ve Zend'inkilere dikkatle bakıyordu.
''Peki, dediğiniz gibi olsun.'' Zend bu durumu daha fazla uzatmamaya karar verdi. ''Peki bana bunu söyleyerek ne yapmaya çalışıyorsunuz? Eğer ben gerçekten de elli yıl sonra on tane Kutsal Seviye büyülü yaratığı tek saldırıda yok ediyorsam, neden sizin yanınıza katılmayı kabul edeyim ki, birinin emri altında olmayı isteyeceğimi neden düşünüyorsunuz? Bunun yerine başka bir sebep sunmak çok da zor olmamalıydı.''
''Öncelikle, başka bir sebep sunmak zor değildi elbette ancak ben yalan söylemekten nefret ederim.'' Lazel dirseklerini dizlerinin üstüne koyup ellerini birleştirdi. ''Ayrıca ben, benim emrim altında olmanı da hiç söylemedim, aslında seninle bir ortak gibi olmayı planlamıştım. Bunun için Xienao, Dealdor ve Sanzirna'yı yanına yollarken sana bana nasıl davranıyorlarsa öyle davranmalarını tembihlemiştim. Sanzirna'nın sana vurduğunu da duydum, bunun için de özürlerimi sunuyorum, bu konuşmanın sonunda zaten onu cezalandırmak isteyip istemediğini soracaktım. Üstelik benim yanımda yer almayı kabul etmen için birkaç tane çok basit sebep var. Birincisi, benimle birlikteyken gelişiminin normalden kat kat fazla olacağını düşünüyorum, çünkü elimde hem para, hem de güç var ve sana gerekli imkanların tamamını sağlayabilirim. İkincisi, sen birkaç sene önce Şer Tanrısı Venda'nın mührünü bozarak zaten diğer Tanrılara karşı bir başkaldırıda bulundun. Bunun bedelinin ölüm olduğunu biliyorsundur herhalde, şu anda da dünya üzerinde onlar ölmeni istese de ölmemeni sağlayabilecek birkaç kişiden biriyim, seni gizleyebilirim, ne kadar ararlarsa arasınlar, nerede olduğunla alakalı herhangi bir fikirleri olmaz. Ha, nerede olduğunu bilseler dahi gelip de sana saldıramazlar, çünkü benim yanımda olman demek, öldürüldüğün zaman onlara direkt olarak savaş açmam demek. Ben Yarı Tanrılar'ın desteğini yıllar önce almıştım ve artık onlara karşı savaşıp muazzam kayıplar vermelerini sağlayabilecek kadar gücüm var. Zaten istediğim de, bu güce daha fazlasının eklenmesi. Bu yüzden bugün benimle konuşuyorsun.'' Adamın kelimeleri mantıklıydı ve sesi gerçekten oldukça ikna ediciydi. O sadece saçma bir şarkının sözlerini söylüyor bile olsa, normal bir insan sadece onun ses tonundan etkilenip söylediklerini hiç düşünmeden kabul edebilirdi.
Zend biraz konuşmadı ve adamın söylediklerini iyice düşündü. Bu bir Tanrı'yla ilk konuşması değildi, bu yüzden herhangi bir şekilde rahatsızlık duymuyordu. Era yanında sessizce beklerken onun seçimlerine müdahale etmemeyi tercih etmiş gibi görünüyordu, genelde çıkardığı mırıltıları bile çıkarmıyordu. Venda ona birkaç yıldır saldırmamıştı. Bunun sebebinin ne olduğunu anlamasa da, o mavi gözlü, kızıl saçlı çocuk Venda tarafından yollandığını söyleyip, yenilip geri gittikten sonra bir daha Zend'in yanına herhangi biri uğramamıştı. Venda'nın onun peşini bırakıp bırakmadığını bu yüzden bilmiyordu genç adam, birkaç yıldır hiç temasa geçmemiş olmaları, Zend'i daha fazla öldürmeye çalışmayacağını mı gösteriyordu? Şer Tanrısı'nın birini affetmesi ya da bırakması hiç de kolay olmazdı tabii ki, sonuçta bu onun karakterine aykırıydı. Zend Ranon'a Venda'nın neden daha fazla saldırıda bulunmadığını sorduğu zaman bir cevap alamamıştı, bu yüzden bunu kendi başına çözmesi gerektiğini düşünmüştü ve bir daha da sormamıştı. Ama cevabı bulamadığından da kesinlikle emindi... Eğer Venda onu öldürmek isterse gelecekte, Zend'in pek çok şeyi kaybedeceği kesinleşirdi. Sonuçta o Venda'nın mührünü bozmuştu ve Tanrılar, dünyada bir şeyi yapmaktan hiç hoşlanmıyor olsa da Zend'i yakalayıp tekrar saldırabilirlerdi. Zend kendini belli etmemek için seviye olarak yükselmemiş olsa da, gelecekte her halükarda bir şekilde dikkat çekeceğine kesin gözüyle bakıyordu ve Ağır Kılıç ile savaşarak belirli bir seviyede kalmak onu belli bir yere kadar kurtaracaktı. Gerçi zaten Zend de bu kılıcı kullanmayı kendisini sonsuza kadar Tanrılar'a gizleyebileceğini düşünüp de istememişti, direkt olarak seviye atlamaya çalışırsa karşısına çıkan, Venda'nın bir elemanı onu öldürebilirdi, ama önce bu kılıcı kullanmayı başarıp sonra seviye olarak yükselirse, kolay kolay öldürülmezdi. Bu Ağır Kılıç, aslında geleceğe bir yatırım gibiydi.
Riske atmalı mıydı acaba? Lazel'in yanında olmak ona bir şey kaybettirmezdi, ama Ranon'un daha önce bahsettiği gibi eğer Lazel ile yan yana fark edilirlerse, ondan dikkatini çekmiş olan Şer Tanrısı onun öldürülmesini birinci sıralı işi olarak görebilirdi. Bunu kabul ederse bu ihtimali göze almak zorunda kalacaktı, kabul etmezse de Venda'nın ileride saldırma ihtimaline karşı ne yapacağını tam olarak bilmiyordu. Sonuçta ölmese bile eğitim olarak çok yavaşlama durumu vardı ve almak istediği birkaç intikamı almadan eğitiminin yavaşlamasına, güçlenmesinin duraklamasına izin veremezdi.
Bir süre beklemeye devam etti. Ranon'un da ona hiç seslenmiyor olması, bu kararı ona bıraktığını gösteriyordu. Bu kararı kendi başına verecekti genç adam, şu ana kadar pek az kararı kendi başına vermişken, böylesine büyük bir kararı kendi başına vermesi gerekiyordu. Üstelik içinde, Lazel'in söylediği, on tane Kutsal Seviye'yi kılıcını sadece bir kere savurarak öldürmesinin gerçek olma ihtimali de büyük bir heyecan yaratmış sayılırdı. Lazel haklıydı, bunu yapabilmek için kişinin bin yıllar boyu eğitim yapıp güçlenmesi gerekirken, Zend bunu olur da yetmişli yaşlarında yaparsa... Düşünmesi bile çok güzeldi...
Lazel Zend'in bu işi enine boyuna düşünmesine imkan vererek sessizleşmişti ama onu izlemeye devam ediyordu.
Zend biraz daha bekleyip düşündükten sonra kararını vermişti, gözlerini kapatıp kafasını eğerek girdiği düşünme pozisyonundan çıktı ve karşısındaki yaşlı adama baktı. Gözlerinde, Zend'inkilerde olduğu gibi, bir duygu parçası bile yoktu. Bu gözler nice ölümler görmüştü kim bilir, nice gencin ruhunun solduğunu izlemişti... Dudaklarını araladı ve aklındaki düşüncelerinin, hızlı hızlı kelimelere dönüşmesine izin verdi. ''Pekala o halde.'' diye mırıldandı ilk başta, sonra bir kere öksürdü ve devam etti: ''Seninle birlikte olacağım, ama zaten canımı sıkabilecek olan Şer Tanrısı'nın daha da fazla bana odaklanmasını istemediğim için seninle pek fazla yan yana olmayacağım. Zaten Venda birkaç yıldır bana saldırmadı, senden olduğumu öğrenip de saldırmayı bırakmasını sağlayan ne olduysa bunu yok etmesini istemiyorum, beni öldürmeye çalışan biri olursa da herkesin bileceği bir şekilde bir birliktelik oluştururuz. Nasıl fikir?''
''Mükemmel fikir, kabul!'' diyen Lazel'in yüzüne bir gülümseme yerleşmişti bir anda, adam Zend'in, öne sürdüğü teklifi kabul ettiğini görünce mutlu olmuştu anlaşılan.
Ayağa kalktı ve elini Zend'e uzatarak, gencin de elini uzatması için bekledi.
Zend de o ayağa kalkınca ayaklandı ve adamın elini sıkarak gülümsedi. Lazel'in desteği şu an onun için dünyadaki en büyük destek olabilirdi, sonuçta Lazel'in sahip olduğu güce, dünyada Zend'i kabul edecek başka biri sahip değildi. Onu koruyabilecek en güçlü kişiydi şu anda.
''Peki Sanzirna'yı cezalandırmak istiyor musun?'' Lazel gülümsemesini çıkartmadan konuşmaya devam ederken Zend'in elini bırakmıştı.
''Yok canım, gerek yok.'' dedi Zend, Sanzirna ona vurdu diye ona bir kin beslememişti ve sadece bu sebepten dolayı birine ceza verilmesini isteyecek biri de değildi zaten. Onun böyle egoları yoktu.
''Sen bilirsin,'' dedi Lazel. ''bu arada seneye yapılacak olan Dört Büyük İmparatorluk Turnuvası'na katılmayı düşünüyorsun değil mi?''
''Evet, gireceğim elbette, zaten bir bilet kazanmıştım ve onu boşa harcamak gibi bir niyetim yok.'' diyerek samimi bir şekilde cevap verdi Zend.
''Öyleyse güzel, orada destekçimiz olan aileler olacak ve onlardan birinin yanında olmanı sağlayabilirim, seni korumaya alırlar.''
''Bu kadar da korunmaya muhtaç biri değilim, zaten yanımdan hiç ayrılmayan birkaç tane koruyucum var benim,'' Zend ellerini kaldırırken mahcup bir şekilde gülümsemişti, çünkü destek almayı istese de bu kadar desteğe ihtiyacı yoktu. Hem Yama Ailesi'nin yanına giderdi istediği zaman.
''Hmm, sen bilirsin o halde.'' dedi Lazel. Ranon herhangi bir şekilde konuşmadığı için onu hissetmemiş olacaktı, konuşurken enerjisinin dalgalanmasına yol açan yaşlı varlık sessizleştiği zaman hemen hiç kimse tarafından fark edilemeyecek bir şekilde gizleniyordu. ''Birkaç yıldır eğitimdeydin, tekrar başlamadan önce dinlenmek istiyorsundur. Seni Chibui'den çıkar çıkmaz çağırmak kabalık oldu biliyorum, bu yüzden şimdi sana istediğin rahatlama imkanlarını sağlamak da görevimdir, bir yerde tatil falan yapmak ister misin?''
''Aslında bir tatile ihtiyacım yok, çünkü zaten son birkaç yıldır sırf yatıp meditasyon yapıyordum. Bu yüzden direkt olarak Beyaz Taç'a, evime gitmek istiyorum.'' Zend dürüstçe cevap verdi. Bir tatile ihtiyacı yoktu.
''Öyleyse yanında Sanzirna da olsun, sorun olmaz değil mi? Onun görevi artık olası bir tehlikede seni savunmak, normalde ondan fazla koruma verirdim ama bunu istemeyeceğini tahmin ediyorum, Yama Ailesi'nin yanına giderken Sanzirna'yı bile istemediğini ama mecburiyetten dolayı aldığını düşününce... Üstelik Sanzirna dünyada tanınan biri değil, Tanrılar da ondan haberdar olmadığı için senin yanında dolaşması sorun olmaz. Benim de içim rahat olmuş olur, Sanzirna'nın yetenekleri fena değildir.'' Lazel samimiyetle konuşmaya devam ediyordu.
Zend, bu teklifi reddederse Lazel'in hoşnut olmayacağını fark etmişti ve Sanzirna'nın yanına verilmesinin sebebinin, kadının onu korumasının yanında Zend'in Lazel ile konuştuklarının aksine bir şey yapıp yapmadığını görmesi olduğunu biliyordu. Bunu reddetseydi bile Lazel onun peşine gizlenen birini takacağı için, en azından birkaç yıldır biraz bile olsa tanıdığı Sanzirna ile birlikte gitmeyi kabul etmeyi tercih etti. ''Tabii, sorun olmaz.'' dedi ve kapıya doğru ilerlemeye başladı. Kısa olan bir ziyaret yeterince iyiydi onun için, zaten Lazel'in yanında daha fazla kalmayı da düşünmüyordu.
***
1685
Magnec