Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

171. Bölüm Yama Ailesi (2)

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

 

 ''Şu an Yama Ailesi'nin bölgesi içindeyiz, liderin kaldığı malikane de buraya çok uzakta değil, işte şurası, uzun duvarlarla çevrili bölgenin içerisinde, üstleri görünen bina. Hadi gidelim bakalım, içeriye bir şekilde girebileceğimizi düşünüyorum. Olmazsa ben kendimi gizleyerek girebilirim,'' Zend o manyak adamın yanında geçirdiği üç yılda hemen her gün kaçmaya çalışıyordu karşısına çıkan şeylerden, kaçamadığı zamanlarda da kendini gizleyerek kurtulmaya çabalıyordu. Bu yüzden kendini gizlemekte hatırı sayılır derecede ustalaşmıştı, kimsenin ruhu duymadan karanlığın içerisinde hareket edebilirdi. Zend şu ana kadar, o adamdan daha güçlü birini ne görmüş, ne de duymuştu. Onunla birlikte olduğu süre boyunca onlarca kere kendini onun bile fark edemeyeceği şekilde saklamayı başardığı için, bu malikanedekilerin, eğer şansı yaver giderse onu fark edemeyeceğini umuyordu.

Yama Ailesi'nin liderinin kaldığı evde doğal olarak yüzlerce hizmetçinin de olduğunu tahmin ediyordu Zend, buna bağlı olarak hizmetçilerin kaldığı belli başlı yerler de olmalıydı. Özellikle mutfak kısmının en savunmasız yer olacağını düşünmüştü ve bu yüzden buradan girmesi daha mantıklı olurdu, daha sonra da bir şekilde evin haritasını ele geçirir ya da birinden yerleri öğrenir, liderin odasını bulup büyüsüyle içeri girerdi. Direkt olarak büyüsüyle içeri dalmak daha kolay gibi görünüyordu, ama eğer gideceği yeri kesin olarak bir şekilde netleştiremezse sonu pek iç açıcı olmazdı. Bu yüzden en azından gideceği odanın içini bir şekilde görmeliydi. Bunların tamamını düşününce de en mantıklı seçeneği, mutfaktan girip liderin odasını bulmaktı. 

''Sanzirna, bence sen dışarıda bekle ve şu binanın içini dinlemeye koyul,'' Zend Sanzirna'ya baktı ve eliyle ilerideki duvarların arkasında kalan, üst kısımları dışarıdan görülebilen, heybetli malikaneyi göstererek konuştu. ''çünkü oraya gelsen de sadece bir kişisin ve burası Yama Ailesi'nin ana binası, yani senin gücün burada pek de bir işe yaramayacaktır. Oraya girip beni koruyamazsın, en iyi ihtimalle bile eğer öleceksem benimle birlikte ölürsün. Bu yüzden burada bekle.''

Sanzirna Zend ile birlikte gelmek istiyormuş gibi görünse de onun dediklerinin doğru olduğunun farkında olduğu için üstelemeyerek geride kalmayı kabul etti. ''Seni bekleyeceğim, içeriye girince çok fazla savaşçı ve büyücü olacak, bu yüzden senin de dediğin gibi pek bir işe yaramam tek başıma, ancak dışarı çıkarsan ve onlar peşinde olursa seni kaçırabilirim, hız konusunda benimle yarışabilecek çok kişi yoktur burada.'' 

''Tamamdır.'' Zend kafasını salladı. ''Era, sen benden daha küçük ve hızlı olduğun için önden gidip bana gitmem gereken yerleri söyle, ardından içeri gireriz. Malikane duvarın hemen ardındaymış gibi görünüyor ama aslında duvarla aralarında çok uzun bir mesafe var, bina çok büyük olduğu için öyle duruyor. Aklında olsun. Ben burada bekliyorum.'' Burası Yama Ailesi'nin bölgesi olsa da, tabii ki ailenin yerleşim bölgeleri diğer kısımlara göre çok daha farklı olacaktı, diğer taraflara bakıldığında ortalama bir şehir gibi görünürken, Yamaların evlerinin olduğu bölgede her şey çok daha konforluydu. Ağaçlar, yollar, binalar, duvarlar ve daha pek çok şey. 

''Olmuş bil,'' Eralkavender Zend'in omzundan atladı ve yan taraflarındaki binanın kenarından hızlı adımlarla yürüyerek Yama malikanesinin dışındaki duvara doğru ilerledi. 

Yirmi dakika kadar sonra geri gelmişti büyülü yaratık, Zend onun geleceği tarafı bilip oraya bakıyor olmasaydı, onun geldiğinden haberi olmazdı bile. Eralkavender'in ne yaklaşan enerjisini hissetmişti, ne de onun geldiğine dair bir ses duyabilmişti.

''Nasıl durum, nereden gireceğiz?'' Zend meraklı bir şekilde sordu. Kafasına liderle karşılaşmayı takmıştı bir kere, bir daha bozmayacaktı bu düşünceyi. İnat etmişti. Sanzirna'nın olduğu yerden çıkmış ve normal insanlar gibi malikanenin çapraz tarafına doğru yürüyerek oraya biraz yaklaşmıştı. 

''Duvarlar malikaneye oldukça uzak, ev duvarların tam ortasına yerleştirilmiş ve duvar ile arasında birkaç tane küçük kulübeler, içlerinde de her tarafı gözleyen büyücüler ve askerler var. Üstelik evin tepesinde de devamlı olarak etrafa gözlerini dikmiş gözcüler mevcut. Yama Ailesi'ne ait diğer malikaneler ise bu evin öteki taraflarında ve ayrı bahçelere sahipler, bu duvarların içinde sadece bu ev var. Ama oldukça yakınlar, birinde acil bir durum olursa öteki evlerin içerisindekiler bir anda fırlayıp bir dakika içinde burada olabilir. Ama dert değil, çöpleri çıkardıkları taraf malikanenin şu an bizim gördüğümüz kısmının tam arka tarafında kalıyor ve o tarafta küçük bir ormanlık alan var, önce oraya gidip sonra da büyünü kullanarak kendini içeri atabilirsin. Duvarların üzerine büyü ile enerji engelleyici büyüler konulmuş ve üst üste birkaç katman bariyer var, normal bir büyüyle geçmeye çalışırsan geçemezsin.'' Era yirmi dakikadır malikanenin etrafında dolaşıp, duvarların ardında ne olduğuna göz atıyordu, gördüklerini de gelip Zend ile paylaştı. Kendisi küçük bir kedi görünümünde olduğu için etraftakilerin ve içerideki gözcülerin herhangi bir şekilde dikkatini çekmemişti. Zaten ne olur ne olmaz diye duvarların üstünde gezinmemiş, gördüğü ormanlık alandaki ağaçların tepesine tırmanarak içeriyi gözetlemişti.

''Hmm, anlıyorum.'' Zend Era'nın söylediklerini zihninde canlandırarak hayal etmeye çalıştı. ''Normal şartlarda bir şekilde içeri girmek için çok ter dökmem gerekirdi ama neyse ki bu büyüyü kullanabiliyorum, bunu bana kim bıraktıysa bir gün ona sınırsız minnetlerimi sunmak istiyorum...'' Zend büyüsü ile ilgili derin bilgileri bilmiyordu, onun hangi büyü dalına ait olduğunu bilmiyordu, bir element olup olmadığını bile bilmiyordu, tek bildiği işleviydi ve onu da Ranon'dan zar zor öğrenmişti zaten, daha da bilgi koparamıyordu ondan. Ağzı çok sıkıydı. ''Öyleyse harekete geçelim, önce seni yollayayım içeri ve ardından da ben geleyim. Güneş bir iki saat önce batmış, bir süre daha bekleyelim ve hizmetçilerin, askerlerin ve büyücülerin çoğunluğunun uykuda olduğu bir anda içeri girelim.'' Chibui'de gündüz vaktiydi Zend buraya geldiğinde, ama şu an Sarı Cennet Krallığı'nda hava kararmıştı. Dünyanın farklı bölgelerinde elbette zaman da değişiyordu. Kararmış olan hava Zend'i uykuya doğru itse de Zend buna kulak asmayacak kadar iradeli biriydi, umursamayarak malikaneye gözlerini dikmişti. ''Ağaçlık alanın orada bekleyebiliriz. Yolu göster.'' dedi ve birden çevik bir şekilde harekete geçen Eralkavender'in peşine takıldı. Bu evin içinde Yama Ailesi'nin liderinin olduğundan emindi, bunu ona direkt olarak Ranon söylemişti. Zaten Yama Ailesi'nin diğer evlerine bakınca, liderin bu evde olduğu da anlaşılıyordu. Sonuçta en heybetlisi ve güzel görünümlüsü buydu diğerlerine göre, lider burada olmazsa nerede olabilirdi ki?

Beş dakika kadar dikkat çekmemeye çalışarak yürüdüler ve Zend'in boyu kadar olan duvarların arkasından, Era'nın daha önce bahsettiği ormanlık alana vardılar. Zend bir ağaca yaslandı ve Era'yı da kucağına aldı, o normalde güçlü bir yırtıcı olsa da küçük formuna geçtiğinde Zend onu çok sevimli bulmadan edemiyordu, bu yüzden de onun tüylerine dokunma isteği kabarıyordu içinde, kucağına alıp seviyordu küçük kediyi. O gün birkaç dakikada Zend'i perişan etmeyi başarmış güçlü büyülü yaratık ile uzaktan yakından ilişkisi yokmuş gibi görünüyordu şimdi, Era da normalde okşanmaya ve sevilmeye alışık değildi ama Zend bunu o küçükken arada yaptığı için sesini çıkarmıyordu. Zaten kötü bir his de vermiyordu kendine, Zend'in bu eylemleri. ''Burada bekleyelim bir süre.'' diye fısıldadı Zend. Enerjisini tekrar kontrol etti. Tamamen iyiydi ve herhangi bir sorunu yoktu. Enerjisi tamamen kararlıydı, gücü yerli yerindeydi, tek yumruğuyla o duvarı yıkabilirdi şu an, emindi. Vücudundaki her bir parça güç ile taşıyordu çünkü... 

***

İki saat sonra

Zend yeterli sürenin geçtiğini, gecenin hiçbir ışık olmadan yeryüzünü işgal ettiğini gördüğü zaman anladı. ''Gecenin tam ortasındayız artık. Harekete geçelim,'' diyerek ayaklandı ve Era'nın da dinlenişini sonlandırdı. Birkaç metre ilerleyerek duvarın yanına yanaştı Zend, ellerini kaldırıp duvarın tepesine tutundu ve kendini yavaşça yukarı çekerek içeriyi iyice görme fırsatını tanıdı kendine.

Birkaç tane içerisinde ışık yanan kulübe vardı bu tarafta, içlerinde de savaşçıların olduğu kesindi. ''Aslında çok da gösterişli bir yer değilmiş burası, dünyanın en varlıklı ve güçlü ailelerinden birinin liderinin kaldığı eve göre oldukça mütevazi bir mekan.'' diye mırıldandı Zend. 

''Bence de, normalde baktığında gerçekten gücü ve kudreti hissedebileceğin binalarda yaşıyor olurlar bu tip ailelerin liderleri, görünüşe göre Yama Ailesi'nin lideri Emerantaos oldukça alçak gönüllü biri. Mütevazi insanları severim.'' Era da Zend'e onay verdi.

''Öyleyse ilk seni gönderiyorum Era, hazır mısın? Hemen ardından da ben geleceğim.'' Zend elinde ateş ile dumanın karışımı gibi görünen bir küre oluşturdu ve onu Eralkavender'e doğru tuttu. Şu an bulundukları yer tüm malikanenin çöplerinin atıldığı bölgeydi, muhtemelen şafak vaktinin gelmesiyle birlikte bir çeşit işlevsel bir büyüyle hepsi toplanacaktı. Şu an bunlar burada olduğuna göre, tam karşı taraflarında da evin mutfak bölümü olmalıydı ve Zend içeriye baktığında bunu doğrulamıştı. Malikanenin şu an ışıkları kapanmıştı ve genel olarak insanlar uykudaydı, nöbettekilerin ise gece vakti en zorlandığı kısım olduğu için bu vakit, onların da dikkati tam değildi. Bunların tamamı Zendlerin içeri başarıyla girme ihtimalini artırıyordu.

''Tamamdır, yolla beni.'' Era başını salladı. 

Era'nın konuşmasının arından Zend büyüsünü serbest bıraktı ve biraz önce gördüğü o mutfağı zihninde canlandırdı. Böylece onun gideceği yer, Zend'in zihninde canlandırdığı yer; yani malikanenin mutfak kısmı olacaktı. Tabii oraya vardıklarında sessiz olmaları gerekiyordu, sonuçta hala malikanenin her yerinde nöbetçiler ve gözcüler vardı. Bu Zend ve Era için pek tehdit oluşturmuyordu, çünkü Era zaten normalde de gölgelerde gizlenen bir avcıydı, Zend'in de kendini gizleme konusunda hatırı sayılır bir eğitimi vardı.

Era ortadan kaybolduktan sonra Zend aynı büyüyü kendisi için oluşturdu ve onu kendine doğru tutarak göğsünde serbest bıraktı. Burada serbest kalan büyüyü bir anda ileri atılmayacak şekilde ayarlamıştı, yavaşça aşağı doğru yayılarak tüm vücudunu kapladı ve Zend'in gözlerini kapatarak hayal ettiği yere, mutfağa ve Era'nın yanına yolladı genci. 

Zend ortaya çıktığı gibi bir duvarın yanına yanaşmış ve vücudu oldukça küçük bir şekle sokarak üst taraflarındaki pencereden mutfağın içerisini dinlemeye başlamıştı, içeride ayak sesleri ve mırıldanmalar vardı. 

''Lord Emerantaos'un yarınki yenilenmesi için her şey hazır mı?'' dedi genç, ince ve bir kıza ait olduğunu belli eden bir ses. 

''Elbette, tüm büyüler hazırlandı ve hepsi de bir anda başlatılmaya hazır.'' diye biraz önceki kıza yanıt veren, kalın bir ses ulaştı Zend'in kulağına. Zend şu an olduğu yerde daha fazla beklemek istemiyordu, sonuçta dışarıdaki gözcülerin tek baktığı taraf duvarlar değildi. İçeriye baktıkları gibi Zend'i görürlerdi, Zend mutfak kısmında bir ışık olmadığı için burada kimsenin olmadığını, dolayısıyla direkt olarak buraya girebilceklerini düşünmüştü ama her ihtimale karşı kendini direkt olarak içeri atmamıştı. Bunu yaparak bir felaketin önüne geçmişti, zira içeri dalsaydı ve o konuşan iki kişiden biri bir şekilde bir ses çıkarsaydı, malikanedeki tüm korumaların birden buraya doluşması işten bile değildi. Diğer evlerdekilerin gelmesi ihtimalini düşünmek bile istemiyordu zaten... 

''Liderin yenilenmesi mi varmış?'' Zend sessizce karşısındaki, içeriyi dinleyen Eralkavender'e baktı ve mırıldandı.

''Yenilenmeden önce onu bulalım da bir günümüz boşa gitmesin.'' Eralkavender oldukça kendine güvenen bir şekilde fısıldadı Zend'e.

''Kesinlikle, zaten yarınki dedi, bizim işimiz bugün bitecek.'' Zend de Era'ya seslendi tekrar.

Yenilenme, İlah Seviyesi'ne geçen savaşçı ve büyücülerin, enerjilerini sabitlemek için yaptığı bir şeydi. İlah Seviyesi'ne gelen enerji artık önündeki yollara ilerlemek istiyordu, ama insanlar birtakım sebeplerden dolayı bunu yapmak istemiyordu. Bu yüzden de enerjilerini kararlı hale getirmek için yılda bir gün yenilenme yapıyor, tüm enerjilerini bir günlüğüne etkisiz hale getiriyor, dolayısıyla fiziksel güçlerini de bırakıyor, bir gün boyunca önlerindeki sene kullanacakları enerjilerini düzenliyorlardı. Zend'deki şansa da, Emerantaos'un yenilenmesine bir gün vardı. Eğer bu başlarsa, Emerantaos yenilenmeye başlayacağından dolayı enerjisinden ve fiziksel gücünden kopacaktı. Tabii bu da Zend ile hiçbir şekilde mücadele edememesi veya ona temel hareketleri gösterememesi demekti. Zend bunu kesinlikle bekleyemezdi çünkü hem Beyaz Taç'a dönmek için sabırsızlanıyordu, hem ustası ile görüşmek istiyordu artık, hem de yıllardır kendini dünyadan soyutlamış olduğu için şu anki, bihaber olduğu yeni dengeleri görmek istiyordu. Tabii değiştilerse. 

''Neyse, git de yat artık. Saat çok geç oldu, ben de yatacağım.'' dedi kalın ses odanın içinden.

''Tamam, iyi geceler ağabey.'' diyerek ona cevap verdi, Zend'in malikanede ilk duyduğu ses olan ince ses. 

Ardından birkaç adım sesi duyuldu ve birisi bu odanın içerisinden çıkıp hızlı adımlarla koridordan ilerledi, daha sonra bir kapı sesi duyuldu uzaklardan, Zend bu kapı sesiyle birlikte ilk konuşan genç kızın odasına gitmiş olduğunu anladı. Ama odanın içindeki erkek, hala buradaydı. Zend tüm enerjisini yok etmişçesine gizlemişti şu anda, herhangi birinin, bu işte fazlasıyla usta olmadıkça onu hissedemeyeceğinden emindi. Yavaşça kafasını kaldırdı ve içeriye baktı. Bir ışık yoktu, ama biraz önce konuşmuş olan erkeği görmeyi başardı. Hem de Kral Modu'nu aktifleştirdiği için görüşünde yaşadığı gelişmelerin etkisiyle, çok net bir şekilde.

Yaşlı biriydi, bu evdeki her şeyi biliyor olmalıydı o adam. Üzerinde hizmetçi olduğuna dair bir üniforma vardı, bu da Zend'in işini iyice kolaya getirmişti. 

Çevik bir hareketle açık pencereden içeri atlayan Zend, artık içerideydi. Yere öyle yumuşak basmıştı ki, birazcık önünde arkası dönük bir şekilde elindeki bir şeyle uğraşan yaşlı adam onun içeri girdiğini duymamıştı bile. Savaş Tanrısı'nın Heyecanı'nı kullanarak Hızlıca onun yanına gitti Zend Kral Modu da açık olduğu için oldukça hızlıydı. Daha sonra da bir elini boğazına, bir elini de ses çıkaramaması için ağzına yolladı. 

''Konuşmaya çalışma,'' dedi ilk olarak. Onun bir şekilde hayatını feda etmeyi düşünüp bağırarak etraftakilere haber verme ihtimali vardı. ''evin bir haritası var mı? Kafanla cevap ver. Eğer bağıracak ya da ses çıkaracak, yapmamanı isteyeceğim bir şeyi yapacak olursan boynunu kırarım.'' 

Yaşlı adam terlemeye başlamıştı, Zend'in eline bir ıslaklık ulaşmıştı bile. Adamın boğazında olan eliyle hissedebiliyordu genç, onun nabız atışları da hızlanmıştı. 

Adam birkaç saniye sonra kafasını iki tarafa salladı. Bu sırada Era kapıya doğru ilerlemiş, dışarı bakmakla meşguldü. Gelen giden varsa, Zend'e dönüp haber verecekti hemen. Zend'in gözcülüğünü yapıyordu.

''Peki sen, Yama Ailesi'nin liderinin odasının nerede olduğunu biliyor musun?'' Eğer evin haritası yoksa, bu adamdan direkt olarak bilgiyi almak zorundaydı Zend. 

Yaşlı adam bir süre bekledi tekrardan, daha sonra ise kafasını aşağı yukarı salladı. 

Zend adamın kafasının arkasından onun göğsündeki bir kalem ile birlikte olan kağıdı gördü. Onun boğazını yarım saniyeliğine bırakıp onları oradan çıkardı ve öndeki masanın üstüne koydu. Ardından tekrar onun boğazını tuttu ve zıplayarak sağ ayağını önlerindeki mermerin üstüne attı, sol ayağını da adamın omzundan aşağıya atarak, ayağıyla onun sol kolunu kavrayarak geri çekti, böylece adam bu eliyle bir yere vurarak ses çıkarmaya çalışamayacaktı. Ardından, ''Sağ elini kullanarak bana onun nerede olduğunu yaz. Bir ses çıkarayım deme.'' Bir eli adamın ağzında, diğer eli de boynundaydı hala. 

Adam çaresizce kağıda bir şeyler yazdı ve masaya bıraktı, Zend de kağıttakileri okuduktan sonra teşekkür ederek onu bayılttı ve sertçe düşmesini engelledikten sonra odadan çıkıp, kağıtta yazan bilgilere göre, karşısına çıkan, muhtemelen nöbetçi olan kişileri atlatarak ilerledi. Sessizdi, hissedilemezdi ve görülemezdi. Karanlığın içerisinde hareket ediyordu ve evin içerisinde sürekli gezen nöbetçilerin bir tanesi bile onun için sorun olmamıştı. Era için de bu durum aynıydı tabii

Önden Era gidiyordu, arkasından da Zend geliyordu. Eğer bir hizmetçi çıkarsa ortaya, bir insanı görmesindense küçük, zararsız görünümlü bir çitayı görmesi onun için daha az şaşırtıcı bir şey olurdu. 

''Burası.'' Era hafifçe mırıldandı ve büyük bir kapının önünde durdu. Bir koridordan geçmişlerdi ve birçok kapıdan geçip buraya varmışlardı, iki kat da yukarı çıkmışlardı. Etrafta hala insanlar vardı tabii, evde dolaşan pek çok kişiyi görmüşlerdi ama hiç kimse Zend ile Era'nın varlığını sezemeyince ya da onları duyamayıp göremeyince, rahatça ilerleme fırsatı bulmuşlardı.

''Tamamdır, giriyorum o zaman. Direkt olarak liderle konuşacağım. Umarım evine habersiz girip odasını bastığımız için bize sinirlenmez.'' Zend fısıldayarak Era'ya baktı. Normal bir savaşçı olsa, buraya girmesi imkansız olurdu Zend'in. Çünkü onlar hızlıca atlatmayı başarsa da etrafta pek çok koruma ve gözcü vardı. Zaten büyüsü olmasaydı, o büyülü duvarları aşması neredeyse imkansız olurdu. Bir anlık düşünmüştü de, şu an burada olabilmesini o manyak adama borçluydu. Ondan saklanmak ve kaçmak için o zaman bu kadar çaba harcamamış olsa, şu anda kesinlikle burada olmazdı.

Yumuşak bir şekilde kapıyı açtı ve içeri girdi, karşısındaki yatak ilk olarak dikkatini çekmişti.

***

2406