Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

326. Bölüm Ortak Düşman

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

 

''Eh... Lord Zend, yanlış anladınız.'' Kaon avuç içleri karşıya bakacak şekilde kaldırmıştı ellerini. ''Biraz önce de söylediğim gibi, aslında sizi tehdit etmek gibi bir niyetimiz yoktu, ancak bunu yapmak zorunda kaldık.'' dedi, Zend'in gergin havasını hissetmişti. Karşısındaki kişi gençti ve Kaon da bu yüzden, ona diğer gençlere davrandığı gibi davranmıştı kısa bir süre boyunca. Ancak Zend'in, onun tanıdığı diğer gençlere benzemediğini anlamasıyla birlikte karşısında yetişkin, ciddi birisi varmış gibi konuşması gerektiğini fark etmişti. Daha doğrusu ''gibi'' değildi, karşısında yetişkin ve ciddiyet dolu birisi vardı gerçekten de, Zend'in beden yaşı küçüktü belki, ama zihin yaşı epey büyükmüş gibi görünüyordu. 

 

''Sonuçta yaptınız, değil mi?'' dedi Zend, biraz önceki sakinliğini sürdürüyordu, Fao'ya yaptığı gibi Kaon'a da baskı kurmaya başlamıştı ve görünüşe göre, adam, üstüne konulmuş bu baskının altında yavaş yavaş ezilmeye başlamıştı, başarılı oluyordu genç adam. Genellikle duygu değişimleri başarılı olurdu, özellikle karşısındaki, Zend'in ona göre daha yüksek bir kademede olduğunu bilerek başlamışsa konuşmaya, genç adamın işi çok daha kolay oluyordu. Çünkü zaten karşısındakinin bir aşağılık kompleksi oluyordu ilk başta, Zend'in tek yapması gereken onun bu kompleksinin üstüne bir şeyler koyarak, karşı tarafın kendi kendini sınırlandırmasını sağlamaktı. Örneğin bu şekilde almıştı Fao'dan sözü, Vosu öldükten sonra, Zend Fozre Ailesi'nin tekniklerinin arasından istediği birkaç tanesini öğrenme imkanı bulacaktı. Aynı zamanda para da alacaktı, onunla yaptıkları anlaşmadan son derece kârlı çıkmıştı genç adam. Oysaki Fao'nun daha çok avantajı vardı orada, Zend'i direkt olarak tüm krallığa ifşa edebilirdi. Bu Zend'e epey zarar verirdi de, eğer kendisinin Fozre Ailesi'ne saldıran, ek olarak bu ailedeki genç nesilden iki değerli kişiyi öldüren o kapüşonlu kişi olduğu ortaya çıksaydı, Zend oldukça zor bir durumda kalacaktı. Çünkü Dustin bunları koz olarak kullanacaktı, onun başındaki ödülü artırabilirdi bile. Zaten bu da, diğer ülkelerden bile birilerinin Zend'i öldürmek için gelmesine yol açardı. Böyle bir durum, Zend'in canını bir hayli sıkacağı gibi onun gelişimini de engelleyebilirdi, Beyaz Taç'ın içinde bile rahat rahat hareket etmesi mümkün olmazdı belki de onun. Yani aslında Fao'nun Zend'e karşı mutlak bir avantajı vardı o gün, ancak Zend tarafından kontrol altına alınmıştı kendi iradesi, mantıklı kararlar vermeyi başaramamıştı ve kendi zararına olacak bir şekilde karar vermişti. Zend'in baskısı onu rahat bir şekilde ezip geçmişti, bunu muhtemelen daha sonradan o da fark etmişti ancak geri dönüşü yoktu, söz vermişti bir kere... Eğer sözünü tutmazsa olacaklar, daha da kötü olabilirdi o gün düşündüğü, Zend'in kendisine yapabileceklerinden... 

 

''Evet, yaptık ama niyetimiz kötü değildi...'' diyerek durumu toparlamaya çalışmıştı Kaon, Zend'in haklı olduğunu düşünmeye başlamıştı aniden, Zend onun üzerine biraz daha gelirse oturup özür dileyebilirdi bile... Biraz önceki, kendine güvenen yüz ifadesi adeta kuş olmuş da uçmuştu, şu an gergin bir ruh halindeydi ve yüzünde, Zend'i yumuşatmak için oraya konulmuş sahte bir gülümseme vardı. Elbette hiçbir şeye yaramıyordu bu, ancak onun bunun pek farkında olduğu da söylenemezdi.

 

''Heh...'' Zend bir nefes verdi. ''Neyse, sonuçta bir kere yaptınız. Bununla ilgili ne yapacağıma ileride karar vereceğim, ne istediğinizi söyleyebilirsiniz.'' dedi devamında da, soğuk gözleri Kaon'un üzerindeydi hâlâ. O buraya gelirken Zend'e yanlış bir şey söylememesi gerektiğini çoktan kendisine kabul ettirmişti, yani Zend'e yalnızca tehditkâr bir tavır sergilemek kalmıştı, bunu yapmasıyla birlikte Kaon, ona rahat bir şekilde karşı gelemeyecek bir hale girmişti hızlıca. ''Aynı şekilde, beni tehdit etmek istemiyorsanız, istediğiniz şeyi yapmayı reddedersem ne yapacaksınız, umarım düşünmüşsünüzdür. Tabii bu benim tavsiyemdir de, çünkü tehdit edildiğim zaman neler yapacağımı hayal bile edemezsiniz, bir bakarsınız elinizde hiçbir şey kalmamış...'' diyerek, iyice göz dağı vermişti genç adam. Kaon şu anda Zend'in söylediklerini direkt olarak kabul etmek zorunda kalıyordu, kontrol altındaydı çünkü. Normalde bu duruma itiraz edebilirdi, sonuçta Sanmu Ailesi öyle yoksul, güçsüz bir aile olarak görülemezdi kesinlikle. Yani elinde hiçbir şey kalmaması durumu, durduk yerde, sadece Zend'i tehdit etti diye oluşabilecek kadar basit değildi. Ama Zend'in kelimelerindeki gerçekçilik, Kaon'un gözlerine birer perde gibi inmişti...

 

''Reddetmek istemeyeceğinizi düşündük, Lord Zend.'' dedi Kaon, sesinde ortaya çıkan hafif bir titreme vardı. ''Çünkü çıkarlarımız aynı doğrultuda, biz sadece size kolaylık sağlamak istiyoruz, aynı zamanda, sizin de işinize yarayacak şeyleri yapmak için biraz daha cesaret kazanmanızı... Bizim istediğimiz şey sizin de istediğiniz bir şey, bundan eminim.'' dedi, daha sonra da konuşmasına ara vererek derince bir nefes aldı adam. ''Fozre Ailesi ile aranız hiç iyi değil, haksız mıyım?'' 

 

''Oh, bunu da nereden çıkardın?'' Zend Fozre'den, daha doğrusu Vosu'dan tamamen nefret ettiğini söyleyebilirdi. Aynı zamanda başına bu ödülü koymuş olan diğer kişilerden de nefret ediyordu, ama bunu belli etmemeye karar vermişti. Sonuçta o Vosu'yu öldürene kadar, kimsenin Zend ile Vosu arasında bir sorun olduğunu bilmesine gerek yoktu. İnsanlar Zend'in Ovaur'u öldürdüğünü düşünmüştü elbette, hatta buna direkt olarak inanan pek çok kişi vardı. Sonuçta o gün içerisinde Ovaur ile ters düşmüş olan sadece bir kişi vardı, Fozre Ailesi'nin varisinin öldürüldüğü yerde. O da Zend'di, üstelik krallık ve Fozre Ailesi, Fozre'nin sürücüsünün duyduğu cümlenin halka da söylenmesine karar vermişlerdi. Bu cümle de gün içinde Zend'in kullandığı bir cümleydi ve doğal olarak, halkın aklında bir katil oluşmuştu. Normal bir şekilde mantık yürütebilen bir insan zaten tek bir sonuca varırdı, bu sonuç da Ovaur'u Zend'in öldürdüğü oluyordu. 

 

''Hadi ama, Lord Zend, burada Fozre Ailesi'nden hoşlanan tek bir kişi bile yok, bunu gizlemenize gerek yok.'' dedi Kaon, kollarını yavaşça açmıştı. ''Sanmu Ailesi yıllardır Fozre Ailesi ile kötü ilişkilere sahip, araları hiç iyi değil. Aynı şekilde sizin de aranız Fozre Ailesi ile iyi değil, yani bir nevi kader ortağı sayılırız. Bunu nereden bildiğimi anlatmam gerekirse... Aslında basit, Ovaur Fozre'nin öldürüldüğü alanı birazcık inceledim sadece... Halk arasında yayılan söylentiler bile bunu sizin yaptığınıza bir kanıt oluşturuyor. Ancak bunları geçince, Ovaur'un ölüş pozisyonu bile katili anlamam için yeterli oldu... Onun yüzündeki ifade, yeterince açıklayıcıydı. Karşısındakini hafife almıştı, yüzüne girmiş onlarca kılıç parçasının ardına birazcık odaklandığınız zaman, güçsüz sandığı birisiyle savaştığını anlayabilirdiniz. Çünkü gülümsüyordu o, ölmeden hemen önce. Saldırıyı karşılayabileceğini düşünmüş olmalıydı ki, kılıçlarını kafasının üstüne doğru kaldırmıştı. Yani karşısındaki kişi, saldırısını karşılayabileceğini düşündüğü birisiydi aslında. Elbette bunun doğru olmadığını öğrenmek için yeterli vakti olmamıştı, orası ayrı. Yalnızca düşünüyorum, o gün, orada, onun güçsüz olarak görüp hafife alacağı, üstüne yapacağı bir savaştan öylesine memnun kalabilmesini sağlayan kim vardı?'' dedi, biraz bekledi ve Zend'e kendini kanıtlamaya başladığını fark etmesinin ardından konuşmaya devam etti.

 

''Ovaur'un öldürmeyi gerçekten istediği biri... Biraz araştırmadan sonra, bu kişinin, geçmiş yıllarda onun kardeşlerini öldürmüş olan birisi olduğu sonucuna vardım. Aynı zamanda Prenses Yuna'nın doğum günü kutlamasında da bu kişi ile karşılaşmıştı Ovaur, zaten ilk başta duyduğumda, Ovaur'un bu kişiye karşı neden bu kadar kötü davrandığını anlayamamıştım. Ona düşman olmasının basit bir nedeni vardı... O kişi Chibui Dağı'nda, Ovaur'un öz kardeşlerini öldürmüştü. Bu kişi sizdiniz, Lord Zend.'' dedi, bir parmağıyla Zend'i işaret etmişti Kaon. ''O gün henüz on beşinci olmamıştınız, altmış beşinciydiniz Siyahlar'ın içerisinde. Ovaur da muhtemelen bunun, sizin bir şekilde hile yaparak kazanmanızla açıklığa kavuştuğunu düşündü. Sizi öldürmek istiyordu, kardeşlerinin intikamını alma arzusu vardı içinde... Tabii aptal olduğu için sadece kendisini öldürdü, karşısındakine öyle öfkelenmişti ki, gözleri kör olmuştu adeta. Kendisine çok güvenmişti, üstüne bir de gün içerisinde onunla yaptığınız düelloda, karşılık vermeyerek; daha doğrusu karşılık veriyormuş gibi yapıp da gücünüzü kullanmadan bitirdiğiniz, hatta söylenenlere göre dayak bile yediğiniz o karşılaşmada, onun kibrinin iyice artmasını sağladınız, mükemmel bir hamleydi açıkçası... Bu sayede, Ovaur, siz onu evlere doğru ilerlemeye başlamışken öldürmeye çalışacağınızda kaçmamayı tercih edecekti, çünkü size karşı kaybetmeyeceğini düşünecekti. O günkü savaşta da öyle olmamış mıydı? Yine yenebilirdi sizi, değil mi? Elbette, bu aslında karşı tarafın ileri görüşlülüğü sayesinde ortaya koyulmuş bir kozdu aslında, birkaç saat sonra kullanılacaktı... Ama o fark edememişti bunu.'' 

 

Zend'in yüz ifadesi birazcık değişmişti, biraz önceki ifadesiz yüzü kaybolmuştu, şimdi hafifçe gülümseyen bir yüze sahipti genç adam. ''Zekice, Lord Kaon...'' diye mırıldandı, görünüşe göre gerçekten de itiraz etmeye gerek yoktu burada. Sanmu Ailesi'nin Fozre'ye düşman olduğunu hemen herkes biliyordu, hatta Sanmu Ailesi, direkt olarak Pounz Krallığı ile iyi ilişkiler içerisinde değildi. Kraliyet Ailesi, Fozre'nin bir üst modeli gibiydi. Onlarla anlaşamıyorsan Fozre ile de anlaşamamış gibi oluyordun, Vosu'nun Fozre Ailesi'ni eline almasından itibaren olan şey buydu. Bu yüzden de krallıkla arası iyi olmayan Sanmu, Fozre Ailesi'ni de sevmiyordu. Burada ortaya çıkan bir şeyi gidip de birilerine söylemezlerdi, söyleseler bile nasıl kanıtlayabilirlerdi ki? Tümü aynı aileden olan şahitleri kim dinlerdi? 

 

Bu sefer dikkatliydi genç adam, Era'ya, buradaki büyülü eşyaları tespit etmesi için bir işaret vermişti odaya girdiklerinde, Era o koltuğa doğru geçip yattığı zaman yaptığı şey yalnızca yatmak değildi. Aynı zamanda etraftaki her türlü büyülü eşyayı da enerjisini yayarak bulmuştu büyülü yaratık, Kutsal Seviye bir büyülü yaratığın sezilerine güvenebilirdiniz, bu yüzden bir endişesi yoktu şu an Zend'in... Geçen sefer yaptığı hatayı tekrar yapmayacaktı, buralarda, konuştukları anı kayıt altına alacak bir büyülü eşya olmadığından emindi. Elbette son derece yetenekli bir büyücü tarafından yapılmış bir büyülü eşyaysa bahsedilen, iş değişirdi. Ancak Sanmu Ailesi'nin, sadece Zend'i açığa çıkarmak için öyle pahalı bir büyülü eşyaya başvurması garip olurdu.

 

Kaon, Zend'in onaylarmışçasına mırıldanmasının ardından hızlı bir şekilde konuşmaya devam etti. ''Sadece bu da değil, siz, Fozre Ailesi'nin evine saldıran kapüşonlu kişisiniz aynı zamanda. Zaten bu iki kişinin aynı olduğu belli de, yine de söyleyeyim dedim. Tou'nun kılıcını kırdınız, Vankanor'un elinden çıkmış, Ejderha Seviye bir kılıcı kırmayı nasıl başardınız bilmiyorum ama bunu yapmanız Tou'yu epey kızdırmış olmalı, haberiniz olsun...'' derken, gülümsemeye başlamıştı Kaon. Zend'i ikna etmek konusunda zaten kendine olan güveni tamdı, işler biraz sallantıya girmiş olsa da sonuçta başarmıştı, Zend'in yüzünde belirmiş olan gülümseme de zaten bunu kanıtlıyordu. ''Her neyse, benim istediğim şey, eminim sizin de istediğiniz bir şeydir...'' 

 

''Nedir, istediğiniz şey?'' diye sordu Zend, Kaon kendisine kararlı bir şekilde bakmaya başlamıştı, hâlâ öz güvene sahipti o adam, şüphe yoktu...

 

''Vosu Fozre'nin öldürülmesini istiyorum... Ancak bunu yalnız başıma yapmam imkansız, Sanmu Ailesi eğer bir şekilde açığa çıkarılırsa bunu yaparken, Kraliyet Ailesi bizi her yönden sıkıştırmaya başlar. Fozre ile olan ilişkimiz gitgide daha da kötüleşiyordu, ben de bunu nasıl çözeceğimi düşünüyordum... Ancak daha sonra birisi ortaya çıktı, Lord Zend, siz ortaya çıktınız. Siz de Fozre Ailesi ile iyi ilişkilere sahip değildiniz, hatta onların evine saldırmış, Ankoa ve Ovaur'u öldürmüştünüz! Yani benim için muazzam bir ortak olacaktınız, biz ortak düşmanlara sahibiz, Lord Zend. Bu ortak düşmanlardan birisini yok etmek, ikimiz için de çok iyi olmaz mı?'' diyerek, isteğini dile getirdi Sanmu Ailesi'nin lideri...

***

1659