Puuf bu bölüm şu berrinne ne çok gıcık kaptım sana kardeşim gerçek ki kullanıyorsa bir savaşçıdan tüm sırlarını anlatması beklenir ya ilerde savaşcak olsanız hem sanzirna var orda ya lazele yetiştirse ve ilerde onla düşman olsa zend ha ????
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
224. Bölüm Siyahlar'ın İçinde Bir Yer (13)
Kısa bir süre içerisinde şehir merkezine ulaşıp, Zend'i gizlemeye devam ederek bir at arabası bulmayı başarmışlardı.
''Hadi atlayın!'' Hollis hızlıca konuşup Zend ve diğerlerine arabanın içine girmelerini işaret ederek parayı erkenden sürücüye uzatmış, ardından da kendisi de arabanın içine girmişti.
''Heh...'' Bir nefes verdi Hollis. ''Uzun bir gün oldu, ha?'' diye sorarken yavaşça gülümseyerek, rahatlamış bir şekilde oturan Zend'e baktı. Şu an arabanın içini sürücü dahil kimsenin göremediğini bildiği için genç adam endişelenmeye gerek duymadan kafasındaki kapüşon ile birlikte yüzündeki kumaş parçasını da çıkarmıştı. Daha önce bunların da aranıyor posterine yazılmış olduğunu bildiği için, şu an kullandıkları öncekilerden farklı olarak mavi ve kırmızı renkteydi. Yüzüne taktığı kumaş parçası kırmızı, kapüşonu ise maviydi.
''Muhtemelen ödülün artacaktır.'' diye konuştu Hollis tekrardan. Herkes sessizleşmiş, Zend'in bir şeyler anlatmasını beklemeye başlamıştı ki genç adam, öğrencisini kurtararak gülümsedi.
''Evet.'' diyerek kısaca cevap verdi Zend. ''Çok da artmadığı sürece bugün yapmış olduğum şey benim adıma her halükarda kârlı olacak. Umarım ciddi bir miktarda artış yaşanmaz, şu an zaten başımda olan miktarda.'' Genç adamın kafasında çeşitli düşünceler varmış gibi görünüyordu.
''Kafana takma, her türlü senin için yararlı olacaktır Siyahlar'da bir yer kazanmış olman, için rahat olsun.'' Bu sefer Berinne konuşmaya başlayarak Zend'e seslendi. Konuşmaya başlamasının tek sebebi Zend'i biraz daha rahatlatmak değildi elbette... ''Zend, o adam senin ustan mıydı?'' diye masum bir şekilde sorarken, sakin bir ifade takınmıştı. ''Sen bayıldığın sırada seni birkaç yıl boyunca eğittiğini söylemişti. Yanılmıyorsam üç yıl demişti, tam duyamamıştım ama bu kısmı hatırlıyorum.''
Zend hafifçe başını eğdi. ''Eğitmek mi?'' diye sordu kendi kendine ve yüzüne, alaycı bir gülümsemenin yayılmasına izin verdi. ''Ne eğitimi? Onun üç yıl boyunca yaptığı tek şey benim acı çekmemi izleyerek kahkaha falan atmaktı, bunu eğitim olarak görüyor, gerçekten de farklı bir eğitim anlayışı olduğunu itiraf etmek gerek, hahaha...'' diye yavaşça gülerek Sanzirna'ya baktı. ''Ama kendisini benim bir ustam olarak gördüğünü söyleyebilirim sanırım, böyle bir havası var sürekli.''
''Gerçekten de çok şanslısın Zend.'' Berinne samimi bir şekilde söylerken Zend'e imrendiğini belli etmişti. ''Acı çektiğine bakma, her usta öğrencisini eğitirken onu acı çekmeye itmek zorundadır çünkü acı ne kadar azsa, öğrencinin güçlenmesi de bir o kadar yavaştır. Yani bu yüzden ona kızma sakın.'' dedikten sonra biraz bekledi.
Zend bu sırada içinden geçiriyordu: 'Acı çekmeye itmek mi? Berinne acı çekmek kavramını tamamıyla yanlış anlamış gibi görünüyor, ama neyse, şimdi o günleri hatırlatacak şeyler yapmak istemiyorum.'
Berinne beklemesini bitirdikten sonra Zend'e bakmaya devam ederek konuşmasını sürdürdü: ''Onun gibi birinin daha önce bu dünya üzerinde var olduğunu bile görmemiştim, o senin kolunu kestikten sonra sadece birkaç saniye içerisinde kolunu eski haline getirdi, üstelik bunu bir büyü bile kullanmadan yaptı. Üstelik sadece birkaç saniye içerisinde Pounz'un bambaşka yerlerinde olan kişileri direkt olarak tespit edip buraya getirdi, bunu nasıl yaptığını kesinlikle çözebilmiş değilim ancak her ne kullandıysa, o şeye sahip olmak için hemen her krallık pek çok şeyinden feragat edebilir. Normalde sadece birinin yerini tespit etmen bile, en yetenekli büyücüler çalışıyor olsa dahi en azından birkaç saatini alırken, onun hem yer tespiti yapıp hem de gidip istediği kişiyi, ona herhangi bir itiraz hakkı bile sunmadan getirmesi sadece iki üç saniyesini falan aldı. Sadece yavaş bir şekilde, atarken gücünü kullanmadığı belli olan bir tokat ile Pounz'un en güçlü on beşinci kişisi olan bir Kraliyet Askeri'nin canını aldı! Yanımızda belirdiği andan itibaren öyle muazzam bir baskı oluşturdu ki üzerimde, ona bir şey bile soramadım. O, o kadar yüksek seviyeliydi ki enerjisinin bir kırıntısını dahi hissetmeyi başaramadım. Yani onun, herkesi öğrenci olarak seçebilecek biri olduğunu sanmıyorum. İyi ustalar iyi öğrenciler yetiştirir. Sen bu yönden gerçekten kutsanmış olmalısın.''
Zend onun söylediklerini dinlerken aklına o adamla birlikte geçirdiği üç yılı geçirmişti. Berinne'nin haberi olmasa da, onun gerçekten de Zend'i eğitmeye çalıştığı falan yoktu. Sadece ona işkence ediyordu ve ona yararlı olan tek bir şeyi bile öğretmemişti. Bu yüzden onu kesinlikle ustası olarak görmüyordu Zend, zaten onunla vakit geçirmek değil kutsanmışlık, ancak lanetlenmişlik olabilirdi. ''Belki de.'' diyerek bu konuda daha fazla soruya maruz kalmamayı tercih etti.
''Üstüne üstlük ona ihtiyacın olduğu zaman yardıma geliyorsa, tek başına küçük bir ülkeyi fethetmen bile mümkün! Tek yapman gereken onu çağırmak ve böylece o da tüm düşman ordusunu yok edebilir. Onun yardımıyla bir sürü şeyi hiç zorlanmadan başarabilirsin!'' Berinne hala heyecanlı bir şekilde konuşmaya devam ediyordu.
''Onu çağıramıyorum ki, normalde onunla yıllardır görüşmüyordum bile. Kafasına estiği için gelmiş, ölmek üzere olsam bile bana yardım etmek için geleceğini sanmıyorum. Belki de ben öldükten sonra gelir, bilemiyorum.'' Zend dürüst bir şekilde konuştu. Açıkçası, ölüp ölmemesinin o adamın umrunda olduğunu düşünmüyordu. Onun, kendisini önemsediğini bile düşünmüyordu genç adam. Eğer öyle olsaydı, neden onun yanında geçirdiği sürede Zend'e ölümüne acı çektirmişti ki?
''Yok canım, şu anda ölü değilsin, değil mi? Belki de bunun sebebi çoktan o adam olmuştur da sen bilmiyorsundur, eğer ölmeye yaklaşacak olursan eminim o gelip seni kurtaracaktır.'' Berinne gözleri parlarken Zend'e bakarak konuşuyordu. ''Bir de, o sen bayıldıktan sonra yanına gelerek bir şey söyledi, bunun tüm yol boyunca kafama takıldığını söyleyebilirim.'' diyerek meraklı bir şekilde Zend'e baktı.
''Hmm, ne dedi?'' Zend Berinne'nin şu anda gözlerinin merakla birlikte ışıldamasına sebep olan şeyin ne olduğunu merak etti.
''Gerçek Ki'yi kullanıp kendini fazla zahmete sokmayacağını düşündüğünü söyledi.'' Sanzirna bir kere yutkundu. ''Gerçek Ki'yi kullanabildiğini mi kastetti yani?''
Zend, Berinne bu soruyu sorduktan sonra bıkkınlıkla kafasını arkasındaki koltuğa yasladı. 'Bir de bundan bahsederek beni iyice sıkıntıya soktu yani, bravo, bravo, gerçekten de çok zekice.' diye geçirdi içinden. Zend daha önce Gerçek Ki'yi kullanma alıştırmaları yapmıştı ve çok bir şey başaramamış olsa da, gerçekten çok yol katetmişti onu kullanmak için. Gerçek Ki'yi şu anda ciddi anlamda kullanabildiği kesinlikle söylenemezdi, çünkü onu kullanmaya çalıştığı zaman genellikle kendini çok yoruyordu ve yaptığı birkaç saldırıdan sonraki atakları elinde patlıyordu. Bu yüzden onu üzerinde profesyonel olana kadar kullanmamayı düşünmüştü, Ranon'un tavsiyesi de bu yöndeydi ve bunu kendine kabul ettirmişti genç adam. Gerçek Ki'yi yalnızca Yarı Tanrılar kullanabiliyordu ve buraya ulaşmak için de zaten öncelikli olarak İlah Seviye'ye ulaşmak gerekiyordu. Ayrıca Gerçek Ki, Zend'in, normal savaşçı ve büyücülerin kullandığı Ki'ye göre çok daha güçlüydü, etkili ve avantajlıydı. Ancak onu kullanmak da bir o kadar zordu ve Gerçek Ki, normalde Yarı Tanrılar'a özel bir şey olduğu için son derece nadirdi. Yarı Tanrı olarak nitelendirilmeyi hak etmeyi başarmış olan kişiler aşırı derecede az sayıda olduğu için, Gerçek Ki'yi kullanabilen kişi sayısı da bir o kadar azalmış oluyordu. Zend bunu o adamla birlikte geçirdiği üç yıllık zaman diliminde ilk kez kullanmıştı ve ardından, birkaç kere kaçabilmek için ona başvurmuştu. Gerçek Ki'yi kullanmayı nasıl öğrendiğinden kendisi de habersizdi yani. Bir gün denemişti ve başarabildiğini görmüştü. Gerçek Ki'nin ayrıcalıkları ise gerçekten çok fazlaydı...
Onu kullanarak yaptığınız teknikler, her açıdan en az iki kat güçleniyordu. Örneğin Zend, zaten ilk olarak Rüzgar Tanrısı'nın Nefesi'ni kullanarak o adamın Zend'in peşine takmış olduğu bir Kutsal Seviye büyülü yaratıktan kaçarken denemişti Gerçek Ki'nin yardımını almayı. Onu kullandığı anda, Rüzgar Tanrısı'nın Nefesi ile öyle hızlı hareket etmişti ki, teknik bitip yere indiği zaman bile daha tekniği kullandığını anlamamıştı! Daha sonra Savaş Tanrısı'nın Heyecanı'nı kullanırken Gerçek Ki'yi kullanmayı denemişti ve yaptığı tek saldırı, yeri sarsmaya yetecek kadar güçlenmişti! Hızı da bir o kadar artmıştı... Bunun dışında Zend'in bildiği birkaç tane daha özellik vardı, bunların hepsine de o adamdan ve Zend'in peşine onun emriyle takılmış büyülü yaratıklardan uzaklaşmaya çalışırken başvurmuştu genç adam. Bazısında başarılı olmuş, bazısında olamamıştı. Gözlerini aralayarak girdiği anı dünyasının içinden çıkan Zend, Berinne'ye yorgun gözlerle baktı. ''Evet, Gerçek Ki'yi kullanabildiğim söylenebilir.'' diye kısaca cevap verdi. Bunu saklayamazdı, çünkü zaten o adam boşboğazlık yapıp Zend'in zor zamanda başvurmayı planladığı, Ranon ve Üstün dışında kimse tarafından bilinmiyor olan özel sırrını Berinne, Hollis ve Sanzirna'nın da öğrenmesine yol açmıştı. Daha önce Sanzirna yakınlarındayken, onlarla karşılaştığında Gerçek Ki'yi kullanmayı bir denemişti Zend ama Ranon'un uyarısıyla, hemen vazgeçmişti. Bu yüzden Zend'in bu özelliğini bilen sadece iki kişi vardı, bugüne kadar... Bu noktadan sonra itiraz etse de işe yarayacağını hiç düşünmüyordu Zend.
''BU MUAZZAM!'' diye bağırdı Berinne istemsizce, sürücü arkasında olan arabanın dış duvarına tıklatıp her şeyin yolunda olup olmadığını bile sormuştu bu bağırışın ardından. ''Ah, pardon...'' diye ellerini dizlerinin üzerinde kavuşturup hafifçe mahcup olarak konuştu Berinne, gözlerini düşürmüştü bir anlığına. Daha sonra sesini alçaltmış da olsa heyecanının hiç azalmadığı rahatça anlaşılan bir ses tonuyla birlikte konuşmaya devam etti: ''Zend, bununla neleri başarabileceğini hiç düşündün mü?!''
''Eh, tabii ki.'' diye kısa bir şekilde cevap verdi Zend tekrardan. Hollis ve Sanzirna'nın gözleri de Berinne'ninkiler kadar açılmıştı Zend'in söylediğinin ardından. O ikisinin de bundan haberi olmadığı için, duydukları zaman şaşırmalarını doğal olarak görmek normaldi. Ama bir şey söylememişlerdi henüz.
''Sen Gerçek Ki'ye de mi sahiptin, vay, bana niye söylemedin ki daha önce? Biz ortak değil miyiz, çok kırıldım bak...'' Eralkavender Zend'in kucağındayken kafasını Zend'in olduğu yerden diğer tarafa doğru çevirerek Zend'e olan tepkisini gösterdi.
''Yok canım, sadece söylemem için gereken ortam doğmadı. Yoksa senden bir şey sakladığım için falan değil, kullanmıyordum zaten ve sen de sormamıştın. Bu şekilde söylesem garip kaçmaz mıydı? Zamanı gelince öğrenecektin zaten, hehehehe...'' Zend gülerek Era'ya bir açıklama yaparken önündeki minik kedinin kafasını hafifçe okşamıştı.
''Zend, gerçekten, eğer bunu düzgün bir şekilde kullanabileceğin bir seviyeye getirirsen, kolay kolay karşına çıkabilecek biri olmayacaktır!'' diye konuştu Berinne, coşkulu bir şekilde. ''Şu anda çok güçlü olmasan da sadece şu anda sahip olduğun özelliklerini geliştirerek bile geleceğin çetin ceviz savaşçılarından biri olabilirsin! Bu arada, o kızın büyülerini tutabilmene olanak sağlayan bir tekniğin falan mı var? Onun yolladığı büyüler hiç de düşük seviyeli değildi ama sen onları sadece elinle savuşturmayı başarabildin!''
Zend Berinne'nin sorularından kaçış olmadığını anladığı zaman, pes ederek bir nefes verdi. ''Benim vücudumda Lin Enerjisi yok, Berinne.'' diye cevapladı hızlıca, ellerini kaldırdı ve gözlerini parmaklarında gezdirdi. ''Sadece Ven Enerjisi'nden oluşuyor tüm enerjim. Bu da Lin Enerjisi'nden oluşan büyüleri, Lin Enerjisi'nin tamamlayıcısı olan Ven Enerjisi ile tutup yönlerini, bazen de büyüklüklerini kontrol edebilmeme olanak sağlıyor. Bir teknik değil yani.'' diye dürüst bir şekilde cevapladı. Burada, yeteneklerinden birkaçını bilmesini istemediği biri yoktu sonuçta. Berinne'de Harsis vardı ve bu yüzden Ranon'un kardeşinin içinde bulunduğu birine güvenebileceğini düşünüyordu Zend. Hollis zaten hemen hiçbir şeyini gizlemediği ustasıydı ve Sanzirna da, ona çok yabancı olan biri değildi.
''Sadece Ven Enerjisi ile yaşamak mümkün müymüş yani?!'' Berinne Zend'den edinmek istediği bilgilere bir yenisini daha eklemişti.
''Herhalde canım, olmasa nasıl yaşayabilirdim?'' diye sordu cevap gözetmeksizin Zend. Daha sonra da bir eksiklik olduğunu düşündü ve ekledi: ''Tabii tamamen Lin Enerjisi'nden eksik değilim, aşırı az bir miktar da olsa ona sahibim. Normalde eşit olmaları gerekiyor ama vücudumdaki Lin Enerjisi'nin Ven Enerjisi'ne oranı, bire doksan dokuz gibi bir şey. Bu yüzden Lin Enerjisi'nden eksik görebiliyorum kendimi.''
''Anlıyorum...'' Berinne Zend'e bakarken, hayranlıkla konuşmuştu. ''Sen sadece Ven Enerjisi'ne sahipken yaşamayı başaran ilk kişi olmalısın Zend. Daha önce böyle bir şeyin imkanı olduğunu bile duymadım, görmedim ben.''
''Aslında o kadar da hoş bir şey değil.'' Zend ellerini izlemeye devam ediyordu. ''Çünkü büyüleri tutabiliyor olsam bile büyü açısından zayıfım ve herhangi bir büyüyü kullanamıyorum. Basit bir büyü yazmam bile imkansız, eskiden Büyü Dili'ni öğrenirsem bir büyüyü yazabileceğimi sanıyordum ama tek yapabildiğim, normalde yazılmış olan büyüleri kullanabilmek. Yani büyüden eksik olarak doğmuşum ben, bir büyücü olmayı da çocukluğumda gerçekten istemiştim ama ne yazık ki Lin Enerjisi olmayınca, yani yeterli miktarda olmayınca, yapabileceğim bir şey kalmamıştı ve tek çaremin savaşçı olmak olduğunu anlamıştım.'' dedi ve bir nefes daha verdi. ''Her neyse, artık Siyahlar'da olduğuma göre Prenses Yuna'nın doğum gününde hor görülüp yadırganacağımı sanmıyorum. Doğum günü yarındı değil mi? Siyahlar listesine adım ne zaman girmiş olacak?'' diye Hollis'e bakarak sordu. Ustası da aynı zamanda onu dinlemekle meşguldü zaten.
***
1871
Magnec