Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

191. Bölüm Üç Büyülü Yaratık (2)

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

 

''Argenta mı? O da ne?'' Zend ona doğru bakan büyülü yaratığa mahcup bir şekilde sordu. Böyle bir şeyi daha önce duymamıştı, ''Argenta'' derken neyi kastediyordu o ejderha, bilmiyordu.

''Eh, bunu bilseydik işimiz çok daha kolay olurdu.'' Ona doğru biraz eğilen büyülü yaratık, Harsis, Zend'i inceledikten sonra yavaşça geri doğruldu. ''Kendimi bildim bileli, ilk nefesimi aldığım andan itibaren en çok merak ettiğim şey, Argenta'nın ne demek olduğu.'' 

''Hmm...'' Zend sessizce fısıldadı. ''O halde ben de Argenta hakkında bir yorum yapamayacağım.''

''O adam seninle görüştü mü? Ranon üç yıl birlikte olduğunuzu söylüyor, bize bile sadece on saniye kadar ayırmıştı. Bana onun hakkında bilgi verebilecek misin? Ne yaptınız o kadar süre boyunca, merak ediyorum. Söyleyeceğin her şeyden bir anlam çıkartabiliriz burada.'' Ranon'un kardeşi bu konu ile fazlasıyla ilgiliymiş gibi görünüyordu.

''Ben sana anlatırım Harsis, o süreci Zend'in tekrar ayrıntılı bir şekilde hatırlamaya çalışarak anlatmasını istemeyiz, hiç iyi şeyler yaşamamış çünkü o adamla birlikteyken.'' Ranon Zend'e doğru gözlerini çevirmiş büyülü yaratığın omzuna hafifçe dokundu.

''O halde tamam,'' Harsis başıyla onayladı ve tekrar diğer ikiliye doğru döndü. ''ne yapıyoruz o halde?'' 

''Beklemenin anlamı yok, biz Pounz'a dönmeye çalışıyoruz ortağımla birlikte, Ased, şimdi vedalaşalım da, daha sonra onunla birlikte yanına uğrarız.'' Ranon bir parmağıyla Zend'i gösterdi. 

Siyah Kafalı Ased, yavaş bir şekilde ilerleyerek Zend'in yanına yaklaştı ve eğildi, ''Ah... Çok güçlü bir enerji hissiyatı yaşıyorum... Ranon, onu seçerken dikkatli davranmışsın anlaşılan, daha yedinci seviye olduğu için enerjisinin baskınlığı net olarak anlaşılmıyor ama seviye olarak yükseldiği zaman, yanına yaklaşan herkesin donup kalacağı bir savaşçı olacağı çok belli. Ayrıca vücudu normal bir vücut kokusuna sahip değil... Özel, evet, özel bir aileden geliyor olmalı... Dünyayı dize getirmiş bir aileden,'' Büyülü yaratık Zend'e bir göz kırptı. ''bana Siyah Kafalı Ased diyorlar delikanlı, senin adın nedir?'' diye sordu.

''Ben Zend, memnun oldum Siyah Kafalı Ased.'' Zend saygılı bir şekilde konuştu. Lazel'e karşı kendine güvenerek konuşabilirdi, ama Ranon'un eski bir arkadaşına karşı tamamen saygıyla dolu olması gerektiğinden haberdardı. Ayrıca dünyanın en güçlü varlıklarından birinden övgü duyduğu için kızarmış, utanmıştı hemen. ''Övgüleriniz beni utandırdı...'' diye mırıldanmakla yetindi.

''Heh, kibir kötü değildir genç adam. Hak ettiğin kadarını yaparsan, hiçbir zaman sana bir sorun çıkarmaz... Ben de memnun oldum.'' Büyülü yaratık iki kere dilini dışarı çıkarıp tekrar hemen içeri çekti. ''İleride görüşeceğimize şüphe yok. Sen de küçük hanım, onu elinden kaçırma sakın, bu tip delikanlılar çok tez canlı olur, seni bırakıp giderse Yaşlı Ased bana demişti diye geçirirsin ancak içinden, elinden bir şey gelmez...'' Büyülü yaratık kafasını yavaşça Berinne'ye çevirirken, genç kızın yanaklarında, büyülü yaratığın söyledikleriyle ortaya çıkan kırmızılıklar belirmişti bile... Ama bir şey söylemeyerek sessiz kalmayı tercih etmişti, bu yüzden de Siyah Kafalı Ased devam etti: ''Senin de ismin Berinne idi değil mi, seninle tanıştığıma da memnun oldum. Babanla zamanında çok savaşmışlığımız olmuştu. Eskiden büyülü yaratık krallarını avlamayı bir takıntı haline getirmişti kendileri, benimle karşılaşana kadar, hahahaha...'' Zend dikkat etmişti de, Siyah Kafalı Ased'in fazlasıyla ürkütücü bir ses tonu vardı. Korkutucuydu resmen, insanı ürpertiyordu. Bir yılana yakışan, sinsi bir sesi vardı büyülü yaratığın...

''Evet, benim ismim de Berinne. Memnun oldum efendim!'' Berinne hızlı bir şekilde cevap verdi. Saygılı bir şekilde konuşmuştu, Zend ile aynı düşüncelere sahipmiş gibi görünüyordu. Bir saygısızlık yapma girişiminde bulunmaya hem cesareti yoktu muhtemelen, hem de bunun kendine zarar verebileceğini ve yanlış anlaşılıp gelecekte kendisine yardımının dokunma ihtimali olan Siyah Kafalı Ased'in kendisine farklı bir şekilde bakmasına neden olabileceğini düşünüyordu.

''Öyleyse görüşürüz gençler, kendinize iyi bakın. Evimi Ranon veya Harsis'ten öğrenebilirsiniz, hala taşınmadım ve aynı yerde yaşıyorum. Beklerim ileride...'' Büyülü yaratık iki gencin üzerine ilerleyerek eğildiği yerden çekilerek daha dik bir hale girdi ve geriye doğru gitti yavaşça. ''Bunlar benim büyülü yaratıklarımdı, onları çekeceğim birazdan.'' dedi. Geminin yanına eğildiği sırada, sadece kafasının, geminin birkaç katı büyüklükte olduğunu gören Zend, onun vücudunu yakından görünce büyüklüğünü tam olarak anlamakta zorlanmamıştı. Gerçek bir büyülü yaratık kralı! Hikayelerde anlatılan, savaşçıları ve büyücüleri yutan, yok eden, çocuklara gece ses çıkarmamaları için anlatılan korku hikayelerinin baş karakterlerini oluşturan, korkunç, devasa ve inanılmaz derecede güçlü bir büyülü yaratık kralı, işte böyle oluyordu. Onu şu an düşman olarak üzerine gelirken görseydi Zend, arkasına bakmadan kaçmaya çalışırdı. Hatta o anki heyecanla düşüp bayılabilirdi bile...

''Görüşmek üzere.'' Zend elini kaldırdı ve karşısındaki, geriye doğru ilerleyen büyülü  yaratığa bir selam yolladı.

''Görüşürüz!'' Berinne de elini salladı ve hafifçe gülümsedi.

''Ased, dikkat et de bir grup savaşçı toplanıp saldırmasın sana, sonra ölürsün falan, hahaha.'' Harsis Ased'e takılırmışçasına küçük bir veda etti. ''Hoşça kal.'' 

''Heh, kendini beğenmişe bak...'' Ased yumuşak bir şekilde güldü.

''Görüşürüz Ased, seninle tekrar karşılaşmak için sabırsızlanıyorum, ayrıntılardan bahsederiz daha sonra. Şimdi bizim gemiyle birlikte gelirsen civardaki gemiler tarafından dikkat çekersin. Küçükleşirsen de kendini riske atabilirsin, seninle ayrılmayı istiyormuş gibi görünmeyeyim sonra, hahaha.'' Ranon da konuştuktan sonra sessizce güldü.

''Yok canım, aramızda böyle şeylerin lafı olmaz.'' Ased Ranon ve Harsis'e doğru bakıp başını birazcık eğerek veda etti. ''Hadi görüşürüz, hoşça kalın.'' dedi ve denizin, devasa cüssesini gizlemesini sağlayarak derinlere daldı, gözden kayboldu ve büyülü yaratıklarını geri çekmek için ilerledi.

''Biz de geri dönelim gençlere, orada muhabbet ederiz.'' Ranon artık hem etraftaki büyülü yaratıkların, hem de gemideki mürettebatın dikkatini daha fazla çekmemeye karar vermiş olacaktı ki, Harsis'e bir teklifte bulundu.

''Tamamdır,'' Beyaz renkli ejderha, yavaşça büyük bir buluta dönüştü ve Berinne'nin vücuduna geri döndü. 

Ranon da aynısını yaparak siyah, kızıl renk parçaları taşıyan bir bulut oldu ve kısa bir süre içerisinde Zend'in vücuduna döndü.

''Ne olay ama!'' Zend'in yanındaki kız biraz önce oturdukları yere tekrar oturdu ve bir bacağını ötekinin üstüne atarak derin bir nefes aldı. ''Harsis'in o kadar etkileyici ve büyük bir vücudu olduğunu bilmiyordum... Onunla sürekli birlikte olduğum için ona alışığım ama karşımda böylesine bir büyülü yaratığın dikildiğini görmek beni gerçekten heyecanlandırdı ve korkuttu... Onunla savaştığımı düşünmek bile istemiyorum. Ranon'a ne demeli? Harsis bile ona ağabey diye sesleniyorsa ve biri tarafından zorbalığa uğratılırken onun tarafından kurtarılıyorsa, o çok daha korkutucu biri olmalı... Onu gördüğün zaman kalp krizi geçirmediğin için şanslı sayılırsın!'' Berinne rahatlamış bir şekilde bir kahkaha attı.

''Kaptan, sorun halloldu, rotayı izlemeye devam et!'' Zend kaptanın odasına doğru baktı ve kaptanın kendisine baktığını gördükten sonra sesli bir şekilde bağırdı. Muhtemelen adam karşısına birden çıkan, efsanevi büyülü yaratıkları görünce donup kalmıştı ve hala hareket kabiliyetini geri kazanabilmiş değildi. Zend onu hazırlamak için bağırmıştı sadece, zaten Sanzirna gelince kaptanla konuşup gitmesi gereken yönü tekrar hatırlatacak, onu hızlı bir şekilde eski haline getirecek şekilde özel tehditlerine başvuracaktı. Bu da kaptanın kendine gelmesini sağlayacaktı ve yollarına devam edeceklerdi. Zend'inki sadece bir ön uyarıydı.

''Ne olacaktı, o bizim en yaşlımız ve en güçlümüz. Ranon, zamanında kendisiyle anlaşamayan bir kralla kavga etmiş, ardından onun ülkesinin bulunduğu kıtayı, içindeki diğer ülkelerle birlikte tek saldırıda yok etmişti.'' Berinne'nin içinden yükselen, Harsis'in sesi, rüzgarın uğultusunun eşliğinde ortama yayılmıştı. Zend de kızın yanına oturup rahatlayarak bir nefes vermişken, biraz önce kasıldığını fark etmişti. Muhtemelen karşısına o kadar güçlü varlıkların çıkmasıyla birlikte, zihnen rahat olup güvende olduğunu bilse de vücudu onunla aynı fikirde olmamış, istemsizce kasılmıştı. 

''Tüm kıtayı mı?! Yok artık!'' Berinne'nin gözleri, genç kızın şaşkınlığını belli ederek açıldı. ''Tek saldırıda hem de, vay be!'' O dünyadaki en güçlü kişinin kızı olsa da, Harsis'in bu dünyadaki güç algısını aşacak şekilde güçlü olduğunun farkındaydı. Üstelik büyülü yaratık, anlattığına göre onun vücuduna girebilmek için bile enerjisinin büyük bir kısmını feda etmişti. Ona rağmen bu kadar güçlüydü ve eğer eski hali olsaydı, Berrine, bu büyülü yaratığın babasını rahatça yenebileceğini biliyordu. Babasının hemen hemen tüm gücünü biliyordu, o çok güçlüydü ve dünya üzerindeki en güçlü kişi unvanını taşıyordu. Ama o bile, değil bir kıtayı tek saldırıda yerle bir etmek, bir ülkeyi bile tek saldırıda yok edemezdi. Ancak, büyüklüğüne göre değişiklik gösterecek şekilde bir ülkeyi yok edebilirdi. ''Siz şimdi bu kadar güçlüyseniz, enerjinizin büyük bir kısmını feda etmeden önceki güçlerinizi hayal edemiyorum bile...''

''E, Ranon zamanında dünyanın tamamıyla tek başına savaşa girebilecek kadar güçlüydü. Daha azı da beklenemezdi zaten, sonuçta o bizlerin ağabeyi. Bu kadar güçlü olmasaydı, ağabeyimiz olmayı hak etmezdi.'' Harsis'in sesi tekrar duyuldu.

''Ağabeyi mi? Sizler kaç kardeşsiniz ki?'' Zend en çok merak ettiği şeylerden biri olan bu soruyu, bir boşluk bulduğu anda hızlıca sordu.

''Toplam 5 kardeşiz, Ranon ve benden başka üç aile üyemiz daha var.'' Harsis Zend'in sorusunu hızlıca cevapladı.

''Diğerleri nerede peki?'' Zend, Ranon ve onun kardeşleriyle ilgili kazanmak istediği bilgiler için sorularını devam ettiriyordu. 

''İşte Alkado'nun Mahendra Krallığı'nda olduğunu biliyorum, onun enerjisini Berinne'nin bir seyehati sırasında hissetmiştim. Ranon'un da seninle olduğunu şimdi öğrendim, yanlış duymadıysam da Pounz'dasınız. Diğerlerinden bir haberim yok.'' Harsis sevecen bir şekilde konuşmayı sürdürürüyordu. 

''Anladım, teşekkür ederim.'' Zend minnettar bir şekilde teşekkür etti çünkü Ranon'dan, onun hakkında sorduğu soruların cevabını genelde alamazdı, bu tip sorularından birisi cevaplandığı zaman mutlu hissetmişti.

''Siz tam olarak nesiniz Harsis?'' Berinne de birkaç şeyi merak etmiş olacaktı ki merakını gizlemeden sordu. 

''Cevap alamayacaksın...'' Zend umutsuz bir şekilde fısıldadı. Daha önce bu gibi soruları binlerce kere Ranon'a sormuş olsa da hiçbirinde cevap alamamıştı ve Harsis'in bir iki soruyu cevaplamış olsa da, böyle soruları cevaplayacağını sanmıyordu. Sonuçta Ranon ile aynı şekilde düşünüyor olmalılardı.

''...'' Kimseden bir cevap gelmeyince Berinne çaresizce iç çekti. ''Yine mi...'' diye mırıldanırken gözlerini kırpıştırmıştı. 

''Demiştim.'' Zend hafifçe gülerken konuştu. 

''Denemekten zarar gelmez diye düşünmüştüm.'' Gözlerini Zend'e çeviren genç kız kafasını geriye yasladı ve gökyüzündeki bulutları seyre dalarak cevap verdi. 

''Neler oldu böyle?!'' Bu sırada Sanzirna, biraz önceki şoku atlatıp geri gelmişti, nefes nefese kalan genç kadın neler olduğunun hiçbir şekilde farkına varmamış gibi görünüyordu. ''O büyülü yaratıkların güç seviyeleri çok yüksek olduğu için dikkatsizce bir şey yapmak istemediğimden hareket etmedim, Zend, bir şeyin var mı? Biraz önceki Siyah Kafalı Ased'di! Onun burada ne işi varmış ki?! Size bir şey mi söyledi?!'' 

''Sanzirna, sakin ol biraz. Bizimle bir sorunu yoktu Siyah Kafalı Ased'in, mutlu bir şekilde ayrıldı ve büyülü yaratıklarını geri çekeceğini söyledi, savaştığın büyülü yaratıklar aslında ona aitmiş.'' Zend rahat bir şekilde otururken cevap verdi.

''Oh...'' Sanzirna Zend'in bir sorununun olmadığını görünce rahat bir nefes verdi. ''Diğer iki ejderha da neyin nesiydi öyle?!'' diye, tekrar heyecanlı bir şekilde sordu.

''Onu biz de bilmiyoruz.'' Zend dürüst bir şekilde cevap verdi ama ses tonuyla, Sanzirna'ya daha fazla şey sormaması gerektiğini belli etmişti. Çünkü zaten kendisinin de bilmediği bir şeyi hem anlatamazdı, hem de Ranon hakkında ona bir bilgi verebileceğini de düşünmüyordu. Bu yüzden daha fazla sormamasını istedi genç kadının. 

Sanzirna kafasını eğerek bir nefes verdi. ''Pekala, ben kaptanla konuşmaya gideyim.'' diyerek arkasını döndü. 

''Tamam,'' dedikten sonra teşekkür etti Zend, Sanzirna onu korumak için tehlikenin göbeğine daldığı için ona minnettardı. ''bu arada çok teşekkür ederim Sanzirna, o büyülü yaratıkların içine girerek kendini tehlikeye attığın için teşekkürler!'' Zend dişlerini belli edecek şekilde sırıttı.

''Rica ederim, bu benim görevim...'' Sanzirna hafifçe kızararak, Zend konuştuğu için ona döndüğü pozisyonunu hemen bozdu ve tekrar arkasını dönerek kaptanın odasına doğru ilerledi. 

''Birkaç saat içerisinde Pounz'a ulaşırız herhalde.'' Zend sessizce konuştu. ''Sen neden Pounz'a gidiyordun ki?'' 

Berinne ona cevap verdi: ''Pounz'un prensesi Yuna'nın doğum günü yaklaşmış ve beni de çağırdı. Hmm, sen de gelmek ister misin?'' 

***

1812