aha zendin ilk öğrencisi ranfan mı olacak yoksa ama zendin ona öğretebileceği çok şey olsa da gizli bilgi çoğu
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
281. Bölüm Güneş Ailesi'nin İki Üyesi
''Oh!'' Zend Tarini'nin söyledikleriyle birlikte birazcık şaşırmıştı, çünkü Dustin'in oraya Zend'in baskına geleceğini bilmesine rağmen gelmemesini zaten şaşırtıcı bulmuştu, ancak onun bir şeyler planladığını ve bu yüzden Fozre Ailesi'nin malikanesine gelmediğini tahmin etmiş, pek fazla durmamıştı üzerinde. ''Dustin oraya gelmiş miydi ki?'' diye sordu hızlıca, meraklıydı.
''Elbette, sen ve arkadaşların arka bahçeye gidip kaybolduktan hemen sonra Dustin oraya vardı.'' Tarini kollarını göğsünde bağlamış, gözlerini kapatmış ve konuşmuştu. ''Ancak geldiğinde çoktan gitmiştiniz, bu yüzden pek bir şeyi başarabildiği söylenemez. Hehehe, bu tabii ki yüce ben sayesinde oldu, eğer Dustin'i oraya olabildiğince geç gitmesi için oyalamasaydım Dustin sen Tou'ya vurmadan hemen önce oraya varırdı, sonra da ne olacağını tahmin edebiliyorsundur zaten.''
''Hmm...'' Zend bir nefes aldı hızlıca. Eğer Dustin oraya Zend oradayken varsaydı, Zend herkesin ortasında büyüsünü kullanmak zorunda kalacaktı muhtemelen. Ek olarak bunu yapsa bile Sanzirna'yı beraberlerinde getirmeyi başaramamış olabilirlerdi, çünkü Dustin fazlasıyla güçlü biriydi ve Zend daha büyüsünün tam olarak oluşmasını sağlayamamışken oradaki bir ya da iki kişiyi rahatça yakalardı. ''Öyleyse çok minnettarım.'' dedi Zend, kafasını teşekkürünü belirtmek için biraz eğerken. ''Eğer Dustin erkenden gelseydi gerçekten de neler olacağını düşünmek bile istemiyorum... Bu eminim senin için zor bir şey olmuştur, senden istememiş olmama rağmen son derece düşünceli bir şekilde hareket ederek benim için bunu yaptığın için, sana gönülden teşekkür ediyorum.''
''Ne demek canım, rica ederim.'' Tarini bir kahkaha daha patlattı. ''Çok da bir şey yapmadım, sadece onu sıradan birkaç şey hakkında sorduğum sorulara cevap vermek zorunda bıraktım, ama müthiş dahice bir plan olduğunu kabul ediyorum, hahaha...'' dedi ardından ve samimice, gözlerini hafifçe kapatacak şekilde tekrar güldü. ''Ancak Dustin'in Fozre Malikanesi'ne gelip de kimsenin olmadığını gördüğü zamanki ifadesi... Hala aklımdan çıkmıyor, ne güzeldi o öyle, hahahaha!..'' Kadın seslice bir kahkaha daha atmıştı. ''Sadece o anki, onun hayal kırıklığıyla dolu yüz ifadesini görmek için bile bunu yapabilirdim, inanılmaz eğlendiriciydi... Bir de belli etmemeye çalışıyordu, şu yüzüncü sıradaki kızla çalışırken, hahaha... Tou'nun öyle kaybetmeyeceğini düşünmüştü tabii, bu yüzden Vosu'ya bile işlere karışmamasını söylemişti, hmph, küstah! İşte sonu böyle oldu, o kadar önlem almasına rağmen kimseyi yakalayamadı.'' diye konuşurken birazcık sesini yükseltmişti.
''Doğru doğru, Fozre Ailesi'nin lideri de dışarı çıkmamıştı, bir yere gittiğini düşünmüştüm onun, evin içindeyken de enerjisini hissedememiştim çünkü. Aslında onunla savaşmak için hazırlanmış sayılırdık, o çok da güçlü biri değildi yanlış hatırlamıyorsam, Era onu rahatça hallederdi,'' dedi ve yanındaki kediyi gösterdi Zend. ''ortağım bire birde çok güçlüdür, böyle küçük ve güçsüz göründüğüne bakmayın. Tou çıkınca bir anda şaşırdık, Dustin bugün ona sorduğumda Tou'yu Fungyuo'daki toplantıda kendisini temsil etmesi için bıraktığını söylemişti, diğer arkadaşımı tutabilecek, Fozre Ailesi'ne yardım edebilecek, aynı şekilde Fozre'nin parasının yeteceği birinin orada olmadığını düşünmüştüm. Çünkü bugün Vosu'yu ziyaret ettiğimde, direkt en yakınındaki korumalarının bile tamamı Siyahlar'ın içinde değildi, Siyahlar'da olanların da sırası çok yüksek değildi. Tabii zayıf değillerdi, ama arkadaşımı engelleyecek kadar güçlü de değillerdi. Tou tüm planları yerle bir etti...''
''Heh, cezasını çekmiştir eminim. Vankanor'un ona Oozsa Savaşı'ndan sonra hediye ettiği, Ejderha Seviye kılıcını kaybetti. Nasıl üzülmüştür şimdi, yazık ya...'' dedi ve neşeli bir şekilde kıkırdamasını sürdürdü Tarini. Daha sonra da ciddileşti ve Ranfan'a doğru çevirdi kafasını, ''Kız, senden küçük olanlar Ejderha Seviye kılıç kırmaya başladı, sen daha bir büyülü yaratık ortağı bulamadın!'' dedi ve kaşlarını çattı hafifçe.
''Anne, neden konuyu bana getiriyorsun ki?!'' Ranfan sitem edercesine konuşmuştu hızlıca, Tarini'nin ona seslenmesinin ardından. ''Ayrıca benden küçük olan hangi kişi Ejderha Seviye kılıç kırıyormuş? Zend'i işin içine katma, o istisna!''
''İstisna falan yok, çocuk yapmış işte! Üstelik daha on sekizine bile basmamış, hem sen hani Fintan'ı geçecektin geçenki sınavda? Ben Dustin'i geçiyorum, sen niye Fintan'ı geçemiyorsun?! Bak ağabeyin Bander, Fintan'ın abisi olan Kona'yı geçti, ama sen daha nerelerde sürünüyorsun!''
''Anne, Fintan'ı nasıl konuya dahil ettin sen? Ne alakası var yani, burada ondan mı bahsediyorduk? Yuna'yı geçiyorum işte, yetmiyor mu? Hem Fintan iki yaş büyük!'' Ranfan annesine bakarak kendini savunmaya devam ediyordu...
''Bahane üretme, bahane üretme!'' Tarini kafasını yana çevirmişti gözlerini kapatıp. ''Beceriksizim demiyorsun da, küçücük Yuna'ya göre üstün olduğun için övünüyorsun. Hmph, senden iki yaş büyükse ne olmuş? Bak Zend'e, o Fintan'ı çoktan geçmiş, Tou ile bile kapışacaktır yakında...'' dedi ve Zend'e doğru baktı birkaç saniyeliğine kadın.
''Bana neden Zend'i örnek verip duruyorsun? Daha birkaç yıl önce Büyülü Yaratık Sıradağları'na gitmeme izin vermemiş olan sen değil miydin, eminim gitsem ben de çok daha güçlü olacaktım, şimdiki halime göre! Zend Chibui'de o kadar eğitim yaptığı için şu anki gücüne ulaştı, ben onun eğitimlerini yapsam ben de ulaşırdım, hmph! Ayrıca Yuna'nın küçücük olduğunu nereden çıkardın, o benden birkaç ay küçük sadece, beni nasıl azarlayacağını şaşırdın artık!'' Ranfan da, annesi de oldukça öfkeli gibilerdi o anda. Zend ne diyeceğini bilememişti, bu yüzden de anne çocuk arasına girmemenin en doğrusu olacağını düşünerek sessiz kalmayı tercih etmişti.
''Yuna'nın yaşıtlarına göre daha zayıf olduğunu biliyorsun, bir hastalıkla birlikte doğduğu için eğitime bile geç başladı o! Ayrıca, Zend gibi Chibui'ye gitseydin kesin kendini öldürtürdün, sen tek başına yaşamaktan ne anlarsın? Zend küçüklüğünden beri kendi başının çaresine bakıyordu, birilerinden destek almadan ayakta duruyordu ve kendi kendine yaşıyordu, bu yüzden Chibui'de zorlanmadı, yaşamayı başardı. Büyülü Yaratık Sıradağları, öyle her kafana estiğinde gidip de eğitim yapabileceğin bir yer değildir! Birileriyle anlaşmazlığa düşersen, kapı bir daha açılana kadar kaçacak yer bulamazsın orada! Sen daha kendine hakim olamıyorsun, sana destek olmaları için yanına vereceğim gruba mı hakim olacaksın? Heh, en azından beş yaş daha büyümen gerek bunun için!'' Tarini Ranfan'a durduk yerde öğüt vermeye başlamıştı... ''Senin yaşındayken ben neler yapardım neler, tüm şehrin ağzı açık olurdu her teknik öğrendiğimde... Ah yeni gençlik...''
''Of, iyi ki Zend gibi bir örneğin var, sen de beni sokakta büyütseydin o zaman!'' Ranfan, annesine doğru sertçe kafasını çevirmişti. Ancak söylediği şeyden sonra yüzündeki hafif öfkeli ifade yerini endişeli bir ifadeye bırakmış, ağzını bir eliyle kapatmıştı hızlıca.
''Ne kadar ayıp... Görünüşe göre seni sokağa atsam, daha iyi bir terbiyeye sahip olurmuşşsun! Özür dile hemen, salak çocuk.'' Tarini bu sefer yüzüne ciddi bir ifade takınmıştı, Ranfan'ın söylediklerini ayıplamıştı.
''Öyle demek istememiştim zaten, üzgünüm, Zend.'' Ranfan ise yanlış şeyler söylediğini fark ettikten sonra Zend'e doğru dönmüş ve başını birazcık öne eğdikten sonra, sessizce konuşmuştu.
''Yok yok,'' Zend ise avuç içleri karşıya bakacak şekilde ellerini kaldırmıştı hemen. ''önemli değil, bu beni kırmadı, üzülmene gerek yok.'' dedi ve mahcupça güldü.
''Ranfan bazen ne söylediğine dikkat etmeyebiliyor, kusuruna bakma.'' Tarini de konuşmuştu hızlıca Zend'e bakarak. ''Seni hor gördüğünden değil, Qouen'in seni böyle geliştirdiğini ona anlattığımda oldukça şaşırmıştı, o yüzden pek aklından çıkarmıyor bunu.''
''Qouen mi?'' Zend birazcık şaşırmıştı Tarini'nin söyledikleriyle tekrar, genellikle böyle tepkilere maruz kalıyordu zaten sokakta büyüdüğünü söylediği zaman, bu yüzden onu üzmemişti Ranfan'ın söyledikleri. ''Onun beni böyle yetiştirmeyi seçtiğini biliyor muydunuz ki?'' diye sordu genç adam. Soruyu sorduktan sonra aklında daha önceden görmüş olduğu bir şey canlanmıştı tabii, o gördüğü hayalde, Qouen Tarini ile konuşmuştu, kendisi henüz çok küçükken... Tabii ki onu biliyordu Tarini.
''Elbette, Qouen benim yakın bir arkadaşımdı ve seninle birlikte zaman geçirmeye başladığında onunla konuşmuştuk, neden böyle bir yolu tercih ettiği konusunda. Kendi evini yetimhane yaptı, gerçi onda da pek kalmamıştı... Neyse, evini bir yetimhaneye çevirdikten sonra da onun Dustin'i komple reddederek sokaklarda yaşamaya başladığını öğrendim, ona benim evimde konaklamasını teklif etmiştim. Ama o kabul etmedi, söylediğine göre büyütmesi gereken bir çocuk vardı ve onu, kalacakları bir ev olmadan yetiştirmesi gerekiyordu, bu şekilde onu pek çok alanda geliştirebileceğini düşünüyordu. Sanırım doğru da düşünmüş, şu an karşımdaki delikanlıya baktığım zaman onun kesinlikle başarılı olduğunu söyleyebiliyorum.'' Tarini geçmişi hatırlarken Zend ile konuşuyordu o anda, yüzüne yerleşmiş olan, acının hafifçe anlaşılabildiği o gülümsemenin arkasında gerçekten üzgün bir kadının olduğu görülebiliyordu, görünüşe göre Qouen'i gerçekten seviyordu Tarini. ''Onun başarılı olmadığını da hiç görmedim zaten. Biz Qouen ile yaşıttık, aynı sınıftaydık küçükken, o da senin gibiydi. Biliyorsundur, onun da ailesi yoktu. Belki bu yüzden seni büyütmeye karar vermiştir, bilemiyorum; senin özel olduğunu söylemişti ama. Şimdi sana baktığımda sanki genç Qouen'e bakıyor gibiyim, yaptığın şeyler, oturuşun, duruşun, her şeyin Qouen'i andırıyor... Herhalde o sana tam olarak kendini aktarmayı başarmış, hahaha...'' dedi ve yüzündeki buruk gülümsemenin devamlılığını sağladı. ''Tabii yetenek olarak değil, sen ona göre çok daha güçlüsün. O on yedi yaşındayken değil Siyahlar'a girmeyi, büyüsünü keşfetmeyi dahi başaramamıştı... Daha doğrusu başarmak istememişti, o yıldırım ve ateş stili büyüleri kullanabiliyordu ama onların karşı tarafa gereksizce fazla zarar verdiğini söylüyordu, bu yüzden de onları kullandığını hiç görmedim. Daha sonra uğraştı, uğraştı ve uğraştı, uzun süre boyunca tek yaptığı, yeterli olacak hasarı verebilmesini sağlayacak olan bir savaş yolu bulmaya çalışmaktı... Daha sonra da Işık Stili'ni keşfetti, onu nasıl yaptığını kimse bilmez... Keşfetmesinden sonra da, hep hayalinde olan Siyahlar'ın içinde bir yer bulma görevini başardı, elli yıl kadar sonra da birinci sıraya yerleşti. Daha sonra da yüzyıllar boyunca, oradan hiç ayrıldığını görmedim. Dünyada da pek çok kez en güçlü büyücü olarak görülmüştü, onu bir türlü geçip de birinci sıraya oturamıyordum Pounz'da. Ancak o Siyahlar'dan ayrıldığı zaman bunu başardım... Heh, hala o önümdeymiş gibi hissediyorum bazen. Onu hiç geçemedim, içten içe biliyorum bunu.'' diye konuşmaya devam ederken, bir iç çekmişti kadın. ''Onu, yetiştireceği çocuğun sokakta büyüyeceğini söylediği zamanda da yadırgamıştım, neden böyle bir şey yaptığını tahmin edememiştim, ama zaman geçtiği zaman anladım. Elbette şu anda sahip olduğun konumunu elde etmeni sağlayan etkenlerin arasında bu birinci sırada değildir, hatta ilklerde bile değildir, ancak üzerinde etkisi olduğu da ortada. Biraz önce Ranfan'a söylemiştim, şaka değildi, senin Chibui'de başının çaresine bakmanı sağlayan şeylerden biri de geçmişten kalan bu yalnız yaşamın, kimse seninle ilgilenmediği için kendinle ilgilenmek zorunda kaldın hep, bu da zaman geçtikçe erkenden olgunlaşmana sebep oldu. Bu yüzden Chibui'de çok daha rahattın, tek başına yaşadın. Biraz Tigrund Ailesi ile vakit geçirdin tabii, ama genel olarak tek başınaydın yani. Bunu başarabilmiş olman gerçekten çok güzel, çünkü Chibui en çok öz suyu avcısının olduğu yerdir. Diğer Büyülü Yaratık Sıradağları'nda genellikle güç ortalaması daha yüksektir, üstelik bir de oralardan medeniyete geri dönmek için herkesin Chibui'ye uğraması gerekir. Biliyorsun, diğer büyülü yaratık yerleşim bölgelerinin her tarafı sularla kaplı. Birinden diğerine gitmek için ince yollardan geçiyorsun, en son Chibui'ye gelip dışarı çıkabiliyorsun. Yani diğer dağlarda öz suyu toplamış, bir şekilde muhafaza etmiş ve satmak için krallıklara götürecek olan kişiler Chibui'ye doğru gelmek zorunda kalıyor... Bu da öz suyu avcıları için bulunmaz fırsat, emek vermeden para kazanmak isteyen öz suyu avcılarının saldırısına uğrayan binlerce kişi oluyor, kapının her açılışında. Kapı kapalıyken içeride olanları saymıyorum bile, Ranfan güçlüdür ama orada tek başına mücadele edemez.'' Tarini Ranfan'a doğru baktı ve daha sonra elini usulca gönderip, kızın başını okşadı. ''Kendini hayata hazırmış gibi görüyor, ama aslında çok saf bir çocuk o, kolayca kandırılabilir, karşısındaki acemi biri olsa bile. Senin gibi, diline tam olarak hakim olmayı başarabilen birinin ona neler yaptırmayı başarabileceğinden hiç bahsetmiyorum bile, Dustin'in biraz ağzını aradım, söylediğine göre sana tuzaklı sorular sorarak bir şeyler öğrenmeye çalışmış, ama hiçbir şey öğrenmeyi başaramamış. Hatta bu gece girdiğin yerdeki bilgilerle oynanmıştı, fark etmişsindir. Senin hakkındaki kısımdaki bilgilerle oynanmış daha doğrusu, Fozre Ailesi'nin diğer bilgileri sabit kalmış, sadece kağıt sayısı artırılmış. Öyle duydum, bunun sebebi ne biliyor musun? O gece gelecek olan kişinin sen olduğunu tahmin ediyordu Dustin, ama sen ona öyle şüpheli cevaplar vermiştin gün içinde, konuştuğunuz zamanlarda, adam gece eve baskın yapma ihtimali olan tek kişinin sen olduğunu bilmesine rağmen, oradaki seninle ilgili olan bilgilerle oynamış ve onların ortadan kaybolup kaybolmayacağına bakmak istemişti. Gün içinde sana söylediği şeylere baktığı zaman kendi kendine söyleyebiliyordu; gece bir baskın olursa bunu yapan kişi kesin Zend olacaktı. Ama buna rağmen böyle bir yola başvurdu... İşte bu, senin dilinin kuvveti. Üstelik Dustin'den bahsediyoruz, onun bir şeyi akıl oyunlarıyla öğrenemediği çok nadir görülür. Kelimelere kurduğu tuzaklar, karşıdakinin bir anlık dikkatsizliği ile tüm cevabın ortaya dökülmesine yol açar. Bu tecrübe ile kazanılabilen bir şey, bunu engellemeyi şimdiden başarabildiğini duyduğum zaman son derece şaşırdım...'' Tarini Zend'den övgüyle bahsederek yüzüne hafifçe tatminlik sezilebilen bir ifadeyi yerleştirmişti.
''Anne, Zend bu kadar başarılıysa belki de derslerimi ondan almam gerekiyordur, neden beni diğerleriyle uğraştırıyorsun ki? Şimdiki ustam bile, Siyahlar'da otuzuncu sırada! Üstelik iki yüzlü yaşlarına gelmiş! Maalesef hala otuzlu sıralarda dolanıyor... Ama Zend öyle mi? Baksana, daha on yedi yaşında on beşinci olmayı başardı, daha bu gece, gücünü kanıtlayarak bir yumruğuyla Vankanor'un Ejderha Seviye kılıcını kırdı. Onun bana öğreteceği binlerce şey olmalı...'' Ranfan biraz önce kavga ettiği annesine, sanki hiçbir şey yaşamamışlarmış gibi bakarak konuşmuştu.
***
1982
Magnec