Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

249. Bölüm Yüzükleri Geri Almak

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

''Gerçekten güzel olur, birkaç gün önce bir dükkana girip satıcıya, Chibui Dağı'ndayken Hırsız Çağı'ndakilerden aldığım yüzükleri bırakmıştım; toplam değeri ölçmesi için. Ancak bir şekilde olayın içine Kadim Kaplan'dan biri girmiş ve yüzüklere el koymuş, ben de o zamanlar aranıyor olduğum için yüzüm gizli bir şekilde gitmiştim, ismimi de kendimi riske atmamak için vermemiştim, bu yüzden onu engelleyen bir şey olmamış. Geri almak isteyen olursa Kadim Kaplan'a gelmesini söylemiş aynı zamanda alan kişi, ben de Beyaz Taç'tan birkaç kardeşimi alıp gitmek istiyorum. Sorun olmaz, değil mi?'' diye olayı hızlı bir şekilde açıkladı genç adam. Karkan'ın ona değer verdiğinin farkındaydı ve bugün duyduklarına göre şu anda Beyaz Taç için oldukça önemli bir hale gelmişti, yani birkaç üyeyi yanında götürmesi bir sorun oluşturmuyor olmalıydı. Karkan'ın direkt olarak kabul edeceğini de tahmin etmişti zaten.

''Yok canım, ne sorunu olacak? Bizim malımızı çalan onlarmış, burada bize de ancak çalınanı geri almak düşer. Hakkımız yani, sana bugün içerisinde Beyaz Taç'a uğrayacak olanlar içerisinden bir liste çıkarayım... Kaç kişiye ihtiyacın olur ki?'' diye konuşarak, biraz önce kapatıp yan tarafa uzattığı kitaplardan birini geri önüne çekti ve yazıyla dolu olan sayfaları değiştirerek, aradığı sayfayı bulmaya çalıştı Karkan.

''Çok fazla kişiye gerek yok; fakat yine de Kadim Kaplan'ın ana binasına gireceğiz, en azından on on beş kişinin yanımda olması gerek. Tabii zayıf da olmaması gerek, yanımda gelenlerin. Beni koruyabilmeleri ve gerekirse savaşabilmeleri gerek, Kadim Kaplan'ın, bir üyesinin çaldığı şeylerin aslında bir Beyaz Taç kardeşine ait olduğunu gördükten sonra zaten fazla diretmeyip hatasını kabul edeceğini düşünüyorum. Muhtemelen özür de dileyeceklerdir, elbette Beyaz Taç'ı karşılarına almak gibi bir şey yapmazlar, böyle bir olay için. Ancak ne olur ne olmaz diye yanıma birkaç güvenilir kişi almak istiyorum.'' diye konuştu Zend. Tahminine göre, Kadim Kaplan bir üyesinin yaptığı şeyden dolayı savaşa girmekten kesinlikle kaçınacaktı, hatta Zend sadece oraya bir Beyaz Taç üyesi olarak gitseydi bile ona zarar vermeye kalkışmazlardı, çünkü bir Beyaz Taç üyesini öldürürsen, başına büyük belalar açardın. Öldüren kişinin bireysel kimliği belli olmasa bile, Zend oraya gittiğinde ölürse eğer Beyaz Taç onu Kadim Kaplan'dan birinin öldürdüğünü anlardı ve Kadim Kaplan'ın büyük bir özür dilemesi ve tazminat ödemesi gerekirdi. Bu yüzden bir sorun olmayacağını düşünse de, küçük bir ihtimal dahi olsa eğer ki bir sebepten dolayı oradakiler Zend'e karşı savaşmaya başlarsa, Kadim Kaplan'ın binasına girmiş olacağından dolayı genç adam, en azından yüzlerce kişiye karşı çarpışmak zorunda kalacaktı. Bu da haliyle çok zor olurdu, Zend'in böyle bir önlem alması şarttı.

''Evet, ben de öyle düşünüyorum zaten, ama her ihtimale karşı yanında on on beş tane güçlü Beyaz Taç üyesi olsun.'' diye konuşurken Karkan, bir yandan da önündeki kitaptan bir sayfaya bir şeyler karalamaya başlamıştı. ''Şu an bir iki saat içerisinde Beyaz Taç'a gelen, meşgul olmayan, onuncu seviyenin üstünde olan on iki tane kardeşimiz var. Hepsine sana yardım etmeleri için birer görev vereceğim, böylece sorun kalmamış olur. Ancak iki saat kadar beklemelisin, acelen yok değil mi?'' 

''Yok yok, bekleyebilirim.'' Zend gülümseyerek cevap verdi. ''Öyleyse çok teşekkür ederim Karkan, Beyaz Taç'ın bir kardeşi olmak gerçekten güzel, böyle anlarda yardım alabileceği bir yerinin olması insanı mutlu ediyor.'' diyerek de teşekkür etti ve ayağa kalktı.

''Elbette mutlu eder, sen bu zamana kadar tek başına çalışıp güçlendin, şimdi destek alabileceğini de görmüş oluyorsun; bu mutluluk, tek başına yapabileceğinden fazla bir şeyi sana destek olanlarla birlikte yapabileceğini gördüğün zaman daha da artacaktır.'' Karkan hızlıca cevap verdi. ''Rica ederim.'' 

''Tamam, ben buralardayım o halde. Biraz vakit geçireyim...'' diye konuşan Zend, Karkan'a hızlı bir şekilde veda ettikten sonra ana binanın salonuna doğru ilerleyip boş olan bir sürü koltuktan birine oturdu. Şu anda buradaki tek kişi oydu, Zend'in başının etini yiyebilecek biri de yoktu o yüzden. Bir süre kafasını dinlendirerek, oturduğu koltukta, satıcının ona verdiği parşömenlere göz attı. Aslında haritayı sadece bir sefer gördükten sonra geri verebilirdi ona, sonuçta aklında tutabilirdi. Aynı şekilde Beyaz Taç'tan da alabilirdi, ancak o an kendi başına direkt olarak Kadim Kaplan'a gitme planı da aklından geçiyor olduğu için bu haritayı yanına almıştı. Aklına Sanzirna gelince hemen onu da almak için, Beyaz Taç'ın ana binasının hemen yanında olan, isteyen üyelere kalacak yer olması için yapılmış diğer binaya doğru ilerledi ve Sanzirna'nın odasına gitti. Sanzirna eğer başka bir yere giderse Zend'in ona ihtiyacı olması durumunda onu bulamayacağını düşünerek bu odadan dışarı çıkmamıştı gerekli durumlar haricinde, muhtemelen. Bu yüzden hala kendi odasında olma ihtimali yüksekti. Odanın kapısına vurduğu gibi bu tahminin doğru olduğunu da anlamıştı zaten.

Genç kadın onu görünce direkt olarak biraz heyecanlanmış bir yüz ifadesiyle Zend'e bakmıştı ilk olarak, daha sonra da birkaç soru sorma isteğine sahip olduğu yüzünden anlaşılırken Zend'e bir selam vermişti.

''Zend! Hoş geldin.'' 

''Hoş buldum.'' diyerek cevap verdi Zend hızlı bir şekilde. Ardından, ''Sanzirna, sana ihtiyacım var, gelsene.'' diye konuştu ve arkasını dönüp, merdivenlere doğru yürüyerek kapıdan ayrıldı genç adam. Sanzirna hazır göründüğü için hemen Zend'i takip etmeye başlamıştı. Sanzirna'ya Lazel tarafından verilmiş görev zaten Zend'i koruması olduğu için, her türlü konuda Zend'e yardım ederdi genç adamın isteğiyle birlikte. 

Aşağıya inerken hızlı bir şekilde olayları anlattı Zend. Sanzirna da öfkeli bir şekilde, gerekirse onları öldürebileceğini söyledikten sonra bir gülümseme ile karşılık verdi, daha sonra da doğum gününden ve Siyahlar'daki sırasından konuşurken ana binaya vardılar...

Bir süre boyunca Sanzirna ile sohbet etmeye devam etti genç adam. O, Zend'in on beşinci olmasından dolayı epey endişelenmiş gibi görünüyordu. Daha sonra yanına, daha önce Beyaz Taç'ta gördüğü iki kişi gelmişti. Geldikleri gibi Zend'e bir selam verdiler: ''Merhaba Zend kardeş! Liderden sana bugün bir şeyde yardım etmemiz gerektiğini duyduk.''

Zend kendisine seslenildiğini duyduktan sonra yanında dikilen iki kişiye baktı. ''Ah, buyurun oturun.'' dedi Zend ve önündeki masanın diğer tarafında olan koltukları gösterdi. ''On kişi daha gelecek sanırım, herkes geldikten sonra durumu açıklarım. Karkan'ın size söyleyeceğini düşünüyordum, ama neyse artık.'' 

Zend'in dediği gibi yaparak, genç adamın karşısındaki koltuklara oturan Beyaz Taç üyeleri, diğerlerinin gelmesini beklemeye başlamıştı...

Yaklaşık bir buçuk saat içerisinde, grup olarak çoktan on dört kişi olmuşlardı. Zend Sanzirna' ve kendisinin haricinde, bu masanın etrafında on iki kişinin toplanmış olduğunu gördükten sonra, derin bir nefes alarak konuşmaya başladı. ''Öncelikle hepiniz hoş geldiniz kardeşlerim, beni tanımayan varsa diye söylüyorum, ben Zend. Beyaz Taç'ın bir kardeşi olarak bir yardıma ihtiyacım oldu, Karkan'a, yani lidere söyledim ve o da bana yardım etmeniz için sizi görevlendirdi.'' diyerek konuşmaya başladı. 

''Olay aslında çok büyük değil, Karkan'a geçtiğim gibi size de bir özet geçeyim izninizle: Birkaç yıl önce Chibui'deyken Hırsız Çağı adlı öz suyu avcılarının birleştiği bir topluluğa saldırmış ve ana kamplarındaki herkesi öldürmüş, esirleri serbest bırakmış ve gördüğüm değerli mallarını ganimet olarak almıştım. Daha doğrusu ağırlıklı olarak yüzüklerini aldım, zaten değerli şeyler de bu yüzüklerin içerisindedir diye. Daha sonra o yüzükleri Pounz'a getirerek bir satıcıya bıraktım, hepsinin içine bakmasını ve bir değer listesi çıkarmasını istedim, böylece toplam fiyatı öğrenebilecektim. Ancak burada bir sorun çıkmış ve gittiğim dükkanın sahibi olan satıcı, yüzüklerin içerisinden çıkan bazı şeylerin ne olduğunu tam olarak anlamayı başaramamış ve bir arkadaşından yardım istemiş, o kişi de bir uzman bulmaları gerektiğini söyleyerek Kadim Kaplan'dan birini çağırmış. Bu gelen kişi, önüne konulan yüzüklere el koymuş ve götürmüş, biz de onları geri almaya gideceğiz. Bu Kadim Kaplan üyesinin resmi de burada, buyurun bakın.'' diye durumu izah ederken, önündeki Beyaz Taç üyelerinin yüzünde gezdiriyordu Zend gözlerini. 

''Ah, ben bu adamı tanıyorum.'' diye konuştu Zend'e yardım etmek amacıyla orada olanlardan biri. ''Kadim Kaplan'ın Pounz'daki güçlü üyelerinden biriydi, genellikle yüksek kademeli görevleri yapmayı tercih ediyordu, ismi defterimde yazıyor olmalı...'' diye konuştu, biraz önce Zend'i dikkatli bir şekilde dinlemiş olan, ona destek vermek için gelmiş Beyaz Taç kardeşlerinden biri. Daha sonra da yüzüğünden çıkardığı defteri bir anda elinde belirdi. ''Hah, ismi Padolf. Soyadı yok, ailesi belirsiz. Muhtemelen anne ve babasını hiç tanımamış olan biri, çünkü direkt olarak Kadim Kaplan'a adamış her şeyini, o topluluğu geliştirmek için pek çok şeyi yaptığını duymuştum. Yanlış hatırlamıyorsam da on üçüncü seviyedeydi. Bir savaşçı, kurt şeklindeki bir büyülü yaratık ortağı var.'' 

''Bilgilendirme için çok teşekkürler,'' Zend defterinden o adam ile ilgili birkaç bilgiyi okuyan, hemen karşısında duran orta yaşlı adama teşekkür etti. ''demek on üçüncü seviye... Bir sorun olacağını sanmıyorum, onu kendi evinde bulabilirsek güzel olur ancak Kadim Kaplan'ın ana binasına girmemiz gerekebilir. Satıcıya, yüzükleri geri almak isteyen kişilerin Kadim Kaplan'a gelmesini söylemiş çünkü.'' diye konuşmasına devam etti.

''Kardeş Zend,'' diye konuşmaya girdi bir diğer kişi. Bu sefer, Zend'den çok da büyükmüş gibi görünmeyen, sırtında uzunca bir kılıç taşıyan bir kız konuşmaya başlamıştı. ''bu kişi, senin Siyahlar'da on beşinci sıraya girdiğini duyduğu zaman muhtemelen korkuya kapılarak o satıcıya aldığı her şeyi geri götürmüştür, o dükkanın sahibi ile iletişim halinde misin? Normalde zaten bir Beyaz Taç üyesinin eşyalarını çalmaya çalışmak yeterince cesaret gerektirir ve bunu yapabilmesi bile ilginç, ancak bugün Siyahlar listesine baktıysa eğer, çoktan her şeyi geri vermiştir bile, üstüne defalarca kez özür de dilemiştir. On beşinci kişiye yanlış davranmak pek akıl işi değildir, bunu biliyor olmalı.'' 

Zend başını sallayarak cevap verdi. ''Bu olay henüz yeni oldu, benim Chibui'den Pounz'a döndüğüm andan itibaren başımda ödül vardı, bu yüzden yüzümü gizleyerek hareket ediyordum. O gün de o dükkana girdiğimde başımda siyah kapüşonum, yüzümde de tanınmama engel olacak bir kumaş parçası vardı, onları takmamla aynı sebepten ötürü ismimi de söylememiştim. Bu yüzden yüzükler alınırken satıcı onların kime ait olduğunu söyleyerek o adamın, yani biraz önce öğrendiğimiz üzere Padolf'un, Beyaz Taç'ın ismiyle korkutulması bu yüzden mümkün olmamıştı. İsmimi de bilmediği için şu anda aldığı o yüzüklerin, Siyahlar'ın içerisindeki on beşinci kişiye ait olduğunu bilmiyor. Bu yüzden geri götürmesi gibi bir ihtimal olmamış oluyor yani, ne yazık ki...'' diye konuşurken genç adam, başını hafifçe eğmişti. 

Aynı kız, elini sırtındaki kılıcın kabzasına atarak, sesli bir şekilde konuşmaya devam etti: ''Anladım, öyleyse zor yoldan almamız gerekecek!''

''Baikum, fazla gaza gelme. Muhtemelen hiç savaşmamız gerekmeyecektir bile, on beşinciyle birlikte gidiyoruz, farkında mısın?'' diye konuştu, biraz önce elini kılıcının kabzasına atmış olan kızın yanındaki, onun arkadaşı gibi görünen, siyah saçlı bir kız. O, biraz önce konuşmuş olana göre daha sakin gibiydi. ''Sen biraz önce o adamın, Kardeş Zend'in on beşinci olduğunu duyduğu zaman her şeyi o satıcıya geri getirmiş olmasının yüksek ihtimal olduğunu söylemedin mi? Aynı bunun gibi, Padolf Kardeş Zend'i karşısında gördüğü zaman direkt olarak her şeyi ona verecektir muhtemelen. Savaşmayı deneme ihtimali çok düşük, kimse kazanamayacağı bir savaşa girmez.'' 

''Kardeş, Padolf'un Kadim Kaplan'ın Pounz Krallığı çapındaki en güçlü ilk on kişisi arasına girdiğini biliyorsun, değil mi? Öyle direkt olarak pes etmeme ihtimali var, zaten Kardeş Zend de büyük ihtimalle bizim burada olmamızı bu yüzden istemiştir.'' Biraz önce Padolf'u tanıtmış olan kişi, tekrar konuşmaya başlamıştı.

Sakin bir şekilde konuşmasını sürdüren kız, ona dönerek cevap verdi. ''Kardeş Zend'in ondan güçsüz olduğunu düşünmüyorsun, değil mi?''

***

1727