bu planların da maalesef dustin tarafından deşifre edildi tatlım keşke başka parlak fikirler bulsan :::/
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
279. Bölüm Liderle Konuşma
''Yani diyorsunuz ki, Fozre Ailesi Zend'in başındaki ödülden sorumlu olan ailelerden kesinlikle birisi, öyle mi?'' Karkan'ın sesi, Beyaz Taç'ın ana binasında lider için yapılmış olan odanın içerisinde yankılanmıştı. Bu oda da onundu zaten, genelde burada bulunuyordu hep.
''Kesinlikle, onların evine daldık bu gece, daha üzerinden bir saat geçmedi.'' diye cevap verdi Zend karşısındaki Karkan'a. ''Fozre Ailesi'nin ana binasına yani, ben zaten emindim Fozre Ailesi'nin böyle bir şey yaptığından, ancak kanıt bulmam gerekiyordu Beyaz Taç'a bir şeyler yaptırabilmem için. Maalesef Dustin işin içine karıştı ve Tou biz oradayken Fozre'nin malikanesine geldi, bu yüzden planlarımız bozulmuş oldu.'' dedi ve Fozre Ailesi'ndeki o dolaptan aldığı kağıdı gösterdi Zend, Karkan'a. ''Bunu onların pek çok bilgiyi depoladığı bir dolaptan aldım, devamında eminim benimle ilgili bilgiler de vardı ama onlara ulaşmam mümkün olmadı, elimizde sadece bu var. Ama sadece bunun bile gizli bilgilerinin olduğu yerde bulunması, Fozre Ailesi'nin benim başıma ödül koyulmasına destek verdiğini kanıtlar. Değil mi Karkan?'' Zend konuşmaya devam ederken, Karkan'ın kağıttaki gözlerin bakıyordu.
''Hmm...'' Karkan kağıttakileri hızlıca okumuştu. ''Sanırım haklısın, Fozre Ailesi'nin gerçekten de başındaki ödülle bir ilgisi varmış gibi görünüyor.'' diye konuştu ve Zend'e baktı. ''Bunun nedeni ne peki? Neden senin başına ödül koymak istemiş olabilirler ki?''
Zend, Chibui'de olanları anlattı hızlıca. ''Bu yüzden benim başıma bir ödül koymak istemişlerdir. Zaten Prenses Yuna'nın doğum gününde de Ovaur Fozre'nin bana böylesine düşmanca davranmasının nedeni de buydu muhtemelen, öyle tahmin ediyorum. Yoksa bana neden o şekilde davranırdı ki, o gün? Görüştüğümüz ilk andan beri sürekli beni bir aşağılama çabasındaydı, gün bitene kadar da bu şekilde devam etti. Başka bir açıklaması olamaz, onunla ilk karşılaşmamızdı, daha önceden onun yüzünü bile görmemiştim.'' diyerek devam etti ve kendine gözlerini kısıyor olan Karkan'a doğru bakmayı sürdürdü.
''Bu arada Zend, Ovaur Fozre'yi öldüren sen miydin?'' Karkan Zend'i yaş ve seviyesine bakarak küçümsememesi gerektiğini, o on beşinci, hayır, altmış beşinci olduğunda bile öğrenmişti. Bu yüzden o gün öyle bir şey yapabilecek güce sahip olduğunun da farkındaydı, üstelik geçmişte onun kuzenlerini öldürmüşse, şimdi de Ovaur'u öldürmek isteyebileceğini düşünüyordu. Zaten o olayda Zend'in üzerine büyük bir şüphe yüklenmişti, Fozre Ailesi'nin anlattığı şeylerden sonra Ovaur'u öldürenin Zend olduğu hakkındaki söylentiler gitgide yayılmaya devam ediyordu, halk arasında. Karkan da bunu direkt olarak Zend'e sorarak öğrenmek istemişti.
''Evet, bendim.'' Zend hızlı ve kısa bir şekilde cevaplamıştı Karkan'ı. O Beyaz Taç'ın lideriydi, ondan gizlemesine gerek yoktu bir şeyleri, genç adamın. Karkan'ı zaten bir yakını olarak görüyordu. Zend onu tanımıyor olsaydı bile, Karkan'ın Beyaz Taç'ın lideri olup, gelecekte Beyaz Taç'ı hatırı sayılır derecede güçlendirme ihtimali olan birini zor bir duruma sokmamaya çalışacağını rahatça tahmin edebilirdi. Bu yüzden Karkan'ın bu konuyu bilmesi Zend'e zarar vermeyecekti. Genç adam, lidere bakmaya devam ederken hafifçe gülümseyerek eklemişti: ''Tabii aramızda kalsın, bunun bilinmesi benim için hiç iyi olmaz, tahmin edebiliyorsundur sen de, başkan.''
''Herhalde,'' diyerek yavaşça gülümseyerek karşılık verdi Karkan da. Karşısındaki bu çocuk, ne ara bu kadar büyümüştü acaba? ''bunu gidip de birilerine söyleyecek değilim... Pekala, ödül hakkında ne yapmayı düşünüyorsun şu anda?''
Zend göğsünün önünde kalacak şekilde kaldırdığı yumruğunu sıkmıştı, sertçe. ''Aslında senin fikirlerinden yararlanmaktı buraya geliş sebebim. Ancak kendi kafamda planladığım şeyleri sorarsan...'' Zend yüzüğünden maskesini ve kapüşonunu çıkardı. ''Bunları mademki takıyorum, öyleyse bir işe yarasınlar, değil mi? Beni bu ikisini takmak zorunda bırakan kişileri tek tek yakalayacağım ve bana isim vermelerini sağlayacağım, gizlenmeye de devam edeceğim. Fozre'nin işin içinde olduğunu öğrendiğime göre onlardan birilerini kaçırarak diğer aileleri de öğrenmeye başlayabilirim.'' Zend Karkan'a o an aklında olan fikirlerden birkaçını anlatmıştı.
''Tek başına mı?'' Karkan kaşlarını kaldırmıştı yavaşça. ''Fozre Ailesi'ne dahil olan kişilerin Ovaur Fozre'ye olandan sonra yalnız başına gezeceğinden şüpheliyim. Yani onları yakalaman pek mümkün olmayacaktır, üstelik yalnız başınayken... Ayrıca, dediğin gibi Dustin de işin içine girmişse, yıllardır iyi ilişkiler kurduğu Fozre Ailesi'nin üyelerinin tehdit edilmesine imkan vermeyecektir, o çok planlı hareket eden biridir, şimdiden bile Fozre üyeleri için koruma ayarlamıştır bile... Sonra kendini tehlikeye sokmayasın? İstersen yanında sana destek olmaları için birkaç Beyaz Taç üyesi ayarlayayım.''
Zend'in eli çoktan çenesine ulaşmıştı bile. Karkan haklıydı, Dustin kesin şimdiden, Zend'in yapacaklarını engellemek için bir şeyler yapmaya başlamıştı bile. Eğer o işin içine girmiş olmasaydı Zend rahatça tek başına hareket ederdi, Sanzirna'ya bile ihtiyaç duymazdı hatta. Ancak şimdi yine gittiği yerlerin birinde Yua ve Tou ya da birkaç tane Kraliyet Askeri ortaya çıkarsa, çok büyük bir tehlikeye girmiş olurdu. Yanında Era olsa da, sadece onun yardımıyla birden fazla kişiyi kolayca atlatması mümkün değildi, üstelik bu kişiler sıradan değilse... Birinin yardımını alması gerekiyor muydu peki? 'Sanzirna'nın yardımı yeterli olur mu ki, yine bu geceki gibi bir durumda sıkışırsak?' diye sordu kendi kendine, 'Çok fazla kişinin korumasını almam benim acayip yavaşlamama neden olur, bu da zaten istediğim kişiyi yakalayamamı sağlar. Yani plan yerle bir olur...' diye düşünmeye devam ederken, Karkan'a doğru bakmıştı. ''Beni korumaktan çok hissetme, yaklaşan bir tehlikeyi fark edebilme gibi şeylerde başarılı olan, ban destek verebilecek Beyaz Taç üyeleri var mı? Tabii üyeleri dediğime bakma, en fazla iki kişi olabilir. Daha fazlası beni acayip yavaşlatır ve gizlenerek hareket etme prensibimi tamamen çiğnemiş olmamı sağlar, zaten bir tane kendi tanıdığım var, ortağımla birlikte toplam beş kişilik bir ekip kurmuş olacağız, gelen iki kişiyle birlikte.'' dedi ve arka tarafında, koltuğun bir kenarına uzanmış, konuşulanları dinliyor olan Era'ya doğru baktı Zend. ''Bu sayı zaten çok fazla, ama başıma bir bela almamak için iki kişiyi kabul edebilirim. Ek olarak, vakit kaybetmemem de önemli. Kısa zaman içerisinde ulaşabileceğin birileri olursa iyi olur, benim Beyaz Taç'ta pek tanıdığım yok, bu yüzden kendim bulmam mümkün değil, hehehe...'' diyerek güldü genç adam. Daha önce Beyaz Taç'ta iyice vakit geçirdiği söylenemezdi, zaten son altı yedi yıldır Beyaz Taç'ın kapısından bile girmemişti, Chibui'de yalnız başına geçiriyordu vaktini. Ondan önce de kısa bir süre Beyaz Taç'ın içinde olabilme imkanını bulmuştu, o süreçte de, genellikle suskun ve utangaç olduğu için fazla sosyalleşememişti. Fazla tanıdığı yoktu yani, Beyaz Taç'ın içinde de. Bu sebeple de genellikle tanıdıklarıyla birlikte vakit geçirmişti, Fun, Saga, Yun ve diğer sınıf arkadaşları bu tanıdıkların başında geliyordu tabii ki. Yetenek ve çalışkanlığıyla okulda kendi yaşıtları arasında kısa zamanda popüler olmayı başarmış olsa da, ne yazık ki çok bir arkadaşının olduğu söylenemezdi...
''Tamam, elbette hissetme ve sezme konusunda yetenekli olan, genelde diğer arkadaşlarına destek olarak savaşa katılan üyelerimiz de var. Mesela Saga onlardan biridir, ancak onun öğrencileri var, o sana yardım edemez... Onun yerine birçok Beyaz Taç üyesi bulabilirim tabii, eğer yeterli gelmezlerse de parayla tutarız birilerini, sorun olmaz.'' dedi Karkan, yine masasının üstündeki defterlerden birine elini atıp, içini incelemeye başlamışken. ''Sen istersen bi' git de dinlen bugün, görünüşe göre gece epey aksiyon yaşamışsın. Vakit kaybetmek istemediğinin farkındayım, ama en azından uykusuz bir gecenin ardından da dinlenmen gerek. Yoksa gitgide zayıflar, yorgun düşersin. Bu da senin savaş günlüğüne çok kötü yansır, yorgunluk bir savaşçının her zaman kaçması gereken bir şeydir. Neredeyse sabah olacak zaten, birkaç saat uyu.'' diyerek, gülümseyen bir yüzle Zend'e baktı, onun tarafından kaldırılıp buraya getirilen adam. Zend odasına geldiği zaman, elbette o da diğer pek çok savaşçı gibi uyuyarak vücudunu dinlendirmekteydi, gecenin bir köründe, başka ne yapıyor olabilirdi ki?.. Zend'in de bunu yapması gerekiyordu, bu yüzden ona birkaç öğüt vermişti. Tabii ki içinden yükselen uykusuna dönme isteğinin de, söylediklerinde azıcık payı vardı, evet, kabul ederdi bunu.
''Zaten bir süre uyuyacağım, yaklaşık dört saat. O kadarı benim için yeterli olacaktır, daha fazlasına ihtiyacım yok, vücudum zaten çok da yorgun değil. Birileriyle ciddi ciddi savaşmadım bile, Tou ve Kraliyet Askerleri gelir gelmez devamlı olarak kaçtım, o yüzden dinç bir haldeyim şu anda. Ancak senin de dediğin gibi, başkan, dinlenmeden bir savaşçı yoluna devam edemez.'' Zend zafer işareti yaparak Karkan'a bakmış ve konuşmuştu hızlıca. Daha sonra da, ''Öyleyse ben kaçıyorum, hadi iyi geceler.'' diyerek kapıya doğru ilerleyerek, kendi dairesine gitmek için yola koyulmuştu.
''Bir de Zend,'' Genç adam odadan çıkmak üzere yürürken, Karkan arkasından seslenmişti. ''Tarini seninle görüşmek istiyordu, on beşinci oluşunun ardından. Ama pek bulamamıştı seni, istersen yarın Güneş Ailesi'nin evine bir ziyaret yap, haber vereyim şimdi ona.''
''Benimle görüşmek istediğini duymuştum, ancak ne söyleyecek ki acaba? Önemli bir şeyler aktarmak için mi beni çağırıyor?'' Zend kapıya doğru ilerlemesini keserek Karkan'a dönmüş, sonra da kaşlarını hafifçe kaldırırken meraklı bir şekilde sormuştu.
''Yok canım, muhtemelen bir yemek yer, sonra da kısa bir süre oturur konuşursunuz. Tarini bu şekilde umut vaat eden Beyaz Taç kardeşleri ile görüşmeyi sever, bu yüzden endişelenmene gerek yok. Önemli bir şey söyleyeceğinden değil yani...'' Karkan gülümsemiş ve avuç içi Zend'e bakacak şekilde elini kaldırmıştı.
Zend biraz bekledi ve düşündü. ''Tamam o halde, kahvaltıya Güneş Ailesi'nin malikanesine geçerim. Daha sonra da gözüme Fozre Ailesi'nden bir elemanı kestireceğim, seninle iletişime geçerim zaten.'' dedi ve Era'nın, gözlerini kapatarak omzunda uyuklamaya başlamasını gördükten sonra artık odalarına doğru ilerlemelerinin gerektiğini gördü, Karkan'ın da onayıyla, veda ederek uzaklaştı.
***
Düşündüğü gibi, uykuya dalmasının ardından yaklaşık dört saat geçmişti ki herhangi bir dış etkiye maruz kalmasına gerek olmadan uyanmıştı genç adam. Ayağa kalktı ve Era'yı uyandırdı, banyoya doğru ilerledi ve hızlıca suyun altına girdikten sonra da hazırlanarak üstüne, dolabından uygun gördüğü kıyafetleri geçirdi...
''Sanzirna'ya ihtiyaç yok sanırım, değil mi? Şimdi sadece Güneş Ailesi'nin evine gideceğim sonuçta, sonra biraz vakit geçiririz, öğleden sonra da Karkan'ın bana ayarladığı iki kişiyle birlikte, dışarıya çıkmış, şanssız bir Fozre Ailesi üyesini yakalarız... O zaman Sanzirna'ya haber veririm, şimdi dinlensin. Gece epey yorulmuştur.'' diye kendi kendine mırıldanan Zend, aşağıya doğru ilerlemeye başlamıştı.
Kısa bir süre içerisinde, Karkan'ın Tarini Güneş'in sabah Zend'in geleceği ile ilgili bilgisinin olduğunu söylemesiyle birlikte Güneş Malikanesi'ne doğru yola çıkmıştı genç adam...
***
1601
Magnec