demek ki henüz kendi gücünün sınırlarının farkına varamamışsın dikkat et de birine sarılırken kemiklerini un ufak etme ::D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
274. Bölüm Başarılı Kaçış
Yua'nın şaşırmasını sağlamayı başarmış olan Zend, ona yaptığı hızlı hamlesiyle birlikte arkasına doğru döndükten sonra, sahip olduğu tüm gücünü kullanarak oluşturduğu yumruğu, hemen önünde kalan Tou'ya vurmak için hazırlanmaya başlamıştı. Era ve Sanzirna'nın beraber yaptıkları bir saldırıyla onun dikkatinin dağılmasını sağlamaları gerekiyordu ilk önce, bu yüzden Zend yumruğunu tutarak, Tou'ya doğru yöneltilmiş iki güçlü saldırıyı görmek için beklemeye başlamıştı. Yua tahmin ettiği gibi ayağa kalkmayı başaramamıştı Zend'in attığı minik kesiklerden dolayı, ayaklarının kontrolünü bir süreliğine kaybetmiş olmalıydı. Bu yüzden çaresiz bir şekilde orada oturmaktan başka yapacak bir şeyi yoktu o anda, ustasına seslenemeyi denemişti, ancak Tou şu anda ciddi bir savaşın ortasındaydı ve ona bakabilecek, cevap verebilecek, hatta belki de onu duyabilecek pozisyonda değildi. Şu anda kendi üzerine atlamaya çalışan bir Ejderha, bir de Kutsal Seviye düşmanlarına karşı savaşarak bir zafer elde etmeye çalışıyordu. Tüm gücünü kullanmaya başlamıştı neredeyse, şu anda ejderhaya dönüşmemesinin nedeni de büyük ihtimalle ortamın buna elverişli olmamasıydı. Bu Zend ve arkadaşları için oldukça yararlı olmuştu tabii ki, bir ejderha ile, Tou'nun ejderha hali ile mücadele etmek, onun normal hali ile mücadele etmekten çok daha zordu muhtemelen. Bunu yapmayı göze alamadığı için şanslıydı düşmanları...
"Zend, hazır ol! Sadece üç saniye kadar kaldı, sonra gücümüzün büyük bir kısmını harcayarak saldıracağız. Bunu yapmamızın hemen ardından, Tou'nun sırtına güçlü bir darbe indir!" Era, Tou'ya dikkatlice yaklaşırken Zend'e son bir uyarıda bulunmuştu, eğer bu şans kaçarsa en iyi ihtimalle Zend'in büyüsünü göstermeyi göze alarak buradan kaçmaya çalışmaları gerekecekti. Kralın sağ kolunun görmemesi gereken bir şeydi o büyü, bu yüzden şimdi attıkları adımda her zamankinden daha dikkatli olmaları gerekiyordu.
"Ben hazırım, siz onun dikkatini dağıtmaya bakın!" diye cevap verdi Zend Era'ya, aynı zamanda da diğer askerlerin onlara zorluk çıkarmaması için, sırtını tekrar Tou'ya dönerek, geleni öldüreceğini söyleyen tehditkar bakışlarla, diğerlerinin oraya yaklaşmasını engelledi. Biraz önce onların kıdemlisi olan Yua'ya karşı birkaç hamle yapmış ve üstün gelmeyi başarmıştı, bu yüzden gözü korkmuş olan diğer korumalar şu anda kalabalık olsa da, hiçbiri Zend'e saldırmaya cesaret edemiyordu. Genç adamın da bu epey işine gelmiyor değildi tabii.
Çok kısa bir süre daha geçtikten sonra, Zend Tou'yu şüphelendirmemek için aralarına koyduğu uzaklığı azaltmaya başlamıştı, çünkü Era ve Sanzirna'nın enerjilerinde bir dalgalanma olduğunu fark etmişti, şimdi Zend için bir açık yaratacak olan saldırılarını yapmaya başlamış olmaları gerekiyordu. Zend bundan dolayı, diğer askerlere göz dağı vermeyi bıraktı, onlar da hala Kraliyet Askerleri'nin aşağı inmesini beklemeye devam ediyordu, çünkü Zend'e saldıran kişinin öldürüleceğinin farkındaydı herkes.
"BAM!"
"BAM!" Era ve Sanzirna'nın saldırıları Tou'nun kılıcına ulaşmıştı, Zend'in gördüğü ve duyduğuna göre, tam şu anda saldırarak Tou'yu yaralaması gerekiyordu onun!
"Zend, şimdi!" Era da Zend'e bir kere daha seslenip, genç adamın yapması gereken şeyi yapmaya şimdi başlamasını söylemişti hızlıca.
Zend Era'yı da duymasının ardından Rüzgar Tanrısı'nın Nefesi'ni kullanarak, kendini en hızlı haline soktu ve o anda, Tou'nun yanına ulaşmayı başardı. "Kendimi tutmayacağım, o Ejderha Seviye olan, hakkında anlatılmış hikayelere sahip olan Tou... Bir yumruğum ona çok da zar vermemeli, kendimi tutacak kadar lüksüm yok benim şu anda. Umarım kalıcı bir hasar oluşmaz." diye geçirdi içinden. Gücünün etkilerinin farkındaydı o, Ranon'un ona sağladığı teknik sayesinde şu anda ciddi anlamda fazla bir fiziksel güce sahipti ve yumrukları yıkıcıydı. Bir vücuda tüm gücüyle vurması, ona fazlasıyla zarar vermesi anlamına geliyordu. Bu yüzden normalde yumruklarını kullanırken dikkatli olurdu, ama şimdi bunu yapabilecek kadar rahat bir konumda değildi. Tek şansı bu yumruktu çünkü.
Ancak her zaman olduğu gibi, yine bir şeyler Zend'in planına aykırı ilerlemeye başlamıştı...
"USTA, DİKKAT ET!" Yua'nın çığlığı, adeta sadece hedefi olan kişi Tou'nun değil, oradaki herkesin kulağında çınlamıştı... Biraz önce savaşırken etrafından ona söylenen şeyleri duyamıyor olan Tou ise, tam da bu çığlığı duymuş ve kılıcıyla Sanzirna ve Era'nın saldırılarıyla uğraşmaya çalışırken, vücudunu hızlıca yana çevirmiş ve biraz önce sırtının olduğu yere sol kolunun gelmesini sağlamıştı... Zend vücudunun sol tarafını ona doğru çevirmiş, sonra da göz ucuyla ona korkutucu bir şekilde bakmaya başlamış olan Tou'nun yanına doğru ilerlerken, bu aksaklık yüzünden planında bir değişiklik yapması gerektiğini anlamıştı. "Lanet... Nasıl duydu bu herif, Yua'yı? Acaba onu hareket edemeyecek bir hale getirdiğim zaman, konuşmayacak bir hale de mi getirseydim? Şu anda planımı riske attı, aptal kız..." diye mırıldandı kendi kendine ve planını, Tou'nun sol koluna vurmak olarak değiştirdi. Adamın sol koluna vururken yaptığı baskı ile onu fırlatması dahi mümkün olacaktı zaten, o daha yere inmeden koşmaya başladıkları takdirde de buradan hemen uzaklaşabilirlerdi, güvenli bir şekilde.
"Kıdemli Yua, gerçekten iyi bir refleksti! Demek arkadan saldırmayı deneyeceklerdi... Ben daha onun ne yapmaya çalıştığını dahi anlamamıştım, eğer lidere vursaydı, gerçekten de bu bizim canımızı çok sıkardı... Ama son anda seslenmeyi başardığınız için lider şu anda arkasından gelen saldırıya karşı da savunma yapabileceği bir pozisyona geçti, onu kurtardınız! Gerçekten, Siyahlar'da bir sıra bulmayı başarmanız şans ile olan bir şey değilmiş..." Yua'nın hemen yanındaki bir asker, hayranlıkla konuşurken Yua'ya parıldayan gözlerle bakmıştı...
Yua'nın kafası hala karışıkmış gibi görünüyordu... Ustasını uyarmayı başarmıştı, öyleyse bir sorun kalmamış olmalıydı. Bu herif niye geri çekilmemişti ki? Neden Yua'nın ustasına doğru ilerlemeye devam ediyordu, Tou onu görürken gerçekten de saldırmayı deneyecek miydi? Kendine bu kadar güveniyor muydu ki? Biraz önce arkadan yaptığı bir saldırıyla gerçekten de Tou'ya zaten verebilirdi muhtemelen, Yua bunu çoktan kabul etmiş ve bu yüzden ustasını korumak için avazının çıktığı kadar bağırmıştı. Ama bu olduğu zaman o adam niye saldırısını sonlandırmamıştı, deli miydi acaba? Yumruğunu hazırlamıştı, belli oluyordu. Tou'ya, Pounz'da yüzyıllardır ortaya çıkmış olan en büyük dahi olarak görülen, henüz oldukça genç olmasına rağmen Ejderha Seviyesi'ne ulaşmayı başarmış olan kişiye yumruk atmayı falan mı düşünüyordu o?
Sertçe yutkundu genç kız. O kapüşonlu adam, geri çekileceği varmış gibi görünmüyordu. Kendinden oldukça emin bir şekilde, ona sol tarafını döndürmüş olan Tou'ya doğru ilerlemeyi sürdürüyordu... "Sanırım onun gerçekten de geri çekilmeye niyeti yok, ustama saldırmayı düşünüyor!" diye konuştu sessizce, hayretler içerisindeyken... Tou da biraz şaşırmış olsa da, bunu pek belli etmeden, bu saldırılardan olabildiğince az zararla ayrılmanın bir yolunu aramaya başlamıştı. Kolunu kalkan olarak mı kullanmalıydı? Şu anda sağ eliyle tuttuğu kılıcı, onun sağ tarafında kalan, biraz önce büyük birer saldırı gerçekleştirmiş olan ikilinin saldırıları ile mücadele etmekteydi, kılıcını bir nevi kalkan olarak kullandığı söylenebilirdi. Ancak kılıcını sağ tarafında tutarsa, biraz sonra solundan ona ulaşmayı başaracak olan o kapüşonlu herifin saldırısı canını yakmayı başarabilirdi, neyse ki bir silahı ile saldırmaya hazırlanıyormuş gibi görünmüyordu o. Ama yine de, eğer gerçekten güçlüyse bir yumruğu ile Tou'nun üzerinde ciddi bir hasar bırakma ihtimali olurdu, Tou bunu göze almalı mıydı? Kaçınamayacağı açıktı, şu anda kaçmaya çalışırsa, sağ tarafındaki, kılıcı geçmeye çalışan ikili onun kesin bir açığını yakalardı. Ancak kaçmazsa da sol tarafından gelecek olan bir darbeyi direkt olarak vücuduyla karşılamak zorunda kalacaktı. ''Sanırım sol kolumun üzerine enerjimi odaklayarak aldığım hasarı azaltmaya çalışmam gerekiyor sadece...'' diye mırıldandı ve enerjisini, hızlı bir şekilde sol kolunun üzerine doğru toplamaya başladı.
Zend Tou'nun enerji yoluyla korunmaya çalıştığını gördüğü zaman pek endişelenmemişti, çünkü Zend'in bir saldırısından zarar almadan ayrılmak için ihtiyacı olan şeyler çok daha fazlaydı, o adamın. Sadece çok kısa bir süre içerisinde yapılmış bir enerji kalkanı, onun hiçbir işine yaramayacaktı. Bu yüzden, saldırısını tereddüt bile etmeden gerçekleştirmeye devam etmişti. Hatta, Zend son derece yaklaştığı Tou'nun omzuna bakarken, içindeki tüm saldırma güdüsünü serbest bırakmıştı bile. Çünkü artık, saldırısı neredeyse Tou'ya ulaşmıştı.
Ancak hesaba katmadığı bir şey daha vardı o an genç adamın, Tou çok yaşlı olmasa da tecrübeli olarak gösterebilecek nitelikteki biriydi, Zend'in kendine olan güvenini anlamakta hiç gecikmemişti. Ayrıca... Adamın, hızlı ve panikli bir şekilde kılıcı ile Era ve Sanzirna'yı ittirip, sol tarafını onlara döndükten sonra sağ elindeki kılıcını Zend'e çevirmesine, daha sonra da onu Zend'in hemen Tou'nun vücudunun yanına ulaşmayı başarmış olan yumruğunun önüne geçirerek kalkan olarak kullanmasına yol açan, başka bir şey vardı...
Bu şey, Tou'yu o an sol kolunu kaybetmekten kurtaran şeydi de aynı zamanda...
''BAM!'' Zend yumruğunun ilerlediği, biraz önce Tou'nun kılıcını kolunun doğrultusunda geçirmiş, muhtemelen kendini korumaya çalışmış olduğu yere doğru baktı hızlıca, Tou'nun kılıcıyla karşılaşmıştı yumruğu! Tou'nun, o kılıcı hızlıca Zend'e doğru çevirmesini de fark etmişti aslında, ancak o an, yumruğu, Zend'in onu geri çekemeyeceği kadar hızlanmıştı. Zend, yumruğu ile Tou arasında kalan o azıcık mesafenin katediliş süresinde Tou'nun vücudunu tamamen döndürdüğünü gördüğü anda cidden şaşırmıştı, çünkü bu hızın yakınından, Zend şu ana kadar Rüzgar Tanrısı'nın Nefesi ile bile geçememişti. Üstün bir hızı olmuştu o sırada, Tou'nun, Zend onun bir anda öyle bir hıza yükselebileceğini bilseydi, bu saldırıyı yapmadan önce bir kere daha düşünürdü, çünkü yumruğunu kılıca doğru yollamak yerine biraz yandan dolaşarak, sol taraftan atsaydı Tou'ya ulaşabilirdi gerçekten de. Ancak o adam, Zend'e göre oldukça tecrübeli olduğu için son ana kadar beklemiş ve Zend'in o yumruğun yönünü dahi değiştiremeyeceğinden emin olduktan sonra, hemen kılıcını o tarafa almıştı...
Elbette, yumruğun çarptığı şey sadece metalden oluşuyor olan kılıç da olsa, ciddi bir etki bırakmıştı Tou'nun üzerinde... Zend'in tüm fiziksel gücü, hiç de hafife alınabilecek bir şey değildi. Yumruk kılıca çarptığı gibi etrafa bir anda büyük bir hava dalgası yayıldı ve muazzam bir ses yükseldi, daha sonra da Zend yumruğunu tutturmuş olduğu kılıca doğru gücünün arkasını getirmeyi sürdürürken, Tou'yu olduğu yerden oynatmayı başarmış, hatta kısa bir süre içerisinde onu geriye doğru fırlatmayı başarmıştı! Tou ön bahçedeki, bugün Zend'in girmek için kullandığı kapıya doğru ilerlemişti ve kapıyı parçalara ayırmıştı!
Zend o an, Tou'nun biraz önce kullandığı hız yüzünden hafifçe afallamıştı ama Era onu kendine getirmek için harekete geçmekte hiç gecikmemişti, Zend o kılıca vurarak, etraftaki tüm çimenleri sarsan, kıyafetlerin geriye doğru uçuşmasını sağlayan, hatta birkaç tane, ayakta durmaya çalışan fiziksel olarak pek kuvvetli olmayan askeri yere düşürerek sürükleyen o rüzgarı oluşturduğu zaman, Tou'yu bu şekilde geriye uçurabileceğini düşünmemişti. Çünkü saldırısı onun bedenine ulaşmamıştı ve o kılıcın, kendi gücünün tamamını emebileceğini düşünüyordu genç adam. Sonuçta Kraliyet Askerleri'nin başında olan, Siyahlar'ın üçüncü sırasını elde etmeyi başarmış bir savaşçının kılıcı sıradan olamazdı. Ayrıca o şimdi Era ve Sanzirna gibi dişli rakiplerle savaştığı için güçlü bir kılıcı kullanıyor olmalıydı, bu yüzden Zend saldırısının neredeyse tamamının boşa gideceğini düşünmüştü... Ancak böyle olmamış ve kılıca uyguladığı güç Tou'ya ulaşmıştı, daha sonra da onu bir şekilde geriye uçurmayı başarmıştı Zend, neredeyse yumruğunun kılıca çarpmasıyla ortaya çıkan o rüzgar dalgası onu da düşürüyordu, ama neyse ki Zend ne yapıp edip, Tou'yu püskürttükten sonra ayakta kalmayı başarmıştı. Kalbi bir anlığına hızlı hızlı atmaya başlasa da ona sözünü geçirebilirdi Zend, bu yüzden sakinleşti ve ona seslenen Era'ya baktı hemen.
''Zend, malikanenin arkasına koşuyoruz! Bir büyü oluştur sadece, üçümüz bir araya giderek gideceğiz, bizi uzak bir yere götürdüğünden emin ol!'' diyerek, Tou'nun beklenmedik hamlesiyle birlikte biraz sersemlemiş olan Zend'i kendine getirerek, Tou'nun kapıyı kıracak şekilde fırlatılması ile karşı karşıya kalırken şok olmuş askerlerin kendinde olmamasından faydalanıp, malikanenin arkasına, diğerlerinin onları göremeyeceği bir yere doğru ilerlemeye başlamıştı. Sanzirna da onu devam etmişti çabucak, Zend ise derin bir nefes aldıktan sonra Tou'nun biraz önce ne yaptığını düşünürken, Era'nın dediği şekilde hareket ederek evin arkasına doğru Rüzgar Tanrısı'nın Nefesi'ni kullanarak gitmişti anında. Hiç beklemeden büyüyü oluşturdu ve anında, onunla iç içe girmiş olan, buraya beraber girdiği kişilerin üstüne doğru bırakarak, Beyaz Taç'a götürdü onları...
''Tou... Nasıl o kadar hızlı hareket etmeyi başardı öyle?'' Zend eve geldiğinde, Tou'nun son anda yaptığı hamleyi düşünmeye devam ederken kendini yatağın üstüne bırakmıştı. ''Daha önce, sadece o manyak adamı o kadar hızlı hareket ederken görmüştüm.''
''Tou fiziksel niteliklerine dayanarak savaşan biri, doğal olarak hız tekniklerini son sınırda kullandığı zaman hızı ciddi anlamda artacaktır. Onun güç seviyesini benden iyi biliyorsun sonuçta, bunu tahmin edebilmen gerekirdi. Ancak onun zamanlamasının da gerçekten harika olduğunu belirtmek gerek. Öyle bir anda kılıcı diğer tarafa aldı ki, sen yumruğunu vurduktan sonra onun sol koluna saldıramadık bile Sanzirna ile. Bizi önce hafifçe geri ittirdi, daha sonra da kılıcı senin yumruğunun karşısına çıkardı ve saldırıyı bekledi. Saldırı ulaşana kadar, ben onun koluna ancak birkaç kere kesik atabildim, onun kan kaybetmesine yol açmışımdır ancak ciddi bir yara aldığını sanmıyorum. Sanzirna'nın da son anda yapmayı başarabildiği saldırılar, ona çok büyük bir zarar vermemiştir. Çünkü kılıcı zaten gerçekleştirmek için enerjilerimizi topladığımız o saldırılarımızın büyük bir çoğunluğunu karşılamıştı, o kılıç gerçekten iyi bir kılıçmış, tüm zararı topladı kendi üzerinde, adeta emdi ve absorbe etti.'' Era, önce oradan başarılı bir şekilde çıkabilmiş olmalarının ona verdiği rahatlıkla gerildi, daha sonra da konuşmaya başladı, hala şaşkın bir yüz ifadesi taşıyor olan gence bakarken.
''Kırıldı.'' Zend, Era'yı dinlerken söze girdi. ''Tou'yu geriye savurduğumda, o kılıcın kırılma sesini duydum ve parmaklarımın altında bir şeylerin titrediğini hissettim, o kılıç benim saldırımla birlikte kesinlikle kırıldı.''
***
2013
Magnec