eline sağlık
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
253. Bölüm Bölüm 88 - Kadim Kaplan (4)
Kadim Kaplan binasının içi, Padolf'un sonu gelmez çığlıklarına ev sahipliği yapıyordu devamlı olarak. Çünkü adamın bir çığlığının ardından ötekinin gelmesi, en fazla beş saniyeyi buluyordu...
Donmuşçasına, alınlarından akan teri bile fark etmeden önlerinde olanı izleyen Kadim Kaplan üyelerinden ne yapacağına karar verebilmiş olan çıkmamıştı; ne kaçıyorlardı, ne de Padolf'u kurtarmak için bir şeyler yapıyorlardı...
Sonunda, Padolf'un vücudunun neredeyse tamamı kana bulanmışken Kadim Kaplan'dan, duruma müdahale etmek isteyen biri çıkmıştı, büyük dış kapıdan girerek Beyaz Taç üyelerinin arkasından Zend'in yanına doğru ilerleyen bir adam, hızlı bir şekilde Zend'e seslenmişti. ''Genç adam, artık üyemiz Padolf'u bırakman gerekiyor!'' Sesinde uyarıcı bir ton vardı adamın, Zend'in istemesiyle birlikte biraz sonra ortaya çıkabilecek bir savaşa kendini hazırlamış gibi görünüyordu.
Zend oturduğu yerde, arkasından onu izleyen Beyaz Taç kardeşlerinden olan Pantav'dan aldığı küçük bıçaklardan birini daha Padolf'un sırtına sertçe soktu, ardından da hızlıca ayağa kalkarak ona seslenen adama doğru baktı. ''Siz kimsiniz acaba?'' diye sordu. Karşısındaki kişinin kim olduğunu biliyordu elbette, bunu formalite icabı sormuştu, o adamın kendisini tanıtması için.
Kahverengi saçlı, Padolf gibi uzun boylu ve yapılı biriydi kendini tanıtmaya hazırlanan adam. Birçok kırışıklığa ev sahipliği yapan bir yüzü vardı, ilerlemiş bir yaşa sahip olduğu anlaşılıyordu. Kadim Kaplan'ın Pounz lideri idi bu adam, Zend onun yüzünü Siyahlar'da görmüştü daha önce. İlk on beşin içerisindeydi o da, Zend'den daha yüksek bir sıralamaya sahipti, yani Zend'den güçlüydü. Elbette bu doğaldı, sonuçta Zend bire birde zaten bir Kraliyet Askeri olan Lurgus Lata'yı yenip öldürmeyi başaramazdı muhtemelen, yani on beşinci sıranın altında olan kişiler Zend tarafından bozguna uğratılmamayı başarabilirdi. En azından şimdilik... ''Ben Kadim Kaplan'ın lideri Andebert Vageo. Landey Ailesi'ne yaptığım bir ziyaretin ortasındaydım, ancak bir grup Beyaz Taç üyesinin Kadim Kaplan'ın ana binasına girdiğini ve tehlike oluşabileceğini duydum, apar topar geldim. Bana Padolf'a böylesine eziyet etmenizin sebebini söyleyin lütfen!'' diyerek sesli bir şekilde konuşmasını sürdürdü yaşlı adam, saygısını unutmadan konuşuyordu. Böyle olmazsa Beyaz Taç'ı öfkelendirme ihtimalinin olduğunu pek iyi biliyordu sonuçta. Şu anda bu şekilde buraya geldiyse birkaç Beyaz Taç'lı, olayın arkasında ciddi bir şeyler olmalıydı. Bunu öğrenmeden, yanlış hareketlerde bulunmak istemiyordu...
''Diğer arkadaşlara açıklamıştım ama size de açıklayayım izninizle, sayın lider.'' dedi ve elindeki kanların, sağ ayağını sırtının üzerine basmış olduğu Padolf'un üzerine damlamasına izin verdi genç adam. Daha sonra da konuşmaya devam etti: ''Benim birkaç eşyam vardı, bir dükkana toplam fiyatın belirlenmesi için bırakmıştım. Daha sonra dükkandakiler de bazı şeylerde anlaşmazlığa düşmüş ve devamında da Padolf'u, bilemedikleri türde olan eşyanın değerini değerini belirlemesi için çağırmışlar, yardım istemişler yani.'' dedi ve ayağını kaldırıp, adamın sırtına sertçe tekrar indirdi Zend, ondan bahsederken. ''Ardından, Padolf gelip benim oldukça değerli olan eşyamın tümünü çalmış, ben de bu durumda oldukça öfkelendim ancak bu adamın,'' diyerek, ayağını, yere sol tarafı değiyor olan Padolf'un yüzünün sağ tarafına doğru getirdi, indirdi Zend. ''beni anlayacağını düşünerek normal bir şekilde konuşma yapmak için birkaç arkadaşımı da yanıma alıp Kadim Kaplan'a geldim, eşyamı ya da parasını istedim. Ama ne talihsizlik ki,'' dedi, sonra ayağını bir kere daha kaldırıp, Padolf'un kafasına sert bir şekilde indirdi. ''Padolf tüm eşyamı elden çıkardığını ve paranın da yarısını harcadığını söyledi bana. Üstelik, beni öldürmeyi de düşünmüş, bir gece odamın içine falan girecekmiş... Ben de onun bu nazik tekliflerine gerek olmadığını düşündüm ve odamın içine girmesine gerek kalmadan, ona beni öldürme imkanı tanıdım. Ancak ne yazık ki, rezalet derecede güçsüz ve ezik biriymiş. Sadece bir yumruğumla bayılacağını bilseydim ona acıyıp, vurmaktan vazgeçebilirdim bile...''
Zend'i sessiz bir şekilde dinleyen adam, yani Andebert, Zend'in ağzından çıkan kelimelerle birlikte yavaşça yutkunmuştu. Eğer ilk olarak sorun çıkaran, üstelik Beyaz Taç'tan birinin, özellikle on beşincinin eşyasını çalarak, geri ödemeyi de reddeden kişi Padolf ise, burada söyleyebileceği şeyler iyice kısıtlanmış oluyordu. Üstüne üstlük Padolf, Zend'i ölümle mi tehdit etmişti? Düşmanının eline çok fazla koz vermişti o adam, şimdi de öldürülmesi durumunda dahi Kadim Kaplan'ın yapabileceği pek fazla şey kalmamıştı... Andebert alnını yavaş bir şekilde, sağ elinin tersiyle sildi ve Zend'in gözlerine bakarak konuşmaya başladı. ''Öyleyse geri ödeyecektir, ona bu şekilde acı çektirmenize hiç gerek yok.''
Genç adam derin bir nefes aldı ve Andebert'i biraz inceledi. Adamın görünüşünden, duruşundan, her şeyinden bir suikastçi olduğu anlaşılıyordu. Daha önce Gri Engerek ile zaman geçirmiş olduğundan dolayı, artık bir suikastçinin hareketlerinin nasıl olduğunu biliyordu Zend. Bu adamın da tecrübeli bir suikastçi olduğu ortadaydı, Kadim Kaplan'ın başına geçebilmek kolay olmamalıydı sonuçta... Kadim Kaplan'da şu anda Zend'e karşı çıkabilmiş kimse olmasa da, bunun sebebi Beyaz Taç'ın ismi ve Zend'in, seviyesi belli olmayan gücüydü. Eğer Beyaz Taç'tan başka biri olsaydı o an Padolf'a saldıran, etraftakiler kesinlikle harekete geçip onu durdurmaya çalışırdı. Genel olarak suikastçi olsalar da, gizli saldırılarla kafa kafaya savaşmakta fena sayılmazlardı. Ancak oradaki hemen herkes, Padolf'u tek saldırısıyla saf dışı bırakmış birine saldırmak için kendisinde cesaret bulamıyordu. Eğer saldırırlarsa, Padolf'tan bir farklarının kalmama ihtimali çok yüksekti çünkü. Sonuçta Padolf Kadim Kaplan'ın en güçlü on üyesinden birisiydi, ama böylesine ezilmişti, on yedi yaşındaki biri tarafından... Padolf'a bu kadar fazla zarar vermiş birini yenebileceğini düşünen biri olmadığı için orada, Padolf bir süredir acı çekmeye devam ediyordu... Ancak içinden, Zend'den daha sonra intikam almayı düşünen birkaç kişi vardı, Zend etraftaki gözlerin üzerinde gözlerini birkaç kere gezdirdiği zaman anlamıştı bunu. Bazı kişiler, Zend'e öfkeli bir şekilde de bakıyordu şu anda. Kafa kafaya yapılacak olan bir dövüşte kazanamayacağını bildiği için harekete geçmeyen, ancak daha sonra Zend'i savunmasız bir anda yakalamayı aklına koymuş olan birkaç kişi vardı etrafında, genç adamın. Zaten Kadim Kaplan'ın taktiği de ağırlıklı olarak buydu, kişiyi savunmasız ve hazırlıksız bir anda yakalayıp öldürmeye çalışırlardı... Yama Ailesi'nin kızına yapmış oldukları gibi. O gün o odadaki kişiler o kıza, yani Yama Ailesi'nin lideri Emerantaos'un kızına uyanıkken saldırsa, muhtemelen kız galip gelecekti. Zend'in bunu düşünmesinin sebebi, oraya gelip o suikastçilerden birkaçını öldürmeyi başarabilmesiydi. O kızın kendisinden zayıf olmadığını biliyordu, Yama Ailesi dünyanın en güçlü ailelerinden biriydi ve liderin kızı olarak, o kızın kesinlikle güçlü olması gerekiyordu. Yani uyanıkken saldırıya uğrasa, kaybeden taraf suikastçiler olurdu. Fakat onu uyurken yakalamayı başardıkları için, Zend gelmemiş olsaydı amaçlarına ulaşma ihtimalleri çok yüksekti. Çünkü uyuyan birini öldürmek, büyük ihtimalle profesyonelliğe ulaşmak için gitmeleri gereken az bir yol kalmış olan, hatta belki de Yama Ailesi'nin evine girmeyi başarmış olduklarına bakıldığı zaman çoktan profesyonel olmuş birkaç tane suikastçi için hiç de zor olmazdı.
Ancak Zend o gün o odaya bulunmuş, planlarını bozmuştu. Zaten Yama Ailesi'nin lideri de Zend'e bu konuda minnettar olduğunu dile getirmişti daha sonra, eğer Zend orada olmamış olsaydı kızını kaybetmiş olacaktı. Daha sonra Zend'in öldürdüğü kişilerin vücudu incelendiğinde, Kadim Kaplan'dan oldukları açığa çıkmıştı. Bunu o gün içerisinde Zend'e söylemişti Emerantaos, daha sonra da Kadim Kaplan'a bunu iletmişlerdi Yama Ailesi olarak. Ancak Kadim Kaplan böyle bir şeyi kabul etmemişti, o kişilerin kendi kafasına göre hareket ettiğini ve Yama Ailesi'nin kızına saldırıya geçtiğini söylemişti. Bu saldırıyı kabul ederse, Yama Ailesi'ne savaş açmış olacaktı çünkü. Bu yüzden direkt olarak reddetmişti, bu da, o gün orada öldürülen Kadim Kaplan üyelerinin hakkını arayamayacağını göstermişti Kadim Kaplan'ın. Eğer onları öldüren kişiyi, yani Zend'i isteselerdi, bu onların bu saldırıyı kabullendiğini gösterirdi. Zend'e dünya çapındaki Kadim Kaplan topluluğunun herhangi bir şekilde düşman olamamasının nedeni de buydu zaten.
(YN: Aldın mı cevabını :D bu kısmı yazmamın tek sebebi var, unutmuştum normalde buna değinmeyi, direkt geçiyordum diğer yerlere iyi oldu hatırlattığın sdfgdfg)
Ancak Kadim Kaplan, öyle rastgele bir üyesine saldırıp, güvenli bir şekilde yaşamaya devam edebileceğiniz bir topluluk değildi. Pounz'daki kolu biraz zayıf olsa da, dünya çapında pek çok değerli ve önemli kişinin ölümüne sebep olmuş bir topluluktu, geçmişte. Hala da bu eylemleri devam ediyordu. Zend'in şu anda böyle rahat edebilmesini sağlayan şey haklı bir sebebi olmasıydı, ölümle tehdit edilmişti, şimdi rahatça saldırabiliyordu bu yüzden. İlk saldırısını boşa yollamasının sebebi buydu. Eğer direkt olarak onu bayıltsaydı adam Zend'e tehditkâr bir şey söyleyemeyecekti, ama Zend'in kendisine saldırdığını görüp, kolayca savuşturarak ondan üstün olduğunu düşünmüştü bir süreliğine. Böylece ona aşağılayıcı şeyler söyleme fırsatı olmuştu, zaten bu konuda Zend'den bir şeyler çaldığı için haksızdı, şimdi bir de onu tehdit ettiği için tam olarak suçlu konumuna düşmüştü. Artık Zend onu öldürse bile, Kadim Kaplan Beyaz Taç'tan tazminat isteyemeyecekti... Aslında o adamın, kolayca tuzağa düştüğünü söyleyebilirdi Zend. Genellikle böyle durumlarda, insanlar geleceği düşünür ve karşısındaki kişiyi tehdit etmesinin nelerle sonuçlanabileceğini tahmin etmeye çalışarak, ileride kendisine karşı kullanılma ihtimali olan bir koz oluşturacak şeyleri söylememeye dikkat ederdi. Ancak Padolf'un, oldukça dikkatsiz olduğunu söylemek mümkündü şu anda.
Böyle olmasaydı Zend'in bu hareketleriyle ciddi bir sorun oluşturmuş olması işten bile değildi.
Zend Andebert'i incelemeyi bitirdikten sonra, konuşmaya devam etti: ''Evet, ben de öyle düşünmüştüm ama maalesef, Padolf kazandığı paranın yarısını çoktan harcamış, ben paramı çabuk geri almak istiyordum halbuki... Ama sorun yok, o zaten paramı geri kazanmayı unutmayacaktır. Zaten ben de sadece onun bunu unutmamasını sağlayacak birkaç şeyi yapıyorum, fazlasını değil.'' diye konuşurken, gözlerini ayağının altındaki Padolf'a çevirmişti.
''Fazlasını değil, öyle mi?'' Andebert sessiz bir şekilde sordu, şu anda Padolf'un tüm parmakları çoktan kırılmıştı ve bacaklarının, kollarının ve sırtının üzerinde bir sürü küçük bıçak vardı. Adam normalde bu kadar acıyla muhtemelen bayılırdı, ancak Zend Padolf'un bayılmasını sürekli engelliyormuş gibi görünüyordu, çünkü Padolf'un yattığı yerde kanla karışmış bir su birikintisi oluşmuştu. Bayıldıkça ayılmasını sağlıyor da olabilirdi elbette... ''Gerçekten, fazlasını yapsaydınız ne olacağını merak ediyorum.'' diye konuştu Andebert, daha sonra da Zend'e doğru ilerledi. ''Öyleyse parayı ödediğinden emin olacağım, onu artık rahat bırakın.''
Zend, Andebert'in konuşmasıyla birlikte soğuk bir şekilde gülümsedi tekrardan. ''Ah, şimdi aklıma geldi de bana o yüzükler ve içlerindeki eşya lazımdı, para değil.'' diye konuştu, daha sonra da biraz eğilerek, ayağının altındaki kafadan ayağını çekti. Padolf'un kafasını kaldırdı ve gözlerini zar zor açabilen adama baktı, devam etti: ''Büyük Kardeş Padolf benim tüm eşyamı tekrar bulup getirecektir, değil mi? Endişelenmeme gerek yok yani, eğer tek bir eksik bile olursa çok üzülürüm çünkü... Biraz önce benimle konuşurken çok öz güvenliydi, yani sattığı şeyleri geri alabilecek güce sahiptir eminim ki,'' dedi ve gözlerini, Padolf'un gözlerine iyice yaklaştırdı. ''eğer yapamazsa, kafasını kesip Kadim Kaplan'ın girişine asmayı düşünüyorum çünkü, bu şekilde, diğer Kadim Kaplan üyelerinin çalmamayı öğrenebileceğini umuyorum...''
Andebert, Zend'in söylediklerine bir cevap verememişti. Çünkü biliyordu ki, şu anda itiraz edebilecek bir konumda değildi. Eşyası çalınan, Siyahlar'ın içinde on beşinci olan bir Beyaz Taç üyesi, gelip eşyasını çalan kişiyi dövdüğü için onu kim suçlayabilirdi ki? Bu onun en doğal hakkı olarak görülebilirdi, üstelik çalınanların da epey değerli olduğunu söylemişti, bu göz önünde bulundurulduğunda, onun böyle davranmakta haksız olmadığı görülebiliyordu. Yalnızca biraz... Abarttığını söylemek mümkündü.
Zend Andebert'in kendisine cevap vermediğini görünce, tatmin bir şekilde ayağa kalkarak çıkışa doğru ilerlemek üzere arkasını döndü. ''Öyleyse görüşmek üzere, Andebert Vageo. Bir üyeniz böyle bir şeyi yaptığı için sizinle karşı olmak istemezdim, ama mecbur kaldığımı görmelisiniz.'' dedi ve Beyaz Taç üyelerinin arasında ilerleyerek, açık bıraktığı kapıdan dışarı çıktı. Neyse ki savaşmak zorunda kalmamıştı kimseyle, Zend Padolf ile vakit geçirirken birisi ona saldıracak olsaydı, diğerleri de cesaretlenip Zend'e saldırmaya çalışabilirdi. Böylece epey fazla kişiyle uğraşması gerekirdi. Böyle olduğu için mutluydu. Padolf'a son bir kere daha bakarak, Kadim Kaplan'ın binasının dışına çıktı ve kapüşonunu başına geçirip, maskesini taktı... Şimdi, şu ödülü halletmesi gerekiyordu.
***
1783
Magnec