Ranon Zend in iyiliği için mi onu yavaşlatıyor bilmiyorum ama onu yavaşlattığı bir gerçek. Nedeni ise muğlak.
Çeviri için teşekkürler ?
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
331. Bölüm İlk Deneyiş
''Çok iyi...'' Zend Ranon'u dinlerken, elindeki tekniğin kapağına bakmıştı tekrardan. Kapı hâlâ oradaydı ve biraz önceki gibi, içinden bir miktar ışık sızdırıyordu. Bu kapı tamamen açıldığı zaman mı Zend, Gecenin Parıltısı'nı tamamıyla kontrol etmeyi başaracaktı? Öyleyse sorun yoktu, Zend bir şekilde bunu yapmayı başarırdı, zaman alsa bile, sonunda yapabilirdi genç adam. Bu konuda kendisine güveniyordu, sabırlı ve çalışkan biriydi Zend. Kafasına koyduğu bir şey olduğu zaman yıllar boyunca sabreder ve sonunda, amacına ulaşmayı başarırdı. Zaten Ağır Kılıç'ı kullanmayı başarmasının sırrı da buydu, eğer sabredemeyip de yolun yarısında seviye atlamayı ya da mızrak kullanmayı deneseydi, muhtemelen şu an sahip olduğu gücün ancak yarısına kadar ulaşmayı başarırdı. Çok vakit kaybetmiş olurdu çünkü... Chibui'de geçirdiği vakit onun için çok önemliydi, gelecekteki Zend'in temellerinin bu dağda atılacağını biliyordu. Bu yüzden Chibui'de geçirdiği zaman diliminde son derece dikkatli olmuştu ve herhangi bir sorun yaşamamaya da dikkat etmişti. Böylece gelişimi sağlamlaşmıştı, ileride elde edeceği güçler ile alakalı bir sıkıntı oluşmamıştı.
Zend şu an bir anda Pounz'un kalbine saplanmış bir bıçak gibiydi, yeteneği ve gücü dilden dile dolaşıyordu. Ancak bu gücü durduk yerde elde etmemişti genç adam, öyle, yıllar boyunca aynı rutini yapıp bir gün bile gerekenleri aksatmamak her yiğidin harcı değildi, kulağa kolay geliyordu ancak yapması, gerçekten de hiç basit değildi. Duyunca herkes yapabileceğini söylerdi belki de, ama bunu bir kere deneseler, birkaç aydan sonra pes ederlerdi. Elbette iradesi sağlam birisi işin içine girdiği zaman durum değişmiş olurdu, iradesi güçlü olan tek kişi Zend değildi sonuçta... Zend'den başka da, onun öğrendiği yoldan Ağır Kılıç'ı kullanmayı öğrenebilecek olan pek fazla kişi vardı dünya çapında. Tabii Pounz'da kaç kişi vardı tartışılırdı, ancak tüm dünyaya bakıldığı zaman, Zend kadar büyük dahilerin gözlemlenebileceği de bir gerçekti.
''Hadi bakalım.'' dedi Ranon, keyiflenmişti iyice Zend'in kararlılığını gördüğü zaman. ''Yıllar boyunca uğraşmanın gerekeceği zamanlar olacak, umarım onlar geldiğinde de aynı şekilde kararlı olursun, hahahaha...'' diyerek güldü, daha sonra da Zend'e, tekniği denemesi için birkaç tavsiye verdi. ''Bu arada, kısıtlama tekniği ile birleştirilmiş olan Gecenin Parıltısı'nı yalnız başına kullanmana imkan yok, yani onunla alıştırma yapmak istesen bile birine ihtiyacın olacak, kısıtlama tekniklerinin dezavantajlarından birisi budur. Kişi kendi kendisini kısıtlayamayacağı için, antrenman yapmak ve tekniğini geliştirmek için birine ihtiyaç duyar... Neyse ki bir büyülü yaratık ortağına sahipsin, bu kişi Era olabilir, onun üzerinde dene tekniği, sonuçta bir zarar vermiyor, sadece hareket kabiliyetini falan engelleyecek. Hâlâ yeterince vaktin var, Vosu ile karşılaşmadan önce, bu süreçte tekniğini geliştirmeye çalış. Onu kontrol etmesi pek kolay olmayabilir, dikkatli ol. Hadi kolay gelsin...'' dedi, konuşmasının ardından da Zend'in içine geri döndü.
''Tamam Ranon.'' dedi Zend minnettarlıkla. ''Teşekkür ederim.'' diyerek yavaşça alçaltmıştı sesini, Ranon'un bazen onu engellemeye çalıştığını falan düşündüğü oluyordu, ancak bu düşüncelerinin üstünden belirli bir süre geçtikten sonra, Zend her seferinde böyle şeyleri düşündüğü için utanıyordu kendisinden, Ranon onun gelişmesi için hemen her şeyi yapmaya çalışıyordu, ama Zend nankörlük yaparak, Ranon'un onu yavaşlattığını düşünüyordu... Bu, aslında gerçekten de utanılması gereken bir düşünceydi...
''Rica ederim evlat, rica ederim...'' dedi Ranon son olarak, sesi yavaşça kaybolmuştu Zend'in zihninden. Zend'e bir kere daha yardım etmişti, bunu neden yaptığını şimdiye kadar ona bir kere bile söylememiş olan kudretli varlık...
''Era,'' dedi Zend. Hızlı bir şekilde arkasına dönmüş ve onları ilgiyle dinleyen Era'ya bakmıştı. ''görünüşe göre teknik için bir deneme tahtasına ihtiyacım var ve eminim ki, benim mükemmel büyülü yaratık ortağım, insan ortağının gelişmesi için, onun, teknikleri kendisinin üzerinde kullanmasını bile sorun etmez, değil mi?'' Yüzüne büyük bir gülümseme oturtmuş olan Zend de, en azından Ranon kadar neşeliydi şu anda. Çünkü biraz önce, Gri Engerek'in yıllarını harcayarak kullanmaya başlayabildiği bir tekniği kullanmak için vakit bile harcamasına gerek olmadığını öğrenmişti, Ranon ileri görüşlülüğü sayesinde yıllar öncesinden bir şeyler ayarlamıştı, şimdi de, onun o zaman yaptığı eylem meyvesini vermiş, Zend hiç vakit kaybetmesine gerek kalmadan muazzam bir teknik elde edivermişti... Bundan nasıl keyif almazdı ki Zend? Bunu sadece düşünmesiyle bile içi kıpır kıpır oluyordu, Ranon'un oluşturduğu, Gri Engerek ve Hollis tarafından defalarca kez övülmüş bir tekniği öğrenmişti bir anda! Bu, elbette onun son derece hoşuna giden bir şey oluvermişti. Ustası Hollis bile bu tekniği kullanamıyordu, Gri Engerek onun öğrenmesine izin vermemişti henüz. Bunun nedenini tahmin edebiliyordu Zend, Gri Engerek, tekniği öğrenmek için gerekli olan şeyin farkındaydı, onun beğeneceği bir tekniğe daha sahip olman gerekiyordu ki, Gecenin Parıltısı yanıt versin. Hollis'in de böyle bir tekniği yoktu büyük ihtimalle, Gri Engerek de direkt olarak Gecenin Parıltısı'nın aslında bir tekniğe bağlı olduğunu söylemek istememişti ve bu şekilde, Hollis Gecenin Parıltısı'nı kullanamıyordu hâlâ... Gerçi bu tekniğin ne kadar güçlü olduğuna bakılırsa, Gri Engerek'in Hollis'i bu teknik için yetersiz görmüş olması normaldi. Sonuçta eğer Ranon olmasaydı, Zend belki de bu tekniği öğrenmek için Hollis'ten bile yetersiz kalacaktı.
Era bir nefes verdi. ''Tamam, kabul.'' diye mırıldandı ve koltuktan zıpladı aşağıya doğru. ''Her şeyden önce, pek yorulmam gerekmeyecek... Sanırım bu sebepten ötürü zor olmayacaktır, deney tahtan olmak hiç hoşuma gitmese de, bu durumda çaresiz olduğunu biliyor, bu yüzden de kabul ediyorum. Ancak tadını kaçırma sen de!'' diyerek sesini yükseltmişti yavaş bir şekilde...
''Yok yok, tadını kaçırmayacağım, merak etme...'' Zend hızlıca ekledi gülerek. Era'nın bu ani çıkışlarını seviyordu, ona şirinlik katıyorlardı aslında. Karşınızdaki minik bir kedinin, size tehditkâr bir şekilde bağırdığını görseniz inanın siz de gülerdiniz, böyle bir manzaraya bakıp da kendini tutabilmek, gerçekten yetenek isteyen bir şeydi...
Büyülü yaratık, yüzündeki sitemli ifadeyi yok etmişti kısa bir süre içerisinde, daha sonra da merak ettiği şeylerden birini sormuştu. ''Bir de, bu formumda kalmam bir sorun oluşturmaz, değil mi?'' diye sordu ortağına, Era da o kısıtlama tekniğinin böylesine geliştiğini görünce şok içinde kalmıştı birkaç saniye, Zend'in söylediği şeyler inanılır gibi değildi çünkü... Eğer o tekniği tam kapasite kullanmayı başarabilirse Zend, hiç şüphesiz muazzam bir güç artışı yaşayacaktı. Bu da doğal olarak Era'nın da heyecanlanmasına neden olmuştu, ancak şimdi sakindi minik büyülü yaratık. Aynı zamanda mutlu da olmuştu, Zend'in güçlenmesi onun da güçlenmesi demek oluyordu sonuçta... Ortaklardan birisi güçlendiği zaman, diğeri de güçlenmiş oluyordu. Çünkü onlar genellikle aynı rakiple savaşıyor oluyordu, aynı kişiye karşı geliyor ve aynı ödülleri alıyorlardı. Zend'in daha da güçlenmesi demek, elde edebilecekleri şeylerin sayısının iyice artması demekti.
''Elbette.'' Zend kafasını salladı Eralkavender'in sorusuna. ''Boyutunun önemi yoktur herhalde.'' diyerek devam etti, Zend ve Era, bir yandan muhabbet ederek bir yandan da antrenman yapmaya başlamışlardı...
***
''Heh...'' Zend bir nefes verdi. ''Epey enerjimi yiyor, fark ettin değil mi?''
''Elbette, enerjinin azaldığını fark etmek benim gibi bir Kutsal Seviye için zor bir şey değil... Bir de gizlemeye çalışmıyorsun, o yüzden kolayca anlayabiliyorum.'' Eralkavender cevap verdi, mola vermişlerdi biraz önce, Zend yorulduğunu düşünmüştü ve Era da katılmıştı buna.
Koltuklardan birine doğru yaslanmışken genç adam, Gecenin Parıltısı'nı kullanmasıyla birlikte ellerinde beliriyor olan, adeta Zend'e tekniğin çalıştığını söylemek için ortaya çıkan hafif titremenin, bir kere daha ellerinde belirdiğini hissetti. Ancak bu sefer tekniği kullanmıyordu, sadece, biraz önce tekniğe başlamasından itibaren o ortaya çıkana kadar geçen zaman diliminde olanları tekrar ediyordu kendi kendine. Böylece, tekniği yapışı son derece hızlı bir hal almaya başlayacaktı yavaş yavaş, tekniği yapmasa bile onu yaparken gerçekleştirdiği hareketleri yaparsa, ilerideki hızını iyice artırmış olacaktı. ''Ama buna değiyor...'' diyerek Era'ya baktı, hafifçe terlemişti. ''Acayip güçlü bir şey, gerçekten de hayran oluyorum kullanırken... Sen hızının yarısını kullanıyor bile olsan, ben tekniği kullandıktan sonra hareket kabiliyetinin son derece azaldığını hissedebiliyor, görebiliyorum. Sonuçta senin hızının tamamını görmüş biriyim ben, yarısının ne kadar olduğunu da pek iyi biliyorum. Senin hızının düşmesini sağladığım seviye ise... Beni son derece şaşırtıyor, hayret ediyorum yani...'' dedi, daha sonra da derin bir nefes aldı. ''Yeni bir teknik öğrenmek gerçekten çok zevkli bir şey.''
''Öyledir tabii...'' dedi Era, kafasını sallayarak gülmüştü sessizce. ''Zend, teknik bir zayıflığa sahip ama... Bunun da büyücüler olduğunu sen de fark ettin, değil mi? Savaşçılara karşı inanılmaz derecede güçlü olan bir teknik, evet. Ancak bir büyücü ile karşı karşıya kaldığın zaman sana çok bir fayda sağlayacağını düşünmüyorum, zaten büyücüyü normal saldırılarınla da öldürebilirsin ona dokunmayı başardıktan sonra, bu tekniği kullanmana bile gerek yok. Zaten bir büyücünün olayı da, karşısında bir savaşçı varken gerektiği zaman geri çekilip, gerektiği zaman saldırıya geçerek rakibi ile aralarındaki mesafeyi korumaktır. Bunu yapamazsa ya onu elinden kaçırır ya da yenilgiyi kabullenmek zorunda kalır, savaşçıların hareket kabiliyeti epey yüksektir çünkü, bir bakarsın, gözlerinin önüne gelivermişler... Aynı şekilde, bir büyücünün hareket ve güç kabiliyetlerini azaltsan da ne değişir ki? Bir büyücü hiçbir zaman rakibi ile kafa kafaya çarpışmaz, bunu onun için yapabilecek birkaç şeyi çağırır mesela... Çağırma büyüsünü kullanabilir, şu, eski altmış beşinci olan kız öyle yapmıştı, hatırlıyorsun değil mi? Örneğin o kıza dokunmuş ve hareketini kısıtlamış olsaydın eline ne geçerdi? Bir şey geçmezdi tabii ki, çünkü onun ne yaptığı önemli değildi fiziksel olarak, sen, onun ortaya çıkardığı şu toprak askerlerle uğraşmakla meşguldün, yavaşmış ya da değilmiş, sana bir fark oluşturmamıştı ve aynısı tekrar olabilecektir. Büyücülere karşı avantajın var, sadece Ven Enerjisi'ne sahip olduğun için büyüleri tutabiliyorsun ve bu şekilde pek çok büyücüye karşı üstünlük sağlaman mümkün, bu konuda epey şansımızın olduğunu söylemek mümkün. Çünkü bir süre boyunca bel bağladığın yegâne tekniklerden birisi olacak Gecenin Parıltısı, bir savaşçı ile karşı karşıya geldiğinde işe yarayacak, ama bir büyücü karşında olduğu zaman aynısı olmayacak.'' dedi Era, daha sonra da biraz bekleyip nefes aldı. ''İşte o zamanda da, büyüleri tutabiliyor olma olayın devreye girecek. Adamın büyülerini falan yakalayıp yollarsın, o şekilde üstünlük kurarız. Eğer böyle yapmazsak büyücülere karşı zayıf oluyoruz çünkü.''
Zend kafasını salladı yavaşça. Era haklıydı, Zend büyücülere karşı güçsüz kalıyordu, büyü tutabilme yeteneği olmasa, büyücüler için tam bir av haline gelmesi işten bile değildi... Bunun nedeni neydi ki? Savaşçılara karşı çok rahat bir şekilde hamle yapabiliyordu, ancak büyücülere karşıyken, bu durumun aynı kaldığı söylenemezdi.
''Era, bir büyücüye karşı zayıf kalmamızın temel nedeni onlara ulaşamıyor olmamız, değil mi?'' diye sordu Era'ya genç adam. Ortağı, bu tip konuları ona göre daha iyi biliyordu, bu yüzden Zend, ona danıştığı zaman herhangi bir sorun yaşamıyordu, deneyim eksikliği gibi...
''Elbette, savaşçılar kılıç kullanıyor genellikle. Mızrak falan da var tabii, kısa menzilli şeyler yani. Ancak büyücüler öyle değil, büyücüler uzun mesafeli saldırılar yapabiliyor ve bu yüzden savaşçıların onlara yaklaşması neredeyse imkansız oluyor. Kısa menzilli bir silahla uzun menzilli bir silahı, hatta herhangi bir şeyi yenmenin tek yolu, onun yanına yaklaşmaktır. Bunu bilen rakip de izin vermemeye çalışıyor buna, kendisini uzak tutuyor. Eğer uzun menzilli bir saldırı yapabiliyor olursan iş değişir yani...'' Era cevap verdi hızlı bir şekilde.
Zend yavaşça gülümsedi. Bu konudaki eksikliğinden kendisi de haberdardı. ''Yani Era, diyorsun ki, eğer uzun menzilli saldırıları yapmayı bir şekilde başarabilirsem büyücülere karşı da çok güçlü olurum, değil mi?''
''Evet, ancak bunu bir kılıçla yapmak pek kolay değildir, haberin olsun.''
''Eh, sanırım Fozre Ailesi'nde uzun menzilli bir kılıç tekniği vardır... Ağır Kılıç'a uyarlanabilecek bir şey tabii...'' Zend, Fao'dan isteyeceği şeyi çoktan kararlaştırmıştı bile.
***
1788
Magnec