Of zend zekiyim diye geçiniyorsun ama salaksın be tarini o kadar upuzun ve gereksiz bir şekilde konuştu ama hala ödülün geri kalanını dustinin koyduğunu anlamıyor musun saftirik
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
337. Bölüm Durumun İlerleyişi
Fozre Malikanesi'nin dışında, Tarini ve Zend aynı arabadalar, Vosu ile görüşüp evden çıkmalarının hemen ardından.
''Tarini, Vosu'nun birkaç saniyeliğine bile olsa bir itiraz çabasının içine girmemiş olması gerçekten garip geldi bana, bunun nedeni sensin, değil mi?'' diye sordu Zend, kafasını Tarini'ye doğru çevirmişti.
''Elbette, ben dünya çapında çok güçlü bir topluluk olan Beyaz Taç'ın bağlı olduğu aile olan, aynı zamanda onun kurucu ailesi Güneş Ailesi'nin lideriyim, Pounz Krallığı'nın en güçlü kişisiyim ve dünya çapında da en güçlü insanların arasında gösteriliyorum. Doğal olarak benim söylediğim bir şeyin üstüne konuşamaz, ben ne söylediysem, Vosu'nun kabul etmek zorunda olduğu şey odur. Dustin'e yalakalık yapması da kurtarmaz onu, Beyaz Taç'ın gücü ortada çünkü, cesaret edebiliyorsa yapsın, görürüz ne olacağını... Beyaz Taç'ın kudretini tam olarak hissedecektir, eğer ki Vosu, hoşumuza gitmeyecek bir şey yapmaya kalkışırsa Beyaz Taç'tan, cevabını sert bir şekilde alacaktır, emin olabilirsin.'' dedi Tarini, sakin bir şekilde. Vosu ile ilgilenmek onun için heyecanlı bir iş bile değilmiş gibiydi, kolay bir şekilde üstesinden geliyordu bunun. Elbette bu normaldi, Tarini, sıradan birisi değildi... Dünya çapındaki en güçlü kişilerden birisiydi o, Pounz Krallığı'nın ayakta kalmasını sağlayan nedenlerden biri olarak bile gösterilse abartı olmazdı. Daha önce onun da söylediğine göre, Pounz Krallığı'nın dayandığı duvarlardan birisi de, Beyaz Taç gibi toplulukların merkezinin burası olmasıydı. Eğer Tarini Beyaz Taç'ı buradan götürmeye karar verirse, Pounz'un epey sarsılacağı söylenebilirdi.
Onun ne kadar güçlü birisi olduğu, düşmanına karşı gözlerine yerleştirdiği bakışlardan bile belli olabilirdi aslında. Tarini, Vosu ile konuşurken ufacık bir tereddüte bile düşmemişti, onu öldürebileceğini söylediği zaman, kirpiklerinden tek bir tane bile titreyen olmamıştı... Yani saygı duyulması gereken birisiydi o, gücü, Zend'inki ile kıyaslandığı zaman inanılmaz derecede fazlaydı. Zend, onun yanında kısacık bir süre bile geçirmiş olsa bunu rahatça anlamayı başarmıştı. Öyle birisi ile düşman olmadığı için şanslı sayılırdı, genç adam. Eğer Tarini onun karşısında olsaydı, nasıl bir çözüm yolu bulurdu hiç bilmiyordu. Hatta bir çözüm yolu bulabilir miydi, onu da bilmiyordu... Tarini korkutucu birisiydi sonuçta...
''Anladım.'' diyerek kafasını salladı genç adam. Daha sonra da gözlerini hafifçe kısmasının ardından, ağzını tekrar araladı. ''Teşekkür ederim, Tarini. Bana çok yardımcı oluyorsun, sen olmasan pek çok uğraşta bulunmam gerekirdi, şimdikilere ek olarak. Epey uzardı işim, senin sayende güvenli ve hızlı bir şekilde halledebiliyorum bir sürü şeyi.'' dedi, minnettarlığını hissettirdiğinden emin olmuştu genç adam, kelimelerinin arkasında yatan anlamların arasında... Duyguları, genellikle ağzından çıkanların altında oluyordu genç adamın. Onları görmek zor değildi, ancak biraz sabırlı olmak gerekiyordu. Eğer nereye bakacağını bilen birisi Zend'in söylediklerini duyarsa, onun ne hissettiğini anlayabilirdi. Tabii bu da Zend'in izin verdiği takdirde olurdu, sonuçta duygularını tamamen gizlemek istediğinde bunu başarabilirdi o, kelimelerinin arkası tamamen düz olurdu, onlar tamamen yalın bir şekilde yollanmış bir hale gelirdi...
''Rica ederim Zend,'' dedi Tarini. Yavaşça gülümsemişti Zend'in minnetiyle karşılaştığı zaman. ''Bu benim için zor bir şey değil, eğer sana desteğim olabilecekse kendimi geri tutmamalıyım, elimden geleni yapmalıyım. Sen Beyaz Taç için çok önemli bir kardeşsin sonuçta, değil mi? Sana da destek vermezsem, kime vereceğim?''
''Dünyanın sayılı olan çok güçlü insanlarından birisi bana bunları söylüyorsa, gerçekten de bir şeyleri başarmışım demektir, hahaha, gururum okşanıyor.'' Zend hafif bir şekilde güldü, Tarini'nin söyledikleri hoşuna gitmişti aslında. Böyle, samimi iltifatlarla karşılaştığı zaman içinde bir şeyler harekete geçiyordu sanki, mutlulaşıyordu genç adam. Biraz önce içerisinde bir şeyler kıpırdamıştı, çünkü Tarini'nin gerçekten de böyle düşündüğünü biliyordu, bu da onu keyiflendiriyordu.
''Hah, bunu hak ediyorsun.'' dedi Tarini, kıkırdamıştı sessizce. ''Üstelik meyve veren ağaç taşlanır, senin başına bu çeşit ödülleri koymaları çok normal, senin, yaşına rağmen elde etmiş olduğun bu güç onlara kabul edilmesi zor bir şey olarak geliyor, doğal olarak senin zarar görmen için bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, seni kıskanıyorlar. Kendi ailelerinde senin gibi bir kişinin olmaması onlar için büyük bir acı.'' dedi Tarini, bir anda önce elini yumruk yapmış, daha sonra da işaret ve orta parmaklarını yukarıya doğru kaldırmıştı. ''Zend, bir insanın özel bir şey gördüğü zaman vereceği ilk iki tepki çok önemlidir, sakın bunu unutma.'' dedi ve orta parmağını indirdi. ''İlk olarak, kişi imrenip kıskanacağı bir şeyi gördüğü zaman, onun kendisinde ya da ailesinde, topluluğunda ya da her neyse, kendisine yarar sağlayacak bir yerde olmasını ister. Çünkü onu arzuluyordur ve bir şekilde kazanması gerektiğini hissediyordur, içinden bu his ayrılmaz, bu bitmek tükenmek bilmez bir istektir.'' dedi, daha sonra orta parmağını tekrar kaldırdı işaret parmağının yanına. ''İkinci olarak da, tehlikeli bir hale gelmeye başlar kişi. Eğer ki arzuladığı şeyi elde etmeyi başaramazsa, kafasında tek bir şey belirmiştir; o da, arzulayıp da elde edemediği şeyi kimsenin elde edememesi. Çünkü kıskançlığı sadece o şey üzerinde bitmez, kendisi elde edemiyorsa eğer, herkes onunla aynı kaderi paylaşmalıdır, yoksa aşağılık hisseder ve iyice öfkelenir, isteyip de alamadığı bir şeyi başkasının aldığını görünce daha da öfkelenir. Bu yüzden, henüz geçen dakikalarda istiyor olduğu bir şeyi yok etmeye bile çalışabilir, ona zarar vermek ister, çünkü onu elde edemeyeceğini çoktan anlamıştır, bu yönde bir umudu kalmamıştır artık. Onu yok etmek tek çaresidir, böylece kimse, onun elde edemediği bir şeyi elde edememiş olur.'' dedi, daha sonra da parmaklarını Zend'e doğru çevirdi. ''Burada, insanların elde etmek istediği şey sen oluyorsun. On beşinci olduğundan bu yana kısa bir süre geçmiş gibi görünebilir, ama geçen süre, senin pek çok kişi tarafından tartışma konusu yapılman için fazlasıyla yeterliydi. Aynı zamanda seni elde edemeyeceğini düşünen de çok fazla kişi oldu, bundan dolayı sana zarar vermek istiyorlar. Bu kadar büyük bir ödülün başında toplanmasının nedenlerinden birisi bu, ancak diğerlerini bilemiyorum... Fozre Ailesi'nden başka bir aile ile aranda ciddi bir tatsızlığın oluşmadığını söylemiştin, değil mi? Öyleyse geri kalan sekiz yüz bin altınlık miktarı kim ödüyor, bu kadar parayı neden veriyorlar sana? Bir buçuk milyon az gibi görünebilir, ancak birisinin yakalanıp öldürülmesini sağlamak için yeterince fazla bir para. İnsanlar genellikle öldürülmesini gerçekten istedikleri kişinin başına ödül koymaz, bu kendileri için fazla riskli olur. Profesyonel suikastçiler var, onlara ulaşmak pek zor değil. Neden başına ödül koyan kişiler, senin hızlıca öldürülmen için bu parayı iyi bir suikastçiye ödemiyor da, diğer kişilerin de işe karışmasını sağlayarak kaçışın için açık bir yol bırakıyor? Bunu ne yazık ki pek iyi anlayamıyorum, sanki, bu ödülün koyulmasının nedeni senin ölmeni sağlamak değilmiş gibi... Her neyse... Bunu tam olarak anlayamadım ama.''
''Hmm...'' Zend, Tarini'yi dinlerken yavaşça kafasını sallamıştı bir kere daha, kadının dediklerini aklından geçirmişti birkaç kere. ''Amaçlarının ne olduğunu ben de bilmiyorum, ama Tarini, birisinin başına ödül koymak, bir suikastçi ayarlamaktan daha mantıklı değil mi? Sonuçta bu ödülü herkes elde edebiliyor olduğu için, kişiye resmen eziyet çektirilmiş oluyor. Ona bir sürü kişi saldırıyor, eğer ödül sadece tek bir kişiye yönelik olsa bu olmazdı, öldürülmesi isteniyor olan kişiyi rahat ettirmiş olurlardı.'' demişti, aklına takılan kısmı dile getirerek.
''Evet, ben de onu diyorum ya... Kişiye eziyet çektirilmiş oluyor, ama öldürülmüyor. Eğer tek bir profesyonele yönelselerdi, öldürülmesi istenen kişi rahat ederdi ama aynı zamanda öldürüldü de. Bu yoldan hiçbir şey elde edilemiyor, boşa kürek çekiyorlarmış gibi. Zend, eğer bir kişinin başına büyük bir ödül koyarsan, bir sürü küçük böcek de bu ödülü alabileceğini düşünür ve saldırır durur, öldürülebilirler kolayca, ama sayıları çok fazladır. Yani kişinin tek çıkar yolu kaçmak olur. Ama riske girmez kolay kolay, profesyonel suikastçiler işin içine girmemiş olur, çünkü pek çok suikastçi kendisine yöneltilmemiş olan bir görevi kabul etmez, sonuçta onlar suikastçi, ödül avcısı değil... Arada fark var, suikastçilerin bir onuru vardır, herkesi öldürmezler. Öldürecekleri kişiyi de kolay kolay seçmezler, eğer birini öldüreceklerse, o kişinin öldürülmeye değer olması önemlidir. Aynı şekilde, usta suikastçilerin pek çoğu seni öldürmeyi reddeder mesela, çok büyük bir meblağ teklif edilmedikçe. Çünkü sen bir çocuksun, senin gibi on yedi yaşındaki birini öldürmek, onlar için bir hakaret gibi olurdu. Örneğin Gri Engerek... Sence, daha yetişkin bile olamamış bir çocuğu ortada hiçbir sebep yokken öldürür müydü? Suikastçilerin de adalet duygusu vardır, bunu unutma. Öyle her görevi yapmazlar, mesela Fozre Ailesi'ndekiler senin öldürülme nedenin olarak, Chibui'de onların iki çocuğunu öldürmüş olmanı gösterirlerse, duyan ilk kişi onlarla dalga geçmeye başlar, sonuçta Büyülü Yaratık Sıradağları'nda olup bitmiş bir olayın intikamını Pounz'da almaya çalışmak saçmalıktır... Anlatabildim mi?'' Tarini, uzun süredir içinde olduğu bu dünya ile alakalı birkaç şeyi anlattı genç adama. Kendisi de onun yaşlarındayken hiçbir şeyi bilmiyordu neredeyse, dünyanın iç bölgeleri hakkında. Toz pembe hayallerle yanıp tutuşuyordu, ancak ileride bunların ona ancak hüzün getirdiğini görmüştü... Zend'e biraz rehberlik etmek istemişti bu yüzden, tüm güç ve kabiliyetleri bir yana, onun iyi bir çocuk olduğunu görmüştü. Sadece bu sebeple bile ona bir süreliğine bir şeyler anlatabilirdi, bilgiye aç olan birisine bilgi vermek, kimi tatmin etmezdi ki? Öğretmek, en azından öğrenmek kadar zevkli bir şeydi...
Zend Tarini'yi dinlemişti sessizce. Onun, Vosu'ya bir itiraz hakkı bile vermemiş olması hiç de şaşırtıcı değildi, Tarini'nin Gri Engerek'ten bile güçlü görülmesi boşa değildi sanki... Gri Engerek'in de onun kadar güçlü olduğunu düşünüyordu elbette Zend, bunu ikisinin de tavırlarını karşılaştırarak tahmin etmişti. Yalnızca ona saldırmak istemiyordu, sonuçta Tarini onun bir arkadaşıydı, onu nasıl öldürürdü? Siyahlar'ın birinci sırasına girmesinin yolu buydu, değil mi? İkincilikle yetinmesi normaldi, Gri Engerek, şan ve şöhreti pek önemseyen birisi değildi. O daha çok gölgelerde olmayı seviyordu... Ayrıca, onun bir suikastçi olduğunu göz önünde bulundurarak düşündüğü zaman, genç adam, suikastçilerin onurlu kişiler olduğunu anlayabiliyordu hızlı bir şekilde. Örneğin Gri Engerek, asla bir çocuğu öldürmezdi. Tarini'nin de söylediği gibi... Sonuçta insan öldürmenin de bir sınırı oluyordu, suçsuz birini öldürebilecek kişi sayısı oldukça fazlaydı elbette, ancak Gri Engerek onlardan birisi değildi... O, şeref ve onuru unutmamıştı hiçbir zaman.
Tarini'nin bilgisi ise inkar edilemezdi. Zend onunla pek fazla konuşamamıştı daha önce, ama rahat bir şekilde söyleyebilirdi ki, Tarini'nin söylediği şeyler onu genellikle tam olarak tatmin etmeye yetiyordu, söyledikleri çok yerinde oluyordu çünkü, o kadının... Son derece bilgeydi, bu kadar uzun süre yaşamış olmanın ona sağladığı bir özellik olmalıydı bu... ''Evet, anladım Tarini.'' diyerek cevap verdi, gülümsemişti. ''Bir kere daha teşekkür ederim.'' dedi, önlerindeki bir saatin çok hızlı bir şekilde geçeceğini anlamıştı.
***
Elli dakika sonra.
Tarini, bir büyülü eşyayı kontrol etmesiyle birlikte elinde beliren ödül listesini, Zend'in de görebileceği bir şekilde açmıştı. Direkt olarak Zend'in sayfasına gelmişti, diğerlerinin araya girmesine izin vermek istememişti görünüşe göre... ''Evet, başındaki ödül sekiz yüz bin altına inmiş, Zend.'' dedi, ''Ancak öz suları ve geri kalan altın ödülü hala orada... Herhalde, gidip Vosu'nun iyice üstüne gitmek gerekecek...'' diyerek devam etti, daha sonra da sürücüye seslendi: ''Bizi tekrar Fozre Ailesi'nin malikanesine götür, sürücü.''
''Evet efendim.'' dedi adam, konuşmasının ardından sürmeye başladı arabayı...
Yaklaşık on dakika içerisinde eve varmışlardı, Tarini hızlıca arabadan atladı, yavaş olmak nedir bilmiyormuş gibiydi şu anda. Zend'in ödülünün kaldırılmış olmasına çok önem veriyordu anlaşılan... ''Bak sen, Dustin de gelmiş buraya.'' diyerek mırıldandı, Zend de hızlıca fark etmişti bu ayrıntıyı. Kapıdaki arabalardan birisi de, kraliyette kullanılan en lüks arabalardan birisiydi. Kuşkusuz, Dustin'i çağırmıştı Vosu. Ne yapacağını şaşırmıştı... ''Bir konuşalım bakalım, ne diyebilecekler?'' dedi Tarini, Zend'in arkasından ilerlediğini görmesiyle birlikte evin bahçesine dalmıştı...
***
1778
Magnec