Ah sonun da sözde ailesiyle uğraşmayı bıraktı lütfen biraz hareketlilik olsunnn
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
307. Bölüm Görev
Zend Fao ile konuşmasının hemen ardından oradan çıkarak, Avcı Bıçağı’na doğru ilerlemeye başladı.
‘’Gri Engerek’in adına konuşmuş gibi oldum, ama sanırım bir sorun olmaz.’’ diye mırıldandı yavaşça, Tolan ile Kaimei şehirlerinin neredeyse tam ortasına düşen bölgelerden birinde buluşmuşlardı, Kaimei Şehri Pounz’un en büyük şehriydi, başkentiydi ve bu yüzden kalabalıktı. Tolan Şehri ise Beyaz Taç’ın ve az sayıda olsalar da buraya insan çeken diğer toplulukların sayesinde kalabalıklaşmıştı, Pounz’un en büyük ikinci şehri olmuştu. Bu yüzden bu iki şehrin arasında kalan bölgelerin de bir hayli fazla insana sahip olduğu söylenebilirdi, bugün de, bu sebeplerden dolayı bir kalabalık vardı buralarda. Bu kalabalığın arasında maske ve kapüşonuyla bir sorun yaşamayacağını düşünen Zend de rahat bir şekilde ilerliyordu yolda, sonuçta bu kadar kişinin arasında birisinin onu ayırt edip de ona doğru saldırıya geçebilmesi pek imkanlı değildi.
‘’Ben istersem yapacaktır, değil mi? Vosu çok da büyük bir adam değil, onu teke tek yapacakları bir savaşta Era bile öldürebilir hatta. Büyük Maızk için zor bir iş olmamalı… Bir temsilcisi ben varım hem, benim için bunu yapmayacak da kimin için yapacak?’’ diye sordu kendi kendine, Era kafasının hemen yanında gizli bir şekilde bekliyordu kapüşonunun içinde. Zend’in büyülü yaratık ortağı da artık onun bilindiği hemen her yerde biliniyordu, bu yüzden onun görünmesi bile etraftan dikkat çekmek için yeterliydi. Bunu engellemek için de onu gizli tutmayı tercih etmişlerdi.
‘’O konuda sorun olacağını sanmıyorum.’’ Era cevapladı Zend’i. ‘’Gri Engerek, şu anda Pounz Krallığı’ndaki en güçlü adam olarak bile görülebilir, çünkü istediği takdirde Tarini Güneş’in savunmasız bir anını yakalayarak onu hayattan silebileceğini biliyorum. Belki kafa kafaya bir mücadelede onu yenemez, tabii bu da bir soru işareti, ama herkesin savunmasız bir anı olur. Gri Engerek gibi birinin de asıl amacı bu savunmasız anı kollamak olmalı, Tarini’yi en fazla bir ay içerisinde öldürebilir, emin ol. Ben de bir suikastçi olarak görülebilirim, bu yüzden biliyorum bunu. Gizlenip, avın savunmasız olduğu anda saldırmak bizim güçlü hedeflerle mücadelemizin büyük bir kısmını kaplayan bir taktiktir.’’
‘’Biliyorum, Vosu’yu ortadan kaldırmak zaten yapılabilirlik açısından baktığımız zaman Büyük Maızk için zor olmaz, benim asıl endişe ettiğim, onun bunu kabul edip etmeyeceği. Eğer ona engel olan bir şeyler varsa bunu yapmayı, en azından şimdilik reddedebilir. Fao, Bavoan ortada yokken bunu yapmanın en iyisi olduğunu söylemişti; bunda oldukça haklı da. Bavoan’la birlikte olan, Vosu’ya bağlı olma ihtimali epey yüksek olan o askerlerin döndüğü zaman bir değişim yapmak daha zor olacak. Yani şimdi tam zamanı, Fozre Ailesi’nin zayıf olarak görülebileceği bir zamandayız.’’ Zend de ortağına cevap verdi.
‘’Eh, o taraftan bakılınca haklısın. Gri Engerek’i engelleyecek bir şeyler olursa işimiz zorlaşabilir, umalım da onun yoluna çıkacak birileri olmasın.’’ Era da hak vermişti Zend’e. ‘’Bu arada Zend, Gri Engerek’in dün dediği gibi, seni isteyen kişileri kabul edecek misin yakın zamanda? Bu tip görevlerin işine yarayabileceğine ben de katılıyorum, gelişebileceğin şeylere bir göz atman gerekiyor bence.’’
‘’Elbette bakacağım Era.’’ Zend onayladı kafasıyla. ‘’Sonuçta Büyük Maızk bile tavsiye ettiyse, kesin bana epey fayda sağlayacak şeyler vardır. Aynı zamanda ustamın bana Chibui’deki ilk yıllarımızda verdiği tavsiyelere yönelik olarak, birkaç teknik de öğrenmem gerekiyor. O bana bulduğum her tekniği öğrenmemi söylemişti, onun bir buçuk yılda öğrendiği Rüzgar Tanrısı’nın Nefesi’ni birkaç dakikada öğrendiğim zaman, hatta büyük ailelerden güçlü teknikleri çalmamı falan bile söylemişti. Onun dediklerini yapacağım ve yeni, öğrenmeme değecek teknikleri de çözmeye çalışacağım yakında. Ödülü böyle bir şey olan bir görevi yapabilirim, neden olmasın? Hem deneyim, hem de teknik kazanmış olurum.’’ diyerek Era ile konuşmaya devam etti.
‘’Burada bulabiliriz bence görevleri, senin adına Avcı Bıçağı’na bile gidilmişse bence burası gibi kalabalık olan mekanlardan birinde de kendi adını bulabilirsin. İstersen bir dene, direkt olarak gitmeyelim Beyaz Taç’a, at arabaları kaçmıyor ya.’’ Era devam etti Zend’e bakarken, kafasını birazcık çıkarmıştı Zend’in kapüşonunun kenarından. Tolan Şehri’nin merkezine geri dönmek için bir at arabasını kullanmayı düşünmüşlerdi, direkt Zend’in büyüsünü kullanarak da dönebilirlerdi elbette, ancak bunu yapmak Zend’in enerjisini düşürüyordu ve düşen enerjinin kendi kendine yenilenmesi epey uzun sürüyordu, Zend’in meditasyon yaparak kendi enerjisine odaklanması ve onu hızlandırması gerekiyordu olabildiğince az vakit kaybetmeleri için. Ancak ne kadar az olsa da, vakit kaybına her türlü uğruyorlardı. Üstelik Zend’in enerjisini kullanması, enerjinin sahip olduğu kararlılığı yavaşça kaybetmesi demekti. Düşük kararlılığa sahip enerjiyle birlikte bir teknik kullanmaya çalıştığın zaman ise tekniğin kalitesi, kararlılığın düşüklüğüne göre azalıyordu. Bu yüzden en mantıklısı at arabası kullanmaktı, bir savaşa girme ihtimalleri vardı yakın zamanda.
‘’Öyle mi diyorsun?’’ Zend etrafta gözlerini gezdirdi. Gerçekten de burada, savaşçı ve büyücülere yönelik pek çok yer vardı. Onlardan birinde, Zend kendine yöneltilmiş olan isteklerden birini bulabileceğini de düşünmüştü. Eğer Avcı Bıçağı’na bile gönderiliyorsa bunlar, gerçekten de Zend’in onlar için bir şey yapmasını isteyen birileri var demekti ve bu kişiler, bu çeşit kalabalık yerlere ilanları götürmeyi de ihmal etmiş olamazdı. ‘’O zaman bir göz atalım.’’ dedi daha sonra da. ‘’Era, benim dışımda da pek çok güçlü savaşçı var Pounz’da, insanlar neden benim özel olarak görevleri üstlenmemi istiyor? Yani, Beyaz Taç’ta olan birine yapılacak olan bir teklifi Avcı Bıçağı’na bile götürecek kadar neden uğraşıyorlar ki? Dün Gri Engerek söyleyince sormayı unutmuştum, hala aklımı kurcalıyor. Neden özellikle ben? Benim için bu kadar çaba sarf etmeleri saçma değil mi?’’
‘’Onu tam olarak benim de bildiğim söylenemez ortak.’’ Era cevap verdi Zend’e. ‘’Ben hayatımın çok büyük bir kısmını Büyülü Yaratık Sıradağları’nda geçirdim, yani insanlardaki görev sistemi nasıl çalışıyor, pek bilemiyorum. Ama eğer mantık yürütüp bir tahmin ortaya koymamı istersen, senin başında daha güçlü kişilerin olduğunu bilmeleri derdim. Mesela sen bir görevde zorlandın ve sıkıştın, yardım isteyebileceğin çok fazla güçlü kişi var. Birincil Gri Engerek elbette. Ek olarak insanlara karşı savaşmanın gerekeceği bir görevde, senin öldürülemeyeceğini düşünüyor da olabilirler. Çünkü karşındaki kişi sana karşı savaşıp, seni saf dışı bırakmayı deneyecek olsa bile öldürmek için saldıramaz. Yani mantıken saldıramaz, elbette saldırabilir yoksa, Gri Engerek’ten korkmuyorsa. Kimin temsilcisi olduğun da bu görevlerde çok önemli, tahminimce Maızk’a bir görev kabul ettirmek epey zor oluyordur, sonuçta o bir profesyonel. Ancak onun temsilcisi olan senin, Maızk’ın sahip olduğu tekniklere falan sahip olduğunu düşünüyor olmalılar, onun ismiyle bir nevi reklam yapıyorsun. Bir de yaşına rağmen Siyahlar’da on beşinci olduğunu gördüler, yani seni artık Pounz’daki hemen herkes büyük bir dahi olarak görüyor, sadece bir görevin bile kendileriyle senin aranda bir bağın oluşturabileceğini düşünen bir sürü kişi vardır. Tabii bir de seni daha ucuza kullanabileceklerini düşündükleri için olabilir, bu kadar uğraşmaları. Muhtemelen, geçmişte yerine getirdiği görev kadar artıyordur kişinin değeri, yani başka etkenler de çok fazla elbette ama görevlerin kişiye olan en büyük katkısının bu olduğunu düşünüyorum. Fazla görev başarabilmiş kişilerin daha çok görev kazanabilmesi imkanlıdır, bu yüzden fiyatları da yüksek olur. Fiyatı düşük olan, görevi yapabilirliği ise yüksek olan biri düşünüldüğü zaman akla ilk sen geliyorsun. Çünkü daha bir görev yapmışlığın yok ancak Siyahlar’a girerek kendini kanıtladın, bu kadar yüksek sırada olup da deneyim açısından eksik olan bir kişiyi daha bulamıyorlar. Bu yüzden de fırsatı değerlendirmeye çalışıp sana geliyorlar. Aslında epey zekice olduğu söylenebilir.’’ Era bu işleri fazla biliyor olmamasına rağmen epey mantıklı bir şekilde konuşmuştu, Zend onun söylediklerinin bayağı bir doğru olduğunu düşünmüştü hızlıca.
‘’Oh, gerçekten de öyle olabilir.’’ dedi ve Era’ya katıldığını belli etti genç adam. ‘’Düşününce, ben cidden bu yaşıma kadar bir görev bile yapmadım Beyaz Taç’ta. Daha önce başarıyla yerine getirdiğin görevler değerini artırıyordu, bunu biliyordum. Aynı zamanda Beyaz Taç’taki yerinin yükselmesini de sağlıyordu, şu anda resmi olarak bakarsak ben tüm yaşıtlarımdan daha gerideyim Beyaz Taç’ta. Hemen onları geçmem lazım!’’ dedi Zend heyecanlı bir şekilde, şimdi bir görev alacak kadar vakti olmayabilirdi, bu ödül meselesinden dolayı; ancak bunlar geçtiği zaman bu görevlerin birkaç tanesini yerine getirip hem ün kazanacak, gelişecek, para kazanacak ve hem de Beyaz Taç’taki sıralamasını yükseltecekti. ‘’Bir bakalım o zaman şuraya.’’ dedi ve yürüdüğü caddede, sol tarafında kalmış olan ve içinde bir sürü savaşçı ve büyücünün olduğu görülen bir yere doğru ilerlemeye başladı. Burası bir han olabilirdi, yukarı doğru açılan merdivenler ve arada bir bu merdivenleri kullanan insanlar vardı. Üst tarafında odalar olsa da alt kısım başka bir yermiş gibiydi. Bir şeyler satılıyordu anlaşılan, yiyecek, içecek ve başka besinler… Durup dinlenmek için yapılmış bir yer gibi görünüyordu.
Zend içeri girmişti hızlıca, Era hala omzunun içerisinden kafasının ucunu çıkartmış, dışarıyı izlemeye çalışıyordu. ‘’Zend bak, şu an sol tarafında kalan bir bölgede panoya benzeyen bir şey var, git de ona bir göz at bakalım. Neyse ki biriyle muhatap olmamız gerekmedi, insanlar gelip geçenleri umursamıyor gibi görünüyor.’’
‘’Tamamdır.’’ Zend kafasını sola doğru çevirerek Era’nın söylediği panoyu görmüştü. İçinde bir heyecan patlaması olmuştu iyice, acaba kendisine ne tür görevler teklif edilmişti? Onu kaç kişi istemişti? Ona ne kadar güvenmişlerdi, Zend kendisine olan güvenleri boşa çıkaracak mıydı bu görevlerden birini kabul ederse? Kafasında bir sürü soru vardı çünkü birazdan yaşayacağı, tüm hayatında ilk defa, kendisine yöneltilen bir görevi görme anıydı. Zaten ilk defa ona özel bir görev verilmişti, daha önce böyle bir şeyin olduğunu hatırlamıyordu genç adam. Bu yüzden de, ilk kez yaşayacağı bir şey onu heyecanlandırıyordu. Geçmişte ustasından dinlemişti böyle şeyleri, Hollis de daha önce pek çok görev yapmıştı, oldukça genç olmasına rağmen epey yeteneği olduğu için, iyice ünlenmişti. Bir de Siyahlar’ın içerisine girmeyi başarmış olduğu için ona bir şeyler yaptırmak için Zend’e geçmişte çok fazla gelmiş olan bir miktarı gözden çıkarması gerekiyordu insanların, zaten Hollis’in yaşam stili de bu şekilde olmuştu artık. Bir görev yapıyor, ardından başka bir şekilde para kazanmaya ihtiyaç duymuyordu en azından bir yıl boyunca. Sadece bir görev bile onun bir yıl geçinmesine yetiyordu.
Etrafta pek çok güçlü savaşçı ve büyücü varmış gibi görünüyordu, Zend kafasını, panoya doğru ilerlerken etrafında çevirmişti ve güçlü görünümlü bir sürü kişiyle karşılaşmıştı.
Elbette, muhtemelen buradaki hiçbir savaşçı veya büyücü onun kadar güçlü değildi. Zend buradaki herhangi birini rahatça yenmeyi başarabilirdi, ne kadar zorlayabilirlerdi ki onu? Altı üstü kaçıncı seviyeye ulaşmış olabilirlerdi? Burada eğer ciddi anlamda yüksek kademeli biri yoksa, Zend ve Era, yalnız başlarına bile buradakileri rahatça yenebilirlerdi.
Tabii asıl olay da bu değildi, sonuçta buraya savaşmaya gelmemişlerdi, sadece birkaç şeye göz atıp çıkacaktı.
Tam panoların önüne doğru ilerlemişken, yan tarafından biri seslenmişti Zend’e normal bir şekilde. ‘’Pardon, beyefendi, panolardan yararlanmak için bir şeyler satın almanız gerekiyor.’’
Zend sağ tarafından ona seslenmiş olan, buranın bir çalışanıymış gibi görünen bir adama baktı ve başıyla onaylayarak, bir sipariş verdi. Yanında parası vardı elbette, yüzüğünden istediği an altınları çıkaramıyordu, bu yüzden ceplerinden birinde birkaç altını oluyordu hep.
‘’Buyurun,’’ dedi adam ve elindeki tepsinin üzerindeki bardaklardan birini Zend’e verdi.
Zend de uzanarak almıştı, bir masa da seçmişti kendine, panonun hemen yan tarafında kalanların arasından. ‘’Teşekkürler.’’ dedi ve içeceğini boş masasına koymasının ardından, kendisine içeceğini getirmiş olan adama seslendi tekrardan, ‘’Pardon, buradaki görevleri sökebiliyor muyum? İncelemek istiyorum da.’’
Buradaki bir garsonmuş gibi görünüyor olan orta yaşlı adam da cevap vermişti çabucak, yüzünde bir gülümseme vardı. ‘’Elbette, geri yerine koymak koşuluyla alıp inceleyebilirsiniz. Zaten hepsinden ikişer tane var, bir tane olanları alamazsınız ama.’’
Zend tekrar teşekkür etti ve gözlerini, hemen önündeki panonun üzerinde heyecanlı bir şekilde gezdirmeye başladı.
***
1768
Magnec