Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

322. Bölüm Renyia?

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

''Oh, Fun!'' Zend neşeli bir şekilde ayağa kalktı, üzerindeki sakinliği, Fun'u görmesiyle birlikte atmış ve hızlıca onun yanına doğru ilerlemişti, gidip, çocukluğunda ona pek çok kez sahip çıkmış olan öğretmenine sarıldı.

''Zend, iyi misin bakalım?'' dedi Fun, Zend ile ilgili hemen her şeyi biliyordu kendisi, onu Beyaz Taç'a sokan kişi olduğu için, Beyaz Taç'ta da Zend Fun'un sorumluluğuna verilmişti. Ek olarak Zend onun öğrencisiydi, bir de üstüne Beyaz Taç'ta onun takımındaydı. Zaten sorumluluğu ona verildiği için aynı takımda olmaları doğaldı gerçi... Ama Zend hakkında, diğer pek çok kişiden fazla bilgiye sahipti. Örneğin Zend'in büyüsünü Hollis'ten sonra ilk gören kişiydi Fun, onun büyüleri tutabildiğini ve Lin Enerjisi'nden eksik olduğunu ilk fark eden kişilerden biriydi. Aynı zamanda onun savaşçı olarak gelişimini de yakından takip ediyordu. Zend'e oldukça ilgi duyuyordu ve o Beyaz Taç'a girdiğinden sonra, Beyaz Taç için önemli biri haline gelmesinin hiç de uzun sürmeyeceğini anında fark etmişti. Düşündüğü gibi de olmuştu zaten, Zend oldukça kısa olarak sayılabilecek bir süre içerisinde, çoktan Beyaz Taç'ın en değerli kardeşlerinden birisi olmuştu. Sonuçta Beyaz Taç'ta, Siyahlar listesine girmiş olan çok fazla kişi yoktu. Girip de on beşinci sıraya kadar yükselmeyi başarmış ise, Zend'in yaşında olan bir kişi dahi yoktu... Zaten ilk on beşe girmiş olan, Zend'den büyük olarak da pek fazla Beyaz Taç kardeşi yoktu. Bu yüzden Beyaz Taç da, Zend'e ne kadar değer vermesi gerektiğini anlamıştı. Tarini bizzat Zend ile görüşmüş, ona destek olacağını söylemişti, onu koruyup kolluyordu, Beyaz Taç'a ek olarak. Fiziksel olarak değil tabii, ismi onun üzerindeydi... Bu kaç tane genç Beyaz Taç'lının sahip olduğu bir şeydi ki? Tarini Güneş, hemen hiç kimse için özel bir muamele yapmazdı ama Zend'e son derece değer veriyor olmasından dolayı, Zend'in dünya çapındaki Beyaz Taç toplulukları ile birlikte yapılacak olan Beyaz Taç buluşmasında, Zend'in yönetici grubuna dahil edilmesini bile istemişti. Beyaz Taç'ın sonraki liderinin Zend olma ihtimali dahi vardı! Tarini yaptığı şeylerle bunu belli etmişti çoktan, Zend gibi on yedi yaşındaki, üstelik Pounz'dan çıkan birinin tüm dünyadaki Beyaz Taç kardeşlerinin arasında yönetici kısmına geçmesinin başka bir anlamı olabilir miydi? O şüphesiz çok değerli biriydi artık...

Elbette bunlarda, Fun'un payı da çok büyüktü. Zend'i kendi çocuğu gibi seviyordu o, onun zarar görmemesi için elinden geleni yapıyordu... Hatta Zend'in katılmak istediği o, Kaimei'deki çocukların katılacağı turnuvaya genç adamın başında gelmeyi, bizzat kendisi istemişti hızlı bir şekilde, Zend'in ondan rica etmesine gerek duymamıştı. Ona bir nevi aile büyüklüğü yapmıştı yani... O olmasa, Zend şu an olduğu kadar güçlü olamayabilirdi. Fun'un, üzerindeki etkisi son derece fazlaydı.

''İyiyim tabii.'' Zend hızlıca cevap verdi. ''Bir tekniği kullanmak için çaba sarf ediyordum da, ondan meditasyondaydım. Sen iyi misin Fun?'' 

''Evet, ben de iyiyim.'' diyerek Zend'in elindeki siyah küreye baktı Fun. ''Hangi tekniği öğrenmeye çalışıyorsun peki?'' 

''Şey, Gecenin Parıltısı diye bir teknik.'' Zend hafifçe çekinerek cevap verdi çünkü bu tekniği Fun'un duyduğundan emindi, eğer ustası Hollis bunu biliyorsa, Fun da kesin biliyordu. Ancak Hollis Fun'a göre güçlüydü Zend'in bildiği kadarıyla, yani onun bile öğrenemediği bir tekniği Fun'un öğrenebilmesi saçma olurdu. Onun erişemediği bir şeyi denediği için biraz sorumlu hissetmişti genç adam, Fun Zend'inkinden çok daha uzun bir süreye sahipti savaşçılıkta, Zend'in, onun elde edemediği şeyleri elde etmesi onun için biraz can sıkıcı olabilirdi. Bu yüzden bu konuyu olabildiğince hızlı değiştirmek istemişti Zend. Ama ne yazık ki Fun'un cevap vermesini beklemek zorundaydı.

''Oh, sen Gecenin Parıltısı'nı öğreneceksin demek!'' Fun'un yeşil gözleri açıldı bir anda, Zend'in omzuna elini atmış, gülümsemişti. ''Öyleyse umarım öğrenirsin, böylece gücüne güç katmış olursun, bu şekilde Beyaz Taç da epey güçlenir, herhalde benim bu tekniği öğrenemeyeceğimi düşündüğün için çekindin ama buna gerek yok, sonuçta sen güçlendikçe ben de güçleniyorum, sen güçlendikçe hepimiz güçleniyoruz, Beyaz Taç güçleniyor!'' dedi, onun bu Beyaz Taç sevdası hiçbir zaman bitmeyecekti anlaşılan... Zend onunla ilk karşılaştığı zamanda da Fun'un böyle şeyler söylediğini görmüştü, Beyaz Taç'taki diğer kişilerde olmasa da, onda son derece büyük bir Beyaz Taç sevgisi vardı. Daha doğrusu herkes Beyaz Taç'ı seviyordu elbette, sonuçta Beyaz Taç kardeşleri için burası bir nevi ev gibiydi. Bu yüzden herkesin beslediği bir sevgi vardı buraya karşı, ancak Fun'un sevgisi diğerlerine göre ağır basıyordu. O genellikle Beyaz Taç'ı överdi, Beyaz Taç ile her zaman gurur duyardı. Elbette yeri geldiği zaman Beyaz Taç'ın hatalarını söylemekten de kendini alıkoymazdı. Bey Taç'ı her şeyiyle birlikte, çok seviyordu. Bunu, onun öğrencisi olmuş herkes bilirdi şüphesiz. Fun, Beyaz Taç'a gerçekten de gönül vermiş biriydi, hatta belki de gelecekte Beyaz Taç'ın lideri bile olabilirdi... Eğer böyle bir şey olursa, Fun liderliği isterse ve Tarini de liderliği Zend'e vermeyi arzu ederse, Zend direkt olarak çekilirdi işin içinden. Çünkü Fun'un, ondan çok daha iyi bir lider olacağı kesindi, bunu en iyi Zend biliyordu. Güç olarak ileride Zend'den geride kalacak olabilirdi, ancak tutkusu inanılmazdı o adamın...

''Heh...'' Zend yavaşça nefes verdi. ''Eğer o açıdan bakarsak, evet, sanırım çekinmem boşuna.'' diye konuştu sonra da, Fun'la karşılaşmasıyla birlikte yüzüne oturan gülümsemeyi iyice genişleterek. ''Ah, doğru ya, Fun, buraya gelmenin özel bir sebebi var mı? Sonuçta Gri Engerek ile çok muhabbetinin olmadığını biliyorum, ustamla aranız iyi de olsa onu Büyük Maızk'ın evinde ziyaret edeceğini sanmıyorum. Benim için mi geldin?'' 

''Evet, nasıl da bildin, kerata...'' dedi Fun, yüzüne bir gülümseme oturtmuştu. ''Seni görmek için geldim, söylemem gereken birkaç şey var.'' 

''Gel oturalım o halde.'' dedi Zend, zaten salonlardan birinde oldukları için konuşmak için bir yere geçmeleri gerekmiyordu, burası iyiydi. Koltuklardan birine doğru ilerledi genç adam konuşmasının ardından, tam karşısına da Fun oturdu. ''Seni dinliyorum.'' diyerek Fun'a baktı, adamın kapıyı tıklatmasıyla Zend'in omzuna inen Era da dikkatle dinlemeye başlamıştı. Onun Zend için değerli birisi olduğunu biliyordu, geçen sefer Beyaz Taç'a gittiklerinde teker teker sormuştu herkesi Zend'e. Zend'in arkadaşları hakkında bilgi sahibi olmak onun hakkıydı sonuçta...

''Zend, sana ithaf edilerek yayımlanan görevleri biliyorsundur.'' Fun vakit kaybetmeden seslendi Zend'e. ''Senin Fozre Ailesi'nin başına epey bela olduğunu duydum, bu yüzden sana bu zamana kadar haber vermem mümkün olmamıştı ama bugün boşta olduğunu duydum Hollis'ten, hızlı bir şekilde sana bunu söylemem gerektiğini hissettim.'' dedi ve elinde bir anda belirmiş olan, yüzüğünden çıkarttığı katlı kağıdı Zend'e doğru fırlattı. ''Bu geçenlerde geldi, Sanmu Ailesi'nden.'' 

''Sanmu Ailesi demek...'' Zend yavaşça mırıldandı, kağıdı eline almış, açmaya başlamışken. Sanmu Ailesi'nden olan birini tanıyordu, zaten bu kişi, Sanmu Ailesi'nden olan tanıdığı tek kişiydi. Onu da en son o turnuvada görmüştü, daha sonra görüşmemişlerdi, evinin bile nerede olduğunu bilmiyordu zaten. Sadece birkaç günlüğüne karşı karşıya geldiği, normal insanlardan biriydi. Elbette son derece kendini beğenmiş olması onu normal insanlardan ayırıyordu. Bu öz güvenin de sağlam bir dayanağı vardı, o kendisini epey güzel buluyordu ve bu yüzden diğer insanların, kendisine göre daha aşağıda olduğunu düşünüyordu. İnsanların ona göre daha alçakta olup olmadığını bilmiyordu Zend, ama Renyia hakkında bildiği bir şey varsa, o da onun gerçekten güzel olduğuydu. O henüz oldukça küçük bir yaşta, çocuk sayılabilecekken bile fazlasıyla güzeldi, kim bilir şimdi nasıl bir güzelliğe sahip olmuştu... Bir ara gidip görebilirdi aslında Zend, güzelliği o zaman bile son derece yükseklerde olan kızın şimdi nasıl olduğunu görmek güzel olurdu. ''Özel bir görev falan mı yollamışlar ki?'' diye sordu kendi kendine, kağıdı açmayı bitirmiş, okumaya başlamıştı.

Birkaç saniye sonra ise, kafasının karmaşıklaştığını belli ediyor olan gözlerini Fun'a doğru kaldırmıştı. ''Sırrının duyulmasını istemiyorsa derken ne demek istiyorlar ki, Fun?'' 

''Bunu ben de bir süre düşündüm.'' dedi Fun. O sırada Zend kağıda bir kere daha göz atmıştı, Fun'un konuşmasını bölerek, dışından okumaya başlamıştı yazanları. 

''Zend'den istediğimiz bir şey var, bir görev. Bunu yapması karşılığında bir ödül de alacak, bunu onunla konuşmak istiyoruz. Ancak bizim görevimiz biraz farklı... Zend eğer bu görevi kabul etmezse, elimizde onunla ilgili olan, muhtemelen Pounz ve dünyada sadece iki üç, belki de daha az kişi tarafından bilinen, Zend ile alakalı bir bilgiyi paylaşacağız. Eğer Zend sırrının duyulmasını istemiyorsa gelip bu görevi yapmalı, mükafat konusunda endişe etmesine gerek yok.'' dedi, daha sonra da gözlerini tekrar Fun'a doğru kaldırdı. ''Renyia Ailesi benimle ilgili neyi biliyor olabilir ki? Hangi sırrımı yani? Onların bildiği ve benim gizli tutmak istediğim bir şey mi var?'' diye sordu birkaç kere, yüzü hafifçe asılmıştı kaşları çatılırken, kafasında pek çok soru işareti vardı ve kuşkulanmıştı.

''Zend, Renyia'dan başka, Sanmu Ailesi'ne dahil olan birisiyle görüşmüş müydün,'' diye sordu Fun, Zend'in gözlerine ciddi bir şekilde bakmaya başlamıştı. ''Chibui Dağı'nda filan?'' 

''Hayır.'' Zend direkt olarak cevap verdi net bir şekilde, aynı zamanda kafasını iki yana sallamıştı. ''Sadece Renyia'yı gördüm şu ana kadar, Sanmu Ailesi'nden.''

''Oh... O halde düşündüğüm gibi...'' dedi Fun, elini çenesine götürmüş, gözlerini aşağıya doğru indirmişti birkaç saniyeliğine. Daha sonra da konuşmasına devam ederken Zend'in yüzüne doğru tekrardan kaldırdı gözlerini. ''Renyia senin girdiğin o turnuvaya girmişti, haksız mıyım?''

''Evet, o da vardı turnuvada.'' Zend hızlıca cevap verdi bir kere daha. İşin nereye gideceğini o an tahmin etmişti aslında... Buradan sonra olacakları tahmin etmesi kolaydı, çünkü Renyia ile tüm turnuva boyunca kaç kere görüşmüştü ki? Onunla kaç kere konuşmuştu, ne zaman ona bir sırrını göstermiş ya da söylemiş olabilirdi? Tek bir an vardı, onun böyle bir şeyi öğrenmiş olabileceği... Zend'in sırrı sayılacak, gizli bir şeyine şahit olmuş olabileceği... Bu anı bilmek için de deha olmak gerekmiyordu.

''Onun, Yuathra Dev Kertenkelesi ortaya çıktığı zaman birden arenaya daldığını hatırlıyorum, ben diğer büyülü yaratıklarla uğraşırken, o, henüz seni fark etmemiş olan Yuathra Dev Kertenkelesi'nden kurtulman için arenaya girmiş, seninle konuşmuştu. Muhtemelen çıkmanı söylemişti, değil mi?'' Fun konuşmaya devam ediyordu, aklında Maddle'nin kaybedildiği o gün vardı...

''Evet, o fark etmeden oradan çıkmaya çalışmam için uğraşmıştı. Ancak ben bunu yapamamıştım, çünkü Kral Modu'm açıktı ve kapatmak için birini öldürmem gerekiyordu, orada da tek öldürebileceğim Yuathra Dev Kertenkelesiydi, ben de büyümü toparlayıp ona yolladım. Daha sonra da Yuathra Dev Kertenkelesi öldü...'' Zend konuşmaya devam ediyordu ki, o büyünün yol açtığı şeylerden biri olan Maddle'nin ölümü gözlerinin önüne gelmişti. Bu yüzden konuşmayı bırakmıştı birkaç saniyeliğine...

''Yani senin, Yuathra Dev Kertenkelesi'ni öldüren kişi olduğunu gördü, öyle mi?'' dedi Fun, Zend'in durakladığını görünce. ''Büyünü kullandığını gördü...'' 

''Evet, gördü.'' dedi Zend, yavaşça başını eğmişti. ''Heh, beni, büyümü insanlara söylemekle mi tehdit ediyor?'' 

***

1615