Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

173. Bölüm Yama Ailesi (4)

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

 

Zend kolunu geriye çekti ve derin bir nefes alarak yumruk atmak için eğdiği vücudunu dikleştirdi. Bu sırada tatminlik duygusu tüm vücudunu kaplamıştı, çünkü biraz önce karşısındakini öldürmek için acımasızca savaşan herkes, şu an donup kalmıştı. Biraz önce Zend'e saldıran üç kişiden biri yataktan kalkan kız tarafından saldırıya uğramış, yerde yatıyordu. Diğeri bir oda ileride duvara gömülü bir şekildeydi ve muhtemelen ölmüştü. Çünkü Zend direkt olarak onun göğüs kafesindeki kemikleri kırmış, onun kalbine aldıktan sonra bir daha çalışamayacağı kadar sert bir saldırı yollamıştı. Diğer suikastçi ise arkadaşına yapılanı görünce, Zend'e saldırmayı bırakıp şok olmuş bir biçimde bir Zend'e, bir de Zend'in biraz önce vurduğu arkakadaşına bakıyordu. Era ve Era'nın mücadele ettiği iki suikastçi bile tamamen savaşmayı bırakmış, yetersiz buldukları kelimeleri hiç kullanmaya tenezzül bile etmemiş ve ne yapacaklarını düşünmeye başlamışlardı. Bu odadaki herkes üç kişinin saldırılarına karşı tek başına mücadele ederek bunu da oldukça iyi idare eden gencin çevik ve hızlı olduğunu görmüştü, ama onun bu kadar büyük bir güce sahip olacağı hiçbirinin aklına gelmemişti. Doğal olarak Zend'in yumruğu ile karşılaşmak gibi talihsiz bir olay yaşamış olan adam da onlarla aynı fikirdeydi daha önce, çünkü Zend'in yumruğundaki gücün iki elini geçip de kalbine ulaşabileceğini aklının ucundan bile geçirmemiş, yumruğu omzuna ya da koluna yemek uğruna olsa bile yana çekilmeye çalışmamıştı. 

''Hahahaha, aferin sana Zend.'' Era gülerek konuştu, ama birkaç saniye sonra gülüşü direkt olarak kesilmişti çünkü biraz önce yataktaki kızın avazının çıktığı kadar bağırdığını, biraz sonra da Yama Ailesi üyelerinin buraya damlayacağını hatırlamıştı. Ama bu sırada, büyülü yaratık boşluktan yararlanıp çoktan eski formuna dönmüştü bile. Yanındaki iki suikastçi daha ne olduğunu idrak edememişken zaten yeterince ses çıktığı, malikanedeki herkesi uyandırdıkları için daha fazla sessiz kalmadan, tüm odayı inletecek şekilde kükredi ve yanındaki iki kişiden birinin kafasına doğru atılarak, daha etraftakiler fark bile edemeden onun kafasını kopardı. Eralkavender'in gerçek formunu görünce, kız biraz daha geri çekilmiş gibiydi. Çünkü büyülü yaratıkların şekil değiştirdiği zaman enerji olsun, güç olsun pek çok açıdan kısıtlandığını biliyordu. Bu büyülü yaratık kendi formunda değilken bile iki tane suikastçi ile mücadele edebilmiş, üstüne onun üstüne gelen saldırıları tutabilmişti. Bu da, bir anda büyüyen enerjisinden anlaşılacağı üzere geçmiş olduğu asıl boyutunda çok daha güçlü bir hale geleceğinin kanıtıydı.

''Sağ olasın.'' Zend de kıkırdayarak cevap verdi, yumruğu hedefini bulduğu ve tam da beklediği etkiyi verdiği için son derece mutluydu şu anda. Hiçbir şeyin mutluluğunu bozamayacağını düşünürken... 

''Gel buraya! Kaçmanıza izin vermeyeceğim! Yama Ailesi'nden birine suikast düzenlemeye çalışmanın bedelini ödeyeceksiniz!'' Kız Zend'in yumruğundaki gücü gördükten sonra afallamış ve bir süreliğine odadaki herkes gibi hareketsiz kalmıştı, ama kısa süre içerisinde kendine gelmiş ve Zend'e bakarak bağırmıştı. ''Görünüşe göre bir kısmınız bana bir kısmınız babama suikast düzenleyecektiniz, bana bağlama büyüsü yapıp sonra da babamı sormanızın başka nasıl bir sebebi olabilir?! Ama planlar karışınca birbirinizle savaşmak durumunda kaldınız. Hahaha, gerçekten aptalsınız! Birbirinizle çatışmış olmasaydınız gerçekten amaçlarınızdan en azından birini başarabilirdiniz.'' 

''Zaten daha kaçmaya çalışmamıştım!'' dedi Zend, daha sonra da kapının hemen ardındaki ayak seslerini duyunca ekledi: ''Sanırım şimdi çalışacağım tabii.'' Kız sadece ona uyurken hareket edememesi için büyü yapmaları gibi küçük bir sebepten dolayı onlara direkt olarak düşman kesilmişti. ''Ama biz seni kurtardık!'' 

''Bahanelerini bırak, beni kurtarmak için hareket etmemi engellemenize gerek yoktu! Sizler bana, ben uyurken büyü yapacak kadar alçaksınız! İddiaya varım beni öldürmelerini engellemenizin sebebi de benden almak istediğiniz bilgiler olmasıdır!'' Kız durumdan tamamen Era'nın sayesinde hasarsız bir şekilde çıkmış olsa da hiç minnettar gibi değildi, aslında oldukça öfkeli görünüyordu ve Zend ile savaşmaya kendini hazırlamıştı bile. Zend ve Era onu öldürmeye çalışanları engellemişti, o neden bunu görüp de onların düşman olmadığını anlamıyordu ki? İçinde savaşma isteği falan mı vardı yoksa? Eğer Zend ve Era rastlantı sonucu bu odaya tam vaktinde gelmemiş olsalardı, şu an o kesinlikle ölüydü. 

''Biz gelmesek seni öldüreceklermiş! Minnettar olmak yerine benimle savaşmaya mı çalışıyorsun?!'' Zend bir şekilde durumu düzgün bir seviyeye getirmeye çalışıyordu, çünkü biliyordu ki eğer o kız Zend ve Era'yı düşman olarak görürse, Yama Ailesi'nin liderinden Ağır Kılıç kullanımının temel parçalarını görmesi imkansızdı. 'Neden bu kadar dikkafalı ki bu kız?!' diye içinden geçirdi.

''Kes sesini!'' Kız sertçe bağırdı tekrar. Bir şekilde söylediklerinden geri adım atmaya niyeti yokmuş gibiydi. Gereksiz bir inatçılığı vardı onun, gözlerinden okunuyordu. 

''Zend, götür bizi buradan.'' Era önündeki suikastçinin kanı dişlerinden aşağı sızıp yerdeki halıya damlarken, hızlıca onun yanına ilerledi. ''O sana inanmayacak, o inanmayınca Yama Ailesi'nin lideri Emerantaos'un, yani onun babasının sana inanması pek de imkanlı değil. Bu yüzden gidiyoruz, liderle deneyim paylaşımı planı yattı.'' 

''Hah! Bahaneye bak, liderle deneyim paylaşımı mı?! Siz bunu söylüyorsanız gerçekten de aptal olmalısınız!'' diye bağırdı genç kız, ardından da yüksek sesli bir şekilde devam etti: ''Bu evin içinde dışarı çıkmak için bir büyü yapamazsın, kaçışınız yok, en azından teslim olun da ölümünüz acılı olmasın.'' 

''Bize bakacağına, onlara bak!'' Zend eliyle yerden kalkmış, Zend'in vurmuş olduğu diğer odadaki arkadaşını almış camdan dışarı atlayan suikastçiyi gösterdi. Yarım saniye içerisinde de Zend'in yanında donup kalmış olan suikastçi harekete geçerek yerde, kafası Era tarafından koparılmış suikastçinin vücudunu sırtına alıp, en yakın camdan fırladı. Onu da Era'nın mücadele ettiği iki suikastçiden öldürülmemiş olanı takip etti. Zend onların kaçmasını engellemek için bir şey yapmadı, çünkü onlar kaçarken kendisi de fırlamayı düşünüyordu. ''Onlar zaten büyü yaparak çıkmaya çalışmıyor!'' 

''BOM!'' Kapı bir anda kırıldı ve içeri onlarca kişi daldı. Bu, Zend'in büyüsünü hazırlaması için işaretti aslında, Zend diğerleri gelene kadar kızı ikna etmeye çalışarak şansını denemek istemişti, çünkü liderle savaşmayı gerçekten de istiyordu. Ama işe yaramamıştı, çünkü diğerleri geldiyse artık kimseyi ikna edemezdi. 

''Kızım, iyi misin?!'' Boyu kapının boyunu geçen, içeri eğilerek giren, kalıplı, top sakallı, keskin yüz hatlarına sahip, uzun boylu ve güçlü, ezici görünümlü adam kalın sesinin Zend'in kulaklarına ulaşmasına izin verdi.

''İyiyim baba, merak etme.'' dedi kız, ardından Zend'i gösterdi. ''Bu adam benim odama dalıp ben uyurken üzerimde bağlama büyüsü yapan kişi!'' 

''Ne inatçıymışsın yahu!'' Zend sitem etti ve vücudunun arkasında, sırtında olan elinde bir parça büyü oluşturmaya başladı, mırıldanarak, ''Era, birkaç saniye şaşırmalarına izin ver.'' dedi. 

''Tamam.'' Eralkavender hızlıca onayladı ve sesinin doruklarına yükselerek odada kükredi. Aynı zamanda enerjisini de serbest bıraktı ve aurasının, odadaki herkese ulaşmasını sağladı. 

''Kutsal Seviye bir büyülü yaratık mı?! Sen kimin adamısın böyle?!'' İçeri girdiği gibi kızının omzunu tutan Yama Ailesi'nin lideri, Era'nın enerjisini görmesiyle birlikte birazcık şaşırmış gibiydi. ''Her neyse, derhal şunları yakalayın ve onları kimin yolladığını öğrendikten sonra öldürün. Seng, sen de en hızlı savaşçılarımızı alıp pencereden fırlayanları takip et. Ben bugün savaşamayacağım, yarın yenilenmem var ve enerjimi kararsızlaştırmaya hiç niyetim yok. Hey, Rian, sen gidip tek taraflı bariyerlerimin hazırlanmış olup olmadığına bak hazır kalkmışken.'' dedi ve Zend'in gözlerine baktı. ''Genç, büyü yapman bir işe yaramayacak, bu evin sınırları içerisinde dışarı çıkmak için bir büyü yapamazsın. Neden bana direkt olarak istediğim her şeyi anlatıp, küçük de olsa var olan hayatını bağışlama ihtimalimi yok etmeden işbirliği yapmıyorsun?'' Adamın sesindeki aşağılayıcılığı odadaki herkes rahatça fark edebiliyordu. 

Elbette Zend, o konuşurken ikinci elini de sırtına doğru yollamış ve onda da bir büyü parçası oluşturmaya başlamıştı. ''Sıçayım...'' diye mırıldandı, istediği karşılaşmayı yakalayamamıştı ve bunun tamamı şanssızlığı yüzündendi.  'Şu kızın bu kadar inatçı olması şart mıydı ya? Anlatmama rağmen dinlemedi ve kendi kafasından bir şeyler uydurdu...' diye düşünüyordu aynı zamanda.

Ellerindeki büyüler yeterince büyüyünce, birini Era'ya doğru tuttu.

''İşe yaramayacak, ölümünü garantilemekte bu kadar ısrarcı olmanın nedeni nedir?'' diyerek ona güldü Emerantaos. Bir yandan da Zend'e doğru harekete geçen bir savaşçının önüne elini koymuştu: ''Bırak da seçimini o yapsın, büyü yapmaya çalışacak mı, çalışmayacak mı. Hevesinin kursağında kalmasının nedeninin birinin onu engellemesi olmasını istemiyorum.'' Sesinin alaycı tonu Zend'in biraz sinirini bozmuştu ama karşılık verip de kızdırmak isteyeceği biri değildi karşısındaki heybetli adam. 

''Öyleyse görüşürüz.'' dedi Zend ona bakarak, daha sonra da Era'nın üzerine doğru büyüsünü yolladı. Hemen ardından kendi üzerine de yavaş yavaş ilerleyerek tüm vücudunu kaplayan büyüsünü bıraktı.

''Umudunuza bu kadar tutunmanız gerçekten etkileyici...'' diye devam ederken Yama Ailesi'nin lideri, bir anda gözleri ardına kadar açıldı ve yüzündeki şaşkınlık orada olduğunu bağırmaya başladı, bu da Zend'i fazlasıyla güldürdü tabii. 

***

''Bizdeki de ne şansmış anasını satayım!'' Era küçük formuna tekrar girdikten sonra bir küfür savurarak Zend'e baktı. 

''Sorma, Tanrılar benden nefret ediyor olmalı.'' Zend de arkasını dönüp biraz önce çıktıkları, Yama Malikanesi'ne bir göz attı ve hızlıca ilerlemeye başladı, çünkü muhtemelen Emerantaos'un ilk adımı, etraftaki her yeri araması için askerlerini yollamak olacaktı. 

''Yapacak bir şey yok, artık gitmemiz lazım. Emerantaos onun ailesinden birini öldürmediğimiz için başımıza ödül koyacak kadar ileri gidecek değildir herhalde. Buna ihtiyaç duyacağını sanmıyorum.'' Era Zend'in omzuna sıçradı.

''Off, bunu gerçekten istiyordum.'' Zend ofladı. Sanzirna'yı bıraktığı yere doğru ilerlemeye başladı, Sanzirna mantıklı olan davranışı yaparak içeriden bağırışlar ve saldırı, kükreme sesleri gelmesine rağmen oraya girmemişti. Zend oradayken bir anda Sanzirna'nın içeri girmesi, can sıkıcı olabilirdi. Güç olarak onlara fazlasıyla katkı yapacak olsa da Sanzirna, başka bir alanda işlerine yaramazdı. Aksine, durumu daha da kötüye sürüklerdi. Çünkü orada zaten güce ihtiyaçları yoktu. Saf güç olarak dünyanın en tepesinde olan aileye karşı kimin iki kişiyken üçüncü kişiye güç için ihtiyacı olurdu ki?

''Şansına küs artık.'' Era Zend'in omzunda gerilerek kuyruğunu dikleştirdi. 

''Hayır, şansıma küsmek istemiyorum.'' Zend konuştu, Yama Ailesi'nin lideri ile birazcık bile olsa savaşmak için kararlıydı. ''Onun bu sabah yenilenmeye başlaması gerekiyor değil mi? Tüm enerjisini ve gücünü bir kenara bırakıp yenilenecek. O halde onu yarın savunmasızken bulup ikna edeceğim, beni reddedemeyeceğinden emin olacağım.'' 

''Onu yenilenirken nasıl bulacaksın peki?'' Era meraklı bir şekilde sordu, Zend'in bunu yapmayı gerçekten istediğinin farkındaydı ve olumsuz bir şey söylemeyerek onun hevesini kırmadı. Kendisi bunu fazla riskli ve gereksiz buluyordu ama eğer ortağı istiyorsa birkaç şeye katlanabilirdi. 

''Biraz önceki olaydan sonra onu kalkanların ardına kapatacak ve o yenilenirken etrafında toplanacaklardır, ama onun içinde olduğu bariyerin içine girmeyecekler. Onu duymadın mı? Yanındaki savaşçılardan birine tek taraflı bariyerlerinin hazır olup olmadığını kontrol etmesini söyledi. Tek taraflı bariyer yapıldıktan sonra içine girmek imkansızdır ama içinden çıkabilirsin. Eminim ki, o üst üste yaptırdığı bariyerlerin içinde olacak ve en yakınları bile o bariyerlerin içine yenilenme bitene kadar giremeyecek.'' diye, biraz önce aklına gelen, zekice bulduğu düşüncesini Era'ya anlatmaya başladı Zend. 

''Bu bariyerler, benim için girilmesi imkansız değil elbette. Bu zaten Emerantaos'un beklemediği kısım olacak, tıpkı ben evden çıkarkenki gibi olacak yüzü beni tekrar gördüğünde. Daha sonra ise onu öldüreceğimi söyleyip tüm umutlarını söndüreceğim, dışarıdakiler de içeri giremeyecek ve Emerantaos'un gücü sıfırlandığı için bana karşılık veremeyecek. Ardından, gücünü geri kazandığı zaman bana Ağır Kılıç'ı nasıl kullandığını göstereceği bir karşılaşma yapmayı isteyeceğim, gücü olmayan bir ihtiyar karşısında onu öldürebilecek varken bu küçük ve onun için hiçbir zarara sahip olmayan teklifi reddetmeyecektir.'' 

''Peki sabah gücünü tekrar kazandığında seni öldürmeye karar verirse ne olacak?'' 

''Öyle bir şey yapmayacak, çünkü merak denen bir şey var insanın yapısında. Sence o bariyerlerin ardına nasıl girdiğimi, onun ailesinden bir teknik olmadan Ağır Kılıç'ı kullanabildiğimi, o evden nasıl çıktığımı merak etmeyecek mi? Merak, bana ters bir şey yapmasını engelleyecek.'' Bu sefer özgüvenlice konuşan kişi Zend olmuştu.

***

1768