Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

6. Bölüm Paralı Sistem Başlıyor - 5

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

İnsanlar vagonun dört bir yanında uçuşan böcekleri görünce paniğe kapıldılar.

“H-Hey! Neden böyle bir şey yap—“

Kimileri boş boş bakarken, aklı çalışan bazıları bana doğru yaklaşmaya başladı.

“Şerefsiz.”

“…Yerinizde olsam şunları bir an önce yakalamaya çalışırdım. Sadece üç dakikanız kaldı.”

Bu sözler bir uyarıydı. İnsanlar bir anda aklını yitirmiş vahşi yaratıklar gibi metronun etrafında böcek aramaya başladılar.

“Yakaladım! Aahh!”

Böcek yakalayacak kadar şanslı olanların sevinci, aynı zamanda onlara yönelik yapılan saldırılar, ortamın kızışmasına neden oldu.

“Hey, bunu neden yaptın? Onlara direkt böcekleri verebilirdin.”

Başımı çevirdiğimde Kim Namwoon’un doğrulduğunu gördüm. Boynunu esneten Kim Namwoon’a temkinle cevap verdim, “Geriye sadece 12 kişi kaldı.”

“He?”

“O ağda üç tane böcek vardı.”

Kim Namwoon bir an kaşlarını çattıktan sonra geniş geniş gülümsedi. “12 kişiye 3 böcek, öyle mi? Hahahahaha! İşte bu. Zaten hepsi sağ kalamayacaktı… Demek bu yüzden onları fırlattın?”

“Evet.”

“Hadi oradan.”

“?..”

“Aklı mantığı yerinde olan bir insan böyle bir şey yapmazdı.” Kim Namwoon’un gülümsemesi genişledi. “Dürüst ol. Sadece bu karmaşayı görmek istiyordun, değil mi?”

Kitapta okuduğum Kim Namwoon karakterini hatırladım.

O anda zihnimde bir mesaj yankılandı: [Eşsiz yetenek, ‘Karakter Listesi’ aktifleştirildi.]

Ardından, gözlerimin önünde bir pencere açıldı. Hala özelliğimin ne olduğunu bilmiyordum ama yine de pencereye baktım.

[Karakter Bilgisi]

[İsim: Kim Namwoon.

Yaş: 19

Sponsor Takımyıldızı: Yok (Şu anda iki takımyıldızı bu şahsa ilgi gösteriyor.)

Şahsi Özellik: Chuunibyou (Genel)

Eşsiz Yetenekler: Olağanüstü Uyum Sağlama Sv.3, Bıçakla Mücadele Sv.1, Karanlık Sv.1

Genel Hünerler: Dayanıklılık Sv.3, Güç Sv.4, Atiklik Sv.6, Büyü Gücü Sv.4

Genel Değerlendirme: Özel bir durumun altında karanlığa kapılmış bir chuunibyou. Bu şahısla yakınlaşmanız önerilmez.]

Kitaptaki çoğu chuunibyou gerçeğe dönüşen kabus nedeniyle intihar etmişti. Ancak önümde duran bu herif farklıydı.

Kendisi Sansıral İblis, Kim Namwoon’du. Daha sonraları bu lakapla tanınacak olan genç adam sıradan bir chuuni değildi.

Kendisi uzun zamandır dünyanın yok olacağı günü bekliyordu ve bu yeni dünyada ‘olağanüstü bir hızla’ adapte olmuştu.

“Bana katılmaya ne dersin?”

Şimdi o genç adama bana bir teklifte bulunuyordu.

[Karakter ‘Kim Namwoon’un size dair olumlu bir intibası var.]

[Karakter ‘Kim Namwoon’a dair anlayışınız yükseldi.]

Kim Namwoon’la birlik olursam buradan sağ çıkmam işten bile değildi. Kitabı okumasaydım belki bu teklifi kabul edebilirdim.

“Üzgünüm ama tek başıma olmak istiyorum.”

“Öyle mi? Hmm, yazık oldu.” Kim Namwoon dudaklarını yaladı ve bana yaklaştı. “O zaman çekilir misin? Arkandaki şu yaşlı kadınla işim bitmedi.”

Sözlerini duyunca başımı çevirdim. Kanlar içindeki yaşlı kadın zar zor nefes alıyordu.

“Ne istiyorsun?”

“Sormana gerek var mı?”

“Böcek yakalamaya çalışmayacak mısın?”

“Böcek mi? Niye uğraşayım ki?” Kim Namwoon güldü. “Ben zaten arkandaki şu böceği yakaladım.”

Kim Namwoon’un öldürme arzusunu hissedebiliyordum. Romanda var olan bu karakter şimdi çılgınca bana bakıyordu. Dolayısıyla biraz korkmuştum.

Kim Namwoon gerçekten de düşündüğüm gibi biriydi.

[Karakter ‘Kin Namwoon’un sizinle olan yakınlığı biraz azaldı.]

“Neye bakıyorsun? Çekilmeyecek misin?”

“Sanmıyorum.”

“Ne?”

“Çekilmeyeceğim yani.”

“Haha, adalet timsali karşımda dikileceksin, öyle mi? Kaç karakterli bir adamsın lan sen?”

Cevap vermedim.

Kim Namwoon’un suratına bir gölge indi ve parlayan gözleri buz kesildi. “Hayır, dur biraz. Sen ciddi ciddi o ağı bunun için mi attın?”

“…”

“Kadını kurtarmak için miydi? Hahaha! İnanamıyorum! Gerçekten inanamıyorum! Öyle mi?”

Yine cevap vermedim. Ona yakından bakarken eski hatıralar gün yüzüne çıktı.

“Ah, en nefret ettiğim tiplerdensin. Bütün yaşlı pezevenklerin hepsi aynı.”

Bunlar Hayatta Kalmanın Yolları’nı okurken bu veledin söylediği şeyler yüzünden canımın sıkıldığı zamanlardı.

[Karakter ‘Kin Namwoon’ sizden tiksiniyor.]

“Ne dedin sen?”

Zamanlamayı kestirdikten sonra başımı eğerek ansızın gelen yumruğu atlattım.

“Oh, fena değilsin ha!”

Hamlenin geleceğini bilmeme rağmen başımın üstünde bir sıcaklık hissettim. Sıradan bir yumruk değildi.

[Karanlık Sv.1]

Kim Namwoon’un vücudundan karanlık bir aura yükseldi. Bu, ‘chuunibyou’ özelliğinin eşsiz yeteneğiydi.

İlk senaryo sona ermeden önce yetenek kullanmak nadirdi ama Kim Namwoon bunu yapmak üzereydi. Manyağın teki olmasına rağmen ana karakterin onu yanına alması boşa değildi.

Peeok!

Vurduktan sonra sağ omzum sarsıldı. Böyle bir mücadeleyi kazanmamın mümkunatı yoktu.

‘Onu’ şimdi kullanmalı mıydım? Bunu düşünürken bir mesaj duydum.

[Karakter ‘Kim Namwoon’a dair anlayışınız yükseldi.]

[Eşsiz yetenek ‘Her Şeyi Bilen Okuyucu’nun Bakış Açısı Sv. 1’i kullanmak için gereken koşulları sağlamaya yaklaştınız.]

Her Şeyi Bilen Okuyucu’nun Bakış Açısı mı? Bu neydi böyle?

[Eşsiz yetenek ‘Her Şeyi Bilen Okuyucu’nun Bakış Açısı Sv. 1’i kullanmak için gereken koşulları sağladınız.]

Kim Namwoon’un yumruğu beni ıskaladı ve yere çakıldı.

“Hahaha, ne o öyle? Birden güçlendim mi yoksa”?”

Yerde bir yumruk izi vardı. Kim Namwoon eskisinden daha güçlü olduğunu fark ediyordu.

Tak! Tuk! Tak!

Tek hamlede kemiği bile kırabilecek yumruğunu tekrar tekrar savurdu ama her seferinde bana vuracağı yerde ıskalıyordu. Çok geçmeden siniri bozulmuştu.

“Ahh, neden sana vuramıyorum?”

Bana vuramazdı tabii. Çünkü yeteneğim aktifti.

[Eşsiz yetenek, Her Şeyi Bilen Okuyucu’nun Bakış Açısı Sv. 1 aktifleşti!]

Yetenek aktifleştiği anda Kim Namwoon’un nasıl ve nereden saldıracağını adeta görmeye başladım. Tıpkı şöyleydi…

[Sağdan.]

Saldırıyı kolayca atlattım.

[Sağ göze.]

Hemen eğildim ve gözüme doğru uçan yumruktan kaçtım.

“İyi kurtuluyorsun!”

Sportif konularda pek becerikli olmadığım için karşı saldırıya geçmemin manası yoktu ama en azından çoğu saldırıdan kaçabiliyordum.

[Sol baldır.]

Buna direnmek zor olmuştu. Burada esas mesele zaman kazanmaktı. Kim Namwoon’un yumruğunu atlattım ve saati gösterdim. “Çocuk, geriye iki dakika kaldı.”

Strese giren Kim Namwoon önce bana, sonra da yaşlı kadına baktı. “Kahretsin!”

O karar anında yaşlı kadına odaklandı.

Kadını tutup geriye yuvarlanmak zorunda kaldım. Kadın ölürse Kim Namwoon senaryoyu geçecekti. Ne olursa olsun bu herifin bir sonraki senaryoya geçmesine izin veremezdim.

“Haha, böyle yapacağını biliyordum,” derken Kim Namwoon çantasından bir şey çıkardı.

Vagonun ışıkları altında bir bıçak parladı. Açılıp kapanabilen bir MacGyver Bıçağı. Unutmuştum. Bu herif ölümcül bir ordu-tarzı manga ve anime manyağıydı.

Sviii—

‘Bıçakla Mücadele’ ve güçlendirme yeteneği ‘Karanlık’ arasında bir bağ oluştu. Bıçağın hedeflediği yer belliydi.

[Kalp.]

Nereden geldiğini bilsem dahi kaçamayacağım bir saldırıydı bu. Dolayısıyla hızla bir karar verdim. Madem saldırıdan kaçamayacaktım, o halde kalbime saplanacağına bana daha az zarar verecek bir yere saplanmasını sağlayabilirdim.

Çiiii!

Bıçak kalbimi kıl payı ıskaladı ve omzuma bir kesik attı. Acıyordu. Hem de çok. Cildim alev almış gibiydi. Gözlerim titredi ve bir an ölümün sesini duyar gibi oldum.

“Hahah, geber hadi!”

Geriye sadece 1 dakika 30 saniye kalmıştı. Yaşlı kadına baktım. Onun için üzülüyordum ama artık ‘onu’ kullanma zamanım gelmişti.

“Chungil Lisesi, 2. Sınıf, Kim Namwoon. Sana sormak istediğim bir şey var.”

“Ne?”

“Sence böcek yumurtası canlı bir varlık mıdır?”

Demin öldürdüğüm çekirgenin cesedini çıkardım cebimden. Şişmiş çekirgenin yumurta kesesi ağzına kadar doluydu. Bir pat sesi duyuldu ve sıvılar fışkırdı. İğrenç his elime yayılırken bir mesaj duydum.

[Bir canlı varlık öldürdünüz.]

[Ekstra ödül olarak 100 para kazandınız.]

[Bir canlı varlık öldürdünüz.]

[Ekstra ödül olarak 100 para kazandınız.]

…

Aynı mesaj tekrar tekrar zihnimde çınladı.

Kim Namwoon’un yüzü ekşidi. “Yumurta mı? Ne saçmalıyorsun lan sen? Beni oyalamaya mı çalışıyorsun?”

“Sanırım öyle yapıyorum.”

“Böyle bir şeyi ben nereden bilebilirim? Biyoloji’den zerre anlamam,” dedi Kim Namwoon. Kanlı omzuma bakar bakmaz bir kahkaha patlattı. “Ama iyi anladığım ve bildiğim bir şey var. Söylememi ister misin?”

“Neymiş?”

“Şimdi gebereceksin!” Kim Namwoon ben cevap vermeden bıçağını savurdu. Atlatması zor bir saldırıydı.

[Çok para kazandınız! Paranızı nasıl kullanacağınızı öğrenmek ister misiniz?]

Duyduğum açıklamayı yok saydım. Zaten bildiğim bir şeyi tekrar dinlememe gerek yoktu.

“Hayır, asıl ölecek olan kişi sensin,” diye sertçe söylerken içten içe başka bir şey mırıldandım.

[2.700 para ‘dayanıklılığa’ yatırıldı.]

[Dayanıklılık Sv. 1 > Dayanıklılık Sv. 10]

[Dayanıklılık seviyeniz ciddi ölçüde arttı!]

[Vücudunuzun dirayeti ciddi ölçüde arttı!]

Kim Namwoon’un bıçağı kalbime doğru saplandı. Daha doğrusu, dışarıdan saplanmış gibi görünüyordu.

Ancak cildim taş kadar sertti ve bıçağın tek becerdiği şey oraya ufak bir çizik atmaktı.

Kim Namwoon bunu görünce sarsıldı. “Nasıl olur?”

“Sana sorunun doğru cevabını söyleyeyim. Evet, yumurta canlı bir varlıktır.”

“N-Ne?”

“Ve üreme döneminde çekirgeler tek seferde 100’den fazla yumurta üretebilir.”

Yumurta, canlı varlık, 100…

Ne yazık ki karşımda duran bu beyinsiz veledin söylediklerimi bu kadar kısa sürede anlaması mümkün değildi.

“Ne saçmalıyorsun sen?”

“Anlamasan da olur. Zaten bir dakika kaldı.”

Kim Namwoon şimdi korkmaya başlamıştı. “Aah! Geber! Geber!”

Bıçak gırtlağıma meyletti.

Savunmaya bile çalışmadım.

Kakakang!

Acaba bu bölge göğsümden daha mı zayıftı? Çünkü bu kez bıçak göğsümdekinden daha derin bir iz bıraktı ama pek canım yanmadı.

“Kim Namwoon.”

Kim Namwoon’un arkasında insanlar hala kıyasıya böcek arıyor, kimileri sağ kalmak adına birbirine saldırıyordu.

“Haklısın. Ben de senin gibiyim.”

Belki o insanları kurtarabilirdim.

“Siktir! Neden gebermiyorsun?! Neden?!!”

55 saniye… 50 saniye… 45 saniye…

Bıçak iz bırakmaktan başka bir şey yapmıyordu. Kanım akıyordu ama yaraların hiçbiri derin değildi. 30 saniye kaldığında Kin Namwoon ağzını açtı. Bıçağı bıraktı ve önümde diz çöktü.

“K-Kurtar beni.”

25 saniye.

“Kurtar beni! Yalvarırım sana! Kurtar!”

“Neden kurtarayım?”

20 saniye.

“B-Ben de insanım! Bir insanı kurtarmayacak mısın?”

“O dediğin eski dünya için geçerliydi. Tıpkı demin söylediğin gibi yeni dünyanın yeni kanunlara ihtiyacı var.”

10 saniye.

“Ölmek istemiyorum, istemiyorum! Ölmek istemiyorum! Aaaaah!”

5 saniye.

Kim Namwoon çığlık çığlığa bana doğru atıldı ve gözümü hedef aldı. Bıçak tam gözüme saplanacaktı ki…

[Verilen zaman sona erdi.]

Büyük bir ses yankılandı ve Kim Namwoon’un beyni patladı.

[Ödenen bedelin karşılığı alınacak.]

Kim Namwoon’dan sonra diğerlerinin de beyinleri patlamaya başladı. Bir, iki, üç, dört…

Yeni çağın habercisi olan havai fişeklere benziyorlardı. Bu manzarayı biraz mutlulukla, biraz suçlulukla ve biraz da pek anlam veremediğim bir hisle seyrettim.

Neden mi bu kadar sakindim? Çünkü bunları izlemek romanı okumak gibiydi.

[124 canlı varlığı öldürdünüz.]

[Öldürdüğünüz Varlıklar: Bir çekirge, 123 çekirge yumurtası.]

[Karşı koymaktan aciz varlıklar öldürdüğünüz için kazandığınız para yarı yarıya azalacak.]

[6.200 para kazandınız!]

[Hünerleri geliştirmek için kullandığınız para miktarı toplam miktardan çıkarıldı.]

[Mevcut durumda 3.500 paranız var.]

[Çok sayıda varlık öldürdüğünüz için ‘Kitle Katili’ başarısı kazanıldı.]

Vagonun siyah camında gördüm yüzümü.

Aynaya o kadar bakmama rağmen hiç görmediğim bir surat bakıyordu bana. Yanaklarım kanlar içindeydi. Onları silmeye çalıştım ama başaramadım. Çünkü kanlar cama fışkırmıştı.

Kkiik.

Midem kasıldı ve tren yeniden harekete geçti.

Çok geçmeden ışıklar parladı ve camlara dolan karanlık kalktı. Apgujeoung ve Oksu arasındaki 3 numaralı hattın yer üstündeki kısmına ulaştık.

Pencerenin dışında Han Nehri ve Seul vardı.

Ahh. Biri inledi. Sağ kalmanın getirdiği minnetle ve rahatlıkla çıkarılan bir sese benziyordu. Ancak çok geçmeden o ses değişti.

Ahh… Ah…

Pencerenin dışındaki Seul artık bildiğimiz Seul değildi. Yerle yeksan olan şehrin her yerinden dumanlar yükseliyordu.

Han Nehri’ndeki köprüler parçalanmıştı. Nehrin kendisi askerlerin cesetleriyle doluydu ve çöken binaların kalıntıları üstünde bir yaratık zıplıyordu.

[Ana Senaryo #1 – Değerin Kanıtı sona erdi.]

[Basit tamamlama ödülü olarak 300 para kazandınız.]

[Kanalı kullandığınız için 100 para kesildi.]

[Yakında diğer bedel anlaşmaları başlayacak.]

Bir dünya yok olmuş, yeni bir dünya doğmuştu.

Ve bu dünyanın nasıl sona ereceğini bilen tek kişi bendim.

……….