Herif heimerdinger gibi takılıyor çok iyi yaşam
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
30. Bölüm Yer Sahibi - 3
Yoo Jonghyuk Lee Hyunsung dışındaki diğer ekip üyelerine bakıyordu. Diğer üçlü bir aradaydı ve Yoo Jonghyuk’un tam olarak neden baktığını anlayamamıştım.
[Bu nasıl olur?]
Neye bakıyordu bu adam? Sormak istiyordum ama yeteneğimin ortaya çıkmasından korktuğum için sessiz kaldım. Yoo Jonghyuk hala düşüncelerini okuyabildiğimi bilmiyordu. Ancak verdiği tepkiye bakılırsa Jung Heewon’u görmüştü. Jung Heewon da adamın ona baktığını görünce başını kaldırıp keskin bir ifadeyle ona döndü. “Neye bakıyorsun?”
[…]
Aferin sana, Jung Heewon.
[Öldüreceğim…]
"Yoo Jonghyuk."
Hemen lafa girdim, “Aklıma takılan bir şey vardı.” Bana dönüp soran gözlerle baktı. “Gong Pildu’yu neden kendi haline bıraktın?”
“Madem kahinsin o halde biliyor olmalısın.”
“Her şeyi de bilmiyorum.”
Doğrusu, her şeyi hatırlamıyordum.
[Karakter ‘Yoo Jonghyuk’ Yalan Saptama yeteneğini kullandı.]
[Karakter ‘Yoo Jonghyuk’ sözlerinizin doğruluğunu onayladı.]
Herif hiçbir şeyi şansa bırakmıyordu.
“Demek öyle. ‘Gelecek görüsü’ zayıf olan bir kahin.”
İstediğini düşünmekte özgürdü. Devam etti, “Gong Pildu’ya ihtiyacım var.”
“Diğer senaryolar için mi?”
Cevap vermedi. Adeta aradığım şeyi zorla, çabalayarak öğrenmem gerekiyordu.
“Gong Pildu’ya gelecekte ihtiyacın olacağını biliyorum ama adam tek başına yeterli olmalı. Onu takip eden bütün gruba ihtiyacın yok.”
[…]
“Normalde ihtiyacın olmayan tipleri temizlersin. Onlara neden el sürmedin?”
[Sinirimi bozuyor…]
Ne?
“Yapacak çok işim var,” dedi bana bakarak, “Senin anlayacağın şeyler değil bunlar.”
“Dur biraz! Asıl sorun o değil. Şimdi ilerlemeye devam etmezsen Chungmuro’daki insanların çoğu!..”
Adamın gözleri buz kesildi. “Fark etmez.”
İnsan canlısı biri değildim. Dünyadaki herkesin sağ kalmaya değer olduğunu da düşünmüyordum. Beni şu anda asıl sinirlendiren şey Yoo Jonghyuk’tu.
“Yoo Jonghyuk. Suratına bir yumruk geçirebilir miyim?”
“Kendine güveniyorsan vur.”
Yumruğumu sıkarken bir mesaj duydum.
[Karakter Yoo Jonghyuk ‘Güçlü Kişisel-Savunma Sv.5’i aktifleştirdi.]
Elimi indirdim. Korkak şerefsiz.
“Bu kadar mı?” dedi Yoo Jonghyuk.
“…”
“Gidelim.”
Adamın sesini duyunca Lee Jihye titredi. Sonra anlamayan gözlerle bana baktı.
[Adaletin Kel Generali cesur ruhunuzdan etkilendi.]
[Size 100 para kadar sponsor oldu.]
Elbette bunlar yalan dolandı.
…..
[Üçüncü senaryonun başlamasına 1 saat 30 dakika kaldı.]
Fazla zaman kalmamıştı ve aklım allak bullaktı.
[Adaletin Kel Generali insanların hayatları riske atılacağı için sinirli.]
[Adaletin Kel Generali isyan edilmesini istiyor.]
Samyeongdang’ın mesajı zihnimde çınladı ama bu isyanla olacak iş değildi. Üçüncü senaryo tam olarak bir hafta sürecekti. Belki Yoo Jonghyuk bu süre boyunca bir tür avantaj elde etmeyi planlıyordu. Elbette öylece bırakıp gidemezdim. Bunu yapamazdım…
[Altın Başlığın Mahkumu aklınızdan geçenleri merak ediyor.]
“Yoo Jonghyuk, şerefsiz herif…”
[Altın Başlığın Mahkumu gülümsedi.]
[Size 100 para kadar sponsor oldu.]
Doğrusu asıl sorun Yoo Jonghyuk değil Gong Pildu’ydu. Üçüncü senaryoyu aşmak için o adamın yardımı şarttı. Aksi halde…
Aniden Jung Heewon başını kaldırıp gülümsedi, “Kimdi o?”
“Ha?”
“Şu adam işte. Yoo Jonghyuk’a bahsettiğin kişi.”
Gong Pildu’nun kim olduğunu hemen açıkladım. Jung Heewon olay sırasında baygın olduğu için onu görmemişti.
“Bak sen şu şerefsizlere. Halka açık şeylerin üstüne yatmışlar ve bir de şimdi para istiyorlar, öyle mi?”
“Alçaklar.”
“Gidip onlara günlerini göstereceğim.” Jung Heewon yer faresinden yapılan kılıcını aldı. Bunu görünce kafama dank etti. Silahları değiştirmemiz lazımdı. Daha yapılacak çok şey vardı.
“Sakin ol biraz.”
“Güçlerimizi birleştirerek üstesinden gelebiliriz. Gumho İstasyonu’nda olanları ne çabuk unuttun?” Jung Heewon kendine güveniyordu. Normaldi. Karar Vakti yeteneği gizli bir kozdu. Ayrıca keskin algıları vardı ve ortama hemen uyum sağlayabiliyordu. Bu nedenle yeteneklerine ve özelliğine hızla alışmıştı.
“Oyalanmayın! Hadi, öldürelim şunları!”
Düşman ‘Kötü’ olduğu takdirde Karar Vakti yeteneği müthiş bir güce ulaşıyordu.
[Karakter ‘Jung Heewon’ özel yetenek ‘Karar Vakti’ni aktifleştirdi.]
[Mutlak İyi sistemindeki takımyıldızları Jung Heewon’dan gelen isteğe karşı sessiz kaldı.]
[Yetenek iptal edildi.]
Jung Heewon şaşıp kalmış gibiydi. “Hey, ne… neydi bu? Bozuldu mu?” Yeteneği yine aktifleştirmeye çalıştı ama aynı şey oldu. “Neden çalışmıyor? Bu herifler kötü işte, daha ne olsun?!”
Jung Heewon’un laflarını duyunca güldüm. “Biz insan olarak öyle düşünüyoruz.”
“Nasıl yani?”
“Takımyıldızları farklı. Onların iyi ve kötü anlayışıyla bizim iyi ve kötü anlayışımız aynı olacak diye bir kaide yok.”
“Ah…”
“Adalet her daim oy çokluğuyla kararlaştırılır.”
Şu anda takımyıldızlarının çoğu o adamların ‘iyi’ olduğuna kanaat getirmişti. Artık insanların adalet üzerinde söz hakkı yoktu. İnsanlar şimdi sadece sponsorlarının birer kuklasıydı.
“Bu…”
Ekip üyelerine baktım. Bir şey demeseler de Jung Heewon’la benzer şeyler düşündükleri açıktı. Lee Hyunsung büyü mermileriyle çizilmiş kalkanını sildi, Yoo Sangah ve Lee Gilyoung ise birlikte oturmuş yerdeki karaböcekleri izliyordu.
Çaresizlik hissini anlayabiliyordum. Gumho İstasyonu’ndaki çetenin icabına baktıktan sonra her şeyi gördüklerini sanmışlardı. Ancak üç durak sonra şimdi bir başka yaratık çıkmıştı karşılarına. Artık ‘umut’ denen işkenceyi öğrenme zamanları gelmişti.
“Başka yolu yok değil.”
“Ha?”
“Zor ama onları yenmenin bir yolu var.”
Aynı anda bana baktılar. Lee Hyunsung sordu, “Gerçekten mi?”
“Nedir peki?”
Etrafa şöyle bir baktıktan sonra sesimi alçalttım. “Gong Pildu’yu Silahlı Bölge’den çıkarmak.”
“Silahlı Bölge derken?”
“Damga yeteneği. Bir bölgeyi korumasını sağlıyor.”
Silahlı Bölge. Gong Pildu’yu zorlu kılan şey buydu. Taretleri kullanmasını sağlayan hile misali bir yetenekti. Şu anda yetenek henüz Silahlı Bölge seviyesindeydi. Gelecekte damgası evrim geçirdiğinde ‘Silahlı Kale’ye dönüşecekti. Bu olduğunda onu alt etmek için koca bir kuşatma gerekebilirdi. Ancak Gong Pildu’nun bariz bir zayıf noktası vardı.
“Bölgesini terk ettiği anda Silahlı Bölge iptal oluyor. Küçük taretleri işlevini yitiriyor. Böyle büyük yeteneklerin kısıtlamaları da az değil haliyle.”
Lee Hyunsung ve Jung Heewon aynı anda bana takdirle baktılar.
“Ah… demek öyle.”
“Sadece bir kez gördükten sonra bu kadar şey mi öğrendin? Dokja-ssi, bu senin özelliğinle mi alakalı yoksa?”
Aynı şeyi sorup duruyorlardı ama bana az çok alıştıklarını biliyordum. Yoo Sangah sordu, “Peki onu oradan nasıl çıkaracağız?”
“İşte onu düşünmemiz lazım.”
“Ah, düşünmekten nefret ediyorum,” dedi Jung Heewon.
Ardından herkes sessizliğe gömüldü. Sonra ilk fikir Lee Hyunsung’dan geldi. “Tuvalete gittiğinde saldıralım…”
“Bankın yanındaki o şeyleri görmedin mi?”
Herif Silahlı Bölge’den hiç çıkmıyordu. Bankında ihtiyaç duyduğu her şey vardı. Yiyecekten uyku malzemelerine kadar… işemesi için bir yer bile vardı. Elbette bunların çoğunu ona kiracılar getiriyordu.
“Şaka gibi. Herif resmen kendini kapatmış. Oradan ayrılmamasının bir sebebi olmalı…”
“Chungmuro’daki en büyük ‘Odanın’ üstünde duruyor.”
“Oda mı*”
Ah, Jung Heewon odaları bilmiyordu. Ancak açıklamama gerek yoktu.
[Üçüncü senaryonun başlamasına bir saat kaldı.]
Yakında öğrenecekti.
“Bize de oda lazım.”
Tam doğrulduğumuz sırada etrafımızdaki insanlar titredi.
“Y-Y-Yaklaşmayın!”
Özellikle bize yakın duran ve tek kişilik bir odayı elindeki bıçakla korumaya çalışan bir adam çok paniklemişti. Ancak biz yaklaşmadan önce başkaları onu hedef aldı.
“Çık oradan, şerefsiz!”
Anında saldırdılar. Adam dışarı itilince yeşil alandaki işaret değişti.
[Yeşil Alan 1/1 -> Yeşil Alan 0/1]
İnsanlar tek kişilik yer için kıyasıya mücadele veriyordu. Biri bacağından bıçaklandı, bir diğerinin burnu kırıldı. Jung Heewon kaşlarını çattı. “Şunlara müdahale etsek mi?”
“Araya girsek bile hiçbir şey değişmeyecek. Er ya da geç biri ölecek.”
“Nedenmiş?”
“Çünkü senaryo geliyor.”
Lafımı bitirmemiştim ki Bihyung ortaya çıktı.
[Eeeveet, artık ana senaryonun üçüncü gününe başlayalım mı? Gördüğüm kadarıyla aramızda yeni yüzler var, o halde eğlenceli olacak! Hahahaha!]
Bihyung benden yana baktı. Chungmuro senaryosundan sorumlu üç dokkaebi vardı. Görünüşe göre şimdilik Bihyung’u temsilci olarak seçmişlerdi. En küçük kanal onunki olduğundan buna şaşırmamak lazımdı. Üçüncü senaryo nihayet ortaya çıktı.
+
[Ana Senaryo # - Yeşil Alan(3. Gün)]
Kategori: Ana
Zorluk: C
Tamamlama Koşulu: İstasyondaki ‘yeşil alana’ girin ve her gün gece vaktinde ortaya çıkacak yaratıklara karşı hayatta kalın. Senaryo 7 gün sürecektir.
Süre: 8 saat.
Ödül: 1.000
Başarısızlık: ---
+
Lee Hyunsung’un gözleri fal taşı gibi açıldı.
“B-Bu!..”
[Çok basit. Yeşil alanları diğerlerinden önce ele geçireceksiniz, bu kadar. Elbette dolu yeşil alanları boşaltmak da mümkün. Bu arada yerinizde olsam elimi çabuk tutardım. Senaryo başladıktan sonra yeşil alansız kalırsanız pek hoş bir tecrübe yaşayacağınızı sanmıyorum. Hahah, hadi bakalım!]
Bihyung’un sözlerini duyunca herkes kaskatı kesildi. Bu esnada insanların çığlıkları geliyordu.
“Geber! Geber!”
“B-Bunu istediğim için yapmıyorum! Mecburum…”
Belki de herkes farkına varmıştı. Burada yaşanan her şey gerçekti. Yoo Sangah titreyerek mırıldandı, “Bu insanlar gibi biz de savaşmayacağız, değil mi?”
“Gerek yok. Önce bize yetecek büyüklükte bir oda bulmamız lazım.”
“Yeşil alanların boyutu değişiyor. Bir kişiden başlayıp 70 kişiye kadar çıkabiliyorlar.”
“Tabii oda kalmışsa…”
Jung Heewon beni duyunca mırıldandı. “Dokja-ssi, insanı huzursuz etmek konusunda özel bir yeteneğin var… o halde elimizi çabuk tutalım. Belki hala boş oda vardır.”
“Gruplara ayrılsak daha iyi olur. Hyunsung-ssi sen Sangah-ssi’yi al, Heewon-ssi sen de Gilyoung ile git.”
“Dokja-ssi? Ya sen?”
“Ben başımın çaresine bakarım.”
Başka birine ihtiyacım yoktu. Zaten herkes bana güveniyordu. Lee Gilyoung bana döndü, “Hyung, ya… boş oda bulamazsak?”
“O halde senaryo başlamadan 20 dakika önce yine burada toplanırız, tamam mı?”
“Tamam.”
Herkes yola koyuldu. Jung Heewon ve Lee Gilyoung eksi ikinci kata meylederken Yoo Sangah ve Lee Hyunsung eksi üçüncü kata geçtiler. Onları yolladıktan sonra telefonumu çıkardım. Telefonu açar açmaz bir cümle ortaya çıktı.
[Chungmuro’da başka oda kalmadı.]
Yazan kelimeler netti. Muhtemelen bizimkiler oda bulamayacaktı. O halde geriye tek bir yol kalıyordu. Sağ kalmak için başkalarını öldürüp odalarını almak. Peki Lee Hyunsung ve Jung Heewon bunu yapabilirler miydi? Buradaki herkes ‘kötü’ değildi. Başkalarını kullanan Gong Pildu gibi tipler vardı ama çoğu sırf kendini korumak için mücadele ediyordu.
Peki ya Yoo Sangah ve Lee Gilyoung? Onlar böyle insanlara karşı koyabilir miydi? Cevabı çok yakında öğrenecektim.
….
Magnec