Çeviri için teşekkürler
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
12. Bölüm Sözleşme - 1
Ansızın ciğerlerime dolan suyun etkisiyle vücudum ağırlaştı. Ardından bir yere çekildim. Zamanlamayı tutturduğum için yaratık beni parçalayamamıştı. Ancak burada bilincimi yitiremezdim.
Ayakta kalmam gerekiyordu. Biraz beklemem lazımdı.
Bir şekilde nefesimi tutmayı başardım. 10 saniye. 20 saniye. 30 saniye… Nefesimi tutmakta zorlanıyordum ki ellerim karanlıkta duvar gibi bir şeye çarptı.
“Ahh…”
Nehir sularını kustuktan sonra zar zor nefes aldım. 10. Seviye olan dayanıklılığım düşünce ölmeme engel olmuştu ama vücudumun her yerinde zonklayan yaralar vardı.
Paniklememek için nefesimi kontrol ettim ve telefonumu açtım.
Düşünce kırıldı diye endişelenmiştim ama neyse ki sağlamdı. Suya dayanıklı bir telefon aldığım için çok mutluydum.
Şak.
Flaşı açtım ve etrafı süzdüm. Beton parçalarının süzüldüğü yer devasa duvarlarla çevriliydi. İhtiyozorun karnı düşündüğümden de iğrençti.
“Sıçayım.”
Beni bıraktığı sırada Yoo Jonghyuk’un takındığı yüz ifadesi hala gözümün önünden gitmiyordu. Böyle yapacağını biliyordum ama yine de şaşırmadan edememiştim.
… Yoldaşı olmak istiyorsam sağ kalmam lazımdı.
Aslında anlayabiliyordum.
Yoldaş. Bu kelimenin anlamı Yoo Jonghyuk için çok büyüktü. İlk geri döndüğünde yaşadığı başarısızlıktan beri hiç gerçek bir “yoldaşı” olmamıştı.
İnsanların bir geridöneni takip edebilmesi kolay iş değildi. Bu nedenle Yoo Jonghyuk her şeyi kendi başına çözmek zorunda kalmış, insanlar tarafından bir “kurtarıcı” olarak görülmüş ve dolayısıyla yalnızlığa alışmıştı.
Yoo Jonghyuk için “insanlar” ya düşmandı ya da ona hizmet eden varlıklar.
Dolayısıyla beni bu teste zorlamıştım. Onunla eşit konumda olmak istiyorsam bundan sağ çıkmam gerekiyordu.
Tabii bütün bunlar Yoo Jonghyuk’un olaylara bakış açısıydı.
“Senin gibi bir yoldaş… manyak psikopat.”
Bir beton paneli güç bela atlattım ve ellerimle üstüne çıktım. Yaratığın karnı gayet sıcaktı. Ancak asıl sıkıntı bu değildi.
Gözlerimi kapattım ve duyduğum mesajı anımsadım.
[Senaryoyu bitirmeyi başaramadınız.]
[Ücretli bedel karşılanacak.]
[Kanal kullanım ücreti olarak 100 para alındı.]
[“Altın Başlığın Mahkumu” heyecan dolu maceranızı takip ediyor.]
[Kendisi size 100 para sponsor oldu.]
[“İblis-vari Ateş Yargıcı” verdiğiniz karara başını sallıyor.]
[Kendisi size 100 para sponsor oldu.]
[“Gizli Plancı” düşüncesizce verdiğiniz kararlar karşısında hayal kırıklığına uğradı.]
Epey mesaj vardı. Ayrıca, bazı takımyıldızları bana sponsor olmuştu. Belki de bunun sebebi Yoo Jonghyuk’la yaptığım o konuşmaydı.
Tek tek mesajları okurken biraz canım sıkıldı. Sponsor Seçimi’nde bunlardan birini seçseydim şimdi bu hallere düşmek zorunda kalmayabilirdim.
Yine de pişman değildim.
Yoo Jonghyuk’la bizzat karşılaştıktan sonra bir şeye emin olmuştum.
Altın Başlığın Mahkumu üst düzey bir takımyıldızı olabilirdi ama tek başına yeterli değildi. Yoo Jonghyuk’a karşı gelmek istiyorsam “sponsorluk”tan daha fazlasına ihtiyacım vardı.
Ve onu burada bulacaktım.
Karın duvarları kasıldı ve içeride ufak dalgalar meydana geldi. Yaratık hareket ediyor gibiydi. Telefonu açtım ve zamana baktım.
Hayatta Kalmanın Yolları’na göre ihtiyozor yemeği yuttuktan üç saat sonra gizli mide asidini salmaya başlıyordu.
Diğer bir deyişle fazla zamanım kalmamıştı.
[Haha, bu halini görünce üzülmeden edemedim. Gerçekten enteresan.]
Dokkaebi’nin sesi duyuldu.
“…Dokkaebi?”
[Evet, ta kendisi. Görüyorum da epey sakin duruyorsun?]
“Geleceğini biliyordum.”
[Hmmm. Öyle mi? Beni mi bekliyordun yani?]
“Evet, elbette.”
Işık parladı ve dokkaebi ortaya çıktı. Yüzündeki ifadeden tam belli olmuyordu ama benimle ilgilendiği açıktı.
Bilerek sakin konuşmuştum.
“Bunu benden para almak için mi yapıyorsun?”
[Para mı?]
“Senaryoyu temizleyemediğim için karşılığında para isteyeceksin.”
[Canını da alabilirim, değil mi?]
“Canımı alacak olsaydın senaryonun açıklamasında başarısızlığın karşısına soru işareti yerine “ölüm” yazardın. Yazmadığına göre bir pazarlık payı olsa gerek.”
[Hahahah… Bak sen şu işe.]
Doğrusu sözlerim tam olarak doğru değildi. Senaryonun açıklamasına başarısızlığın karşısında “???” yazıyordu. Yani başarısızlığın cezası belli değildi. Ben yalnızca bunun “para” olabileceğini söylemiştim. Yine de kendimden bu kadar emin olmamın bir sebebi vardı.
“Yanlış mıyım?”
Çünkü bu senaryoyu iyi biliyordum. Dokkaebi bir an tereddüt ettikten sonra başını salladı.
[Haklısın. Ne kadar da olağanüstü! Ufacık bir ipucundan bunları kavraman… takımyıldızlarının ilgisini çekmene hiç şaşırmamak lazım.]
Dokkaebi gerçekten takdirle doluydu.
[Söylediğin gibi başarısız olsan dahi bu yan senaryoyu para vererek geçebilirsin.]
“Ne kadar?”
[5.100. Öde ve ben de sağ kalmana izin vereyim.]
Mevcut parama baktım.
[Mevcut Para: 5.100 P]
Gülmeden edemedim. Şerefsiz bilerek yapıyordu.
“Biraz abartmadın mı?”
[Hahaha, o zaman ölecek misin? Kararın bana ait olduğunu unutmuş gibisin. Bir yanlış yaparsan seni şuracıkta ölüme terk edebilirim.]
“O zaman öldür beni.”
[Hah?]
“Ne o, öldüremez misin?”
Dokkaebi donakaldı. Gayet normaldi. Benimle epey eğleniyordu. Dahası, buraya sırf beni ölüme terk etmek için gelmiş olamazdı. Bu herif için iki ihtimal vardı: Ya sağ kalmamı isteyecekti ya da korkunç bir şekilde ölmemi.
[Hahah. Canımı sıkmaya başladın. Bana bak, şimdi…]
Dokkaebi’nin düz kaşları öfkeyle kıpırdadı. Artık onu kışkırtmayı bırakıp esas meseleye girmemin zamanı gelmişti.
“Düşük-kademe dokkaebi, Bihyung. Yayın işleri nasıl gidiyor?”
Suratı değişti. İlk defa şaşkın gözlerle baktı bana.
[İ-İsmimi nereden biliyorsun?]
“Son zamanlarda yayınlar hiç iyi gitmiyor, değil mi? Takımyıldızları aşırı cimri.”
[K-Kimsin sen? Bir insan nasıl…]
Bihyung’un boynuzları titredi. Gayet normaldi. Sıradan bir insanın Yıldız Yayını sistemini biliyor olması imkansızdı. Ancak ben sıradan bir insan değildim.
[Bazı takımyıldızları varlığına dair soru işaretlerine sahip.]
[Gizli Plancı’nın gözleri sözlerinizden sonra parlamaya başladı.]
Bundan böyle bu hikaye takımyıldızlarının meselesi değildi.
Bihyung’a döndüm, “Şu kanalı kapat da öyle konuşalım istersen.”
Endişelenen Bihyung hemen kanalı kapattı.
[#BI-7623 kanalı kapandı.]
Takımyıldızları gidince Bihyung gerçek kimliğini açığa çıkardı.
[Konuş bakalım. Senin gibi sıradan bir insan Yıldız Yayını sistemini nasıl biliyor olabilir?]
“Orası mühim değil.”
[Ne?]
“Bihyung, “dokkaebilerin kralı” olmak istiyor musun?”
[N-e dedi---]
“Dokgag ve Gildal’ı geçip bir numaralı yayıncı olmak istemiyor musun?”
Bihyung’un yüzü değişti.
“Dokkaebi Bihyung, benimle bir anlaşma yap, ben de seni dokkaebilerin kralı yapayım.”
Magnec