Bu dördüncü duvar çok op ileride özellikle
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
13. Bölüm Sözleşme - 2
Yıldız Yayını sistemi.
Yıldız yayınları içerikleri bütün evrene sunmak adına tasarlanmış bir sistemdi.
Aboneler uzak galaksilerdeki takımyıldızlarıydı. Yayınların asıl kahramanları ise benim gibi insanlardı. Ve iki tarafı bağlayan, adeta bir köprü görevi görenlerse dokkaebilerdi.
[Ha-hahahaat! Sen aklını kaçırmışsın! Aklını! Takımyıldızlarının sponsorluğunu geri çevirdiğinde bunu anlamam gerekirdi!]
Bihyung uzun uzun güldükten sonra bana döndü.
[Sistemi nereden nasıl duydun bilmiyorum ama teklifini kabul edemem. Ben bir takımyıldızı değilim. Sponsorun olamam.]
“Sanırım yanlış anladın. Bana sponsor ol diye bir şey söylemedim.”
[Ne?]
“Zayıf bir dokkaebi olduğunu biliyorum. Gücüne ihtiyacım yok. Tek istediğim şey kanalın.”
[Kanalım mı?]
“Beni niye anlamakta bu kadar zorluk çekiyorsun? Korece dil eklentisinde bir sorun mu var?”
[Hayır da… ne diyorsun sen?]
“Basitçe anlatacağım. Kanalınla bir özel sözleşme yapmak istiyorum.”
Bihyung önce boş boş bana baktı, sonra da zar zor kendine geldi.
[Dur biraz. Benimle “yayın sözleşmesi” mi yapmak istiyorsun?]
“Evet.”
Yayın sözleşmesi normalde dokkaebi ve takımyıldızları arasında yapılırdı.
Takımyıldızını’nın seçilmiş kişisi anlaşmanın yapıldığı kanalda kendini gösterir ve dokkaebi de bu yayından kazanılan miktarın bir kısmını komisyon olarak alırdı.
Normalde “seçilmiş kişi” bu sözleşmeye müdahil olamazdı. Sözüm ona sponsorluk denen bu meselede esasında seçilen kişi bir köleden fazlası değildi.
[Hahahat, demek öyle.]
Bihyung gülmeye başladı. Bir anda ortam değişti.
[Böyle şeyleri nereden öğrendiğini bilmiyorum ama bir insan bana yayın sözleşmesi sunmaya cüret ediyor, öyle mi? Üstelik sponsorluğun olmadığı saçma sapan bir sözleşme!]
Ses tonu değişti ve bölge öldürme isteğiyle doldu. Gerçekten de düşük-seviye bir dokkaebi olmasına rağmen insanlara kıyasla oldukça güçlüydü. Yine de bu kadarı beni korkutmaya yetmezdi.
“Zaten sözleşmeyi değerli kılan şey de bu: Sponsorum yok.”
[Ne?]
“Sence takımyıldızları bir kanala neden girer?”
Bihyung ansızın gelen bu soru karşısında afallamış bir öğrenciye benziyordu. Bundan böyle bu düşük seviyeli dokkaebiye değerli bir özel ders verecektim.
“Bu kadar gerilmene gerek yok. Zaten bildiğin bir soru bu. Ancak gel, birlikte bu sorunun ne anlama geldiğini yeniden gözden geçirelim.”
Bihyung sözlerime kapılmıştı ve belki de farkında olmadan başını salladı.
“Yıldız Yayını sistemine abone olanları aşağı yukarı iki gruba ayırabiliriz. Bu gruplardan ilki “eğlence arayan” kişilerden oluşuyor. Yani sıkıntısını gidermek isteyenler. Diğer grup ise “insan seçmek isteyen” takımyıldızları. Bunlar kontrat yapmak için kendilerine uygun kişiler arayan takımyıldızları. Buraya kadar bir sıkıntı var mı?”
[Hayır, yok.]
“İşte bu yüzden Yıldız Yayını sisteminde ünlü bir yayıncı olmak istiyorsan bu iki gruptan birine hitap etmen lazım. Diğer bir deyişle, hedef kitlen olarak ya eğlenmek isteyenleri seçeceksin ya da kontratçı arayanları. Bunlardan birini seçip o kitleye gerçek manada hizmet vereceksin.”
[Evet, söylediklerinde haksız sayılmazsın ama öyleyse ne olmuş? Aramızdaki bir sözleşmenin bu meseleye nasıl bir katkısı olacak?]
“Daha ne kadar ipucu vermem gerekiyor sana? Belki de onca zamana rağmen yüz aboneyi geçememenin asıl sebebi budur.”
[Kapa çeneni de söyle hadi.]
Bihyung’un ufak boynuzlarını tatlı tatlı bana doğrulttuğunu görünce gülümsedim. Bu yaratığın daha demin insanların beynini patlattığına inanmak zordu. Şimdi onunla dalga geçmeyi bırakıp bu fırsatı değerlendirmem gerekiyordu.
“Peki ya bir kanal hem eğlence isteyenlere hem de kontratçı arayanlara hitap edebilirse?”
[Nasıl yani? Bu dediğin imkansız. İmkansız olmasa bile uzun sürmez.]
İşte bu noktada haklıydı.
Bütün takımyıldızlarını mutlu etmek mümkün değildi çünkü “kontratçı arayan” takımyıldızlarının amacı ortadaydı.
Bunlar Sponsor Seçimi sona erdikten sonra kanalı hemen terk ederlerdi. Bu yüzden kontratçı arayanlar genelde gelip geçici müşterilerdi. Ancak…
“Senin o dediğin sadece Sponsor Seçimi normal şekilde ilerlerse geçerli.”
[Ne?]
“Ya bir kişi herhangi bir takımyıldızıyla kontrat imzalamazsa? Ve ya aynı zamanda bu kişi takımyıldızlarına diğer bütün kontratçıların üstünde bir performans ve yetenek sergileyebilirse?”
Böyle güçlü bir kişi şüphesiz herkesin dikkatini çekecekti ve bu kişi sponsor seçmeden yoluna devam ederse “kontratçı arayan” takımyıldızları da kanalı terk etmeden onu izlemeyi sürdürecekti.
[D-Dur biraz! Sen… bu yüzden mi sponsor seçmedin?..]
“Evet, aynen öyle.”
[Hah… Çok ilginç]
Bihyung sırıttı.
[Sponsor seçmeden en güçlü kişi olmak… Öyle bir şey mümkünse o zaman bununla en popüler kanal olabilirim. Ancak bu dediğin şey imkansız.]
“Öyle mi düşünüyorsun?”
[Kabul ediyorum, sıradan bir adam değilsin. En başından beri çok sayıda takımyıldızının dikkatini çektin ve sayende ben de epey eğlendim. Ancak bu hayali düşüncelerinin de bir sınırı var. Demin yaşadığın şeyler sana bunu göstermedi mi? Sıradan bir insan takımyıldızlarının seçilmişlerini alt edemez. Dünyanın kanunu budur.]
“Onu bilemiyorum şahsen.”
[Fırsatını çoktan kaçırdın. Etrafına bir bak! Ana senaryoda değilsin. Bir yan senaryoyu bile tamamlamayı beceremedin ve şimdi ölümle burun buruna geldin. Takımyıldızları seni izlemiyor bi--]
“Buna emin misin?”
[?..]
“Bahse varım şimdiye ortalığı ayağa kaldırmışlardır. Yanlış mıyım? Kanal bir an önce açılsın diye ısrarla üstüne gelmiyor mu bütün o takımyıldızları?”
Bihyung sessizleşti.
“Meraktan çıldırmış olmalılar. Geridönene karşı gelen bu manyak da kim? Gerçekten kahin mi? Gerçekten geleceği görebiliyor mu? Gereceği görebiliyorsa o zaman neden ihtiyozor tarafından yutuldu?”
[D-Dur! Sen…]
“Bunların cevabını alacaklar. O yüzden kapa çeneni ve sana ne diyorsam yap. Dokkaebilerin kralı olmak istiyor musun?]
Bihyung’un bana bakan gözleri değişiyordu. Sertçe yutkunduğunu duydum.
Endişeliydi. Her halükarda bana inansa bile kaybedeceği bir şey yoktu.
Adından Bihyung bana döndü.
[O halde önce şu senaryo başarısızlığını halledelim. Bana 5.100 ödeyeceksin…]
“Ne diyorsun sen? Başarısız olmadım ki.”
[Hı?..]
“Muhtemelen şimdiye gerekli koşulları sağlamışımdır…”
Sakinleştim ve doğruldum. Vücudum kaskatıydı. Bihyung hala aptal aptal bana bakıyordu.
“Kanalı aç. Yakında başlayacak.”
[Başlayacak mı? Ne başlay---]
Sonra bir mesaj yankılandı.
[Gizli senaryo aktifleşti!]
+
[Gizli Senaryo – Komutan Katili]
Kategori: Gizli
Zorluk: A+
Başarı Koşulları: “Deniz komutanı” ihtiyozoru öldür ve midesinden kaç
Zaman Sınırı: 10 gün
Ödül: 9.000 Para
Ceza: Ölüm
+
“Bak, ne demişti ben sana?”
Hayatta Kalmanın Yolları’nda üç senaryo vardı. Ana senaryo ana hikayeye bağlıydı. Yan senaryolar ufak tefek etkinlikler içindi. Gizli senaryolar ise sadece özel koşullar sağlandığında aktifleşirdi.
[N-Nasıl?..]
Bihyung’un dudakları şaşkınlıktan titriyordu.
Ana senaryoların ve yan senaryoların aksine – bunların başında Dokkaebi vardı – gizli senaryolar belli başlı koşullar sağlandığında kendiliğinden aktifleşirdi.
“Haberin bile yoktu. Düşük-kademe dokkaebi seni.”
[Sen… Neler oluyor burada?]
“Neyse, bunu tamamlayabilirsem sözleşme konusunda bana güveneceksin, tamam mı?”
Bihyung kasvetli gözlerle etrafına baktı ve sordu.
[Zorluğu A+. Ciddi ciddi tamamlayabileceğine inanıyor musun?]
“Evet.”
Han Nehri ihtiyozorun midesine çakılınca içeride bir dalgalanma yaşandı. Bir an sessiz kalan Bihyung nihayet başını salladı.
[Pekala. Bu senaryoyu tamamlarsan sözleşme imzalayacağız.]
“Sözleşmenin koşullarını senaryodan sonra konuşuruz.”
[Kibirli herif… O zaman şimdi kanalı tekrar açıyorum. Elinden geleni ardına koyma.]
“Hey, dur biraz.”
Hemen giderse işim zorlaşırdı. Bir şeyi kontrol etmem lazımdı.
“Yapman gereken bir şey var.”
[Neymiş o?]
Bihyung’un alaycı ses tonu sinir bozucuydu.
“Şu sistem hatasını düzeltsene.”
[Sistem hatası mı?]
“Durum pencerem açılmıyor.”
[Yok artık. Sistemde hata mata olmaz. Senaryo sistemi mükemmeldir.]
“Kendin bak istiyorsan.”
Bihyung şüpheyle bana baktı ve kendi kendine mırıldandı.
[Dokkaebi “Bihyung” üzerinizde “Sistem Arayüzü”nü kullandı.]
Sistem Arayüzü.
Sadece senaryoya müdahale etme hakkına sahip olan dokkaebilerin kullanabildiği mutlak bir arayüz yeteneğiydi.
Doğrusu arayüzümü göremiyor oluşumun bir hata olup olmadığına emin değildim. Ancak en azından dokkaebi bunu anlayabilirdi. Ve şayet anlayamazsa yine işime gelirdi.
[Özel yetenek “Dördüncü Duvar” aktifleşti!]
Bir an sonra kıvılcımlar fırladı ve Bihyung’a çakıldılar.
…..
Magnec