7dk da katliam yaşandı çok iyi
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
25. Bölüm Karar Vakti - 2
Tam ağzımı açacaktım ki Cheon Inho’yu duydum.
“Oh, Dokja-ssi! Tam zamanında geldin.”
Cheon Inho bizi görünce gülümsedi. Adam konuşurken içime kötü bir his doğdu.
“Dokja-ssi’nin epey parası vardır. Ne kadar acaba? Aramızdaki en zengin kişi sen olmalısın, değil mi?”
[Karakter ‘Cheon Inho’ ‘Kışkırt Sv.2’ yeteneğini aktifleştirdi.]
Kalabalık bana döndü.
“P-Para mı?”
“Kimin parası var?”
Bütün gözlerin bana dönmesi uzun sürmedi. Cheon Inho cidden işini biliyordu.
“D-Dokja-ssi siz misiniz?”
“Lütfen beni kurtarın!”
İnsanlar nefes nefese bana yaklaştılar. En az yirmi kişiydiler. Bu insanlara para vermeye kalkarsam iki bin harcamam gerekecekti. Ancak onlara para vermezsem de Gumho İstasyonu’ndaki en aşağılık insan olacaktım.
[Karakter ‘Cheon Inho’ya dair anlayışınız yükseldi.]
“Haha, Dokja-ssi. Benim bu zavallı insanlara yardım edecek kadar param yok… ama sen farklısın, değil mi? Öylece durup izleyecek misin yoksa?”
İç geçirdim. Bu taktiği bir ya da iki kez görmüştüm.
[Mutlak İyi taraftaki takımyıldızları Cheon Inho’yu ‘aşağılık’ olarak görmeye başladılar.]
Bu herife yeterince katlanmıştım.
“K-Kurtar beni!”
“Yalvarırım!”
İnsanlar ağlayarak, çığlık atarak bana bakıyorlardı.
[Hahahat! İşler iyice enteresan bir hal alıyor. Bu arada 10 dakikanız kaldı!]
Bihyung keyifle konuşurken insanlar bana garip garip baktılar. Bir kez daha iç geçirdim ve gözlerimi açıp kapattım.
“Demek öyle. Para istiyorsunuz?”
Sonra güldüm.
“Size niye para vereyim?”
İnsanlara baktım. Asıl günah ilk senaryoydu. Dolayısıyla burada kimse masum değildi. Zaten işleri daha da iğrenç hale getiren buydu. Sağ kalmak için başkalarının hayatını alan bu mahluklar şimdi kendi yaşamlarının sorumluluğunu bile üstlenmekten acizdi.
“N-Neden mi?”
“Çünkü çok paran var! Biraz versen ne olur ki?”
O karmaşa anında Cheon Inho gülmeye başladı.
“Şaşırmadım.”
“…”
“Dokja-ssi buraya ilk geldiğinde de böyle davrandı. O yiyecekleri parayla satmamış mıydın? O vakit insanlar yiyecek alacağız diye paralarını harcamak zorunda kalmasaydı şimdiye kim bilir kaçının sağ kalmaya yetecek parası kalacaktı?”
“Evet! Haklı!”
“Siktir! Paramı geri ver!”
Bir anda ortam değişti. Belki de Cheon Inho başından beri bunu istiyordu.
“Hey, durun! Saçmalamayın!..”
“Dokja-ssi düşündüğünüz gibi biri değil!”
Yoo Sangah ve Lee Hyunsung kalabalığı sakinleştirmeye çalıştılar ama insanlar çoktan mantıklarını yitirmişti. Sonra Cheon Inho son çiviyi çaktı.
“Dokja-ssi. Sana son bir şans vereceğim. Bu insanlara paralarını geri ver.”
“Vermezsem ne olacak?”
“O zaman işler karışacak.”
20 kişilik kalabalık adım adım bana yaklaşıyordu.
“B-Bu… hadi! Ver bana paranı!”
Yine de kimse saldırmadı. Nihayetinde Cheolsoo Grubu’ndan biri öne çıktı.
“Salaklar! Ne halt ediyorsunuz? Gebertin şunu! Onu öldürdükten sonra parasını alabilirsiniz!”
Konuşan adam iri yarıydı. Hakkında bilgi almak için Karakter Listesi’ni aktifleştirdim.
+
[Karakter Özeti]
İsim: Han Minsung
Özellik: Zorba (Genel)
Genel Hünerler: Dayanıklılık Sv. 8, Güç Sv. 8, Atiklik Sv. 8, Büyü Gücü Sv. 2.
+
Tam bir zorbaydı. Normalde bu seviyede olması mümkün değildi… ama “onu” yapmış olmalıydı. Evet, hünerlerine güvendiği için böyle davranıyordu.
“Gebertin şu şerefsizi!” derken elindeki metal boruyu salladı. Sv. 8 güç ile savrulan bir metal boru. Eski “Kim Dokja” buna karşı korkudan tir tir titrerdi ama… Şu anki ben için bu saldırı çocuk oyuncağıydı.
Suaak!
Adamın kolu kesildi ve metal boruyla birlikte şak diye yere düştü.
“Aaaaahh!”
Kanlarla kaplanan Hakiki İnanç’tan beyaz ışıklar yayıldı. Suspus olan insanlara şöyle bir baktım.
“A-Ah…”
İnsanlar Cheolsoo Grubu’ndan bir adamın tek darbede yere yığıldığını görünce dehşete düşmüşlerdi. Artık biraz gücümü gösterdiğime göre başlama zamanı gelmiş sayılırdı.
“Acizler… Ciddi ciddi bu duruma benim yüzümden düştüğünüzü mü sanıyorsunuz?”
Sağa ve sola, kalabalıktaki her bir surata baktım. Karşı tarafta, Cheon Inho kaşlarını çatmış beni izliyordu.
“Hayır, hepiniz gerçeğin farkındasınız.”
Ağızları bir anda açılıverdi. Çocuklarını acı derslerle besleyen bir anne kuş gibiydim.
“Bunu yapmanızın sebebi belli: Korkuyorsunuz. Hatta neyin yanlış olduğunu ve nasıl bir kriz yaşadığımızı biliyorsunuz ve bu yüzden korkudan tir tir titriyorsunuz.”
“Hahaha, hadi ama, Dokja-ssi! Neler diyorsun?..”
“Korkuyorsunuz çünkü sizden güçlüler! Genel hünerleri daha yüksek ve epey paraları var! Peki bunun nedenini biliyor musunuz?”
Kalabalığa doğru bir adım atarken sordum. Kalabalık şaşkındı ama çoktan oltaya gelmişlerdi.
“Neden sizden daha güçlüler peki?”
Bir adım daha attım.
“Onu geçtim, neden sizden çok paraları var? Bir grup serseri oldukları için mi? Belki.”
[Etrafınızdaki karakterler şoke oldu.]
Korku anında bile bazı duygular içlerine işliyordu. Suratları soru işaretleriyle doluydu.
“C-Cheon Inho-ssi, kaç paranız var?..”
“Haha, bilmiyor musun? Şey, birkaç şey sattım ve---“
“Sadece o kadarcık şeyle hünerleri o kadar geliştirmek mümkün olur mu hiç?”
Cheon Inho çenesini kapattı. Soldan sağa dönerken kalabalığı süzdüm.
“Birkaç gün önce Gumho İstasyonu’na geldiğimde burada 87 kişi vardı.”
“…”
“Peki şimdi kaç kişi kaldı? Bana kalırsa 50 kişi bile değiliz. Peki neden?”
“G-Gözcü olarak keşfe çıktılar ve yaratıklar—“
“Yaratıklar mı? Hala bu saçmalığa inanıyor musunuz?”
“O-O zaman…”
“Aptallar. Beyninizi kullanın biraz. Onca insan sırf yaratıklar yüzünden mi öldü? Madem öyle neden Cheolsoo Grubu o yaratıklara tek bir adam bile kaybetmedi?!”
Bir anda herkes sessizleşti.
“Neden onlar daha güçlü halde geri döndüler?”
[Gizli Plancı bu mantıklı sözlere başını sallıyor.]
“Y-Yoksa…”
İnsanlar yavaş yavaş Cheon Inho’ya döndüler. Chelsoo Grubu’ndaki serseriler tereddüt etti. Şimdi çiviyi çakma sırası bendeydi.
“Daha önce de söylediler. Beni öldürürseniz para kazanacaksınız.”
[Altın Başlığın Mahkumu heyecandan saçlarını çekip duruyor.]
“İyi de insan öldürerek para kazanılacağını nereden biliyor bunlar?”
“S-Sen… Inho-ssi! Yoksa!”
“Kapa çeneni! Bana tuzak kurdu! İftira atıyor!”
Cheon Inho geri çekilirken Cheolsoo Grubu’ndaki adamlar silahlarını çektiler. Korkan insanlar ağlamaklıydı.
[Hahahat! 7 dakika kaldı!]
İnsanlara doğru bir adım daha attım.
“Kendinize az biraz saygı duyuyorsanız savaşırsınız.”
Hakiki İnanç çığlık attı. İnsanlar öfkeyle titrediler.
“En azından sizin olanı geri alabilirsiniz.”
Ben beklerken Cheolsoo Grubu’ndaki serseriler aynı anda bana doğru atıldılar. Ben de onlara koştum.
“Dünya artık böyle bir yer.”
Beyaz ışıklar çaktı ve insanlar çığlık attı. Sonra biri bağırdı.
“Evet, haklı!”
“Orospu çocukları!”
Böylece insanlar harekete geçti. Bunlar zaten daha önce cinayet işlemiş kişilerdi.
“A-Anne!”
“Dayoung, buraya gel! Şunu al! Metroda birlikte ne yaptığımızı hatırlıyor musun? Yine yapacağız!”
Anneler ve çocukları.
“Şerefsizler!”
Orta yaşlı, Hintli bir adam vardı.
“Aşağılık herifler.”
Ama Cheolsoo Grubu’nun dengi değillerdi. Grup zaten kalabalıktı ve insanları öldürerek kazandıkları paralar ile hünerlerini geliştirmişlerdi.
Ben olmasaydım bu iş bir katliamla sonuçlanacaktı.
Şuaak!
Cheolsoo Grubu’nun bana yaklaşan üyeleri ayaklarını ve kollarını kaybettiler. Bir insanın uzuvlarını keserken yaşadığım hissiyatla doluydu kalbim. Kanlar içinde yere yığılan adamlar titreyen gözleriyle bana baktılar.
“B-Bağışla…”
O anda biri önüme geçti ve düşen Cheolsoo Grubu üyelerini avlamaya başladı.
“Onları öldüreceğimi söylemiştim.”
[‘Gizli Potansiyel’ özelliği için gereken bütün evrimsel koşullar sağlandı.]
[Karakter ‘Jung Heewon’un özelliği gelişiyor.]
Kadının vücudundan ışıltılar çıktı. Başımı salladım. Vakit gelmişti.
[Karakter ‘Jung Heewon’un özelliği ‘Yıkımın Yargıcı(Kahraman)’a evrildi.]
Kötüyü yok edecek bir yargıç. Gizli potansiyel özelliğinden çıkabilecek üç ‘yargıç’ özelliğinin en iyisiydi.
[Bu potansiyelin evrimleşmesine büyük katkı sağladınız!]
[Bundan sonra karakter ‘Jung Heewon’ sizin kılıcınız olarak savaşırken hiç tereddüt etmeyecek.]
“Siz dinlenin,” dedi Jung Heewon. “Bunları ben halledeceğim.”
[Karakter ‘Jung Heewon’ özel yeteneği olan ‘Karar Vakti’ni aktifleştirdi.]
[Mutlak İyi tarafındaki takımyıldızları bu yeteneğin kullanımına onay verdiler.]
[‘Karar Vakti’ aktifleşti.]
Jung Heewon silahıyla yeri kana bularken vücudundan da kanlı bir aura yükseliyordu. Kendo hareketleriyle Cheolsoo Grubu üyelerini adeta kesip biçiyordu.
“Kuaaak!”
Bir katliamdı bu. Elbette savaşan tek kişi o değildi. Yoo Sangah, Lee Hyunsung ve hatta Lee Gilyoung bile onu sağdan soldan koruyorlardı. Ancak Jung Heewon kadar aktif olan kimse yoktu.
Katliam için doğmuş gibi öldürüyordu Jung Heewon. Ben bir adamın kolunu kestiysem Jung Heewon o adamın kalbini deşiyordu. Bir başkasının bacağını kestiğimde Jung Heewon boğazını deliyordu.
Arkamda bıraktığım bütün adamların icabına baktı. Tereddüt nedir bilmiyordu. Bunu yıllardır yapıyor gibi bir hali vardı.
“…”
Bölge kana bulandı.
Şimdi Cheolsoo Grubu’ndan geriye kalan tek kişi Cheon Inho’ydu. Ancak insanlar onu farklı farklı yerlerden yaralamışlardı. Jung Heewon ile göz göze geldik ve başımı salladım. Cheon Inho ise gülerek bana baktı.
“Ha, haha… s-sen…”
Herif hala konuşuyordu. Jung Heewon arkasında belirdi ve onu başından bacaklarına kadar kesip biçti.
[Kanaldaki bütün takımyıldızları keyiflendi.]
Nihayetinde her şey durdu. Savaş sona erdi. Ancak kimse bunu bir başarı olarak görmüyordu.
Birlikte kızarmış et yediğimiz o vakitler, hayatın anlamı, yürürken yaptığımız konuşmalar ve gülüştüğümüz anlar… şimdi hepsi bir rüya gibiydi.
Bu kahrolası senaryo yüzünden.
Yoo Sangah ağlıyordu. Lee Gilyoung gözlerini kapatmıştı. Lee Hyunsung dudaklarını öyle sert ısırıyordu ki kanadıklarının farkında bile değildi. Jung Heewon bitkin düşmüştü ve kanların ortasında oturuyordu.
Evet, bu dünyanın gerçeği buydu artık.
[Sağ kalma bedeli ödenecek.]
Sağdan soldan patlama sesleri geldi. Parası olanlar yaşadı. Parası olmayanlar geberip gitti. Kimse kimseyi kurtaracak halde değildi.
İnsanlara döndüm.
“Uyanın.”
Başımı kaldırsam bile gökyüzünü göremeyecektim. Yine de göremediğim o göğe doğru döndüm.
Takımyıldızlarının bu kez diyeceği bir şey yoktu.
“Senaryo daha yeni başladı.”
Herkes derin düşüncelere dalmışken benim aklım çoktan bir sonraki senaryoya kaymıştı. Sakince sayfaları tarıyordum.
Gumho İstasyonu’ndan gereken her şeyi almıştım. Sırada Chungmuro vardı.
…..
Magnec