Neymiş o öyle
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
29. Bölüm Yer Sahibi - 2
10 Şeytan.
Sıralama ve liste Yoo Jonghyuk’un kaçıncı geri dönüşünde olduğuna göre değişiyordu ama bu 10 kişi Hayatta Kalmanın Yolları’nın dünyasındaki ana kötü karakterlerdi.
Chungmuro’nun silahlı kale efendisi, Gong Pildu onlardan biriydi. Dolayısıyla benim dışımda kimse bu adamı doğru düzgün tanımıyordu.
[Yeşil Alan 56/70]
Gerçekten de bulunduğu odanın boyutu diğerlerinden farklıydı. Bu koca bölge Gong Pildu’nun alanıydı.
Standart yoldan ilerleyelim. Lee Gilyoung’u arkama sakladım ve öne çıktım.
“Sana niye para verecekmişiz? Chungmuro Durağı halka açık bir alan değil mi?”
“Hahaha, sekiz gün önce öyleydi. Ancak artık işler değişti.”
Sıradan insanlar için 500 para az miktar değildi. Ancak sırf yanlışlıkla bir yere bastık diye 500 para vermek… bu herif tam bir sahtekardı.
“Tamam, ödeyeceğim ama direkt sana vereceğim.”
“Ne?”
“Sen Gong Pildu değilsin.”
Gong Pildu kötü karakter olabilirdi ama şu anda karşımda duran adam Yer Sahibi İttifakı’nın ekstralarından biriydi.
Neredesin, Gong Pildu? Şöyle bir etrafa baktım. O değil, o da değil, şu hiç değil… Acaba neredeydi?
“Hahaha, komiksin. Hey, oynamayı kes de…”
“Gong Pildu-ssi. Neredesin? Ücreti sana ödeyeceğim.”
Adamı yok saydım ve beklemeye devam ettim.
[Özel mülk sınırlarını ihlal ettiniz!]
Taretler bir anda bana döndü ama durmadım.
Doğrusu, bu taretler ateş etmeye başlarsa onlara direnip direnemeyeceğimi bilmiyordum. Ancak burada gücümü göstermem şarttı. Gong Pildu’nun beni hafife almamasını istiyorsam başka çarem yoktu.
“Para burada. Biraz yaklaşırsan vereceğim.”
Sonunda Gong Pildu harekete geçti.
Farklı farklı şeylerle dolu bir bakın üstünde orta yaşlı bir adam oturmuş dergi okuyordu. Gözleri bana dönüktü.
Evet, romanda tasvir edilen adam tam olarak bu herife benziyordu. Göbeğinin yarısı açıktaydı ve üstü kıllıydı. Bu Gong Pildu, Yer Sahibi İttifakı’nın adamıydı.
“Yeni bir yüzsün ama hiç fena sayılmazsın.”
“Seni görebilmek için para ödemek zorunda kalmam… Bunun neresi adil?”
[Karakter ‘Gong Pildu’ size ilgi duyuyor.]
Her halükarda zaten kötü adamlar arasında popüler bir tip sayılırdım. Kim Namwoon ile de benzer şeyler olmuştu.
“Ağzın fena laf yapmıyor ama fazla artistlik yaparsan bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalabilirsin.”
Çatırt.
Taretlere dolan büyülü mermilerin sesini duydum. Şerefsiz.
Gong Pildu sıradan bir amcaymış gibi gülümsedi. Ancak ben biliyordum. Bu adamın hiçbir şeyi sıradan değildi.
[Özel yetenek, Karakter Listesi aktifleşti.]
+
[Karakter Bilgisi]
İsim: Gong Pildu
Yaş: 48
Takımyıldızı Sponsoru: Savunma Efendisi
Özel: Yer Sahibi (Nadir), Büyük Toprak Sahibi (Nadir)
Özel Yetenekler: Özel Mülk Sv. 3, Sabır Sv. 1, Kar Hesaplama Sv. 2, Liderlik Sv. 2, Kışkırtma Sv. 1, Silah Eğitimi Sv. 1
Damga: Silahlı Bölge Sv. 3
Genel Hünerler: Dayanıklılık Sv. 9, Güç Sv. 11, Atiklik Sv. 10, Büyü Gücü Sv. 19
Genel Değerlendirme: Chungmuro Yer Sahibi İttifakı’nın temsilcisi, Gong Pildu. ‘Özel Mülk’ yeteneği ve ‘Silahlı Bölge’ damgası sayesinde kalabalık düşmanlara karşı oldukça etkilidir. Onu düşman edinmeniz önerilmez.
*’Başlangıç Paketi’ şu anda aktif.
*Gelişme paketi şu anda aktif.
+
Bu dünyada çok sayıda ‘boşluk’ vardı ama çoğu bir yer sahibinin toprağı kadar sağlam değildi. Ancak, hem yer sahibi özelliğine hem de ‘silahlı kale efendisi’ karakteristiğine sahip kişiler vardı ki önümde duran adam onlardan biriydi.
Genel değerlendirmesini okuyunca fark etmiştim. Büyü gücü şimdiden 19. Seviye’ye çıkmıştı. Gerçekten de bu hünerlerle gelecekte 10 Şeytan’dan biri olması işten bile değildi.
“Bu arada neden geldin? Sadece cezayı ödemek için olamaz, değil mi?”
Adam zekiydi. Bir süre düşündüm. Burada pazarlık mı yapmalı, yoksa Gong Pildu’ya saldırmalı mıydım?
Bütün gücümü kullanırsam onu alt edebilirdim ama Silahlı Bölge yeteneğini aşmam kolay olmazdı. Taretleri indirmek için ağır bir bedel ödemem gerekebilirdi.
Hangi seçenek daha mantıklıydı? Elimdeki parayı ileride başka bir yerde kullanacağım için şu anda hünerlerimi geliştiremezdim.
“Saçma sapan bir şey yapmaya kalkma sakın.”
Gong Pildu bana bakarak gülümsedi. Adamları Lee Hyunsung’un etrafını sarıyordu. Herif hızlıydı.
Gülerek iki elimi de kaldırdım.
“Sakin olalım. Kiracı olarak yer sahibini görmeye gelmem kadar doğal bir şey olabilir mi?”
“Oda için mi geldin?”
“Evet. Lütfen yoldaşlarımla yeşil alanına girmemize izin ver.”
Buna mecburdum. Üçüncü senaryoyu sağ salim tamamlamak istiyorsak Gong Pildu’nun yeşil alanında kalmamız şarttı. Ancak Gong Pildu beni şaşırtmadı.
“Olmaz. İttifak yabancıları kabul etmiyor. Tabii kişi başına günlük 500 verirseniz o zaman bir düşünebilirim.”
Günlük 500 mü? Adam resmen bizi soymaya çalışıyordu.
“Biraz fazla geldi… Ama bunun yerine sana bilgi verebilirim.”
“Ne bilgisi?”
“Yoo Jonghyuk’la ilgili.”
Yoo Jonghyuk. Bu ismi duyunca adamın yüzü değişti.
“Yoo Jonghyuk mu? Geçen epey ortalığı karıştırmıştı…”
“Şerefsiz! O adamla ne alakan var, söyle hemen!”
“Pildu-ssi! Bu herif fazla şüpheli gelmeye başladı bana!”
Tepkiler doğaldı. Yoo Jonghyuk’un Yer Sahibi İttifakı’nda daha önce bazı sorunlar çıkardığını düşünüyordum.
Doğrusu, bu konuda aklım hala karışıktı. Kitaba göre Yoo Jonghyuk’un üçüncü geri dönüşünde, yani şu anda, Yer Sahibi İttifakı’na karşı savaşıyor olması gerekiyordu. Peki bunun yerine ne yapıyordu?
Gong Pildu gözlerini kısarak bana baktı.
“Yoo Jonghyuk’la aranda nasıl bir ilişki var?”
“Ölüm ve yaşamın ayırdığı yoldaşlarız biz.”
“N-ne?”
“Arkadaşız yani.”
“Buna neden inanalım?”
“İstiyorsan inanma. Ne değişecek ki?”
Yemi attım. Belki Gong Pildu önerimi kabul edecekti. Çünkü şu anda Chungmuro’daki güç dengesini değiştirebilecek tek kişi Yoo Jonghyuk’tu.
[Karakter ‘Gong Pildu’ Kar Hesaplama Sv. 2 yeteneğini aktifleştirdi.]
“Ya bu işten zararlı çıkarsam?”
?..
“Sahtekarın teki olmadığın ne malum? Yılların tecrübesi bana öyle söylüyor. Bence sen tam olarak kirayı vermeden ay sonunda kaçıp giden tiplere benziyorsun.”
O kadar haklıydı ki ne diyeceğimi bilemedim. Ancak artık bu işin geri dönüşü yoktu.
“Bana inanmıyorsan yapacak bir şey yok. Olacaklardan ben sorumlu değilim.”
Gong Pildu’nun yüzü değişti. Hiç tereddüt etmeden ona arkamı döndüm. Şu anda tereddüt edemezdim. İnandırıcı olmak istiyorsam başka çarem yoktu.
“Dur biraz.”
İşte, oltaya gelmişti.
“Özel mülke izinsiz girdiğin için ceza ödeyeceksin. Kaçmaya mı çalışıyorsun?”
Kahretsin, işler beklediğim gibi gitmiyordu. Döndüm ve garip garip güldüm.
“Ne kadardı? 100 müydü?”
“Hayır, sen ve o çocuk birlikte 1.000 eder.”
Alnımdaki damarlar patlayacak gibiydi. Bu şerefsiz 1.000 parayı ne sanıyordu böyle?..
“Fazla istiyorsun.”
Dokkaebi hala yayından payıma düşenleri vermemişti. Hadi onu geçtim, Gong Pildu gibi bir şerefsize 1.000 para vermek içimden de gelmiyordu.
Herif güldü.
“O halde artık kiracı olamazsın. Geber.”
İçgüdüsel olarak etrafımdaki adamların arasından fırladım ve ekip üyelerimin yanına doğru koştum.
Kang!
İlk ateş sesi geldikten sonra Lee Hyunsung kalkanı kaldırarak sırtımı kolladı. Adam gerçekten güvenilirdi.
“…Dokja-ssi.”
Lee Hyunsung’un gücü ve dayanıklılığı 14. Seviye’deydi ama sesi gergin geliyordu. Kollarının titrediğini görebiliyordum.
Henüz ikinci damgasını almadığı için bu taretlere karşı fazla uzun dayanamazdı. Ayrıca Jung Heewon da yanımızda değildi. Kafa kafaya çarpışmaya kalkarsak ekipten birinin ölmesi kaçınılmazdı.
“Gong Pildu-ssi, dur biraz. Savaşmaya kalkarsak sen de bundan zararlı çıkarsın.”
“Ne?”
“En iyisi bu işi sakince halletmek.”
“Nedenmiş?”
Ona ne demek istediğimi göstersem iyi olacaktı.
“Şimdi savaşırsak öleceksin.”
Gong Pildu’nun yüzü kasıldı. Bir şey söylemesem bile adam bunu anlayabilecek kapasiteye sahipti.
Çünkü eksi birinci kattan gelen o güçlü varlığı herkes hissedebiliyordu.
“En yakın dostum geliyor.”
Yoo Jonghyuk.
O şerefsizin gelmesini beklemiyordum.
“Usta, şuradaki adam. Sizin yoldaşınız olduğunu söyledi.”
Lee Jihye bir parmağını bana doğrultmuş çığlık atıyordu. Ana karakter, bu dramanın yegane kahramanı, hemen yanındaydı. Adam bana keskin gözleriyle baktı.
[Karakter ‘Yoo Jonghyuk’ ciddi ölçüde şaşırdı.]
[Özel yetenek, Her Şeyi Bilen Okuyucu’nun Bakış Açısı 2. Aşama aktifleşti!]
Bir anlığına başım döndükten sonra düşüncelerini duymaya başladım.
[Nasıl… ne çabuk?]
Ona doğru elimi salladım.
“Selam, Jonghyuk.”
[…]
“Görüşmeyeli nasılsın? İyi görünüyorsun.”
[…]
Lee Jihye ve Gong Pildu gözlerine inanamayarak bizi izliyorlardı. Yoo Jonghyuk’un yoldaşı olduğuma hiçbiri inanmamıştı. Havada gerginlik vardı.
“Bu insanlar yoldaşın olduğuma inanmıyorlar. Onlara söylesen diyorum?”
Ancak ben Yoo Jonghyuk’u tanıyordum. Bu şerefsiz insan hayatına değer vermiyordu ama verdiği sözleri tutardı.
[Bazı takımyıldızları karakter Yoo Jonghyuk’un vereceği cevabı merakla bekliyor.]
[İblis-vari Ateşin Yargıcı Yoo Jonghyuk’un sadakatini yakından takip ediyor.]
Ayrıca takımyıldızları da dikkat ediyordu.
[…]
Yoo Jonghyuk şöyle bir bana baktı. Tam konuşacaktı ki ben lafa girdim.
“Ah, doğru ya. Söyle onlara, tuvaleti kullanmama izin versinler.”
Nihayetinde Yoo Jonghyuk kılıcını çekti.
….
Bir süre sonra sağ salim tuvaleti kullandık ve 3 numaralı metro hattının olduğu yere geri indik. Geridönen yoldaşım sağ olsun sıkıntı çekmemişti. Ona geniş geniş gülümsedim.
“Kerata, seni gördüğüme sevindim.”
“Hala hayattasın.”
Uzun lafın kısası Yoo Jonghyuk beni hala yoldaşı olarak görmüyordu. Kılıcını çektikten sonra Gong Pildu’ya doğrultmuştu. Neyse ki Gong Pildu savaşmak istemediği için bizi bırakmıştı.
“Öleceğimi mi umuyordun?”
“Bence öylesi daha iyi olurdu.”
Bak sen şu şerefsize. O suratını görünce iyice sinirlendim. Şuracıkta ağzına bir yumruk geçirmek istiyordum ama yapamazdım.
[Özel yetenek, Karakter Listesi aktifleşti.]
[Bu şahıs hakkında çok fazla bilgi var. Karakter Listesi bu nedenle Özel Listesi’ne dönüştürüldü.]
Tam versiyon.
[Yoo Jonghyuk ile ilgili karakter bilgisi ‘tam versiyon’a dönüştürülüyor.]
+
[Karakter Listesi]
İsim: Yoo Jonghyuk.
Yaş: 28
Takımyıldızı Sponsoru: ??
Özel: Geridönen (3. Dönüş) (Mit), Pro Oyuncu (Nadir)
Özel Yetenekler: Bilge’nin Gözleri Sv. 8, İleri Düzey Silah Eğitimi Sv. 5, Güçlü Kişisel Savunma Sv. 5, Zihinsel Bariyer Sv. 5, Kalabalık Kontrolü Sv. 5, Mantık Sv. 5, Yalan Saptama Sv. 4, …
Damga: [Geridönen Sv. 3]
Genel Hünerler: Dayanıklılık Sv. 24, Güç Sv. 24, Atiklik Sv. 25, Büyü Gücü Sv. 23.
Genel Değerlendirme: Bu şahsın genel değerlendirmesi yüklenemeyecek kadar uzun.
+
Romanda gözüme o kadar da etkileyici görünmemişti ama şimdi bizzat bakınca adamın ne kadar olağanüstü olduğunu anlayabiliyordum.
Üçüncü senaryoya girmek üzereydik ve herifin fiziksel vücut hünerleri şimdiden toplam 70’i geçmişti. Manyağın tekiydi. Ana karakter torpili dedikleri şey bu olsa gerekti.
“Hiçbir şey söylemeyecek misin?”
Yoo Jonghyuk kitaptaki ilk üç geridönüşüne kıyasla bu kez çok daha hızlı ilerliyordu. Yani büyük riskler alıyor olmalıydı… daha üç kez geri dönmüş bu adam ne yapmaya çalışıyordu böyle? Neden bu kadar aceleciydi? Bu durum canımı sıkıyordu. Er ya da geç bunun sebebini öğrenmem gerekecekti…
“Söyleyecek bir şeyin yok mu dedim.”
“Hayır, öylesine bakıyordum.”
[Düşündüğümden daha dirayetli çıktı.]
Ne dirayeti? Bu adam cidden kendini bir anime karakteri sanıyordu.
[Ancak kişiliği canımı sıkıyor. Şuracıkta öldürsem mi acaba?]
“Şaka yapıyordum.”
Hemen gülümsedim. Yoo Jonghyuk ilgilenmiyormuş gibi başını öteki yana çevirdi.
[Altın Başlığın Mahkumu’nu hayal kırıklığına uğrattınız.]
Neyse, şu anda Yoo Jonghyuk’u kendimden uzaklaştırmak istemiyordum. Bazı senaryoları temizlemek için ona ihtiyacım olacaktı. Gerçek manada yoldaş olmasak bile onu kullanmakta fayda vardı.
Neden kulağa bu sözlerim bahane gibi geliyordu?
“Bazı yoldaşlar bulmuşsun bakıyorum da,” dedi Yoo Jonghyuk, duygudan yoksun gözleriyle arkamdaki insanlara bakarak.
[Karakter ‘Yoo Jonghyuk’ biraz hayal kırıklığına uğradı.]
Bur biraz! Niye ki?
Cevabı az sonra öğrendim.
[Karakter ‘Yoo Jonghyuk’ Bilge’nin Gözleri Sv. 8’i kullandı!]
[Lee Hyunsung’u yanına almış ama onu sadece bu seviyeye kadar geliştirebilmiş.]
Bir an ne diyeceğimi bilemedim çünkü haklıydı. Dediği gibi eğer Lee Hyunsung benimle değil de onunla gitmiş olsaydı şimdiye daha çok güçlenebilirdi.
Yine de… bu şerefsiz canımı sıkıyordu. Sonuçta ben şans eseri geleceği öğrenmiş sıradan bir okuyucuydum.
[Beklentilerin altında.]
Bu düşünceleri kendi zihnimde duymak her nasılsa canımı daha çok acıtıyordu. O esnada Yoo Jonghyuk bir anda duraksadı. Gözleri fal taşı gibi açıldı.
[O da ne öyle?]
..
Magnec