Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

345. Bölüm Ezici Galibiyet

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

Etraftaki insanlar şok içinde, oluşturdukları yuvarlağın içerisinde olup bitenlere bakarken, iki kardeşin bir anda boğazlarını tutarak yere çöktüğünü görmüşlerdi. Nelerin olup bittiğini bilemedikleri için konuşamıyorlardı da... Kardeşlerin neden boğazlarını tuttuğuna bir cevap veremiyorlardı, Zend onlara vurmamıştı bile, niye böyle hareket etmişlerdi ki? Zend onlara, seyircilere fark ettirmeden saldırmış olabilir miydi? Eğer böyle değilse de, acaba Zend onlara biraz önce kimseye fark ettirmeden zarar vermişti de, bu hareketinin etkileri yeni yeni mi ortaya çıkmaya başlamıştı? Kimse bilemiyordu, herkesin aklında bir şeyler vardı, ancak ne yazık ki neler döndüğünü anlamayı başaramamıştı hiç kimse...

''Nefes...'' dedi, Zend'in hemen yanında, elini boğazına atmış olan küçük kardeş. Devamını getirememiş, daha sonra da tekrar çökmüştü. Hemen yanında diz çökmüş, onun daha fazla konuşamayacağını anlamış olan ağabeyi de, kardeşinin söylediklerinin devamını getirmişti. ''Alamıyoruz...'' 

Zend, durumu hızlıca anlamıştı. Bu yüzden iki genci, omuzlarından tutup arkaya doğru itmişti, kendisi de o an, nefes almakta güçlük çektiğini fark etmişti. Yumruğuyla birlikte alevleri yukarı yollamıştı biraz önce, bu yüzden de şu anda, ani bir şekilde oluşmuş olan hava akımına alışamamış bir durumdaydı. Yukarı doğru ilerlemeye devam etmişti hava, onun bulunduğu bölgede. Hâlâ da devam ediyordu, hava, yukarı çıkmayı kesmemişti henüz. Zend'in yumruğundaki güç, havayı bile vurmayı başarmıştı. Oluşan hava akımını biraz uzaktan çıplak gözle bile görebilirdiniz, Zend şu anda görmeyi başaramamıştı çünkü onun içindeydi, ancak kardeşleri itmesinin ardından kendisi de o alandan dışarı ilerlemişti ve yavaşça kafasını kaldırdığında, oldukça uzun bir hava akımı oluşturduğunu görmüştü. Bu güzel bir yöntemdi aslında, ileride kullanabilirdi Zend. Bir şeyleri vurmak için bile havayı kullanabilirdi, işlevsel bir şeydi, uzun menzilli bir saldırı olarak görülebilirdi... Ancak biraz da enerjisini yiyordu Zend'in.

''Yumruğu havanın akışını mı değiştirdi?'' Biraz zaman geçtikten sonra, etraftakiler bir şeyleri anlamaya başlamıştı yavaşça. Zend'in attığı o yumruk, biraz önce resmen havanın akışını değiştirmişti! Bu nasıl mümkün olabilirdi ki? Zend havanın yönünü değiştirebilecek, ona yön verebilecek kadar büyük bir güce mi sahipti yoksa? Ağızlar açıktı, asiller genellikle böyle şeyleri yapmaktan çekinirdi halk içinde, kendilerine laf söyletmek istemezlerdi. Ancak şu anda burada olanların içerisindeki hiçbir asil kendini tutamamıştı. Ağızları açık bekliyorlardı, gözleri de ardına kadar açılmıştı, Zend'in böyle bir şey yapabileceğini düşünmemişlerdi daha önce... Rakiplerini çevikliğiyle ya da özel teknikleriyle, deneyimiyle yeniyor olabilirdi, Zend'in nasıl on beşinci olduğu konusunda herkesin pek çok düşüncesi vardı. Ancak hiçbiri, Zend'in bu şekilde havayı metrelerce yukarıya gönderebilecek kadar güçlü bir yumruğu atabileceğini düşünmemişti... Bu yüzden de insanlarda bir şaşkınlık oluşmuştu anında. Bir yumrukla, içine on kişinin bile rahatça sığabileceği bir kalınlıktaki sütun kadar geniş olan havanın, böylesine yukarıya çıkabilmesini sağlayarak bir hava akımı oluşturmak hiç de kolay olmamalıydı sonuçta, buradaki kişilerin pek çoğu savaşçı ve büyücü dünyasının içerisindeydi, yani güç seviyelerinin farkında oldukları söylenebilirdi. Dolayısıyla böyle bir şey yapabilmenin ne kadar da güç olduğunu biliyorlardı... Zend, sadece yedinci seviyedeki birisi bunu nasıl yapabilmişti ki? O daha on yedi yaşındaydı, bunu Güneş Ailesi'nin lideri Tarini yapabilirdi herhalde ancak burada, belki Tou bile bunun için yeterli olmazdı. Ama Zend yapmayı başarmıştı! Üstüne üstlük, yumruğunun görülmesi bile mümkün olmamıştı... Yani acayip hızlı savurmuştu onu. İzleyenlerden pek çok kişi görebilmişti yumruğu, sonuçta görmek o kadar da zor değildi. Ancak o hızdaki bir yumruk kendilerine savrulmuş olsaydı, kesinlikle kaçamazlardı... Aynı şekilde yumruğun gücü de ortadaydı, yani eğer o yumruk buradan birine yöneltilmiş olsaydı, o kişinin ölmesi işten bile değildi. 

Zend'in nasıl canavarımsı bir gücü olduğunu o an öğrenmişlerdi...

''Gerçekten de, o sadece bir yumruğuyla hava akışını değiştirdi!'' diyerek yanındaki kişiye seslenmişti birisi, sesinde son derece büyük bir şaşkınlık vardı ve sessiz olmaya çalışmamıştı bile, duyulmayı önemsememişti çünkü... ''Bunu ne zamandan beri yedinci seviye bir savaşçı yapabiliyor?!'' 

''Bilmiyorum, bilmiyorum!'' Cevap almıştı da hızlı bir şekilde, arkadaşı da heyecanlıydı, ancak konuşmaktan geri durmamıştı. ''Sanırım, Zend ortaya çıktığından beri!'' 

''Saldırısını zar zor görebildim, şu alevlerin iki kardeşe çarpacağından son derece emindim, ama Zend elini onların arasından soktuktan sonra, bir anda ateş yukarıya doğru ilerlemeye başladı! Yumruğu, onların yukarıya yönelmesinin ardından görebildim ancak... Bu inanılmazdı! Onları sadece yenmedi, üstelik bir de o ikisini koruyan taraf oldu! Bu ezici bir galibiyet... Karşı taraftakilerin kendilerine zarar vermesini engelledi, o gerçekten de düşündüğümüzün çok üstünde olan bir güce sahip...'' 

''Kesinlikle! O bizden çok daha yukarıda, on beşinciliği hak ettiğine hiç şüphe yok...''

''Aynen, o bu savaşı kazandı, ama ne kılıcını kullandı, ne de Savaş Tanrısı'nın Heyecanı dışındaki bir tekniğini! Hiçbir şeye başvurmadı neredeyse, onun enerjisini izliyordum son derece dikkatli bir şekilde, o Ejderha Seviyesi'nde bile olsa bir teknik kullandığı zaman enerjisinde hafif bir değişiklik olurdu. Ama Zend'in enerjisi tamamen sabitti, sadece Savaş Tanrısı'nın Heyecanı'nı aktifleştirirken biraz farklılaştı. Tamam, o teknik bir Tanrı Tekniği ve zayıf değil, Savaş Tanrısı'nın Heyecanı'nın öğrenilmesi bile o kadar kolay değil sonuçta, geliştirmeyi bir kenara bırak... Ama Zend, kesin bundan çok daha fazla tekniğe sahipti! Örneğin en basitinden Kral Modu'nu bile kullanmadı, yani istese, şimdikinden çok daha güçlü ve hızlı olabilirdi! Onun gücünün nasıl bir yere ulaştığını şimdi anlıyor musun? Zend, bu izlediğimiz dövüşte sadece birkaç küçük çocukla bir çeşit savaşçılık oyunu oynuyormuş gibi davrandı, bu onun için bir savaş değildi, herhangi bir şekilde ciddileşmedi ve rakiplerine zarar vermeye çalışmadı. Şöyle düşün; biz biraz önce sadece bir babanın, çocuklarını tatmin etmek için onlarla gücünü hiç göstermeyeceği şekilde boğuşmasını izledik!'' dedi birisi, ama aslında tam olarak haklı değildi. Zend Kral Modu'nu aktifleştirseydi de çok güç kazanamayacaktı, daha doğrusu kazanacaktı, ancak o an sahip olduğu güce oranla kazandığı pek yüksek görülmezdi. Çünkü Zend asıl gücünü Kral Modu'ndan almıyordu, halk tarafından, Kral Modu'nun kişinin gücünü de epey artırdığı düşünülüyordu ve gerçekten de böyleydi, ancak Zend, onun kendisine sağladığı güç ile yetinememişti ve gücünü Ranon'un onun için yazdığı teknik ile artırmıştı. İki teknikten kazandığı güçler karşılaştırıldığında ise, Kral Modu'ndan gelen güç, dolaylı olarak Ranon'dan gelen güce oranla devede kulak kalıyordu... Ancak ciddi bir hız kazanırdı, orası doğruydu. Tabii Rüzgar Tanrısı'ndan kazandığı hızı sağlamazdı ona, orası ayrıydı...

''Gözlerime inanamıyorum...'' Sesler yükselmeye devam ediyordu her bir köşeden. ''On beşinci olan birisinin birden fazla tekniğini bile kullanmadan bunu yapması mümkün mü ki? Eski on beşinci Lurgus Nata'nın böyle bir şeyi yapabildiğini hiç görmedim, aklımdan bile geçmemişti açıkçası... Zend gerçekten sürprizlerle dolu birisi!'' 

Zend gözlerini kırpıştırdı birkaç kere, yavaşça iç çekmişti. Yeterince göz dağı vermiş olmalıydı diğerlerine, geçen sefer Kale Muhafızları'nı yendiği zaman etrafta pek fazla soylu bulunmuyordu, bu yüzden halk arasındaki bir söylenti olarak anlaşılmıştı aynı zamanda Zend'i orada yaptıkları, doğruluğunu kimse ispatlayamamıştı. Ancak şimdi yapılan, buradaki bir sürü asilin önünde yapılmıştı. Yani doğal olarak doğruluğundan şüphe edilmeyecekti gelecekte. Bu kadar fazla asilin şahit olduğu bir olay yalanlanamazdı, hatta belki buradakilerden, biraz önceki savaşı kayıt altına almış olan birisi bile çıkabilirdi. Belli olmazdı... 

Yeni yeni şaşkınlıktan arınmaya başlamıştı insanlar, biraz önce ateş büyüsü yapmış olan kızın Zend'e doğru mahcup bir şekilde yaklaştığını izliyorlardı, ne diyeceğini tahmin edebiliyorlardı. 

''Teşekkür ederim...'' dedi genç, yaptığı planın en mantıklısı olduğunu düşünmüştü ancak karşılaştığı sonuç, planının aslında tamamen bir fiyasko olduğunu göstermişti ona... Zend'e karşı durmasını sağlayabilecek bir plan yapabilecek kadar zeki değildi şu anda, bunu da anlamıştı. Hatta aptal olduğu bile söylenebilirdi, çünkü o biraz önce az kalsın kardeşlerine ciddi anlamda zarar veriyordu! Zend araya girmiş ve onları korumuş olmasaydı, biraz önce burada bir felaket yaşanmış olacaktı... ''Ben kardeşlerime saldırabileceğimi de düşünmedim, genelde yalnız savaşlara giriyorum da...'' dedi, genel olarak yalnız başına savaşıyordu çünkü yaşıtlarına göre önde olduğu söylenebilirdi, Uykan Ailesi'nde yetenekli olarak gösterilenlerin arasındaydı kendisi de... Bu yüzden, yaşıtlarıyla birlikte çalıştığı nadiren görülüyordu. Henüz ciddi bir savaşa da girmemişti, yani deneyim kazanamamıştı. Dolayısıyla yaptığı hamlenin kardeşlerine bu şekilde zarar verebileceğini düşünmemişti, savaşın geneline değil de büyülerine ve Zend'in bir açığını bulmaya odaklanmıştı çünkü... Yoksa, rakibe saldırırken dosta vurmadığından emin olmak, büyücü okulunda gördükleri ilk derslerden birisiydi, bunu unutmaması gerekirdi. Ancak karşısındaki kişinin güçlü olduğunu da bilmesiyle birlikte heyecanlanmıştı ve unutuvermişti diğer şeyleri...

''Evet, tahmin edebiliyorum.'' dedi Zend, kendisi de genellikle yalnız savaşan birisiydi Era ortaya çıkana kadar, bu yüzden o kızın halinden anlamıştı. ''Ben de büyülü yaratık ortağımla karşılaşana kadar yalnız savaşıyordum genellikle, rakiplerimin yaptığı şeylere bakarak, böyle yapılması gerektiğinin zorunlu olduğunu anlamıştım daha önce. Rakibe zarar vermeye çalışırken dosta saldırmamayı yani... Sana karşı yapıldığı zaman sinir bozucu oluyor, onların saldırısını onlara karşı kullanamıyorsun. Bu yüzden daha da iyi aklında kalıyor. Ancak ben bir savaşçıydım ve yalnız başıma takılabilmeyi seviyorum, sen bunu yapamazsın, bir büyücüsün. Büyücüler  neredeyse her zaman takımla birlikte savaşınca daha etkili bir hale geliyor, elbette epey bir yüksek seviyelere ilerlediğin zaman tek başına ciddi anlamda güçlü büyüleri kullanıp, yalnız savaşarak da aynı verimi alabilirsin. Ama şimdilik birileriyle birlikte savaştığın zaman asıl gücün ortaya çıkar, bu yüzden dostlarınla birlikte savaşmaya hazırlıklı olmalısın, özellikle senin gibi bir ateş büyücüsünün, kendi tarafındaki kişilere bir saldırı yollaması son derece kötü olurdu, gerçek bir savaşta. Rakibin en büyük kalkanları senin dostlarındır, bunu da unutma. Ben bunu kendi kendime öğrenmek zorunda kaldım Chibui'de ve kalkan olan kişi de ben olmuştum, sözde bana yardım etmek için orada olan bir toprak büyücüsü ise beni az daha öldürüyordu. Dikkatsizce yaptığı büyü epey büyük bir sorun oluşturmuştu, neyse ki kaçmak için her zaman bir yol gözlüyorum savaşlarda...'' dedi, yavaşça gülümsemişti. 

''Anlıyorum...'' dedi kız, başını aşağıya eğmişti, çünkü son derece utanmıştı biraz önce. Bu resmen bir rezillikti... ''Tekrar teşekkür ederim, tavsiyeler için de...''

''Rica ederim, kafana takma.'' dedi Zend, arkasını dönmüş ve elini yavaşça kaldırmıştı. ''Rezil olmadan güçlü olmak pek basit değil, o yüzden böyle şeyler uzun süre aklını meşgul etmesin.'' 

''Tamam.'' Kafasını bir kere daha salladı genç kız, içeriye doğru ilerleyen Zend'e takılmıştı gözleri. Onun ciddileşmesini sağlayamamıştı, en azından bunu yapmak hedefiydi... Ama olmamıştı işte. Bir kere daha teşekkür etmemişti çünkü daha önce zaten yeterince sunmuştu teşekkürlerini...

Zend ise, pencereden kendisini izleyen Vosu'ya bakarak yavaşça gülümsemişti... Ona karşı bunu yapacağı zamanlar da gelecekti...

***

1625