ne uzattın be belgeyi bulma işinde
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
267. Bölüm Fozre Ailesi (11)
''Era, eğer dışarıda biraz kargaşa çıkarırsam binanın içindeki insanların en azından yarısı dışarıya çıkacaktır, değil mi? Onlar dışarı çıkmaya başladığı anda sen bu kattaki kişileri yolumuzdan çekebilirsin. Daha sonra da ben içeri geri girerim, hemen bu odayı kontrol ederiz. Nasıl olur?'' Zend Era'ya baktı ve ciddi bir şekilde planını anlattı.
''Peki bu odanın içerisinde olmazsa aradıklarımız, ne olacak? Dışarı çıkmış olanlar, rakibin kaybolduğunu görünce direkt olarak geri girecektir ve bize pek bir vakit kalmayacaktır. Onları dışarıda tutacak biri gerekli, bu odanın içerisine girecek kişinin sen olması gerekiyor, çünkü benim oradaki büyüleri yok etmem için en azından birkaç dakikaya ihtiyacım olacak. Bu sürede ise dışarı çıkmış olanlar içeri çoktan geri girmiş olacak. Ancak buraya benim yerime sen girersen, anında içeri girip geri çıkabilirsin, haksız mıyım? Senin dışarı çıkman iyi bir plan olmaz. Onları dışarıda bıraktıktan sonra geri içeri girdiğini düşünürsek de, fazla fazla büyünü kullanmak enerjini azaltmış olacak, sonuçta ikimizin de bildiği gibi o şeylerden sonsuz miktarda oluşturamıyorsun. Ayrıca içeri girdiğinde, karşına güçlü birilerinin çıkma ihtimali de var, bu odanın içerisini hissedemiyorum sonuçta. Girdiğin zaman senin üzerine çullanarak vakit kaybetmeni sağlayacak iki üç kişinin orada olduğunu düşünürsek, diğerlerine haber vererek bu odaya girmeleri için onları çağırabilirler. Böylece sen içeride kalırsın, büyünü kullanmanı engellerlerse de bittin demektir. Bu plan çok riskli, iki kişiyle yapabileceğimiz bir şey değil. Böyle bir şey yapmayı düşünmek için yanında en az bir kişinin daha olması gerekiyordu.'' Era Zend'in anlattığı planın riskli ve zor yanlarını güzel bir şekilde anlatmıştı. Zend biraz önceki düşüncesinin açıklarını gördüğü zaman, bu planın gerçekleştirilemeyecek olduğunu da fark etmişti. Era'nın da söylediği gibi, en azından bir kişinin daha olması gerekiyordu bu plan için... Öyleyse... Zend neden Sanzirna'yı buraya getirmiyordu?
''Era, Sanzirna'yı hemen buraya getirebilirim. Ne dersin? Dışarı çıkıp olay çıkaran kişi Sanzirna olur, biz de direkt olarak iki kişiyle bu odayı kontrol ederiz ve içeride birileri varsa, onlar için gerekeni hemen yaparız. Sanzirna bire karşı yirmi olsa bile savunma yapmayı başarabilecektir. Sonuçta o Ejderha Seviyesi'nde ve onu yenebilecek olan, Pounz'da çok fazla kişi yok. Onu buraya getirmememin sebebi, hızlı ve sinsi olmamız gerekeceğini düşünmemdi. Ancak eğer böyle bir güce ihtiyacımız olacaksa, Sanzirna'yı hemen buraya getirmeyi başarabilirim. Nasıl olur?'' Zend, her halükarda destek alabileceği kişilerden biri olan Sanzirna'yı hatırlamıştı direkt olarak. Çünkü o, kendisine Lazel'in emrinden dolayı ne konuda olursa olsun yardım etmek, Zend'i korumak ve onu Lazel kadar kıdemli görüyor olduğu için, emirlerine ve isteklerine uymaktı. Zend onun dışarıda kalıp birileriyle savaşmasını istiyorsa, bunu yapması için önünde hiçbir engel yoktu.
''Sanzirna... Evet, o gerçekten yararlı olurdu. Sanzirna gibi güçlü bir savaşçı bizim şu anda en çok işimize yarayacak şey oluyor, eğer imkanı olsaydı, burada işimize en çok yarayacak olan şey yaklaşık yirmi tane, yüksek seviye olarak nitelendirilebilecek toprak askeri olurdu, ancak Sanzirna da çok işimiz yarar. Ama onu saf dışı bırakabilecek bir savaşçı ya da büyücü yok mu Fozre Ailesi'ne destek olabilecek? Eğer böyle bir durum olursa, muhtemelen Fozre Ailesi çoktan hazır olarak beklettiği bir yer değiştirme büyüsünü kullanarak Fozre Ailesi'nin ana malikanesine gelecek olan birine haber verecektir Fozre. Sanzirna'dan güçlü olan, ona yardım edebilecek birisi olursa gerçekten sorun yaşayabiliriz. Böyle bir ihtimal var mı?'' Era Zend'in söylediklerini düşündükten sonra, yavaş bir şekilde konuşmaya başladı tekrardan. Durumun risklerini anında anlatmıştı yine.
''Yok yok, muhtemelen Pounz'da şu anda öyle biri yoktur, Fozre Ailesi'ne yardım edebilecek.'' Zend aklından, güçlü ve Sanzirna'yı yenebilecek, Fozre Ailesi'ne destek verecek isimleri geçirdi. Ancak şu anda Pounz'un içerisinde olan, bir Yer Değiştirme büyüsü ile anında buraya gelebilecek, güçlü ve yeterli birini düşünememişti. Zaten Sanzirna'yı yenebilecek olan kaç kişi vardı ki Pounz'da?
''Öyleyse gerçekten işe yarar biri olur Sanzirna, onu getir hemen, vakit kaybetmeyelim. Zaten plandan bahsetmemiz gerekecek ona da, yanlış bir şey yapmaması için. İyice vaktimiz azalmış olacak. Beyaz Taç'ın Sanzirna'ya ayırmış olduğu odaya gideceksin, değil mi? O odada Sanzirna'nın olmama ihtimali de var, o yüzden hızını en üst seviyeye çıkar, onu aramak zorunda kalabilirsin.'' Era hızlıca konuştu tekrardan ve Zend'e gitmesini söyleyerek, evin içerisindeki nöbetçileri enerjisi ile tekrar tekrar gözden geçirdi.
''Tamamdır, gidiyorum ben.'' Zend hiç vakit kaybetmeden kafasını salladı ve sağ eliyle oluşturduğu büyüsünü kullanarak, bir anda kendini Beyaz Taç'taki kendi odasına yollamıştı. Normalde Beyaz Taç'ın binaları da pek çok bariyer ve büyü aracılığıyla korunuyordu, ancak onlar da Zend'in büyüsünü engellemek için bir yol bulamıyordu... Böylece, Zend'in büyüsüyle istediği gibi girip çıkabileceği yerlere, Beyaz Taç binaları da eklenmişti.
Zend Sanzirna'nın odasını daha önce hiç görmediği için, kendi odasına gitmeyi tercih etmişti. Odası bıraktığı gibi düzenli duruyordu, hemen yan tarafında da zaten Sanzirna'nın odası vardı ve bu odadan hızlı bir şekilde çıkarak genç kadının odasına ilerledi, kapıyı hızlı hızlı çaldı.
Kısa bir süre içerisinde Sanzirna kapıyı sert, otoriter bir yüz ifadesi ile açmıştı ve Zend ile karşılaştığı zaman, yüzündeki ifade iyice yumuşayarak bir gülümsemeye dönüşmüştü. ''Zend! Burada ne arıyorsun?'' diyerek hızlı bir şekilde sordu ve genç adamın yüzüne baktı.
''Sanzirna, hazır mısın? Sana ihtiyacım oldu, bir yere gitmemiz gerekiyor.'' Zend hızlı konuşmalarına devam etti. Sanzirna'nın bu odada olması onu rahatlatmıştı, şimdi onu araması gerekmiyordu ve direkt olarak, büyüsünü kullanarak geri gidebilirdi.
''Elbette, her zaman hazırım.'' Sanzirna da hemen cevap verdi Zend'e. Daha kıyafetini bile değiştirmeden odasının dışına çıktı ve kapısını çekerek, tekrardan Zend'e döndü.
''Öyleyse gidiyoruz,'' diye konuştu Zend, derin bir nefes aldıktan sonra. Odaklandı ve elinin üzerinde birleşmeye başlayan enerji ipliklerini hayal etti, daha sonra da kapattığı gözlerini açtı ve elindeki büyü ile iki kişiyi birden gönderebilmek için, Sanzirna'nın vücudunu kendi vücuduna yaklaştırarak ona sarıldı. ''İki büyü yapıp da enerjimin daha fazla azalmasını sağlamak istemiyorum Sanzirna, bu seferlik idare et.'' diye de esprili bir şekilde konuştu. Zend daha önce Sanzirna'ya büyü yapamadığından bahsetmişti ve onun, Zend'in büyüsünden de şu an haberi oluyordu. Yani şaşkın bir şekilde Zend'e bakmıştı, onun elinde bir şeylerin oluşmaya başladığını gördüğü zaman. Çünkü genç adamın söylediğine göre bir büyü yapamıyor olması gerekiyordu, ama şu anda görüldüğü üzere, o gayet iyi bir şekilde, garip bir büyüyü yapmayı başarmıştı. Tam olarak anlayamasa da, bir şey sormamıştı genç kadın. Sonuçta Zend'in oldukça aceleci bir hali vardı.
''Bu benim büyüm, nasıl kullanabildiğimi sormana hiç gerek yok çünkü kendim anlayamadığım gibi senin anlayabilmeni de sağlayamam, garip bir şey olduğunu söyleyebilirim sadece.'' diye konuştu Zend, büyüsünü, sarıldığı Sanzirna'nın sırtından bastırmadan hemen önce. Büyüsü, fırlatılmadan kullanıldığı zaman, değdirilmiş olduğu cismin temas ettiği her şeyi götürüyordu, bu yüzden Zend gerektiği zamanlarda bu şekilde kullanabiliyordu onu. Sanzirna Zend'den daha kısaydı, bu yüzden gözleri onun çenesine doğru gelmişti, kafasını biraz kaldırması gerekiyordu onun gözlerine bakması için.
''Tamam.'' diye cevap verdi Sanzirna sessizce. ''Bizi bir yere götüreceksen, haberin olsun, Beyaz Taç'ın binasının içerisinden büyüyle çıkmak ve içeri büyüyle girmek imkansız, çünkü bunları engelleyen engelleme büyüleri var. Bunlardan haberin var, değil mi?''
''Onları düşünmene gerek yok.'' Zend de hızlıca cevapladı Sanzirna'yı ve genç kadının sırtına büyüsünü bastırarak, elinin değdiği derideki yumuşaklığı hissetti... Aynı şekilde Ayrıca onun saçlarından yayılan hafif, güzel bir koku da burnuna çoktan ulaşmıştı Zend'in. Böyle anlarla ilgili fazla tecrübesi olmadığı için, sadece gözlerini Sanzirna'dan kaçırarak, büyünün kendi üzerine de yayılmasını beklemeye başlamıştı...
Kısa bir süre sonra, Era'yı biraz önce bıraktığı banyoya geri dönmeyi başardı Zend. Daha sonra sıcaklığı Zend'in vücuduna ulaşmaya başlamış olan Sanzirna'yı kendinden uzaklaştırarak, Era'ya baktı ve hızlı hızlı, planı anlatmaya başladı. ''Sanzirna, Fozre Ailesi'nin ana malikanesinin içerisindeyiz. Şimdi senin yapman gereken şey, ilk kattaki birine saldırdıktan sonra dışarı çıkıp, içeridekilerin bir kısmını dışarı çekmen. Biz de burada Fozre Ailesi'nin benim başımdaki ödül ile alakalı olduğunu kanıtlamak için bir şeyler arayacağız. Savaşı uzatmaya bak, yenmek için savaşmaman gerek. Hızlı hızlı bitirme, en büyük destekleri çağırmasınlar başta. Eğer senin bu evde mevcut olan güç ile mağlup edilebileceğini düşünürlerse dışarıdan yardım almak istemezler çünkü, biz de evde iyice vakit kazanmış oluruz. Bir de savunmaya yönelik hareket et, çünkü üzerine çok fazla kişi toplanabilir bir anda, onların hepsine karşı koymak zorundasın, yenebilecekleri umudunu ellerinden almadan. Bunu yapabilirsin değil mi?''
Zend konuşurken devamlı olarak kafasını sallayıp onun söylediklerini dinlemiş olan Sanzirna, ''Tamam, savunma yapacağım ve sahte, güçsüz saldırılarla onlara saldıracağım. Böylece benim küçük bir güçle hızlı bir şekilde yenilebileceğimi düşünerek, destek çağırmaktan vazgeçerler. Ben de sürekli kullandığım güç miktarını yavaşça artırır, her an yenilebilecekmiş gibi hareket ederim ve böylece olabildiğince fazla vakit kazanmış olurum.'' diyerek planı anlayıp onayladığını gösterdi. ''Sonunda bir şeyler yapabileceğim, heh, bu beni gerçekten mutlu etti.''
''Ayrıca, düşünceme göre şu anda Pounz'da seni yenebilecek olan, Fozre Ailesi'ne destek verecek biri yok. Yani yenileceğinden endişe etmene gerek yok, ama boş da bırakma. Eğer güçlü biri gelirse de epey dayanmaya çalışmalısın, sen Ejderha Seviyesi'ne ulaşmış güçlü bir savaşçı olduğun için kolay kolay yenilecek biri olmadığını biliyorum, ama gücünü yavaşça artırırken olayların dengesine göre hareket etmek de zor olacaktır, çok güç kullanmayayım derken zarar almanı istemiyorum. Ona göre davran.'' Zend Sanzirna'nın gözlerine bakarken konuşmaya devam ediyordu.
''Tamamdır, sorun yok.'' Sanzirna heyecanlı bir şekilde gülümseyerek konuştu.
''Bir de, yüzünün görünmemesine dikkat et. Seni tanımasınlar, daha sonra bir yere benimle birlikte gideceğin zamanlarda yüzünü kapatmak zorunda kalmayasın. Seni sadece öldürülmesi gereken bir saldırgan olarak görecektir Fozre Ailesi bundan sonra, yüzünü bilirse. Bu yüzden yüzünü de gizleyerek hareket etmelisin.'' diyerek de ekledi Zend. ''İstersen bir kapüşon ve yüzüne geçirmen için de bir maske verebilirim, bende çok var, sürekli olarak değiştirerek kullandığım için onları, onlarcasını taşıyorum.''
''Hayır hayır, teşekkür ederim.'' diye cevap verdi Sanzirna, başını sallamaya devam ederken. ''Benim kendime ait bir maskem var, yüzümün belli olmaması için dikkat ederim, anladım.'' diye de devam etti ve yüzüğünden çıkardığı zırh bir anda üzerinde belirdi, daha sonra da elinde ortaya çıkmış olan maskeyi de yüzüne doğru yükseltti ve taktı. Normalde savaştığı zamanlarda üstünde olan siyah zırhtı bu, ama biraz daha eksikti. Geçmiş zamanlarda, zırhın bu versiyonunu Xienao'nun üzerinde görmüştü Zend.
Zırh değişime uğramıştı bir anda, kadının belindeki zırh göğüs kısmına doğru kaydı, bel ve göbek kısmı açıldı, aynı şekilde kısa bir süre içinde de bacağındaki zırh sadece diz kapağına ilerlemiş; ayak bileklerine ve kasıklarının birkaç parmak altına kadarki olan bölge açılmıştı. Genel olarak zırhın bir miktarının azalması, savunmayı biraz azaltsa da hareket kabiliyetini artırdığı için yararlıydı. Ek olarak, göze hitap eden bir görünüme ulaşmasını sağlamıştı Sanzirna'nın, zırhının bu şekli. Zend daha önce Xienao'da bunu gördüğü için çok şaşırmamıştı, ama etkilenmediğini söylemek de imkansız olurdu. Bu görünüş ile karılaşan herkes etkilenirdi zaten, Sanzirna ergin biriydi ve vücudu da, o bir savaşçı olduğu için oldukça dengeliydi, sağlıklı bir vücuda sahipti yani. Olgunlaşmış göğüsleri, aşağı doğru inildikçe incelen, adeta uzun iki sütun gibi olup, zırhın hafifçe kapattığı bacakları, zarif ama oldukça güçlü olan kolları onun iyice arzulanan biri haline gelmesini sağlıyordu. Çekici havası zaten normalde de vardı, ancak bu zırhın içerisindeyken hem bir savaşçı oluyordu, hem de gerçekten çekici biri. Bu zırh onun güzelliğine güzellik katıyordu, Zend ondan etkilendiğini fazla belli etmemek içinse kendini biraz sıkmak zorunda kalmıştı.
''Öyleyse gidiyorum,'' Sanzirna kendini sıktığı belli olan Zend'e bakarken, daha fazla eziyet etmemeye karar vermiş olacaktı ki arkasını dönerek kapıya ilerledi, el salladı ve enerjisi ile etrafta kimlerin olduğunu sezmek için, birkaç saniye bekledi. ''bu katta on kişi varmış, birine saldırıp diğerlerinin de bana odaklanmasını sağlarım, sonra da kaçarım. Evin içi sakinleştiği zaman sizin de çıkmanıza olanak sağlanmış olur, size yapabildiğim kadar vakit kazandıracağım ama yine de hızlı davranmaya çalışmanızda fayda var. Ne olacağı belli olmaz çünkü.'' diye konuştuktan sonra kapıyı yavaşça açıp dışarı çıkan genç kadının arkasından bakan Zend, kafasını temizleyerek biraz sonra yapacaklarını tekrar gözden geçirmişti.
***
1836
Magnec