Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

309. Bölüm Frost’un Kadim Tekniği

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

“Pa… ”

 Kızıl botlar sağlam zemini adımlıyordu. Elinde kılıç, Frost yıldırım edasıyla Ba Lin’e atıldığı gibi kılıcını savurmuştu. Kılıcın etrafını garip, mistik bir buz enerjisinin sarmaladığı görülebiliyordu. Gerçekten de bu saldırıyı karşılamak kolay olmayacaktı.

 ‘’Hay sikeyim…’’

 Ba Lin öfkeyle kükredi. Zamanında zırhını giyemediği için yanındaki hizmetçileri kenara itmiş ve kolunu kaldırarak bir kez daha kükremişti. ‘’[Şeytan Kalkanı]!’’

  Aniden ortaya çıkan karanlık enerji, kalkan formuna dönüşerek Frost’un kılıcını karşıladı. İkilinin merkezinde bulunduğu bölgeden yayılan şok dalgası Lekesizler’den bir grubu yere yığmıştı.

 Yerimi koruyordum. Çapraz kesik attığım esnada diğer elimdeki Tanrı’nın Ordu Kartları’nı kullanarak Siyah Kaplumbağa Diyarı’nı Ba Lin’e doğru aktif ettim. Frost sistemimde dost olarak görüldüğü için yeteneğimden etkilenmiyordu. Dumanlı bölgede adeta sağlam zemine basıyormuş gibi hareket ediyordu. Aynı esnada, çağırdığım Ruh Ordusu da harekete geçerek Lekesizler’i biçmeye başlamıştı!

………..

 ‘’Kaka…Cennet vari bir insan olsan da, benim dengim değilsin!’’

 Ba Lin’in gözlerinde soğuk bakışlar vardı. Aniden savurduğu sol eline ağzından dökülen sözler eşlik ediyordu, ‘’Kaltak, güçlü olabilirsin; ancak bu gece yatakta beni eğlendirmekten kaçamayacaksın! Merak etme, seni öldürmeyeceğim. Teninin her bir karışını yaladıktan sonra sana arkadan ***** vereceğim, bakalım o zaman yanımdan ayrılabilecek misin!’’

 ‘’Peng!’’ Kulakları sağır edecek bir patlama duyuldu. Ba Lin’in saldırısı Frost’u geriye savurmuştu.

 “Wuwu… ”

 Frost’un sağ kolu acı içindeydi. Omzundaki yara tekrar açılmış ve taze kan akmaya başlamıştı. Ba Lin’in ne kadar güçlü olduğu da bu saldırıyla anlaşılmıştı.

 Frost’un nefes nefese kalmasını fırsat bilen Ba Ling çabucak kızıl zırhını kuşandı. Ayrıca kenarda duran hizmetçinin elindeki kızıl savaş kılıcını da almayı ihmal etmemişti. Kılıç Ba Lin’in sabresi olarak geçiyordu. Aynı esnada, Lekesizler’den kontrol kılıcını da almıştı. Lekesizler yalnızca bu kılıcın sahibini dinliyordu ve zaten buraya gelmemizin sebebi de kılıcı ele geçirmekti.

 “Ka ka… ”

  Ba Lin dudaklarını yaladıktan sonra şeytani bir gülümseme savurdu, ‘’Elimde doğru düzgün silah yokken bile bana denk değildin, şimdi kılıcımı aldığıma göre, beni nasıl yeneceksin? Gerçekten de senin gibi bir güzelliğe zarar vermek istemiyorum. Gel! Uslu uslu yatağıma gel, ben de bu hareketlerini bağışlayayım. Ruh Emen Şehri’nin kraliçesi olacaksın!’’

 Frost cevap vermedi. Suratında beliren güzeller güzeli gülümsemeye açılan beş parmağı eşlik ediyordu. Bu hareketiyle kılıcında garip, kozmik bir enerji toplanmaya başlamıştı. Ardından, hemen ileriye atılan Frost kılıcıyla muazzam bir kesik savurarak kozmik enerjiyle Ba Lin’in kılıcına saldırdı: ‘’[Kozmik Kılıç]!’’

 “Keng!”

 Kıvılcımlar uçuyordu. Her ne kadar Ba Lin bütün gücüyle savunmaya çalışsa da kılıcına savrulan kozmik enerji aniden omzuna atılmıştı! ‘Peng!’ Ortalık kan gölüne dönüyordu. Kalın zırh [Kozmik Kılıç]’ın gücünü karşıyalamamıştı ve tek bir hamleyle herif ağır yaralanmıştı!

 “Pa pa pa…” Savaş botları zeminde yankılanıyor ve geriye savrulan Ba Lin zar zor kendini durdurmaya çalışıyordu. Omzundaki yarayı görünce şaşkına dönmüştü, ‘’Sen…böylesine kadim bir teknik olan [Kozmik Kılıç]’ı kullanabildiğini bilmiyordum. Hay böyle işin ben! Yoksa sen…sen….Ejderha Şehri’nin efsanevi Ejderha Şövalyesi Generali---Frost – İhtişamlı mısın?!’’

 Frost uzun kılıcını kaldırarak söylendi, ‘’Adımı o iğrenç ağzınla anma sakın! Onurumu lekeliyorsun. Senin gibi aşağılık bir yaratığın bu dünyada yaşamaya hakkı yok. Geber!’’

 Ba Lin cevap olarak kahkaha atmıştı, ‘’Enteresan, ilginç! Ba Huang Ormanı’nın derinlerindeki ateş ruhlarıyla, Ba Huang’ın zengin kadınlarıyla ve nazik yıldırım ruhlarıyla bile sevişmiştim. Lakin, hayatımda Ejderha Şehri’nin Kralı Luo Lin’in en güçlü savaşçısı, Frost’la sevişme fırsatını bulamamıştım! Bugün şansın yaver gidiyor, bacaklarını kırdıktan sonra güzel güzel oynayacağız birlikte!’’

  Ba Lin’in suratındaki ifade vahşileşmeye başlıyordu. Vücudundaki kaslar gerilmiş ve etrafındaki Qi yoğunluğu akılalmaz derecede artmıştı. Aniden çığlık atan kılıcından etrafa alevler saçılmaya başladı, ‘’Ölümün gücünü tat bakalım!’ Ejderha Şehri benim şehrime bulaşmaya cüret ediyor demek?! Luo Ling şerefsizi bu kadar salak mıydı?! Buraya seni yolladığına göre ben de verilen hediyeyi geri çevirmeyeceğim. Bugünün ardından artık Ejderha Şehri’ne ait olmayacaksın!’’

  Uzun kılıç üç kez havaya kesik atmıştı. ‘’Keng Keng Keng’’, üç kesik Frost’un kılıcına atıldı. Saf güç ve enerji etrafı adeta toza dumana bulamıştı. Bir saniyeliğine yerçekiminin bile kalktığını sanmıştım. Frost’un savunması bile bu denli üç kesiğe dayanabilecek seviyede değildi. Özellikle de son kesiğin etkisine dayanamayan Frost arkadaki taş sütuna çakılmıştı!

 ‘’Gebereceksin!’’

 Ba Lin havaya fırladı. Alevli kılıcı elinde, aniden saldırmıştı!

 Ona yaklaşan kılıcın alevleri Frost’un gözbebeklerinde seçilebiliyordu. Kadın elini savurduğu gibi buz saçaklarını çağırarak kükremişti, ‘’Buz Zırhı!’’

 “Sha sha sha… ”

 Ufak buz parçaları kadının etrafında dönüyor, zamanla vücudunun her yerini kaplayan bir buz-zırhına bürünüyordu. Zırhın tamamiyle buzdan yapıldığı ortadaydı.

 “Peng!”

 Ba Lin’in saldırısı buz zırhına saplandı, bir anlığına sarsılan buzda birkaç çatlak oluşmuştu.

 Kollarını iki yana açan Frost havada süzülen kılıcı kontrol ediyordu, bu onun yeteneklerinden biriydi. Ardından, ellerini öne uzatarak kılıcı Ba Lin’in göğsüne yönlendirmişti. Ba Lin’in göğsündeki zırha temas eden kılıçtan etrafa kıvılcımlar saçılıyordu. Herifin göğsündeki aslan figürü anında milyonlarca parçaya ayrılmıştı!

 ‘’Bu…’’

Ağız dolusu kan tüküren Ba Lin geriye çekildi. Gözlerindeki öfke daha da artmıştı, ‘’Bu ne tür bir yetenek böyle? Havadaki kılıcı kontrol edebiliyor. Hmph, bu…hangi kadim teknik o zaman? Luo Lin’in ejder mezarlarından çok sayıda kayıp hazine elde ettiğini duymuştum. Görünüşe göre duyduklarım doğruymuş; Ejderha Şehri’nin insanları mezar soygunu yaparak kendi güvenliklerini sağlıyorlar demek, hmph!’’

 ‘’Kral Luo Lin’i aşağılamana izin vermeyeceğim!’’

 Frost elini geriye çekerek söylendi, ‘’[Rotasyon Kesiği]!’’

  Uzun kılıç hemen çağrıya yanıt vermiş, adeta canlı bir varlık edasıyla havada süzülmeye devam etmişti. Aniden, zarif hareketlerle Ba Lin’in sırtına atılan kılıç kana doymuştu. Frost artık dokunulamaz, ulaşılamaz bir figür haline bürünmüştü. Uzaktan kılıcını kontrol ediyordu ve Ba Lin’in canı %40’lara düşmüştü.

……..

 ‘’Okçular!’’

 Hemen arkamda duran Lekesiz grubu harekete geçti. Dizilen okçular yaylarını çekerek Frost’a nişan almışlardı. Şövalyelerden biri söylendi, ‘’Nişan al…Frost’a ateş! Ejderha Şehri’nden gelen şu kadını gebertelim!!’’

 “Sou sou sou…”

 Oklar havada ıslık çalarak Frost’a ilerliyordu. Kısa sürede bu kadar oku atlatamayacağını bilen Frost başını çevirip, elini kaldırdı. Topladığı enerjiyle bir çeşit hortum oluşturarak okların yönünü değiştirmişti.

 ‘’Geber!’’

 Frost’un arkasından yankılanan akılalmaz ısı dalgası, genç kadının sırtına saplanmıştı. Gümüş zırhı çatladıktan sonra Frost bir ağız dolusu kan tükürdü. Kalbimin derinliklerinden yükselen öldürme arzusunu hissedebiliyordum ve hemen ileriye atılarak kılıcımı Ba Lin’e savurdum.

 [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]!

 “Bang!”

 Ba Lin birkaç adım geriye çekildi. Bu esnada ileriye atılmış ve Frost’un suratındaki hafif çaresiz ifadeyi görmüştüm. Onu omuzladıktan sonra [Kızıl Ejder’in Kalkanı]’nı aktif ettim! Hemen arkadamdan yağan oklar Kara Büyü Zırhı’mdan sekiyorlardı. Kaşla göz arasında odak bana çevrilmişti! Zaman kaybetmeden 10.seviye can iksiri içerek 3000 canımı doldurdum. Üstüne bir de [Tedavi]’yi kullandığımda canım tamamiyle dolmuştu!

 Alevli Kaplan Tanrısı kükreyerek meseleye adım attı. [Ateş Gücü Hücumu]’yla Lekesizler’in formasyonunu dağıtmıştı. Üstüne bir de [Keskin Kükreme]’yi savuran yaratığın çabaları sayesinde Lekesizler’in hepsi yarı cana düşmüştü! İşte bu esnada devreye Ruh Ordusu girdi. Çok geçmeden NPCler’den birkaç düzinesi ölecekti.

 ‘’İlk önce Ba Lin’i öldürelim!’’

  Frost sırtındaki acıya katlanatarak zar zor da olsa ayağa kalktı. [Kozmik Kılıç]’ı aktif etmeye başlamıştı. Frost bu saldırıya bütün gücünü katıyordu!

 “Peng!”

 Kozmik enerji bir kez daha Ba Lin’in omzuna saplanmıştı. Akan kanlar yeri kızıla boyayalı çok oluyordu ve manzara gerçekten insanın kalbini titretiyordu. Ba Lin savaş botlarını kaldırarak Frost’a bir tekme savurmuş ve Frost arkasında duran taştan duvara çakıldığı gibi duvar yerle bir olmuştu.

 ‘’Wuu…’’

 Frost soğuk taş parçalarının üstüne düştü, vücudu yara bere içindeydi. Tek eliyle kavradığı kılıç titriyordu ve başını kaldırarak bana bakmıştı, ‘’Yardım et bana…Onu beş saniyeliğine oyala!’’

 ‘’Tamam!’’

 Kılıç elimde, ileriye atıldım. [Bağlayan Zincirler] ıskalayınca [Atik Kılıç]’ı aktif etmiştim. Vücudumu çevirerek [Rüzgar Kılıcı]’nı kullandım. Bossun odağını çekmeyi başaramamıştım. Yaratık hala daha Frost’u hedef alıyordu!

 Frost sessizce bulunduğu yerde diz çökmüştü. Vücudunu kaplayan kadim gücü gözle görebiliyordum. Ejderhaların gücü yavaşça yükseliyordu ve Frost’un kadim büyülerden birini daha kullandığına şüphe yoktu. Üstelik yeteneği kullanmak zaman alacak gibi görünüyordu. Yani, olur da yetenek hazır olmadan araya birileri girerse onca emek boşa gidecekti!

 [Hız]’ı aktif ederek garip de olsa Ba Lin’in önüne geçmeyi başardım. Herif vakit kaybetmeden kılıcını bana savurmuştu, ‘’Çekil önümden!’’

 Peng!

  Kolumda beliren acının farkına varamadan 10 metre geriye savrulmuş ve 3120 canımı kaybetmiştim. [Tedavi]’yi aktif ettikten sonra ayaklarımın altında beliren garip aura [Tek Kişilik Ordu]’dan başka hiçbir şeyi işaret etmiyordu!

 Saldırı yağmuru altında kalan Ba Lin geriye çekilmek zorunda kalmıştı. Nihayetinde, [Kombo]’yla meseleyi tamamlamıştım!

 Hemen arkamda duran Frost’un sesini duydum, ‘’Eğil…’’

 Vakit kaybetmeden diz çöküp, yere yapıştım. Başımın üstünde yankılanan ejderha kükremelerini duyabiliyordum. Frost kılıcını kaldırdı, kılıcın ucunda ilüzyon vari buz ejderhaları belirmişti. Sakin ve düz suratıyla havaya bakan Frost söylendi, ‘’[Yıkım Getiren Buz Ejderhası], hadi!’’

……

“Hong hong hong…”

 Ufacık buz parçalarından oluşan buz ejderi Ba Lin’in vücudunu kaplamıştı. Herifin canı gitgide düşüyordu ve ben farkına varamadan canı yere vurmuştu!

 Lakin, Lekesizler de arka tarafta boş boş bekliyor değillerdi. Öte yandan Frost [Yıkım Getiren Buz Ejderhası]’nı aktif ettikten sonra yere yığılmıştı. Görünüşe göre bir süreliğine mücadele edemeyecekti.

 İmparator Qin’in Kılıcı elimde, Ba Lin’e doğru atıldım.

 “Kacha!”

  Herifin devasa, şişman kolu yere düşmüş, ardından Ba Lin’in bütün vücudu yere yığılmıştı. Kolunu bizzat kesmiştim. Eğilerek kılıca uzandım ve kılıcı kaldırarak kükredim, ‘’Ruh Emen Şehri’ndeki herkese sesleniyorum, mücadeleyi bırakın ve emirlerime kulak verin!’’

…………

  Önümdeki Lekesiz grubu şaşkına dönmüştü. Oracıkta ne yapacaklarını bilemiyorlardı, ‘’Kralımız….kralımız öldü…’’

 “Pa… ”

 Askerlerden biri diz çöktü. Ardından, diğer askerler de diz çökerek sadakatlerini ve saygılarını göstermeye başlamışlardı. Koca Lekesiz grubu önümde diz çöküyordu. Gerçekten de bu kılıç kimdeyse Lekesizler’in kontrolü de ona geçiyordu!

 [] [] []