Ya bu cocuk harbi salak yaw anla rtik kaygizis seni *#*#* atiyor :D dkdkdndn
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
62. Bölüm Demek Benden Hoşlanıyorsun
Ertesi gün, ilk ders Çince…
Kollarımı göğsümün önünde birleştirmiş ve hanımefendinin yanında otururken hemen uykuya dalmıştım.
‘’Acıktım…’’
Wan Er masaya başını yasladı ve omzuyla beni dürttü: ‘’Uyan biraz, profesör sana bakıp duruyor. Eğer uyumaya devam edersen başın belaya girecek!’’
Gözlerimi ağır ağır açtım: ‘’Eh?’’
‘’Huh, daha demin seviyeni kontrol ettim. Hala 32. Seviyedesin…’’
‘’Şey…’’
‘’Yavaş yavaş, işleri ağırdan alıyorum. Pişmanlık olmadan ve pes etmeden yola devam. Zaten hayat dediğin de böyle değil mi…’’
Wan Er gülümsedi: ‘’Ne? Feng Han’a ölüp, 1 seviye düşmedin mi yani?’’
Başımı yere gömmek istiyordum… Öyle güzel bir ağızdan, böyle zehir dolu sözler nasıl dökülebiliyordu ki?
Yan tarafamızda oturan Cheng Yue gülümsedi: ‘’Xiao Yao, duyduğuma göre Feng Han dün gece vadiye gelip, seninle kapıştığını kabul etmiş. Ancak yenip, yenmediği konusunda bir şey söylememiş… Söylesene, hanginiz kazandı?’’
Duraksadım: ‘’Yenmek ve yenilmek çok da önemli değil canım…’’
Wan Erbaşıyla onayladı ve her şeyi biliyormuş gibi söylendi: ‘’Oh, ben biliyorum ne olduğunu…’’
Hemen ona bir bakış fırlattım: ‘’Hiçbir şey bilmiyorsun!’’
(ÇN: Jon Snow abimize selam.)
Wan Er bana bir bakış attıktan sonra gözlerim kar beyazı omuzlarına kaymıştı. Hehe, bu kaliteli bluz cidden omuzlarını ortaya çıkarıyordu…
‘’Bak…’’
Wan Er telefonunu bana uzattı. Kader forumuna girmiş ve bir sayfa açmıştı: ‘’Bu konuyu Jian Feng Han dün açmış.’’
Konuya bakar bakmaz şaşırmıştım. Gerçekten de Feng Han’ın karizması kendine özgüydü. [Öncü] klanını Ba Huang’a getirdiği için şehirde işler baya karışmıştı. Tabii forumda da ünlü sayılabilecek biri olduğundan, enteresan bir konu açılmıştı.
【Konu】 Ateş Taşı Kanyonundaki Mücadeleyle ilgili! (Konuyu Açan: Jian Feng Han)
Yazı: Tamam, kabul ediyorum. Dün gece söylentilerdeki gibi tek başıma Ateş Taşı Kanyonuna gittim ve şu bahsi geçen Kaygısız Xiao Yao’yu aramaya koyuldum. Açıkçası onun ne kadar güçlü olduğunu merak ediyordum ve bunu öğrenmek adına 2 kez düello yaptık. Sonuçları merak mı ediyorsunuz? Kusura bakmayın ama açıklamayacağım. Lakin şunu söyleyebilirim ki Kaygısız Xiao Yao kaliteli bir rakip, ileride onun gibi daha fazla insan ortaya çıkarsa, Ba Huang gitgide ilginç bir yer olacak gibi görünüyor!
……
Bu konunun altında bir sürü cevap da vardı tabii.
【Cevap 1】 General Wang Jian: Sonuçları açıklamıyor musun yani? Heh, yoksa efsanelerde geçen 1 numaralı kılıç ustası Jian Feng Han yenildi mi?
【Cevap 2】 Sessiz Ay: Ha! Jian Feng Han’ı ne sanıyorsun sen? O bir kahramandır! Nasıl öyle saçma sapan birine kaybedebilir ki?
【Cevap 3】 Açık Boşluklar: Feng Han böyle devam et! Seni çok seviyorum!
【Cevap 4】 Yue Qing Qian: Öhömmm, bana kalırsa Xiao Yao’dan daha havalısı yok, muhtemelen Feng Han kaybetmiştir…
……
【Cevap 479】 Jian Feng Han: Yue Qing Qian, kaybettiğimi nereden biliyorsun?
……
【Cevap 1246】 Yue Qing Qian: Hehe, Jian Fen sen ünlü bir oyuncusun… Eğer kaybetmediysen, 37. Seviyeden 36’ya düşmeni nasıl açıklayacaksın?
【Cevap 1247】 Gözleri Yaşlı: Ah, güzel dedin! Ben de merak ediyordum, eğer ölmediyse nasıl seviye düştü ki?
…….
【Cevap 4779】 Kara Kalem: Daha fazla tartışmaya gerek yok. Feng Han mücadelenin videolarını yayımla ve sakın bize videoya almadım deme zira; oyun son 24 saati kayıt altına alıyor!
……
Sonunda, Ba Huang’daki binlerce oyuncunun baskısına dayanamayan Feng Han videoları yarım saate yayımlayacağını açıklamışta.
‘’Ne diyorsun?’’ Wan Er’in gözlerindeki muzipliği fark etmek pek de zor değildi: ‘’Belli birilerinin birkaç dakika sonra olay videosu yayımlanacak gibi…’’
‘’Hmph, çoktan alıştım bile…’’
Cheng Yue gülümsedi: ‘’Merak etme, yenmek ya da yenilmek bu tarz oyunlarda oldukça olağandır. En kötü ihtimalle baştan başlarsın…’’
Önce Cheng Yue’ye ardından da Wan Er’e baktım. Bir şey söylemeden ne kastettiğimi anlamışlardı. Kısacası Wan Er’e: Cheng Yue’yi örnek al biraz! demek istemiştim..
Wan Er gerçekten zeki bir kadındı ve hemen aklımdan geçenleri kavramıştı. Bir şey söylemese de dişlerini sıkmıştı. Gıcırdayan dişlerin sesi kulağıma gelince kalbim dört nala koşmaya başladı. Hassiktir, işim bitti…
……
İndirmeyi bitirdikten sonra Wan Er telefonun sesini kapattı ve kitabın arkasına koydu. Ekrana dokunduğu gibi video oynamaya başlamıştı. Bu Feng Han’la ilk mücadelemizin videosuydu. Güzeller güzeli hanımefendiler heyecanla mücadeleye izlerken, sırtımdan soğuk terler akıyordu. Ahh ah kötü hatıralar… Feng Han’ın oyuncu ve evcil hayvan taktikleri neredeyse mükemmel olduğundan, beni öldürmesi çok da sorun teşkil etmiyordu.
İlk videoyu bitirdikten sonra Cheng Yue söylendi: ‘’Ah, demek böyle olmuş… Xiao Yao boşa ölmemişsin. Feng Han’ın taktikleri cidden gerçek gibi değil!’’
Wan Er yumruklarını sıkmış ve sinirden deliye dönmüştü.
‘’Wan Er, ne oldu?’’
‘’Hmph, benim adamımla uğraşırsın demek…’’ Wan Er’in gözlerindeki öldürme isteği gitgide artıyordu: ‘Ba Huang’a gidip, şu Feng Han’la bir kapışayım bakalım…’’
Cheng Yue hemen Wan Er’in lafını bölmüştü: ‘’Sakin ol. Aranızdaki sınıf farkı çok bariz. Ağır zırh giyen bir kılıç ustasıyla nasıl başa çıkacaksın ki? Ayrıca onun kadar yetenekli de sayılmazsın…’’
Wan Er’in suratı kızarmıştı: ‘’Yetenek geliştirilebilir…’’
Bir şey söylemedim.
İkinci mücadele başlamak üzereydi. Bu savaştaki performansım hiç fena sayılmazdı. Feng Han’ın oyuncu-evcil hayvan taktiğini kopyalamış ve onun üzerinde baskı kurmuştum. Ancak buna rağmen kaybetmeye yaklaştığım için odak değişimi taktiğimi kullanmıştım. [Rüzgar Kılıcı]’mın Feng Han’ın zırhını delip geçtiğini gören Wan Er sıraya yumruğunu vurdu ve gülümsedi: ‘’Olağanüstü!’’
Bir anda bütün sınıf sessizleşmiş ve gözler bize dönmüştü. Profesör gözlüklerini düzelttikten sonra koydu: ‘’Lin Wan Er, bir sıkıntın mı var?’’
Wan Er ayağa kalktığında suratı kıpkırmızıydı: ‘’Hayır…’’
Yavaş yavaş oturdu ve inanın bana, o sırada suratından yayılan sıcaklık dalgalarını hissedebiliyordum. Masanın altına bir bakış fırlatıp, söylendi: ‘’Hmph, Li Xiao Yao öldün sen!’’
‘’Ne yaptım ki…’’
Cheng Yue: ‘’Aptallar…’’
……
Biraz zaman geçtikten sonra Wan Er defterine bir şeyler çizmeye başladı. Defteri benim önüme uzattıktan sonra, sayfanın üstünde bir şeyler yazdığını gördüm. Daha doğrusu bir şeyler çizilmişti. Yönler ve geniş yayların yer aldığı çizimler toplamda 12 ufak resim oluşturuyordu. Hepsi de Çince karakterlerle donatılmıştı.
Biraz baktıktan sonra ne olduğunu anlamıştım: ‘’Bu… Bu...’’
Wan Er cevap verdi: ‘’Evet, bu!’’
Cheng Yue: ‘’Oh… Bu Feng Han’ın taktiklerini anlatan bir resimler dizisi değil mi! Wan Er muazzamsın…’’
Wan Er hafifçe söylendi: ‘’Oyuncu-evcil hayvan ikilisinin yem, saldırı ve geri çekilme taktikleri, çoktan araştırdım ve bunları önceden gördüm. Lakin iş taktikleri kullanmaya gelince Feng Han’la boy ölçüşmem imkansız. Bunlar oyuncu-evcil hayvan ikilisinin 12 olası savaş taktiği. Eğer tamamen anlayabilirsen, durumu da kavrayabilirsin. Eğer çözersen bu sabahki gibi açık ara farkla kaybetmezsin. Bildiğin gibi, ikinci mücadeleyi kazanmış olsan da bire birde bir şansın yoktu. Feng Han’la bir kez daha karşılaşırsan aynı numarayı kullanamazsın.’’
Durumu kavramış ve başımı öne doğru sallamıştım: ‘’Mm, anladım. Teşekkür ederim Hanımefendi. Gerçekten benden hoşlanıyorsunuz…’’
Wan Er bir anda ayağa fırladı ve bana bir bakış fırlattı: ‘’H… Hayır!’’
Yine aynı sessizlik.
Profesör gözlüklerini düzeltti: ‘’Lin Wan Er, yine mi bir sıkıntın var?’’
Wan Er başını kaldırıp cevap verdi: ‘’Ah… Ben, ben…’’
Hemen ayağa fırlayıp, durumu açıkladım: ‘’Yaşlı adam, Wan Er sandalyede bir böcek gördüğü için ayağa fırladı, bakın….’’
Elimi havaya kaldırıp, renkli ve ufak tırtılı gösterdim.
“Ah…”
Wan Er şaşkınlığından olsa gerek hemen Cheng Yue’ye sarılmıştı.
Tırtılı geri koydum ve sınıf eski nizamına geri döndü.
……
Ding Dong…
Ders bitti ve elimde Wan Er’in çizdiği savaş taktikleriyle yola koyuldum. Bu taktikleri bir bir çözmem gerekiyordu. Hay böyle işe, Ba Huang Şehri gitgide karışıyordu, eğer kendimi dikkatli eğitmezsem, daha sonra karşılaşacağım rakiplerime can vermekten başka çarem olmazdı. Çalışmam gerekiyordu!
Öğle vakti yaklaşmış ve 3 ders boyunca uyuduktan sonra sınıftan çıkmıştık. Okulun avlusunda yürürken yapraklar gökyüzünden dökülüyordu. Sanki her an biri onu benden çalabilecekmiş gibi hissettiğim için Wan Er’in arkasındaydım.
Çok zaman geçmeden önümüzde tanıdık tipler belirdi. Liu Ying ve grubu… Bu tiplere zaten gerekli cezayı verdiğim için ilgimi çekmemişlerdi.
……
‘’Li Xiao Yao, cidden kaygısızsın değil mi?’’
Liu Ying uzaktan bana birkaç laf atıp Xu Yue’ye sarıldı: ‘’Yine de kadın seçimin hiç fena değil!’’
Wan Er başını çevirip, bir bakış attı: ‘’Liu Ying, ne diyorsun!’’
Liu Ying cevap vermemiş ve bana bakmıştı: ‘’Li Xiao Yao, izle de gör bakalım. Daha ne kadar kaygısız gezebileceksin!’’
---
Magnec