Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

100. Bölüm Çılgınlar Gibi Seviye Kasmak!

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

Hang Zhou, Batı Gölü Bölgesi; Batı Kanalı, yoldaki evlerden birinde…

 Saat 17:00 suları…

  ‘’Xiao Yao, ev üç odalı; ne diyorsun?’’ Song Han, elinde tuttuğu kağıtlarla söylendi: ‘’Bana kalırsa bizi kazıklamaya çalışıyorlar gibi; aylık 2500 RMB nedir yahu, gerçek mi bu?’’

  Evin balkonunda dikilirken, dışarıyı izliyordum: ‘’Öyle dememek lazım; bence ev gayet güzel. İkinci kat ve üç odaya 2500 hiç de pahalı sayılmaz. Ayrıca mahallede bir sürü ufak dükkan var; yani ucuz yemek sorunumuz da çözülmüş olur. Tam bu tarz bir eve ihtiyacımız var.’’

  ‘’Ancak  burayı tutarsak başka bir şey için paramız kalmayacak…’’ Fox’un kaşları çatılmıştı: ‘’Sadece yemekle geçinmek sıkıntı; 300 RMB paramız kaldı, ne yapacağız?’’

  Yanımda duran Lin Wan Er söylendi: ‘’Ayrıca kamyon da tutmanız lazım; sonuçta eşyaları taşıyacaksınız. Bunu da hesaba katarsanız; Zhan Long bu hafta hızlı noodledan başka bir şey yemeyecek gibi görünüyor…’’

  Yaşlı K yumruklarını sıktı: ‘’Hızlı noodlelar ucuz mu sanıyorsun? Tanesine 2 RMB vermemize rağmen, bir paket dişimin kovuğuna bile gitmiyor!’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Aynen…’’

  Song Han bana baktı: ‘’Xiao Yao, liderimiz sensin, karar senin. Bu yemek işini nasıl çözeceğiz?’’

  Sesli düşündüm: ‘’Çözüm gayet basit. Yaşlı K, aşağı inip bir torba pirinç ve sebze alıyorsun. En azından bu şekilde 1 hafta idare edebiliriz. Yedi gün içinde 40.seviyeye ulaşabilirsiniz. 40 olduğunuz taktirde, altın ve ekipman elde ederek bunları gerçek paraya çevirebiliriz!’’

  Yaşlı K başıyla onayladı: ‘’Tamamdır, bana uyar!’’

  Lin Wan Er bana bakıp söylendi: ‘’Cidden nasıl geçineceğinizi biliyorsunuz…’’

  Gülümsedim: ‘’Daha zor zamanları da yaşamıştık, bu ne ki…’’

  Song Han, Fox ve Yaşlı K da sözlerime katılmıştı. Ayrıca gençlik rüyamızı yerine getirmek istiyorsak, biraz zorluğa da katlanmamız gerekeceğine şüphe yoktu. Zaten duyduğuma göre pirinç+sebze ikilisi oldukça lezzetli olan bir karışımdı…

……

  Gecenin ortasında, Zhan Long üyeleri kendi evlerine gitmeye hazırlanırken, ben de aralarında kılıcım olan ‘’Xiao Hei’’’nin de bulunduğu eşyalarımı toparlamıştım. Kaptan ben olduğum için, güneş gören odayı da başkasına verecek değildim. Kılıcı yatağın altına koydum. Anlaşmaya göre Song Han ve Fox aynı odayı paylaşacak, son odayı da Yaşlı K alacaktı.

  Akşam 19:00 suları, Liu Hua Üniversitesi kantini…

  Dong Cheng Yue heyecanla bana bakıyordu: ‘’Xiao Yao, gerçekten Zhan Long’u baştan kuruyorsun. Seni tebrik ediyorum, artık başkaları sana bulaşamayacak desene!’’

  Başımı öne doğru salladım. Yanımda Yavru Kurt, Ran Min(Yaşlı K) ve Fox olduğu sürece, oyuncular kolay kolay bize bulaşmaya kalkamayacaktı. Zaten şu anki gücümle, tek başıma 10 kişiye bile meydan okuyabilirdim. Ne sandınız yani!

  Lin Wan Er önündeki pudingden bir ağız dolusu yedikten sonra bana baktı: ‘’Hey… sürekli elindeki kağıda bakıp duruyorsun, ne yazıyor orada?’’

  Gülümsedim: ‘’Oyun tecrübelerimiz ve kişisel bilgiler, Kader’in resmi sitesine stüdyo başvurusunda bulunmayı düşünüyorum. Bu yüzden en azından katılacak 3-4 oyuncunun bilgilerini yollamam lazım…’’

  ‘’Oh? Ver bakayım…’’

  ‘’Tabii.’’

  Kağıdı alan Lin Wan Er biraz göz gezdirdikten sonra gülümsemişti: ‘’Xiao Yao, Hangzhou’da yaşıyor, 25 yaşında. 2014 yılında [Fetih]’e katıldı: oradaki ismi Abiniz Xiao Yao Zhan Jiang Hu’ydu. Ulaşabildiği en yüksek sıralama: 3,147,789. [Kader]’deki ismi: Kaygısız Xiao Yao, seviye 42, sınıf: Kılıç Ustası. Akılalmaz hamleler, kılıç dansları ve üstün performans, hahah….’’

  ‘’Hey Wan Er, gülmesene!’’ diye sitem ettim.

  Lin Wan Er gülümsedi ve okumaya devam etti: ‘’Song Han, 24 yaşında, Hangzhou’da yaşıyor. 2015 yılında [Fetih]’e katıldı, ismi: Kurt Totemi’ydi, en yüksek sıralaması: 497. Henüz [Kader]’e başlamış değil. Hahah, Song Han cidden iyi bir oyuncuymuş! Xiao Yao, ona liderlik edebileceğine emin misin?’’

  Kollarımı birleştirdim ve gülümsedim: ‘’Küçüklükten beri Yavru Kurt benim kardeşim gibidir. Daha önce lafımı dinlemediğini hatırlamıyorum.’’

  ‘’Hadi bakalım!’’

  Lin Wan Er okumaya devam ediyordu: ‘’Ran Min, 26 yaşında, Hangzhou’da yaşıyor. [Fetih]’e 2014’te katıldı, oradaki ismi: Kahraman Ran Min, en yüksek sıralaması: 2,141,770. Henüz [Kader]’e katılmış değil. Hm… Bu Ran Min Yaşlı K değil mi? Görünüşe göre seninle aynı seviyedeymiş…’’

  Kalbim acımıştı, başımı eğdim ve pilavdan bir kaşık aldım. Ben pilava dalmışken Dong Cheng Yue bir kahkaha patlatmıştı: ‘’Xiao Yao’nun şu anki sıralaması 3.000,000’dan düşük olamaz…’’

  Lin Wan Er hemen gülümsemişti: ‘’Ah, orası kesin. Zaten şu anda oyunda 1.000.000 insan var. Yeni başlıkları da eklersen, sayı 6.000.000’e çıkıyor.’’

  Sayfaya geri dönen Lin Wan Er söylendi: ‘’Liu Yong, 27 yaşında, Hangzhou’da yaşıyor. 2014 yılında [Fetih]’e katıldı, ismi: Fox. En yüksek sıralaması: 3479. Henüz [Kader]’e katılmış değil. O orta yaşlı Fox’un 3000’lere girebildiğine inanamıyorum. Aslında bu Zhan Long hiç de fena görünmüyor. Çalıların arkasına saklanmış, yükselmeyi bekleyen tipler gibisiniz…’’

  Sitem ettim: ‘’Ne orta yaşlısı yahu? Herif daha 27’sine yeni bastı.’’

  ‘’Bence en az 40 gösteriyor…’’

  ‘’İyi tamam, sen kazandın. Lin Wan Er, benim üzerimde Zihin Okuma’yı kullanmanı yasaklıyorum yoksa kapışırız ona göre!’’

  ‘’Tamam, tamam, zaten senin sapkın düşüncelerini merak etmiyordum…’’

 “……”

……

  ‘’Xiao Yao, dün gece uyumamışsın. Yorgun hissetmiyor musun?’’ Dong Cheng Yue söylendi.

  Göz kapaklarımın kapanmasına engel olmaya çalışırken cevapladım: ‘’Yorgun hissediyorum tabii, nasıl hissetmeyeyim…’’

  ‘’O zaman odana git de yarına kadar uyu…’’ Dong Cheng Yue benim için endişeleniyormuş gibi görünüyordu: ‘’Baksana, gözlerin çoktan kızarmış, ah…’’

  Lin Wan Er daha fazla dayanamamış ve öksürerek meseleye orta yerinden dalmıştı: ‘’Yeter bu kadar Dong Cheng, o kadar ilgi gösterme…’’

  ‘’Neden?’’ Dong Cheng Yue tatlı gözleriyle sordu.

  Lin Wan Er dudaklarını ısırıp, yumruklarını sıkarak cevapladı: ‘’Aptal… Benim korumama bu kadar iyi davranmana nasıl dayanabilirim ki?’’

  Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Oh, tamam tamam anlaşıldı, dikkat ederim…’’

  Lin Wan Er bana baktı: ‘’Yarın derse gelecek misin?’’

  ‘’Gelemem…’’ Başımı iki yana doğru salladım: ‘’Geri döndüğümde, geceye kalmadan uyanmam lazım. Uyandıktan sonra yarın bütün gün seviye kasacağım. Yine de akşam yemeğinde görüşebiliriz...''

  ‘’Neden kendini bu kadar zorluyorsun?’’

  Gülümsedim: ‘’Ateş Feneri Miğferi’ni takabilmek için bir an önce 45 olmam lazım. 45 olduğumda, bizimkiler de 10.seviyeye ulaşıp, başlangıç köyünden çıkarak Ba Huang’a gelmiş olurlar muhtemelen. Şehre geldiklerinde onları kasmaya gideceğim. Aslına bakarsanız bir sürü düşmanım olduğu için miğferi bir an önce takmak istiyorum. Eğer o miğferi takarsam, o zaman bana kimsenin meydan okuyabileceğini sanmıyorum…’’

  ‘’Tamam yeter bu kadar, yoruldum sen konuşurken…’’

  ‘’Zirveye ulaşmak adına çekilen çile kutsaldır!’’

  ‘’İdealist olmak iyi güzel; ancak unutma ki üç büyük şehirde seni alaşağı edebilecek en azından 100 oyuncu vardır…’’

  ‘’Ah, hanımefendi, dürüstlük erdemdir deseler de, biraz daha nazik olsanız diyorum…’’

 ‘’Artık bir dahaki sefere denerim…’’

 “……”

……

  Kantinten çıktan sonra markete gittik ve kızlar abur cubur almaya koyuldu. Görünüşe göre onlar da yarın dersi ekip, seviye kasacaktı.

  Odaya döndüğümde dört göz hala oyundaydı; neler yaşadığını yalnızca yukarıdaki ve kendisi biliyordu!

 Yatağın yanında duran alarmı ayarladım. Gece çabucak gelmiş ve alarm sesleriyle havaya fırlamıştım. Planladığım şekilde güneş doğmadan önce uyanmıştım. Zhan Long Stüdyo’sunun kaptanı olduğumdan sebep 45.seviyeye bir an önce fırlamam gerekiyordu. Yalnızca güçlü olursam, arkadaşlarımı koruyabilirdim. Böylece başlangıç seviyelerini de kolayca geçmelerini sağlayacaktım.

  Oyuna girdim!

 “Shua!”

  Ba Huang’da belirdiğim gibi ekipmanları tamir ettirmiş ve iksirlerimi yenilemiştim. Ardından kimseye bir şey söylemeden kılıcımı çektim ve Ejderha Şehri’ne doğru yola koyuldum. Vay arkadaş, her ne kadar Ejderha Şehri benim resmi olarak ikinci şehrim olsa da, bana herhangi bir ekstra yarar sağlamamıştı! Hatta sırf oraya gideceğim diye 1 saat yol yürümek zorunda bile kalıyordum!

  Ejderha Şehri’ne geldiğimde, saat 01:00’a geliyordu, Ejder Mezarı’na girdim ve beklendiği gibi, koca bir gün boyunca buraya uğramadığım için Karl bana sürüyle görev verdi. Aldığım görevlerden ilki; Ejder Mezarı’na sızan Gizemli Böcekleri temizlemeyi içeriyordu. Genel bağlamda 47.seviyedeki bu böceklerin yüksek defansları ve yüksek saldırı puanları vardı. 1000 adet böcek öldürmem gerektiğinden, bu aslında tam da seviye kasmak için vazgeçilmez bir görev olagelmişti. İkinci görevse ilkine kıyasla daha zordu; Ejder Mezarı’nın derinliklerinde gömülü olan kemikleri çıkarıp, bunları birleştirerek hayatını kaybetmiş ejderhanın ruhunu huzura kavuşturacaktım. Aslında bu görev tam da arkeologlar için tasarlanmışa benziyordu.

   Ejderha Şehri’nin etrafını temizleyen bir koyucu olduktan sonra, daha önemli meselelerle uğraşacağımı düşünmüştüm. Lakin kim bok toplamayı bırakıp, kemik kazmaya başlacağımı tahmin edebilirdi ki?

……

  Yine de bu 47.seviye Gizemli Böcekler bir hayli yüksek TP veriyordu. Karl bana 1000 adet öldürmemi söylese de, sabahın 09:00’na kadar gözümü kırpmadan böcek doğramıştım. Dürüstçe söylemek gerekirse kaç tane böcek öldürdüğümü hatırlamıyordum; lakin TP barım 43.seviyenin %47’sine kadar çıkmıştı. Görevi verdiğimde 43 %79 olmuştum. 44.seviye gözlerimin ucundaydı anlayacağınız!

  Kılıç omzumda, meseleye devam ettim; Ejder Mezarı’nın derinliklerine doğru ilerlemye koyuldum. Kasvetli mezarlığa göz gezdirirken, sonunda kırmızı ejderhanın kan izlerine rastlamıştım; bu izlerin altına gömülmüş birkaç ejderha kemiği olacağına şüphem yoktu! Hemen kılıcı alıp kazmaya başladım!

  5 dakika boyunca kazdıktan sonra sonunda kılıcım sert bir cisme çarpmıştı. Topraktan çıkardığım nesneyi temizledikten sonra bunun ejderhanın kafatasına ait bir kemik olduğunu gördüm.

  Dingg!!

 Sistem Notu: Tebrikler, ejderha kemiği bulduğunuz için 4000 TP kazandınız!

……

  Kazmaya devam ederken bu görevin bana ciddi manada yüksek TP kazandırdığını fark etmiştim. Saat 12:00 olmadan, 44. %67 olmuştum. Bu hızla gidersem, yarına kalmadan 45 olabileceğime şüphe yoktu. Tabii bu kadar hızlı kasan bir tek ben değildim. Örneğin elinde Cennet Düzeni’nin Kılıcı olan Jian Feng Han çoktan 47 olmuştu ve aynı şekilde Yan Zhao da 47.seviyeye ulaşmıştı. Millet deli gibi TP Kasıyordu!

  Di!

  Sistem Notu: Oyuncu [Kurt Totemi] size arkadaşlık isteği yolladı, kabul ediyor musunuz?

……

  Yavru Kurt’un resmini hemen tanımıştım. Bir hayli heyecanlı görünüyordu ve bir kahkaha patlattıktan sonra söylendi: ‘’%90+ gerçekliğe sahip oyunlar cidden keyifli oluyormuş Xiao Yao. Üçümüz birlikte kasıyoruz. İsimlerimizi zaten biliyorsun; ancak bizim Başlangıç Köyü oraya baya uzak!’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Ah, tamam o zaman, hadi 10 saat içinde 10.seviyeye ulaşıp, Ba Huang’a gelin. Sonra ben sizi kasacağım!’’

  ‘’Tamamdır!’’

 (ÇN: Uyku düzeni değişti, sabahın 07:00’ında kalktıp 09:00 uçağıyla İstanbul'a geldiğim için ayakta zor duruyorum. Birkaç sistem projesi düşündüğümden, günü 1 bölümle tamamlayacağız arkadaşlar. Ama dediğim gibi, endişemiz olmasın. Önümüzdeki günlerde (Birkaç gün için geçerli) 3’er bölüm atarak telafi edeceğiz. Açıkçası kendimi zorlamak istemiyorum, sonra insanın çeviresi gelmiyor. Anlayış göstermenizi rica ediyorum! Eğer 1 ayda 100 bölüm çeviren başka bir arkadaş olsaydı, sitemlerinizi kabul edebilirdim; ancak zaman geçtikten sonra kabak tadı veriyor. Bugüne dek yaptığım davranışlarla kendimi sizlere kanıtladım diye düşünüyorum. Bu yüzden motivasyonel konuşmalarla yolumuza devam edelim. Her zaman olduğu gibi sizleri seviyor ve iyi geceler diliyorum. Yarın 3 bölümle görüşmek üzere!)