Bu fırst gerçektende bu kadar şey olduğunu bilmiyordum. Novelde bile fırst uı gordum ya:)
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
86. Bölüm Doğu Yıldızı Stili
‘’Bu meseleyi böyle bırakamazsın, intikamını alman lazım…’’ Cheng Yue yumruklarını sıkmış ve bana keskin bir bakış fırlatmıştı.
Wan Er de bana umut dolu gözlerle bakarken başını öne doğru sallamıştı.
Biraz düşündükten sonra telefonumu çıkardım. Hazırladığım iki parçalık video hala duruyordu. Videoların ilk parçasında Feng Han’ın bana ekipmanlarla ilgili verdiği sözler yer alıyordu. İkinci parçadaysa mor ekipman için öldürülmemiz yer alıyordu. Bu ikiliyi birleştirirsem, Feng Han’ın söyleyeceği pek bir şey kalacak gibi görünmüyordu.
……
Tik!
Cep Telefonu Uyarısı: Oyun videosunu yüklemek istiyor musunuz?
Hemen onayladım ve videonun ismini yazdım: [Kılıç İçin Mücadelenin Gerçek Yüzü]
Ardından açıklamayı ekledim: Bendeniz Kaygısız Xiao Yao. Herkes bu videoları izledikten sonra meselenin asıl yüzünü anlayacaktır. Jian Feng [Öncü]’nün klan başkanı ve üst seviye bir oyuncu olsa da, dürüst bir şahıs değildir. Soruyorum sizlere, dürüst bir insan arkadaşlarını mor ekipman için satar mı? Fazla açıklama yapmak istemiyorum zira; videolar her şeyi açıkça gösteriyor.
……
Videoyu foruma yüklemem yaklaşık bir dakikamı almıştı.
Wan Er sayfayı yeniledi ve gülümsedi: ‘’Seni destekleyeceğim…’’
Cheng Yue de telefonunu çıkarmıştı: ‘’Mm, ben de…’’
‘’Teşekkürler!’’
Birkaç dakika sonra Cheng Yue başını kaldırıp gülümsedi: ‘’Xiao Yao, şuraya bak, konunu sabitlemişler! Hehe, olaylar gitgide ilginçleşiyor, bakalım Feng Han bu konuya ne diyecek!’’
Konuya baktığımda cidden anasayfanın en üstüne sabitlendiğini gördüm. Birkaç dakika bile geçmeden binlerce cevap gelmişti---
【Cevap 1 (Oyuncu Cang Tong)】: First!! Merhaba arkadaşlar…
【Cevap 2 (Oyuncu Color Pond)】: Vhaa, yok artık, gözlerim beni aldatmıyor değil mi? Bir önceki cevabı Fan Shu Şehri’nin 1 numaralı güzelliği mi yazmış?!!
【Cevap 3 (Oyuncu Color Pond)】: Aynen öyle! Dedikodular doğruymuş, Cang Tong Xiao Yao’yu gerçekten tanıyor…
【Cevap 4 (Oyuncu Cang Yue)】: Xiao Yao’yu destekleyin ve Jian Feng Han’ın gerçek yüzünü insanlara anlatın!
【Cevap 5 (Oyuncu Exiled)】: Şu videoya bakın, öğlenki yaşananların asıl yüzü nihayet ortaya çıktı!
【Cevap 6 (Oyuncu Piggy)】: Demek mor kılıç böyle çıkmış…
【Cevap 7 (Oyuncu Yue Qing Qian)】: Oh, Xiao Yao’nın konusu… Xiao Yao’yu koşulsuz destekliyorum!
【Cevap 8 (Oyuncu Öncü’nün İlk Kampı)】: Kaygısız Xiao Yao, o yılan dilinle kimseyi kandıramazsın! Yaşananları bizzat gördük, klan başkanına ilk saldıran sendin ve şimdi de bizi mi şuçluyorsun?’’
【Cevap 9 (Oyuncu Feels)】: 1, 4 ve 7. Konuları yazanları istiyorum…
……
Dudaklarım bükülerek bir gülümsemeye dönüştü: ‘’1-10 arasındaki cevaplarda ne kadar güzel kadın var öyle…’’
Wan Er kahvesinden bir yudum aldıktan sonra gülümsedi: ‘’Tabii yani, zaten Qing Qian sana çoktan aşık olmuş durumda… Güzel ve çirkin hesabı yani…’’
Ona bir bakış attım: ‘’Kim demiş onu? Qing Qian’la öyle bir ilişkim yok ki!’’
‘’Açıklama yaptığına göre meseleyi saklamaya çalışıyorsun demektir!’’
‘’Hayret bir şey…’’
Chen Yue masaya yaslandı ve başını kaldırıp bana baktı: ‘’Xiao Yao, ne yapmayı düşünüyorsun? Hem sen hem de Generaller [Öncü]’yle olanlardan sonra Ba Huang’da pek rahat gezebilecekmişsiniz gibi görünmüyor. Feng Han’dan korkmadığını biliyorum ancak iyi düşün. Ufak bir hareketiyle peşine 1000 kişi takabilir. Öyle ki 40. Seviyenin üstüne bile çıkamayabilirsin. İstese sen 1. Seviyeye düşene kadar bile peşini bırakmaz. Yani kısacası sana isteği her şeyi yapabilir. Fan Shu Şehri’ne gelip [Kahramanın Heybeti]’ne katılmaya ne dersin? Dürüst olmak gerekirse Q Kılıcı kötü bir insan sayılmaz. Feng Han’la birlikte üst seviye oyuncular olarak görülseler de, Q Kılıcı’nın kişiliği çok daha yerinde…’’
Ona bakarken aklımda bir sürü düşünce dolaşıyordu: ‘’Başkalarının klanlarına girmeyi hiç düşünmedim. Aslında ya kendi klanımı kuracak, ya da ikinizden birinin klanına katılıp dünyaya karşı beraber mücadele edeceğimizi falan düşünmüştüm, ancak şimdi başkasının klanına katılırsam, güçlenmek için tanımadığım insanlara güvenmem gerekecek…’’
Wan Er’in omuzları biraz titremiş ve boş bakışlarla tek bir kelime bile etmemişti.
Öte yandan Cheng Yue derin düşüncelere dalmış gibi görünüyordu. Birkaç dakika geçtikten sonra cevap verdi: ‘’Ben de seninle aynı şeyi istiyorum ancak elimizdeki kaynaklar bunun için yeterli değil. Ayrıca ne ben, ne de Wan Er daha önce klan kurduk ve arkadaş listemizde bile yeterli insan yok. Eğer klan kuracak olursak, korkarım ki yalnızca üç kişi olacağız. Ayrıca tek başımızı Klan Tableti bulmamız da imkansız. En azından birkaç düzine şifacıya ihtiyacımız var; nereden bulacağız o kadar insanı?’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Zor olduğunu biliyorum ancak pes etmeyeceğim.’’
Wan Er başını eğdi ve hayal kurarmışcasına masaya uzandı. Birkaç saniye geçtikten sonra başını kaldırıp bana bir bakış fırlatmıştı: ‘’Gerçekten kendi klanını mı kurmak istiyorsun?’’
Yumruklarımı sıktım: ‘’Mm, fırsat bulduğum taktirde eski Zhan Long ekibini tekrar toplayacağım. Eski arkadaşlarımı toparladıktan sonra kendi klanımı kurmayı düşünüyorum. Wan Er sen ve Cheng Yue klanıma gelmek ister misiniz?’’
‘’Gelirsek ne vereceksin peki?’’ Wan Er gülümsedi.
‘’Ne mi vereceğim…’’ Biraz duraksadım: ‘’Kalbimi verirsem tamam der misin?’’
‘’Hadi oradan…’’
Cheng Yue bir kahkaha patlattı: ‘’Bence ikimiz de klanına geliriz ancak tabii klanının yeterince güçlü olması lazım, tamam mı?’’
Wan Er ortama ayak uydurdu ve ciddi bir ses tonuyla konuşmaya başladı: ‘’Li Xiao Yao, klan kurmana yardım edeceğim. Eğer… Mm, eğer klanın Çin’in ilk 10 klanı arasına girebilirse, o zaman Cheng Yue’yle birlikte direkt sana katılacağız, ne diyorsun?’’
Yumruklarımı sıktım ve başımı öne doğru salladım: ‘’Mm, anlaşıldı. Sıkı çalışacağım…’’
Wan Er hafifçe gülümsedi: ‘’Mm, ilk önce Ba Huang’da hayatta kalabilmen lazım… Söylesene bana, o kadar insanı nasıl bu kadar sinirlendirebildin ki? İlk başlarda Batılı Diktatör/Liu Ying peşine takıldı ancak şimdi bütün [Öncü] klanını karşına alıyorsun. Ne desem bilemiyorum…’’
‘’….’’ Cevap vermedim.
Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Bence açıklama gayet basit; Xiao Yao muhtemelen en güçlü şifacıdır, kendi canını doldurmakla beraber saldırı da yapabiliyor. Saldırı gücü ve yenilenme hızı çoktan Jian Feng Han’a, yani üst seviye bir oyuncuya meydan okuyabilecek kadar ilerlemiş durumda. Muhtemelen Feng Han senin en üst seviyeye çıkmanı istememiştir, yani basitçe söylemek gerekirse, seni kıskanmıştır diye düşünüyorum.’’
Gülümsedim: ‘’Hiç öyle olduğunu sanmıyorum. Daha o kadar güçlenebilmiş değilim. Bana kalırsa sadece yanlış zamanda yanlış yerdeydim. Öldürülen ilk mor bosstan mor ekipman düştü. Feng Han o kadar bencil olmayabilir ancak, sunucudaki ilk mor ekipmanı göz ardı edecek kadar da sağlam bir kişiliği yok. Durum böyle olunca aslında neden böyle yaptığını anlamak da çok zor değil…’’
‘’Neyse onu boşver de, şimdi ne yapacaksın onu söyle?’’ Wan Er gülümsedi.
‘’Aslına bakarsanız çok büyük bir plan düşünmedim ancak, ustam Doğu yakasındaki buzlu arazilerde takılıyor. O alandaki yaratıkların seviyeleri yüksek olmakla beraber, araziler de zorlu şartlara sahip. Ba Huang’la da arasında bir saatlik bir mesafe olduğunu düşünürsek; çoğu oyuncunun oraya geleceğini sanmıyorum. Yani Ejderha Şehri’nin etrafında seviye kasmak güvenli olacak. Generallere boss savaşlarında ve ilk klan tabletini ele geçirmede yardım etmeyi de planlıyordum. Tabii bütün bunlardan önce ilk olarak 41. Seviyeye ulaşmak ve temel yeteneklerimin seviyelerini yükseltmek istiyorum. Eğer [Kombo]’yu, [Keskin Buz Kılıcı]’nı ve [Rüzgar Kılıcı]’nı 5. Seviyeye çıkarabilirsem, gücüm ciddi manada artacaktır.’’
“Mm, iyi şanslar!”
“Teşekkürler…”
……
‘’Doğru ya…’’ Wan Er bir anda duraksadı ve bana baktım: ‘’Daha 6’daki yemeğe bir saat var, daha ilginç bir yere gitmeye ne diyorsunuz?’’
‘’Huh? İlginç bir yer mi?’’ Şaşırmıştım.
‘’Kılıç Oyunu bölümüne…’’
‘’Kılıç Oyunu mu?’’ daha da şaşırmıştım.
Dong Cheng gülümsedi: ‘’Kılıç Oyunu bölümünü biliyorum. Hem batı stillerini hem de Çin stillerini bir araya getiren bir bölüm. Duyduklarıma göre bölümü yöneten insanlar oldukça kabaymış…’’
Cevapladım: ‘’Wan Er, orada ne yapacağız ki?’’
Wan Er gülümsedi: ‘’Kılıç Oyunu bölümünde üst sınıflardan birini tanıyorum. Adı Wang Ran, daha önce duymuş muydun?’’
‘’Liu Hua Üniversite’sinin 5. Sıradaki güzelliği…’’ Gülümsedim: ‘’Tabii ki tanıyorum!’’
‘’Bana birkaç gün önce Kılıç Oyunu bölümüne uğramamı söylemişti ancak erteleyip duruyordum. Şimdi zamanımız olduğuna göre neden bir gidip bakmıyoruz? Akşam yemeğinden sonra oyuna girip seviye kasarız, tamam mı?’’
‘’Bana uyar. Cheng Yue, geliyor musun?’’
……
Bahar mevsiminin güneşli havasının eşliğinde kafeden çıktı. Yere düşen yapraklara basa basa okulun doğu kısmına doğru ilerlemeye koyulduk. Genelde bu bahsi geçen doğu kısmında spor salonları, piano odaları, topluluk odaları ve bu tarz etkinlik salonları yer alıyordu. Özellikle basketbol sahasında tansiyon bir hayli gergindi. Heriflerin çıplak kollarından terler fırlıyor ve sahanın etrafını sarmalayan kadınlar da adamların vücutlarını inceliyordu. Tabii birçoğunun ne düşündüğü tahmin etmek çok da zor değildi… Aslında bu bana bir fikir de vermişti; eğer kız tavlamak istiyorsan, sporlar ilgilensen yeterdi. Gerçi gidip futbol oynamak da pek akıllıca sayılmazdı. Basketbol, aynen basketbol en mantıklı seçimdi!
Kılıç bölümünden bir sürü metal sesleri geliyordu. İçeriye girdikten sonra birbirleriyle bamboo kılıçlarını kullanarak karşılaşan birkaç düzine insan gördüm. Çoğu Japon kılıç stilini kullanıyordu. Bu kalabalığın içinde, eşofman giymiş ve elinde bambu kılıcı tutmuş bir vaziyette dikilen bir kadın vardı. Ona baktığımda kadının efsanevi Wang Ran olduğunu hemen anlamıştım.
‘’Hey!’’ Wan Er uzaktan bağırdı.
Wang Ran hemen döndü ve suratına koca bir gülümseme oturdu: ‘’Oh, misafirimiz gelmiş! Wan Er, sonunda buraya uğrayabildin…’’
Wan Er gülümsedi: ‘’Mm, ama yanımda iki arkadaşımı da getirdim. Sorun olmaz değil mi?’’
‘’Yok canım…’’
Wang Ran saygıyla gülümsedi. Aynı sırada arkasında duran erkek öğrencilere de kükremişti: ‘’Güzel kadınlara bakmayı bırakın da antrenmanınıza devam edin! Hadi bakayım!’
Kılıç sesleri tekrar duyulmaya başlamış ve erkek öğrenciler okulun en güzel öğrencisinin geldiğini gördüğünden, daha da sıkı çalışmaya koyulmuştu. Wan Er modern bir tip sayılabilirdi. Her ne kadar Wang Ran’ın sahip olduğu dövüş ruhundan yoksun olsa da, kendi çekiciliğiyle bu açığı fazlasıyla kapatıyordu.
……
Wan Er’in yanında dikilirken etrafta mücadele eden erkek öğrencileri izliyordum.
Bang!
Bambu kılıcı havaya geniş bir yay çizdi. Söylenmeden edemedim: ‘’Kasaya darbesi…’’
Kasaya darbesi, Japon Kendo’sunun 9 temel darbesinden biri.
Wang Ran şaşırmıştı: ‘’Bu arkadaşımız kılıç kullanmayı biliyor mu?’’
Hazırlıksız yakalanmıştım: ‘’Uh… biraz biliyorum…’’
Cheng Yue bana bir bakış fırlattı: ‘’Bana göre Xiao Yao kılıçtan baya anlıyor gibi görünüyor…’’
Anında Wang Ran’ın arkasında duran erkek öğrencilerden biri eline bambu kılıcını almış ve bana doğru gelip kibirle söylenmişti: ‘’Adın ne senin?’’
‘’Li Xiao Yao, ne istiyorsun…’’
Herif gururla kılıcını kaldırdı: ‘’Adım Zhao Mu. Kılıç Oyunu bölümünün başkan yardımcısıyım ve Doğu Yıldızı Stilini kullanıyorum, biraz antrenman yapalım mı?!’’
Elimdeki çay bardağını tutarak söylendim: ‘’Hmm…’’
Magnec