Jian feng hanin zeka seviyesi cokta op diil mis hmn yedi numaeayi :D scfchsfv
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
73. Bölüm Yenik Düşmüş Ordunun Kalkanı
Kolyeye bir bakış fırlattım; ucunda ufak bir savaş baltası asılıydı. Kolyenin kızıl rengi ve öldürmek isteyen iradesi gözardı edilebilecek ayrıntılar değildi. Aynı sırada elime enteresan bir güç akışı da girmişti. Mm, böyle bir hissiyat veriyorsa bu kolye normal bir eşya olamazdı!
【Yenik Düşmüş Ordunun Kolyesi】(Altın Ekipman)
Güç: +27
Dayanıklılık: +25
Ekstra: Defansı 70 arttırır.
Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 38
……
Kolye elimde, kalbim dört nala koşmaya başlamış ve 10 saniye boyunca eşyaya baka kalmıştım. Sonunda nefes almayı hatırladığım için rahatlayabildim. 27 güç ve 25 dayanıklılık veren bir eşya kılıç ustaları için akılalmaz derecede değerliydi! Ayrıca 70 defansın ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek bile yoktu! Bu ekstra 70 defans, savunmaya verilecek 60 puana eşitti. Yani bu kolyeye değer biçmek bile mümkünmüş gibi görünmüyordu!
Pop!
Kolyeyi taktım ve puanlarımı incelemeye koyuldum.
【Kaygısız Xiao Yao】 (Ejderha Şehri’nin Koruyucusu)
Seviye: 38
Saldırı: 639-852
Defans: 675
Can: 1356
Mana: 470
Karizma: 29
……
Generallerden aldığım kolye canımı 50 puan arttırıyordu ancak yeni kolyenin beraberinde getirdiği 25 puanlık dayanıklılık, canımı 200 arttırmıştı. Bunun yanında ekstaradan aldığım 70 defans da hayatta kalma şansımı artıracak bir gelişmeydi! 675’lik bir defansla ortalama rahiplere ve şövalyelere kafa tutabilirdim.
Neden mi?
İlk olarak defans ekipmanlarım oldukça iyiydi. Elit Gümüş Dirsek Koruyucum ve Gümüş Bağcıklı Savaş Botlarım gümüş ekipman ve göğüslüğüm de altın ekipmandı. Bunlara bir de altın ekipman olan kolyeyi ekleyince, defansım da tavan yapmıştı. Güçlü saldırı yeteneklerim ve can doldurma yeteneğin saysinde mücadele gücüm en azından Ba Huang’ın ilk 10’u arasında yer alıyordu. Tabii savaş taktiklerini, kontrolü falan hesaba katarsanız sıralamam 100’lere düşebilirdi; sonuçta VR oyunlarına yeni yeni adapte oluyordum ve karşıma yetenekli bir oyuncu çıktığı taktirde, mücadele benim için zorlu geçiyordu.
Eşyalara bakmaya devam etim. Kolyenin dışında prens bir de kalkan düşürmüştü. Siyah renkli büyük kalkanı kaldırdım ve puanlarını inceledim. Vay anasını!
【Yenik Düşmüş Ordunun Kalkanı】 (Altın Ekipman)
Defans: 170
Güç: +25
Dayanıklılık: +20
Ekstra: Defansı %0.9 arttırır.
Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 38
……
Kalkanı incelediğim sırada oracıkta dona kalmıştım. 170 puan defans mı? Hassiktir! Dokuz sınıfın içerisinde yalnızca rahipler ve şövalyeler kalkan kullanabiliyordu ve bu kalkan, göğüslük zırhlarından bile daha fazla defans veriyordu! Sadece bunu kullanarak bile tank pozisyonunu alabilirlerdi.
Kalkanı envanterime attım. Zengin olmanın zamanı gelmişti. Tanıdığım herhangi bir arkadaşım bu kalkanı kullanamayacağından, eşyayı satacaktım. Altın-ekipman olduğundan iyi para edeceğine şüphem yoktu!
Yere düşen altınları aldıktan sonra yerdeki garip taşı elime aldım.
[Ruh Taşı]: Silahları ya da zırhları geliştirmek için kullanılır!
……
Ruh taşı mı?!
Mor taşı elime aldıktan sonra düşünmeye koyuldum. Ardından geliştirme sekmesini açıp, kılıcımla birlikte mor taşı da oraya koydum. Gerçekten de geliştirme yüzdesi ortaya çıkmıştı----%90!
Neyse bakalım, ilk başta geliştirelim de sonra bakarız. Sonuçta defansını geliştireceğim gerekli bir zırhım yoktu.
‘’Evet.’’ Yazısına tıkladıktan sonra kulaklarımda tanıdık bir ses duyuldu.
Sistem Notu: Başarılar! [Yeşim Şehri’nin Kılıcı] adlı eşyanın geliştirildi! Ayrıca bir eşyayı ilk geliştiren kişi olduğunuz için 2 puan karizma kazandınız!
……
Güzel, 31 puanlık karizmaya ulaşmıştım ama asıl olay bu değildi. Geliştirildikten sonra kılıcım nasıl görünüyordu?
Hemen envanterimi açtım ve kılıcı elime aldım. Puanları cidden değişmişti.
【Yeşim Şehri’nin Kılıcı +1】(Altın Ekipman)
Saldırı: 210-300(+21-30)
(ÇN: +8’de yanıyor diye biliyoruz biz.)
……
Heheh, puanlardaki +1’i görünce bunun %10’luk bir saldırı artışına sebebiyet verdiğini anlamıştım.
Kılıcımın saldırı puanı 21-30 civarında artmıştı. Görünüşe göre bu ruh taşları ileride büyük bir rol oynayacaktı. Lakin buna rağmen bir silahı ilk geliştiren ben olmuştum. Belki de bu taşı hemen kullanmasam daha iyi olacaktı…
Neyse, gidip görevi vereyim hadi!
NPC kadınlara veda ettim; ne yazık ki onlarla görüşmek için başka bir yöntemim yoktu. Zaten öyle bir olasılık olsaydı, kızlara skype’ımı falan çoktan vermiştim. Ben ayrılırken kızlar göz yaşlarına boğulmuş ve adeta benden ayrılmak istememişlerdi. Neredeyse onlara dönüp ‘’Sanırım bird aha karşılaşamayacağız. Bu yüzden sizden son bir isteğim var, yalnızca bir kereliğine sizinle beraber olayım, böylece yaşadıklarınızı anlayıp, empati kurabilirim…’’ diyecektim.
Kadınların ağlamaya başladığını görünce kılıcımı aldım ve hemen mekanı terk ettim. Çorak havzada bir elimde kılıç, bir elimde de prensin kafası vardı!
Ejderha Şehri’ne doğru depara kalktım ve ağaç gölgesine çökmüş, ahşaptan yaptığı çitlerle ufak yaratıkların şehre yaklaşmasını engellemeye çalışan Dalin’i buldum. Bu gerçekten beni etkilemişti zira; herif hem şehre yemek sağlıyor, hem de şehrin savunmasıyla uğraşıyordu!
Ona doğru yürüdüm: ‘’Usta, çok çalışıyorsun. Bırak da bu ufak meseleleri başkası yapsın…’’
‘’Başkası mı?’’
Bana bir bakış fırlatıp, omzuma dokundu: ‘’Evlat, anlamıyorsun. Her ne kadar Ejderha Şehri’nde yetenekli birçok insan olsa da, bu insanların çoğu pek işe yaramıyor. Şehirde 100 asker, 200 köle ve erzak taşıyanları da düşünürsek 1000’den az insan var! Eğer bu işleri yapmazsam, başkasının yapacağını hiç sanmıyorum!’’
Başımı öne doğru salladım ve sihirli kağıdı çıkarttım: ‘’Usta, verdiğin görevi yerine getirdim ve bir de sana sürprizim var…’’
Bang!
Prensin kafası Dalin’in ayaklarına doğru yuvarlandı. Dalin adeta elektrik çarpmışa dönmüştü ve bana şok olmuş bir şekilde bakmaya başladım: ‘’Bu… Bu Karanlık Cücelerin majesteleri… Ming Jie! Tanrım! Ne yaptın sen evlat? Ming Jie’yi mi öldürdün?!’’
‘’Mm, ne oldu ki?’’
‘’Şey, yok bir şey. Belki de böylesi daha iyidir. Belki de Ming Jie’nin ölmesi iyi bir gelişmedir. Böylece Karanlık Cücelerin saklandıkları yerden çıkamayacağını varsayabiliriz. Ya da… Neyse, boşver şimdi. Evlat, neredeyse imkansız gibi görünen bir görevi tamamladım. Gel bakalım, bu ünvan ve ödüller senin!’’
“Ding!”
Sistem Notu: Tebrikler! A-seviyesindeki görevi [Karanlık Cüce Avı]’nı tamamladınız. 50.000 TP, 100 altın ve 3 karizma puanı kazandınız. Ejderha Şehri’ndeki ününüz gitgide artıyor. Ayrıca [Ateş ve Buz Pelerini]’ni elde ettiniz!
Altın bir ışık hüzmesi vücudumu sarmalamış ve 39. Seviyeye ulaşmıştım!
……
Ödül olarak bir de eşya aldığım için şansım bir hayli yüksekti! Hemen envanterimi açtım ve pelerine çıkardım. Pelerinin bir yanı buz renginde, diğer yanıysa ateş rengindeydi.
【Ateş ve Buz Pelerini】 (Altın Ekipman)
Defans: 150
Güç: +28
Dayanıklılık: +24
Ekstra: Defansı 50 arttırır.
Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 39
……
Pelerinin özelliklerini gördüğümde neredeyse bayılacaktım. Bu nasıl bir eşya arkadaş! Gerçek gibi değil! Bir pelerinin 150 defans vermesi kesinlikle normal günlerde karşılaşabileceğiniz bir olay değildi! Sadece bu değil, pelerinin ekstra 50 defans veren bir de özelliği vardı ve 28 güç, 24 de dayanıklılık veriyordu!
Zaman kaybetmeden pelerine giydim ve bir anda vücuduma sıcak-soğuk bir ısı dalgası yayıldı. Defansım bir kez daha tavan yapmıştı----
【Kaygısız Xiao Yao】 (Ejderha Şehri’nin Koruyucusu)
Seviye: 39
Saldırı: 689-916
Defans: 845
Can: 1558
Mana: 480
Karizma: 34
……
Saldırım, defansım ve canım acayip gelişmeler kaydetmişti. Puanlarımın Yan Zhao’yu geçip, Feng Han’ın seviyesine yaklaştığına neredeyse emindim. Tabii yalnızca puanlardan bahsediyordum. Diğer meseleleri açmayalım…
Puanlarıma keyifli keyifli bakarken, bir de envanterimdeki Cesaretin Kolyesi ve Yenik Düşmüş Ordunun Kalkanı’na baktım. Sanırım artık Ba Huang’a dönüp, bunları satmanın zamanı gelmişti. İlk önce altın kazanacak ve altınları da gerçek paraya çevirecektim. Oyunun başlarında bu şekilde para kazanma şansı olduğundan, bu şansı geri çevirecek değildim!
Işınlanma kağıdını kullandım ve Voosh!
Ba Huang’ın girişinde belirmiştim. Bu ışınlanma kağıdını başka dükkanlardan aldığım için direkt olarak şehrin içindeki portala ışınlanamamıştım.
Bulduğum ilk yere pazar kurdum ve kalkanla, kolyeyi yerleştirdim: ‘’Beyefendiler ve hanımefendiler!! GEL GEL GEL!! Üst seviye ekipman satışı yapılır!! 170 defans veren 38. Seviye Altın-Ekipman bir kalkan ve üstelik yanında da güç veren özelliğe sahip! Bunu kaçırayım demeyin. Ayrıca buna ek olarak 20 güç veren bir de kolye satıyorum. Kim istiyorsa gelip bir fiyat versin bakalım! ‘’
Satılan eşyalar iyi olunca, pazarımın çektiği ilgi de bir o kadar fazla oluyordu. Kolye göz açıp kapayıncaya kadar 11 altına satılmış ve pazarımın önü insanla dolmuştu.
10 dakika geçtikten sonra görüşüme acayip fiyakalı görünen bir adam girdi. Hmm, bu herifi tanıyordum! [Öncü]’nün klan başkanı-----Jian Feng Han!
“Kaygısız Xiao Yao?!”
Feng Han ismimi gördüğü gibi suratını ekşitmişti: ‘’Ba Huang’ın 1 numaralı kalkanını senin sattığını düşünmemiştim!’’
Gülümsedim: ‘’İlgileniyor musun?’’
Başını öne doğru salladı: ‘’Evet! Kaça satıyorsunuz?’’
‘’Teklifi alayım bakalım!’’
‘’Şey…’’
Feng Han’ın arkasında zincirli zırh giyen bir oyuncu duruyordu. Herifin ismi Fushen Bin Kılıç, 38. Seviye rahip… Elinde bronz tip bir kalkan tutuyordu: ‘’Patron, buna gerek yok, üst seviye bir kalkanı alıp ne yapacağım..’’
Feng Han başını iki yana salladıktan sonra gülümsedi: ‘’Hey hey, alacağız dedik!’’
Lafını bitirdikten sonra Feng Han bana bir bakış fırlattı: ‘’Kaygısız kardeşim, şuna ne diyorsun, sana 500 altın vereyim.’’
‘’500 altın mı?’’ Yüzüm ekşimişti: ‘’Sen ona para mı diyorsun?’’
‘’Bu tarz ekipmanlar fazla para etmez…’’ Feng Han psikolojik savaşı başlatmıştı.
Gülümsedim ve kollarımı iki yana açtım: ‘’Birbirimizi iyi tanıyoruz yani ufak oyunlar oynamaya çalışma. Millet 40 olduğunda ve üst seviye alanlara gittiğinde böyle bir kalkana sahip olmak büyük bir önem arz edecek. Özellikle de 50. Seviye altın bossları kesip, Klan Kurma Tableti’ni elde etmek istiyorsanız, bunu yapmak için bu kalkandan daha iyi bir şey bulamazsınız! Ayrıca, [Öncü] bu kalkanla ilgilenmiyorsa, eminim ki [Yükselen Ejderha] ya da [Prag] ilgilenecektir. Bu kalkanı Prag’ın almasını istemezsin, değil mi?’’
Feng Han gözlerini sonuna kadar açtı ve yumruklarını sıktı: ‘’1000 altın!’’
‘’Anlaştık!’’
Magnec