Tek jisilik ordu kiyak isimmis oyuna basladigindaki gibi olsaydi aglardi heralde :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
56. Bölüm Tek Kişilik Ordu
Artık Cesaretin Kolyesi’ne sahip olduğumdan canım 930’a çıkacaktı. 1000 cana bir adım daha yaklaşmıştım! En azından kolayca ölmeyecektim. Ama yine de 30. Seviyeye düşmüş olmak beni bitiriyordu!
Ruh formunda Sisli Bataklık’a geri döndüm. Li Mu elinde kılıcıyla sakin sakin takılıyordu. Yanında Wang Jian ve Bai Qi oturuyor, Lian Po da yayıyla oynuyordu. Hepsi cesedimin etrafını çevrelemiş ve defansif bir formasyon oluşturmuştu. Yani sürpriz bir saldırı yapma şansım yoktu.
……
‘’İki kez öldürdüğümüze göre 2000 altın alacağız. Batılı Diktatör’e haber verdim. 10 dakikaya Kaygısız Xiao Yao’yu iki kez öldürdüğümüz videoyu foruma koyup, parayı almayı bekleyeceğiz.’’ General Lian Po söylendi.
Wang Jian’ın suratı ekşimişti: ‘’O videoyu editlesek olmaz mı? 4’e 1 kapışmamıza rağmen aramızdan birkaç kişiyi öldürmeyi başardı. Eğer millet bunu görürse halimiz ne olur! Ayrıca, Patron’un kolyesini de düşürdük, hay böyle işe. O kolye en azından 50 altın ederdi!’’
Li Mu sakince cevapladı: ‘’Gerek yok. Xiao Yao aslen güçlü bir oyuncu. Zaten öyle olmasa neden Batılı Diktatör herifin başına 1000 altın gibi bir ödül koysun ki? İçimizden birkaç kişi ölse de amacımızı gerçekleştirdik. Yine de şu ‘’Ejderha Şehri’nin Koruyucusu’ neymiş merak ediyorum. Nasıl o ünvanı aldı ki?’’
Bai Qi sordu: ‘’Patron, herifi bekleyip, üçüncüye öldürecek miyiz?’’
Li Mu başını iki yana doğru salladı: ‘’Hayır, fazla açgözlü olmamak lazım…’’
Lafını bitirdikten sonra Li Mu gökyüzüne bir bakış fırlatıp, konuşmaya başladı: ‘’Kaygısız Xiao Yao! Bugün, biz generaller sana karşı adaletsiz davrandık. Bu hareketlerimiz için senden özür diliyorum. Umarım bize karşı bir kin gütmezsin!’’
‘’Hadi gidelim!’’
……
Ruh formunda olduğum için cevap verememiştim. Generaller bataklıktan ayrılırken sessizce arkalarından onları izledim. Herifler gittikten sonraysa dirilmiş ve Ufak Bobo’yu çağırmıştım. Generallerden düşürdüğüm kolyeyi taktım. 2 seviye düşmemin sonucunda bu kolyeyi elde etmiştim. Şans bu ki kolyeler ve yüzükler cidden bulunması zor eşyalardı.
Su yılanlarını öldürmeye devam edecek ve zehir keselerini toplamaya uğraşacaktım!
Çok geçmeden sonuncu keseyi de bulmuş ve görevi tamamlamıştım. Bir an önce garnizon komutanının yanına gidip, görevi vermek istiyordum.
Ormana girdiğim gibi Guche’yi bulmuştum. Herifin suratı mosmor kesilmiş ve vücudu da tir tir titremeye başlamıştı. Beni görür görmez soluk yüzü heyecanla doldu. Zor da olsa başını kaldırdı ve: ‘’Genç savaşçı, zehir keselerini getirdin mi?’’ diye sordu.
Başımı öne doğru salladıktan sonra envanterimden 10 zehir kesesi çıkarıp, adama uzattım. Keseleri çıkardıktan sonra bol suyla yıkadı ve keselerin içindeki sıvıyı yaralarına sürdü. Bu yöntem bir hayli etkiliydi zira adamın çürüyen bacakları normale dönmeye başlamıştı.
Guche kıyafetlerinden biraz kumaş parçası koparıp yaralarını sardı ve asasına yaslanarak doğruldu. Omzuma dokunduktan sonra: ‘’Yeni koruyucu, yardımın için sana minnettarım. Aynı zamanda bu ıssız ve soğuk diyarlarda umudun tekrar yeşermeye başladığını da bana göstermiş oldun. Hayatımı kurtardığına göre, artık sana en değerli eşyamı verebilirim. Ayrıca garnizonum adına sana teşekkür ediyorum!’’ dedi.
“Ding!”
Sistem Notu: Tebrikler! A zorluk seviyesindeki [Kese Toplama] görevini başarıyla yerine getirdiniz! 9000 TP, 10 altın kazandınız ve Ejderha Şehri’ndeki ününüz de arttı! Bütün bunların yanında [Kaliteli Gümüş Kolluğu]’nu elde ettiniz!
……
Kaliteli Gümüş Kolluğu mu?
Kalbim dört nala koşmaya başlamıştı. Daha önce Kaliteli Gümüş diye bir seviye duymağımdan, bunun ucuz bir şey olmasından korkuyordum.
Envanterimi açtım ve kolluğu çıkardım. Özelliklerini gördüğümde suratıma geniş bir gülümseme oturmuştu. Nihayetinde Guche’yi boşu boşuna kurtarmamıştım!
【Kaliteli Gümüş Kolluğu】(Gümüş Ekipman)
Tip: Zırh
Defans: 70
Güç: +25
Büyü: +20
Ekstra: Defansı 25 arttırır.
Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 30
……
Vücudumu kaplayan altın ışık hüzmesiyle 31. Seviye ulaşmış ve tabii hemen gümüş kolluğu takmıştım.
【Kaygısız Xiao Yao】(Ejderha Şehri’nin Koruyucusu)
Seviye: 31
Saldırı: 558-751
Defans: 417
Can: 936
Mana: 390
Karizma: 25
……
Defansım 400’ü geçmişti ve bu kolluğuun asıl iyi yönü, büyüye ekstradan 20 vermesiydi. Ejderha Şehri’nin Koruyucusu sınıfının büyü puanı seviyesi 1:8 olduğundan, 20 puan bana 160 mana vermişti. Şunu söylemeden geçmeyeyim: Oyunun bu zamanında 160 mana gerçekten hafife alınacak bir şey değildi. [Kombo], [Bağlayan Zincirler] ve [Rüzgar Kılıcı] 4. Seviyeye ulaşacaktı ve bunların yanında 4. Seviye [Tedavi] yeteneğimi de hesaba katarsak, mananın benim için önemli olduğunu söyleyebilirdik. Yeteneklerim dolduğu zaman onları kullanacak manam kalmazsa, meselenin de ne kadar kötü olacağını biliyordum.
İlerledim. Görev almamış olsam da su yılanlarını katletmeye devam ettim. Çok zaman geçmeden 2 tane tasvir kağıdı çıkmıştı ancak bu yaratıkların ederi fazla değildi. Ayrıca etrafta 1. Seviye Su Yılanı da görünmüyordu. Yaratıkları katletmeye devam ederken bir yandan yeteneklerimi geliştiriyor, bir yandan da seviye ksıyordum. Üstümde birkaç tane daha Keskin Rüzgar Hapı olduğundan mana sıkıntısı çekmiyordum.
Seviye 3 [Rüzgar Kılıcı] ve seviye 3 [Bağlayan Zincirler] 60’ar mana istiyordu. Bu yetenekleri dördüncü seviyeye çıkarmak içinse onları 1000’er kez kullanmam gerekecekti. Cidden yorucu bir periyottu; 3 saatin ardından saat akşam 7 olmuştu. [Rüzgar Kılıcı]’nı 4. Seviyeye ulaştırmayı başarmıştım.
Ancak [Bağlayan Zincirler]’in 4. Seviyeye ulaşması için biraz daha zamana ihtiyacım vardı.
……
Tik!
Su yılanlarını öldürmeye devam ederken bir mesaj geldi.
Wan Er: ‘’Xiao Yao, foruma baktın mı?’’
‘’Bakmadım. Ne olmuş ki?’’
Wan Er ses mesajlaşmasını aktif eder etmez hafifçe gülümsemişti: ‘’Ünlü oldun…Generallerin 4’ü de senin peşinden gelmiş ancak beklenmedik bir şekilde aralarından birkaç tanesini öldürmüşsün. Videon forumda neredeyse 1 milyona yakın bir okunma almış! Dikkatli olsan iyi edersin.’’
“Hayret bir şey…”
Wan Er konuşmaya devam etti: ‘’Dikkatli olmayı unutma. Duyduklarıma göre Fan Shu Şehri’nden birkaç grup Ba Huang’a gelmek istiyormuş, hatta Jiu Li Şehri’nden bile oraya gelmek isteyen kişiler olduğunu biliyorum. Sonuçta 1000 altından bahsediyoruz. Bu insanlar Generallerden daha acımasız olacaktır ona göre!’’
‘’Anladım, dikkat ederim.’’
‘’Mm, o zaman ben kasmaya devam ediyorum.’’
‘’Tamam.’’
Wan Er’in araması biter bitmez başka bir mesaj daha almıştım.
Qing Qian: ‘’Xiao Yao!’’
‘’Mm, Qing Qian. Ne oldu?’’
‘’Ba Huang’dan bir sürü insan kuzey ormanlarına doğru akın ediyor. Muhtemelen senin peşindeler, ne yapacaksın?’’ Sesinden endişeli olduğunu anlamıştım.
Gülümsedim: ‘’Merak etme Qing Qian. Eğer onları yenebilirsem, öldürürüm. Aksi taktirde oyundan çıkarım. Saçma sapan bir şekilde sürekli ölecek değilim ya. Eğer oyundan çıkarsam insanların beni bekleyeceğini sanmıyorum. Sabrımı sınamasınlar.’’
Qing Qian cevapladı: ‘’Mm, eğer öyle yapacaksan endişelenmeme gerek yok. Doğru ya, yanına geleceğim, bana kordinatlarını versene. Sana bir şey vereceğim..’’
‘’Oh? Ne vereceksin?’’
‘’Oraya geldiğimde görürsün!’’
‘’Tamam!’’
……
Kordinatları yolladıktan sonra seviye kasmaya devam ettim. Bu sırada Ba Huang’daki silah sıralamasına da bakmaya karar vermiştim. Yeşim Şehri’nin Kılıcı birinci sıradaydı; ikinci sıradaysa altın ekipman olan bir mızrak ve üçüncü sırada da altın bir hançer yer alıyordu. Silah sahiplerinin hepsi isimlerini gizlemişti. Tabii bu durumda şaşılacak bir şey yoktu zira kıskançlık yaşayan insanlardan kaçınmak gerekiyordu. Zırh sıralamasındaysa Gümüş Bağcıklı Savaş Botlarım ve Kaliteli Gümüş Kolluklarım 278 ve 311. sıradaydı. Eşyalarımın geri kalanı ilk bine bile girememişti. Zırh listesindeki ilk eşya 32. Seviye altın bir miğferdi. Sahibi belli olmadığından bir şey diyemiyordum. Oyunda tonla yetenekli oyuncu olduğu için gelişmeler de bir hayli fazlaydı!
Voosh!
Kılıcımdan ışık hüzmeleri yayılıyor ve [İleri Darbe+ Kesik+ Yatay Kesik+ Ağır Darbe + Kesik] kombomu uygulamaya devam ediyordum. Komboyu her uyguladığımda zaman aralığı da kısalıyordu. Sahip olduğum güce çok uyduğu için gitgide yeteneklerimden biri gibi olmaya başlamıştı. Aynı zamanda gücüm gitgide arttığı için saldırılarımın beraberinde getirdiği hasar da artıyordu.
Uzun zaman geçtikten sonra, kim bilir komboyu kaç kez tekrar ettikten sonra sonunda, kulaklarımda bir ses yankılandı ve kalbim dört nala koşmaya başladı. Sonunda başardım mı?
“Ding!”
Sistem Notu: Tebrikler! Başarıyla [Kombo] oluşturdunuz. Pratik, güç, hız ve açı konularında sistemi tatmin ettiği için kombonuz [İleri Darbe+ Kesik+ Yatay Kesik+ Ağır Darbe + Rüzgar Kılıcı] olarak kaydedildi. Lütfen kombonuza bir isim veriniz. Eğer 300 saniye içinde bir isim atamazsanız, sistem otomatik bir isim verecektir!
……
Hassiktir, sonunda!
Mutluluğumu gizleyecek durumda değildim. Hemen aklımdaki ismi yazdım!
[Tek Kişilik Ordu]!
“Ding!”
Sistem Notu: Tebrikler! Kombonuz ‘’Tek Kişilik Ordu’’ oluşturulmuştur. Sistem kombonuzu S-seviye olarak değerlendirdi. Bir kombo yaratan 7. Oyuncu olduğunuzdan ekstra 3 karizma puanı kazandınız!
Kalbim neredeyse duracaktı. Sistem notuna baktığımda kombomun S seviye olduğunu, yani Yan Zhao’nun A seviye kombosundan ve Li Mu’nun B seviye kombosundan daha iyi olduğunu fark ettim. Cidden acayip güçlüydü!
Heyecanım durulacak gibi değildi. Elimde Yeşim Şehri’nin Kılıcı, etrafta bakındım ve gözüme 39. Seviyedeki su yılanını kestirdim. Zaman kaybetmeden yere bir yumruk savurdum!
Voosh!
[Bağlayan Zincirler]’i kullanarak yaratığı bağladım. Kılıç elimde, ileri doğru depara kalktım. Sakin bir şekilde [Tek Kişilik Ordu] kombomu devreye soktum. Ayaklarımın altında bir hava akımı oluşmuş ve etrafa su dalgaları yayılmaya başlamıştı. Kılıcım zaman kaybetmeden ve ışık hızıyla ileri atıldı. İlk olarak ileri darbe, ardından kesik, yıldırım hızında bir yatay kesik ve bütün gücümle yaratığın üstüne yüklenerek ağır darbe; ağır darbeyi yedikten sonra yaratık kısa bir süre için de olsa sersemlemişti. Kılıcımdan etrafa ışık hüzmeleri yayılmaya başladı ve 0.2 saniye boyunca kılıcım rüzgarı kendine çağırdı, [Rüzgar Kılıcı]!
“278!”
“301!”
“298!”
“407!”
“1274!”
……
Son darbem anında yaratığı öteki dünyaya yollamıştı. Tek bir komboyla benden 8 seviye yüksekte olan bir yaratığı öldürmüştüm! İşte bu bahsi geçen tek atmaydı! Sistem hesaplamaları gözümün önüne serilmişti. Kombom 1.2 saniyede gerçekleşmişti ki bu resmen manyak bir süreydi. Yan Zhao’nun 1.7 saniye ve Li Mu’nun 1.9 saniyesine kıyasla kendi kombom çok daha hızlıydı. Yalnızca süresi kısa değil, gücü de akılalmaz derecede daha fazlaydı. Ayrıca kombom çabuk olduğu için rakibe savunma adına fazla bir şans da tanımıyordu. Fark ortadaydı!
Magnec