Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

77. Bölüm Resmileştirmeye Doğru!

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

 

  Gecenin ortasında, dışarıda ufak bir şeyler atıştırıyorduk.

  Kaseden bir kaşık aldıktan sonra Wan Er’in fazla iştahının olmadığını gördüm. Başını kaldırdı ve bana bir bakış fırlattrı: ‘’Gerçekten [Öncü]’ye katılacak mısın?’’

  Gülümsemeden edemedim: ‘’Bu size dördüncü kez söyleyişim olacak: Klana katıldığım falan yok, sadece [Öncü] tarafından boss avı için işe alındım, o kadar. Feng Han fazla açgözlü biri olduğundan bir an önce Klan Kurma Tableti’ni ele geçirmek istiyor.’’

  Kenarda duran Cheng Yue söylendi: ‘’O tableti ele geçirmek için 50. Seviye bosslarını veya daha üstlerini kesmek gerekiyor; üstelik düşme yüzdesi de fazla değil. Yani öyle kolayca yapılacak bir şey değil. Sanırım Feng Han fazla gerçekçi düşünmüyor ve Xiao Yao’nun [Öncü]’ye bu şekilde yardım etmesi de hiç uygun sayılmaz…’’

  ‘’Neden?’’

  Wan Er cevapladı: ‘’Çünkü Yue’yle ben [Kahramanın Heybeti]’ne katılmaya karar verdik. [Kahramanın Heybeti]’nin klan başkanı olan Q Kılıcı bir numaralı oyuncu olarak görülüyor, sürekli Feng Han’la mücadele ettikleri için araları pek iyi değil. Umarım karşı karşıya gelmeyiz, bu hiç hoş olmaz…’’

  ‘’Merak etmeyin, [Öncü]’ye boss konusunda yardım edeceğim, başka bir durum beni ilgilendirmiyor.’’

  ‘’Mm, iyi o zaman. Bu arada, [Öncü] sana ne kadar ödeyecek?’’

 ‘’Bir bossu öldürmek için 1000 RMB alacağım, direkt olarak banka hesabıma havale edilecek. Ayrıca bosstan kullanabileceğim bir ekipman düşerse, ilk olarak benim alma önceliğim var. Şartlarım bu şekilde.’’

  ‘’Bu şartlar da hiç fena değilmiş, senin gibi birini niye işe aldılarsa…’’

 “…”

  Cheng Yue gülümsedi: ‘’Daha fazla uğraşma Xiao Yao’yla Wan Er… Doğru ya Xiao Yao, artık Ejderha Şehri’nin Koruyucu diye bir sınıfa geçtin ve görünüşe göre bu sınıf kılıç ustası sınıfının gizli alt dallarından birisi, değil mi? Ağır zırh giyip, kendi canını doldurabiliyorsun. Muhtemelen bu yüzden seni davet etmişlerdir, yanlış mıyım?’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Mm. Ba Huang’ın dışında, [Uçan Ejderhalar]’dan Vahşi Kaplan bir düello ringi kurmuştu. Onu yenene 100 altın vereceğini söylediği için ben de onunla mücadele ettim. Kombo’mu kullanarak herifi öldürürken, Feng Han da beni görmüş olacak ki bütün mesele buradan başladı.’’

 “Ne?!”

  Wan Er bir anda ayağa fırladı, ağzı sonuna kadar açılmış ve dediğime inanamamıştı: ‘’Sen… Çoktan kendi kombonu oluşturdun mu?’’

  ‘’Evet…’’ gülümsedim: ‘’Telefonundan bakarsan, benim ismimi bulabilirsin…’’

  ‘’Oh?’’

  Hemen oturdu. Suratında şok olmuş bir ifade vardı ve zaman kaybetmeden telefonundan internete girdi: ‘’Eh… [Tek Kişilik Ordu], S-seviye Kombo, 5 saldırıdan oluşuyor ve toplamda 1.2 saniye sürüyor… Ne güçlü bir kombo ama…’’

  Elimdeki kaseyi bitirdikten sonra gülümsedim: ‘’Evet!’’

  Wan Er başını kaldırıp, bana bir bakış fırlattı: ‘’Gerçekten kılıç konusunda tecrübeli misin?’’

  ‘’Sence?’’

  Cheng Yue söylendi: ‘’Oh biliyorum. Okulun başlarında Xiao Yao’nun sırtında siyah bir kılıç vardı. İlk başlarda kızları etkilemek için kılıç taşıdığını düşünmüştüm ve gerçek bağlamda kılıç konusunda yetenekli olduğu aklıma gelmemişti… Bu… S-seviye bir Kombo yaratmak için ya gerçek hayatta kılıç konusunda usta olman gerekiyor, ya da oyunda acayip bir yeteneğe sahip olman!’’

  Biraz düşündükten sonra cevapladım: ‘’Aslında kendi kombonu yaratmak dediğin kadar zor değil. Asıl önemli olay, ilk saldırıdan başlayarak bütün saldırılarının belli bir yörüngeyi izleyerek, rakibi köşeye sıkıştırması. Böylece saldırıların aksamayacak ve son saldırın olacak olan ölümcül darbe de, rahat bir şekilde rakibine ulaşabilecek.’’

  Wan Er’e bakıp gülümsedim: ‘’Wan Er, sen olağanüstü bir süikastçisin. Eğer kombonu yaratırsan, en azından 7 saldırıyı 2 saniye içerisinde gerçekleştirebilirsin. Unutma, saldırılarının belirli bir ritmi takip etmesi lazım. Ritmi kontrol edebilirsen, mücadeleyi de kontrol edebilirsin!’’

  Wan Er gözlerini açıp, o siyak kristallerle bana bir bakış fırlattı ve başını öne doğru salladı: ‘’Mm, anladım…’’

  Gülümsedim: ‘’Güzel…’’

  Wan Er başını eğip, yemek yemeye devam etti. Öte yandan Cheng Yue gülümsüyordu: ‘’Görünüşe göre deha olan güzel hanımefendimizin birkaç tüyo aldığı zamanlar da varmış…’’

  ‘’Doğru ya Xiao Yao!’’ Cheng Yue tekrar söylendi: ‘’[Öncü] ne zaman boss kesecekmiş?’’

  ‘’24 saat sonra, bu yüzden de benim 24 saat içerisinde 40 olmamı istiyorlar. İkinci resmileştirmeyi aldıktan sonra, gidip 50. Seviye bossuna meydan okuyacağız…’’

  ‘’Yani yarın müsait değilsin?’’

  ‘’Neden ki? Bir şey mi yapacaktık?’’

  ‘’Wan Er’le birlikte Xixi Su Parkına gitmek istiyorduk ancak meşgulsen, sonraya erteleriz.’’

  Kaşığımı bıraktım: ‘’Sorun değil, yarın ben de geliyorum. Sonuçta ben Wan Er’in korumasıyım, o nereye, ben de oraya. Bu gece 40’a kasarım olur biter.’’

  ‘’O zaman sorun yok… Yarın sabah 9 gibi buluşuruz, yemeği de orada yeriz.’’

  ‘’Tamam!’’

……

 Gecenin köründe odama döndüm. Bu gece boyunca kasıp, 40 olmam gerekiyordu ki yarın su parkına gidebileyim.

  Voosh!

  Ba Huang’ın orta yerinde belirdim ve TP barıma bakıp, %11’lik bir kısmı geride bıraktığımı gördüm. 40. Seviyeye ne uzak, ne de yakındım, biraz düşündükten sonra Ejderha Şehri’nin çevresinde seviye kasmaya karar verdim. Bunun sebebi 40 olduğum taktirde ustamın yanına gidip, resmileştirmemi alabilirdim. Ejderha Şehri’nin Koruyucusu’nun resmileştirmeden sonra alacağı yetenekler hakkında bir fikrim yoktu: Yalnızca bu yeteneklerin iyi olmasını umut ediyordum…

  Ekipmanlarımı hazırladım, iksirlerimi doldurdum ve mekanı terk ettim!

  Bir saalik yürüyüşün ardından Ejderha Şehri’ne ulaşmıştım. Uzaktan, gökyüzüne doğru yükselen dumanları görebiliyordum ve ilerlediğimde, Dalin’in barbekü yaptığını fark ettim. Bu herifin yemekten başka hobisi yoktu; işin ilgiç yanı şişmanlamak yerine, vücudu kaslarla doluyordu. Brbarların fizikleri normal insanlarla kıyaslanamayacak kadar güçlüydü.

  Kılıcımı aldım ve yanına gittim: ‘’Usta, yapmamı istediğin bir şey var mı_’’

  Dalin parmağını doğuya doğru uzattı: ‘’Buradan bir kilometre ileride bir orman var, ormanın içinde de kızıl biberler yetişiyor. Evlat, eğer 20 dakika içerisinde birkaç biber toplarsan sana minnettar olurum…’’

  Adama bak… Barbekü için benden biber istiyor!

  Hemen kafamı öne doğru salladım: ‘’Anlaışıldı usta!’’

  Sol ayağım toprağa dokunmuş ve bir altıgen belirmişti. 39. Seviye Ufak Bobo’m omuzlarımda dlaşıyordu. 768 saldırı puanı benimki kadar güçlü olmasa da, hala gelişmesi için yeterince imkanı vardı. Ayrıca evcil hayvanlar oyunculara yardım etmek için yaratılmıştı, doğal olarak belirli bir süreden sonra oyuncular bu yaratıkları geride bırakacaktı. Yine de Bobo’nun iğnesi hala yanımdaydı. Oyunun bu zamanlarını düşünürsek, ağır zırh giyen şövalyeler ve rahiplerin dışında kalan sınıflar bu iğneden ölümcül darbeler alabilirdi!

  Ejderha Şehri’ndeki mevsim bahardı ve vahşi doğadaki yaratıkların yavaş yavaş hayat enerjilerini kaybettiklerini hissedebiliyordum. Birkaç dakika boyunca yürüdüm ve önümde kırmızı noktalar belirmeye başladı. Bu kırmızı noktalar Dalin’nin istediği biberlerdi!

  Biberleri toplamak için ileri atıldığımda, etraftan garip bir ses gelmeye başlamıştı. Burada bir şey var!

  Bang!

  Önümdeki toprak yarıldı ve karşıma en azından 100 kilo çeken bir kirp fırladı. 42. Seviyede olan bu yaratığın vücudu dikenlerle kaplıydı ve aldığı hasarın %20’sini rakibe yansıtıyordu!

  Yumuşak toprağa adım attım ve saldırıya geçtim. Kılıcımda altın bir altıgen belirmiş ve kombomu kullanmıştım!

 “401!”

“397!”

“408!”

Bu sırada verdiğim hasarın geri tepmesini de alıyordum---

“80!”

“79!”

“82!”

……

  Bobo da saldırmaya koyulmuştu. Devasa kirpinin arkasına geçtim ve yaratığın en savunmasız noktasını buldum: Kıçı! Kombo saldırımı kullanarak bu bölgeye saldırdığım taktirde büyük bir hasar vereceğimi biliyordum. Oyunun tasarımı gerçek dünyaya o kadar benziyordu ki, en ufak detaylar bile kazanıp, kazanmayacağını belirleyebilirdi. Yaratıkları öldürmeye devam ederken dikkati elden bırakmazdım. Önümdeki bir tavuk bile olsa, bütün gücümü kullanırdım!

  Ardı ardına yaptığım saldırıların altında kalan Kirpi acı dolu çığlıklar atıyordu. 3. Saldırımı yaptıktan sonra öne doğru atıldım ve yaratığa 4. Saldırımı, vücut darbemi uyguladım!

  Bang!

  Kirpi feryat ederek çığlık atmaya başladı, ancak benim de durumum ondan farklı değildi. Suratımda ve göpsümde delikler açıldığından canım acıyordu. Bu tarz yaratıklara vücut darbesi atmak biraz saçma sanırım… Ancak bir vücut darbesiyle, kirpiyi az da olsa sersemletmeyi başarmıştım. Bu sayede 5. Aldırım olan [Rüzgar Kılıcı] ıskalamayacaktı!

 “878!”

  Verdiğim hasara bakınca tatmin olmuştum. [Tek Kişilik Ordu]’nun verdiği hasar cidden hafife alınacak değildi ve muhtemelen bu kombo, oyunun bu zamanındaki en güçlü komboydu; zaten öyle olmasa Wan Er de bu kadar şaşırmazdı. Sonuçta kendisi, Fan Shu Şehri’nin ilk üç oyuncusundan biriydi!

  Etrafa kan damlaları saçılmış ve kirpi yere yığılmıştı.

  Kirpinin düşürdüğü gümüşleri topladıktan sonra biberleri toplamaya koyuldum. Zaman geçmeden bir sürü biber toplamıştım. Biraz daha yürüdükten sonra bir kirpiyle daha karşılaştım ve yaratığı hemen öldürdüm. %20’lik geri tepme bana fazla etki etmiyordu; ayrıca [Tedavi] yeteneğim de olduğu için bu mücadeleler çocuk oyuncağıydı!

  Biraz daha biber topladıktan sonra doğruldum. İki elimde de halatlar, kirpileri kampa götürmeye başladım. Aslına bakarsanız kirpi eti acayip güzeldi, eski görev zamanlarımda bu hayvanlardan çok yediğim olmuştu. Konserve yemeklerimiz bitse bile ben ve diğer 7 yoldaşım dağlardaki kirpileri kullanarak açlığımızı giderirdik. Susturuculu AWSM silahlarını yüklendikten sonra, uzaktan sülünleri avladığımız da çok olmuştu. Düşünüyorum da, o zamanları cidden özledim…

……

Tırırırım…

  Kirpi cesetleri toprakta geniş izler bırakırken kampa ulaştım ve kirpileri bir kenara fırlattım: ‘’Usta, istediğin biberleri getirdim; bir de şunları yakaladım.’’

   Dalin’in gözleri parıldadı: ‘’Evlat, gün geçtikçe kendini geliştirmeye devam ediyorsu. Belki de seni ilk gördüğümde yanılmıştım. Sen Ejderha Şehri’nin utanç kaynağı değil, taze kanısın. Kaptan Frost’un ileri görüşlülüğünü, gelişmelerinle kanıtladın. Şuna ne diyorsun, kirpinin derisini yüz ve pişirmeye başla. Biraz şarap aldım, benim öğrencim olduğundan, bir iki kadeh içelim bu gece!’’

........