Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

64. Bölüm Saldırma!

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 Sabahın erken saatinde, elimde sıcak bir bardak dolusu süt ve diğer elimde de okumaya koyulduğum gazete parçası vardı.

 Yanımda oturan Lin Wan Er de aynı şekilde sıcak süt içerken, bir yandan da ekmek yiyordu. Parlak güneş ışıkları güzeller güzeli figürünü aydınlattığından, manzara enfesti. Dong Cheng Yue’nin önünde sürüyle kitap duruyordu: ‘’Programlama dersine girmeyecek misiniz?’’

 Lin Wan Er başıyla onayladıktan sonra gülümsedi: ‘’Sözlüden tam puan aldım zaten. Ayrıca duyduğuma göre dersin profesörü de derse girmeyi sevmiyormuş. Fan Shu Şehri’nin vadilerinde gezip, üst seviye evcil hayvan bulmaya uğraşacağım; umarım saflık derecesi %90’dan fazla olan bir yaratık bulabilirim.’’

 Dong Cheng Yue yumruklarını sıkıp, söylendi: ‘’Hmph, demek okulumuzun idolü bu kadar umursamazmış. Peki ya sen Li Xiao Yao? Derse gelmeyecek misin benimle?’’

 Gülümsedim: ‘’Sanırım ben de pas geçeceğim. Daha yeni 32 olabildim. Bugün 35’e kasmam lazım. Yan Zhao, Q Kılıcı ve Feng Han 40. Seviyeye neredeyse ulaşacaklar, yanlış mıyım? Eğer geride kalırsam başım belaya girecek… Doğru ya, okulda yeni bir gelişme var mı?’’

 Cheng Yue: ‘’Yoo, neden?’’

 ‘’Neyse…’’

 Başımı eğdim ve gazeteyi okumaya devam ettim. Görünüşe göre Tai Lai’yle mücadelemiz henüz yayılmamıştı. İşlerin böyle ilerlemesi gayet keyifliydi. Gerçi Tai Lai yeraltı örgütlerinden birine üye olduğu için meselenin açığa çıkmamış olması mantıklıydı. Bu kadar başıboş öğrencinin keyifle gezdiği ve hayallerle yaşadığı üniversiteye, yeraltı meselelerini kim karıştırmak isterdi ki?

 ……

 Sonunda Cheng Yue pes etmiş ve o da Lin Wan Er’e evcil hayvan bulma konusunda yardım etmeye karar vermişti. Ben de oyuna girip, Ejderha Şehri’nin Koruyuculuğunu yapmaya devam edecektim. Yeni bir gün ve yeni görevler…

 Yurda döner dönmez oyuna girdim.

 Voosh!

 Oyunda gözlerimi açar açmaz Dalin’den fazla uzakta olmadığımı fark ettim. Herifin çadırındaki delikler o kadar fazlaydı ki, bu alete bir çadır demek bile mümkün değildi. Yine de Dalin eski kabilelerden geldiği için böyle meselelere takılmıyordu. Umarım gidip Ork bir kadınla evlenmez…

 Yetenek ağacıma baktığımda, dün gece Ba Huang’a yaptığım yolculuğun boşa gitmediğini gördüm. İlk olarak 15.000 RMB kazanmıştım ve ikinci olarak da Kılıç Ustası yeteneklerini öğrenmiştim. Düşündüğüm gibi Ejderha Şehri’ni Koruyucusu unvanı kılıç ustası sınıfına dahil edilmişti. Yeni öğrendiğim iki yetenek-----

 

【Hız Seviye-1】:10 mana harcar, saldırı hızını %2 ve hareket hızını %1 arttırır. 15 saniye sürer.

【Defans Seviye-1】:50 mana harcar, defansı %1 arttırır.

……

 Kağıt üstünde bu yetenekler basit puanları arttırsa da, olmazsa olmazlardı. Hız yeteneği hem saldırımı hem de hareketlerimi etkilediğinden, seviye 10’a kasarsam büyük bir fark yaratacaktı. Öte yandan 10. Seviyedeki bir defans yeteneği %10’luk bir artışa meyil vereceğinden, oldukça önemliydi. Seviyeler arttıkça bu yeteneklerin gerçek önemi de ortaya çıkacaktı.

 Yeteneklerin ikisi de C seviyesindeydi.

 Ek olarak Kılıç Ustalarının bir de Ağır Darbe adlı saldırıları vardı. Ancak bu saldırıyı öğrenememiştim zira; [Rüzgar Kılıcı]’nı öğrendiğim zaman bu saldırıyı öğrenme şansını kaybetmiştim. Şans bu ki [Rüzgar Kılıcı] [Ağır Darbe]’den 3 kat daha iyiydi.

 Bugün [Hız] ve [Defans] yeteneklerimi 4. Seviyeye ulaştıracaktım.

……

 Kılıç omzumda, hemen Dalin’e doğru atıldım: ‘’Usta, yeni görevler var mı?’’

 Dalin ufak bir ağaç dalıyla dişlerini karıştırıyordu. ‘Pui!’ ağzından 5 santimlik bir kemik tükürdüğünde ne diyeceğimi bilememiştim: ‘’Evlat, hızlı gelişiyorsun. Durum böyle olduğundan şehrin güneyindeki Orkları temizlememde bana yardım edeceksin. Bu aşağılık Kaplan Adamlar gerçekten birer baş belası. Çoktan 3 kez şehrin stoklarını boşalttılar. Ormana git ve kamplarını bulduğun gibi gördüğün her yaratığı öldür. En azından 1000 Kaplan Adam öldürmeni istiyorum. Tabii bunu başarırsan, güzel bir ödülü hak etmiş olacaksın!’’

 (ÇN: Görünüşe göre ORK sınıfı bu oyunda geniş bir yer kaplıyor. Kaplan Adam yani Tigermen de orklara dahil.)

 Başımı öne doğru salladım: ‘’Emredersiniz!’’

“Ding!”

 Sistem Notu: [Kaplan Adamları Katletmek] adlı görevi aldınız! (Görev Zorluğu: A)

 Görev Açıklaması: Güney ormanlarına ilerleyin ve Orkların soyundan olan Kaplan Adamların kampını bulup, 1000 Kaplan Adam öldürün. Görevi yerine getirirken dikkatli olmayı ihmal etmeyin zira; Kaplan Adamlar gerçekten tehlikeli yaratıklardır. Yanlış bir hareketinizde hayatınızı kaybetmeniz kuvvetle muhtemeldir. Bugüne kadar yüzlerce maceraperest bu yaratıkların saldırıları altında can vermiştir.

……

 A zorluğundaki bir görev, gerçekten kolay olmayacaktı. Buradan çıkarılabilecek sonuca göre, Kaplan Adamların benden yüksek seviye olacağı kesindi. Şans bu ki ekipmanlarım bu açığı kapatabilecek kadar iyiydi. Hadi bakalım!

 Ufak Bobo iğnesini salladı ve bana doğru keyifli uçup, omzuma kondu. Sarı arımla birlikte yola koyulduk!

 Güneye doğru yaptığımız 10 dakikalık yolculuğun ardından önümde yeni bir alan verilmiş ve kulaklarımda tanıdık bir ses yankılanmıştı.

Dingg!

 Sistem Notu: Önünüzdeki alan sizin için tehlikelidir. Son zamanlarda Ork kabileleri bu ormanlarda üreyip, çoğalmaktadır. Bunu göz önünde bulundurunuz!

 Başımı kaldırıp, Yeşim Şehri’nin Kılıcı’nı çektim ve Ufak Bobo’yu da omzumdan silkeledikten sonra savaşa hazırlanmıştık!

 ROOOR!!

 Yakınlaşma fırsatı bulamadan ormandaki yapraklar titremeye başlamış ve ortaya devasa bir gölge fırlamıştı. Sadece ben değil, Ufak Bobo da korkmuştu. Karşımızdaki yerde ilerleyen erkek bir yaratıktı ve en azından yarım ton çekiyordu. Vücudu kalın bir tüy tabakasıyla kaplı olmanın yanında, yaratığın başı bir oraya bir buraya oynuyordu. Pençeleri ve kıç kısmı yuvarlak bir top şeklindeydi. Sanırım o yuvarlak dediğim şey yaratığın kuyruğuydu----

【Acımasız Ayı】(Normal Yaratık)

Seviye: 39

Saldırı: ? ? ?

Defans: ? ? ?

Can: ? ? ?

Yetenek: ? ? ?

Açıklama: Bir Ork türü olan Acımasız Ayı, Vahşi Ayılara benzer bir güce sahip olmanın yanında insanlarınki kadar olmasa da biraz bilince sahiptir. Söylentilere göre bu yaratığın ataları ormanda yaşayan insanlardır. Bu akıllı insanlar yaratıkların motiflerini çözüp, istedikleri zaman vahşi hayvanlara dönüşebilirler. İçlerinden biri bu ayı kabilesini kurmuştur.

……

“Velet!”

 Ayı kükredikten sonra bana bir bakış fırlattı. Ağzından akan salyalar toprağa düşüyordu: ‘’Pürüzsüz bir deri ve tatlı mı tatlı bir et… Tam ağzıma layıksın. O yanındaki arıyı çözemedim yalnız?’’

 Kılıcımı kaldırdım ve havaya yarım bir daire çizdim. Aynı sırada, ayaklarımın altında da sekiz üçgen formasyonu belirmişti. Zaman geçmeden [Defans] yeteneğimi aktif etmiş ve defansımı %1 arttırmıştım. Tabii [Hız]’ı da kullanmayı unutmam söz konusu değildi. Onu da kullandıktan sonra saldırıya hazırdım!

 İleri atıldım ve kılıcımı kaldırdım. Kılıçtan fırlayan altın ışık hüzmeleri 4. Seviye Kombo’ma işaret ediyordu. Yaratığın kafasını hedef aldım!

“334!”

“319!”

“297!”

 Hayret bir şey, bu yaratıkların defansı cidden hafife alınacak cinsten değildi. Neredeyse Feng Han’ınkiyle aynıydı.

 Ardı ardına darbe alan Ayı Adam kükredi ve pençesini havaya savurdu.

“Pah!”

“412!”

 Derin bir acı hissiyatı kollarımı kaplamış ve şok olmuştum. Bu ölümcül bir darbeydi! Acıya rağmen geri çekilmemiş ve ileri doğru bir takla atarak ayaklarımın altından bir aura yaymaya başlamıştım.

 [Tek Kişilik Ordu]!

(ÇN: Ölümcül darbe, kritik darbeden daha fazla vuruyor dostlar.)

 Ardı ardına indirdiğim darbelerin sonunda [Rüzgar Kılıcı]’nı hazırlamayı bitirmiş ve yaratığın boynuna bir kesik atmıştım. Boynundan fırlayan taze kan toprağı kızıla boyarken, yaratık 700’den fazla canını kaybetmişti. Mücadeleye Bobo da dahil olduğundan yaratık canının büyük bir kısmını kaybetmişti.

ROOOR!!

 Ayı Adam’ın tekrar pençesini savurduğunu gördüğümde mesafeyi hesaplayıp, pençenin bana ne yönden geleceğini inceledim. Son anda, tam pençe omzuma saplanacağı sırada yana bir adım atıp saldırıyı savuşturdum.

 ‘ISKA!’

 Muazzam, düşündüğümden daha kolay olmuştu. Kılıç ustasının 1:9 çevikliği gerçekten hareketlerime yansıyor ve bana büyük bir özgürlük tanıyordu. 9 sınıfın içinde kılıç ustaları hız konusunda rakipsizdi. Her ne kadar defansı Şövalye’den, saldırısı Savaşçı’dan düşük olsa da, rakipsiz hareket hızı sayesinde büyük bir avantaja sahipti!

……

“Ka Cha!”

 Darbeyi savuşturduktan sonra Ayı Adam’ın arkasına geçtim ve son bir darbeyle yaratığı öldürdüm.

 Pa Ta!

 Yaratık yere yığıldıktan sonra arkasında bir ekipman bırakmıştı. 33. Seviye Vahşi Ok, yeşil ekipman. Her ne kadar puanları fena olmasa da, kullanamayacağım için envanterime attım.

 Yerdeki gümüş parayı aldıktan sonra yoluma devam ettim. Çalıları yarıp geçerken, önümde Ayı Adamlarla dolu olan bir kamp bulmuştum. Haritaya baktığımda, Kaplan Adamların da çok uzakta olmadığını gördüm. Birkaç dakikalık mesafeyi katetmiş ve sonunda Kaplan kükremelerini duymaya başlamıştım.

 Güneş ışıklarının altında, çalılıkların üstünde ilerleyen yarı insan-yarı yaratıkları inceledim. Bu yaratıkların başları normal bir genç erkek gibi görünüyordu. Ancak alınlarında uzun ve kızıl tüyler yer etmişti. Aynı zamanda altın renginde bir kürke de sahip olan bu yaratıklar, hafif zırh giymişti. Elleri ne normal el, ne de bir pençe kelimesiyle açıklanabiliyordu. İkisinin birleşimi garip bir görüntüydü.

【Kaplan Adam】(Normal Yaratık)

Seviye: 40

Saldırı:???

Defans:???

Can:???

Yetenek:???

Açıklama: Bir Ork kabilesi, bu Kaplan Adamlar kaplanların akılalmaz güçlerine ve insanların zekalarından bir perçeme sahiptir. Söylentilere göre bu yaratıkların ataları dağlarda ve ormanlarda yaşayan insanlardır. Bu akıllı insanlar yaratıkların motiflerini çözüp, istedikleri zaman vahşi hayvanlara dönüşebilirler. İçlerinden biri bu Kaplan kabilesini kurmuştur.

……