Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

61. Bölüm Sabaha Karşı Turnayı Gözünden Vurmak

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 Sabahın 4’ünde, 3500’e yakın Lacivert Deniz Yosunu toplamıştım. 100’erli olarak depolandıkları için envanterimde oldukça fazla yer kaplıyorlardı. Bunların dışında üstümde yalnızca birkaç tane ışınlanma kağıdı, Keskin Rüzgar Hapları, tasvir kartları ve ekipmanlar vardı.

 Snap!

 Yeşim Şehri’nin Kılıcı Kar Tavşanı’nın başına saplandı ve yaratık yere yığıldı. Buna rağmen ölmeden önce kozalaklarını kullanarak 300 canımı indirmeyi başarmıştı. Bu yaratıkların saldırı puanı cidden hafife alınacak gibi değildi.

 Artık şehre dönüp, hap yapmaya başlamanın zamanı yavaştan gelmeye başlamıştı. Bunun yanında saat 4 olduğundan ve sonsuza dek dersleri asamayacağımdan yatmam gerekiyordu. Eğer fazla kredi kaybedersem, Wang Xin beni gebertirdi; sonuçta bu üniversiteye yazılmam için sürüyle para ödemişti.

……

 Başımı kaldırıp, ileriye baktığımda ormanda yeni bir yaratığın doğduğunu gördüm. Etrafında lacivert ışık hüzmeleri vardı. Manzara keyifli olsa da dikkatimi asıl çeken şey yaratığın kafasının üstüne yazan kelimelerdi. Hassiktir, şans yine bana gülmüştü...

[Kar Tavşanı] (Normal Yaratık)

Seviye: 1

Ekstra: Mühürlenebilir.

……

 Budur! O kadar ölüm kalım mücadelesi atlattıktan sonra nihayet 1. Seviye Kar Tavşanlarından biriyle karşılaşmıştım!

 4 yıldızlık büyüyle birlikte bu yaratığın saldırısı bir hayli fazlaydı. Özellikle mesele ağır zırhlı oyunculara geldiğinde, bu büyü saldırıları akılalmaz derecede önem kazanıyordu. Sonuçta Kar Tavşanlarının fırlattığı her bir kozalak, üst seviye büyücülerin saldırısıyla eş değerdi!

 Cebimden bir mühür çıkardım ve ellerimi kaldırıp, mührü yaratığa fırlattım!

 Shua!!

 Mühür Tavşanın vücudunu sarmalamıştı. Her ne kadar yaratık bana saldırmaya çalışmış olsa da, 1. Seviyede olduğu için canımı indirememişti.

 Mühürden fırlayan yıldırımların altında kalan Kar Tavşanı, zaman geçmeden çırpınmayı bıraktı. Şaşılacak bir durumdu zira; yaratığın mühürlenme yüzdesi %21.9 olmasına rağmen ilk seferde başarılı olmuştum.

 Yaratık ışık hüzmesine dönüşüp, evcil hayvan sekmeme doğru hızla ilerlemeye koyuldu. Güzel, 1. Seviye Kar Tavşanı!

 Budur ya! Peşimdeki ödül avcılarıyla o kadar uğraştıktan sonra, sonunda 1. Seviye Kar Tavşanı bulabildim!

[Kar Tavşanı]

Seviye: 1

Saldırı: ★

Defans:★★☆

Can:★★★

Çeviklik:★★★☆

Büyü:★★★★

Saflık Derecesi:90%

……

 Oyunun başlangıç kısımlarında böyle bir yaratığa sahip olmak gerçekten büyük bir şanstı. %90’lık saflık derecesiyle birlikte değeri cidden üst seviyelere ulaşıyordu. [Kar Kozalağı] gibi buz tipi saldırılar özellikle rakipleri yavaşlatabildikleri için önemliydi.

 Işınlanma kağıdını kullanarak şehre döndüm. Ne yapacağımı planlamadan önce ekipmanlarımı tamir ettirmem gerekiyordu.

 Ba Huang Şehri’ne ışınlandım. Saat sabahın 4’ü olsa da etrafta hala oyuncular olduğu görülebiliyordu. Hatta sokakta satış yapan birkaç adam bile vardı. Etrafa göz gezdirdikten sonra oyuncuların çoğunun 30. Seviye civarlarında olduğunu gördüm. İşin özü, birkaç gün sabahladıktan sonra 30. Seviye olabiliyordunuz. Bu zamanlarda oyuncuların %40’ı 30. Seviyeyi geçmişti. Ortalama seviyenin bu kadar hızlı yükselmesi gerçekten iyi bir haber sayılmazdı.

 Dükkana vardıktan sonra 5. Seviye Deniz Yosunu Hapları için gerekli malzemeleri aldım!

 3 x Lacivert Deniz Yosunu, 1 x Keskin Rüzgar Bitkisi, 2 x Simya Kazanı…

 Malzemeleri yerleştirdikten sonra kulaklarımda tanıdık bir ses yankılandı.

 Ding!!

 Sistem Notu: Başarıyla [Deniz Yosunu Hapı] ürettiniz. Simya +1. Bu hapı ilk yapan kişi olduğunuz için, +1 Karizma kazandınız!

……

 Bir karizma puanı daha. Karizmam çoktan 29’a ulaşmıştı. Aslında pek işe yaramayan bir puandı. Bunun yerine birkaç altın kazansam daha mutlu olabilirdim!

 Bir saat boyunca simyayla uğraşmaya devam ettim. Envanterimdeki 3500 Lacivert Deniz Yosunu, 1100 Deniz Yosunu Hapı’na dönüşmüştü. Yeni ürettiğim bu haplar, sunucunun ilk 5. Seviye haplarıydı. Gizli ve uzak ormanlarda yer alan ana malzemeyi, bir de yüksek seviyeli yaratıklar koruyunca, oyuncuların bu bitkiyi toplaması kolay değildi. Oyunun son zamanlardaki durumunu göz önünde bulundurursak, insanların Yedi Yıldız Bitkisi ve Keskin Rüzgar Bitkisi bulma konusunda sıkıntı yaşamadığını söyleyebilirdik. Aslına bakarsanız çok az insanın 5. Seviye Simya’ya ulaşabildiğini tahmin ediyordum.

 Pazarımı kurduktan sonra hapları 1 altından koydum! 4. Seviye haplar 300 mana dolduruyordu ancak 5. Seviye haplarda bu 500’e çıkıyordu! Yani ikisi arasındaki fark gözle görülebilecek kadar fazlaydı. 4. Seviye haplarını kullanan bir şifacı, özellikle boss savaşlarında manasına hakim olamayabilirdi. Ancak 5. Seviye haplarını kullanmaya başlarsa, bu durum gerçekten 180 derecelik bir değişime uğrayacaktı. 4. Seviye haplarının tanesi 10 gümüş olsa da, ilk 5. Seviye haplarını 1 altından koymuştum. Kısacası milleti kazıklamak istiyordum!

 Tabii aynı zamanda Kar Tavşanını da koymuştum: ‘’4 yıldızlık büyü ve %90’lık saflık derecesiyle akılalmaz bir yaratık elimde baylar ve bayanlar! Bu mitolojik ve efsanevi yaratığın size seviye kasmada ve PK’da acayip yararlı olacağına kalıbımı basarım! İlgilenenler fiyatları koysun bakalım, bekliyorum!’’

 Bir dakika bile geçmeden pazarımın önü insan kaynamaya başlamıştı. Hem Kar Tavşanı hem de Deniz Yosunu Hapları eşi benzeri zor bulunan eşyalar olduğu için, insanların dikkatini çekmeyi başarmıştım.

 Deniz Yosunu Hapları birer birer satılmaya başladı. Sabahın köründe, zengin oyunculara denk gelmiştim!

 Güncel para değişimi 1:11’di. Yani oyundaki altının değeri düştüğünden, RMB kazanma oranı da gitgide düşüyordu. Eğer para kazanmak istiyorsam, altın değer kaybetmeden bir an önce her şeyi satmam lazımdı!

 Kar Tavşanına birçok insan teklif verse de, ciddi bir teklif olmadığı için satış yapmamıştım. Bu yaratığı yakalamak için çektiğim onca çileyi göz önünde bulundurursam, birkaç altınlık teklifleri kabul edecek değildim.

……

“Tik!”

 Yue Wei Liang’dan bir mesaj geldi: ‘’Xiao Yao, Ba Huang’daki Kar Tavşanını sen mi satıyorsun?’’

 Cevap verdim: ‘’Evet, ben satıyorum. Hayırdır?’’

 Yue Wei Liang: ‘’Ablam demin uyumaya gitti ancak son zamanlarda büyü odaklı bir yaratık arıyordu…’’

 ‘’Hmm? Qing Qian mı istiyor? İsterseniz saklayabilirim.’’

 ‘’Yok yok, sen bekle ben hemen onu uyandırmaya gidiyorum. Sakın o gelmeden satayım deme!’’

 ‘’Tamamdır!’’

 Birkaç dakika geçtikten sonra bir mesaj daha geldi: ‘’Hehehehe, Xiao Yao, Kar Tavşanı’nın özelliklerini söyleyebilir misin?’’

 Hemen yaratığın puanlarını gösteren bir resim yolladım ve cevap gecikmemişti: ‘’Saflık derecesi cidden yüksemiş… Bu yaratığı gerçekten istiyorum, Xiao Yao bana kaça olur?’’

 Biraz düşündükten sonra cevap verdim: ‘’Bu Saflık Derecesi ve Büyü puanıyla birlikte, market fiyatı 500 altın civarında olması lazım. Ama sana 200 olur…’’

 Yue Qing Qian gülümsedi: ‘’Gayet iyi fiyat ancak cebimde neredeyse hiç para kalmadığından altın alamıyorum. Üstümde yalnızca 50 altın var…’’

‘’Lafı mı olur canım, sana 50 altına satarım.’’

 (ÇN: Ağzın kokuyor be adam, ne 50 altını. 400’den aşağıya bırakmayacaksın. Hayret bir şey…)

 ‘’Olur mu öyle şey!’’

 Yue Qing Qian hemen teklifimi reddetti: ‘’Şuna ne diyorsun, birkaç dakika bekle ben de annemi uyandırıp, hesabıma para göndermesini isteyeyim. Fazla sürmez, 10 dakikaya gelirim!’’

 ‘’Tamam…’’

……

 Hap satmaya devam ettim ve 15 dakika geçtikten sonra Yue Qing Qian oyuna girmiş, pazarımın olduğu yere gelmişti: ‘’Xiao Yao, beklettiğim için üzgünüm…’’

 ‘’Sorun değil. Hallettiniz mi?’’

 ‘’Evet!’’

 Yue Qing Qian takas sekmesin açtı ve hemen 500 altın koydu.

 Yüzüm ekşimiş ve takası iptal etmiştim: ‘’500 altın vermene gerek yok, zaten fazla söylemiştim.’’

 ‘’Bunu kabul edemem, sırf beni tanıyorsun diye... Ayrıca o vadide yaşadığın şeyleri duydum. Jian Feng Han bile peşinden gelmiş. Yani öldüğüne dair bir şüphem yok. Bu kadar şey yaşadıktan sonra nasıl olur da birkaç altının lafını yapabilirim ki?’’

 Ne diyeceğimi bilemiyordum. Sessizce takası kabul ettim ve 500 altını aldım!

 (ÇN: 400 dedik 500 oldu, Nice!)

 (Tomato: Bunlar hep planlı oğlum, adam boşa mı söyledi öyle, direkt pazarlık payını kaldırdı ortadan. Zeka işte...)

……

“Shua!”

 Yue Qing Qian hemen Kar Tavşanı’nı çağırmıştı: ‘’Hey ufaklık, gel de sana güzel bir isim vereyim!’’

 Bir saniye bile geçmeden yaratığın ismi belirdi--- Buldozer!

 Oracıkta şok olmuştum. Yue Qing Qian bana bir bakış fırlattı: ‘’Xiao Yao, nasıl isim ama?’’

(Tomato: Mükemmel isim cidden, küçük, kar beyazı narin bir tavşana buldozer demek… Ne kadar da uyuyor yahu!)

 ‘’Fena değil, her yerde göremeyeceğimiz kesin en azından…’’

 ‘’Aynen öyle, ardı ardına buz büyüsü kullanıp, yaratık keseceğiz… Aynı bir buldozer gibi!’’

  ‘’Oh bu arada Xiao Yao, sonunda Deniz Yosunu Haplarını yapmayı başarmışsın! Gerçi 1 altından satıyorsun…’’

 ‘’Noldu ki? Yoksa Prag’ın parası yetmeyecek mi?’’ Gülümsedim.

 Yue Qing Qian başını öne doğru eğip, bana bir bakış fırlattı: ‘’Tamamdır, Yan Zhao hapları almaya karar verdi. Ancak tekel olmak istiyor. Yani sadece Prag’a satabilirsin. Tabii kendine ve arkadaşlarına vermen de sakıncı yok. Ne diyorsun?’’

 Başımı öne doğru salladım: ‘’Anlaştık, elimde 1100 tane var, hepsini istiyor musunuz?’’

 ‘’Evet, bir saniye bekle de parayı getireyim!’’

 ‘’Tamam…’’

……

 Çok zaman geçmeden Prag’tan birkaç oyuncu gelmiş ve Yue Qing Qian’a parayı vermişlerdi. Ardından bana döndü ve 1100 altını koyduğu gibi, ben de hapları yerleştirdim. Parayı görünce kalbim dört nala koşmaya başlamıştı! Zengin olmuştum, acayip zengin olmuştum bebeğim! Çektiğim çileler boşa gitmemişti!

 Oyundan çıkmadan önce altınları satışa koydum. 1:10 luk bir oranla düşünürsek, hepsi satılınca 15.000 RMB kazanacaktım!

 Başlığı çıkardığım gibi telefonum çaldı. Gelen mesaj altınların satıldığını söylüyordu! Kaşla göz arasında 15.000 RMB kazanmıştım!

 Başım dönmeye başlamış ve hemen yatağa kurulmuştum. Keyifli keyifli uykuya daldım…

---