Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

83. Bölüm Verilen Sözler ve Sonuçları

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 “Keng!”

  Uzun kılıç göğüslüğüme saplandıktan sonra birkaç metre geriye çekilmek zorunda kaldım. Gümüş Bağcıklı Botlarım çimlerin üstünde kayarken, vücudumu ayaklarımla destekleyip, [Tek Kişilik Ordu]’yu kullanmak üzere ileri doğru atıldım!

  “Keng! Keng! Keng!”

  Arkamda duran Simple okçuları ve silahşörleri bossa uzun mesafeli saldırılar yapmaları konusunda kontrol ediyordu. Bossun cani çabucak düşmüş ve 10 dakikalık mücadelenin ardından herifin %17 canı kalmıştı. Yine de ekipmanlarımın dayanıklılık oranları da hızla düşüyordu; göğüslüğüm çoktan %74 dayanıklılığını kaybetmişti. Gerçi bu durumda şikayet etmem pek de hoş sayılmazdı zira; arkamdaki şifacılar olmasa zaten öteki dünyayı boylamıştım.

…….

Jian feng Han mücadeleyi arkadan izliyordu, dudakları bükülerek bir gülümsemeye dönüştü: ‘’Düşündüğüm gibi, Xiao Yao’yu tank olarak işe almak gayet isabetli bir karardı, herif bossun odağının %97’sini kendi üzerine çekmiş durumda. Kılıç ustası olmasına rağmen nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde defans bir hayli yüksek, muhtemelen ekipmanları yüksek seviyededir; 55.seviyede olan mor bir bossun saldırıları altında bile hayatta kalabiliyor.’’

 Fushen Bin Kılıç FEng Han’ın yanında duruyordu. Elinde tuttuğu Yenik Düşmüş Ordunun Kalkanı’yla söylendi: ‘’Görünüşe göre, [Öncü]’nün bir numaralı tankı olan benim işe yarayabileceğim herhangi bir durum yok. Patron, eğer bosstan ekipman düşerse ciddi ciddi Xiao Yao’ya mı vereceğiz? Şifacıları ve iksirleri biz sağlamadık mı zaten? Ekipman daha çok ihtiyacı olana verilmeli bence…’’

  Jian Feng Han gülümsedi: ‘’Olur mu öyle şey? Meseleye ileriye dönük bir şekilde bakarsan 1-2 tane ekipmanın lafı bile olmaz. Eğer [Öncü] olarak bizler Ba Huang’ın zirvesinde yer almak istiyorsak, etraftan yüksek seviyeli ve yetenekli oyuncular da toplamamız gerekiyor. Bu Generaller ve Xiao Yao’yla yaptığımız ilk anlaşma. Daha sonra birbirimizi daha yakından tanıyacağımız için onları klanımıza alma şansımız da olacak. Ahh, heriflerin hepsi birbirinden yetenekli ama kişilikleri de bir o kadar farklı. Onları yanımıza çekmek için sabırlı hareket etmeliyiz…’’

  Fushen başını öne doğru salladı: ‘’Ahh, umarım Boss klan tableti düşürür. Heheh, Klan Kurma Tableti’ni elde ettiğimzde, Ba Huang’ın zirvesinde yer almak için de büyük bir adım atmış olacağız…’’

  Simple asasını kaldırıp kükredi: ‘’Xiao Yao, manana dikkat et, [Tedavi] yeteneğin olmazsa bossun odağını toplayamazsın…’’

  Manama baktıktan sonra hemen Keskin Rüzgar Haplarından birini çıkardım: ‘’Merak etme, manam gayet yeterli, [Rüzgar Kılıcı] ve [Keskin Buz Kılıcı] yeteneklerimin 1. Seviyelerini kullandığımdan manam çok gitmiyor. Sadece [Tedavi]’ye mana harcıyorum.’’

 ‘’’Ahh, hehe, akıllı herif!’’

  ‘’Sağolasın!’’

……

  Sayısız Buz Saçağı Bossun göğsünü delip geçiyordu. Ebediyet Rüzgarının Generali gitgide can kaybediyor ve elindeki uzun kılıcı rastgele etrafa savuruyordu. Bu tür çılgın saldırılar diğerleri için tehlikeli sayılabilecek olsa da, benim için çocuk oyuncağıydı.

  General Li Mu ellerini ovuşturduktan sonra heyecanla söylendi: ‘’Hehe, ilk mor seviye boss ölmek üzere ve ben de bu duruma şahitlik ediyorum. Ne düşecek acaba?’’

  Wang Jian cevapladı: ‘’Bilmiyorum ama umuyorum ki altın bir balta düşer. Bai Qi uzun zamandır bronz baltalardan birini kullanıyor ve bizi küçük düşürüyor…’’

  ‘’Eğer gögüslük düşerse Xiao Yao mu alacak?’’ diye sordu General Bai Qi.

  [Rüzgar Kılıcımı] kullandıktan sonra cevapladım: ‘’Hayır, göğüslük düşerse kura çekeceğiz. Eğer kılıç düşerse benimdir.’’ 

  ‘’Tamamdır, iyi birisin aslında…’’ diye söylendi Bai Qi gülümseyerek.

….

  Bir anda Ebediyet Rüzgarının Generali kulakları sağır edecek düzeyde bir kükreme savurdu. Diz çöktü ve sol eliyle yere bir yumruk savurdu: ‘’Cehennem ruhları, çağrıma kulak verin ve bana gelin! Gelin de düşmanlarımı bir bir katledelim! Onlara Edebiyet Rüzgarının Generali nasıl biriymiş gösterelim!’’

  Zemin titremeye başlamış ve etrafa karanlık gölgeler savrulmaya koyulmuştu. Bahsi geçen gölgeler generalin etrafında dolaşıyor ve general de zamanla onları vücuduna emiyordu; adeta bir kara büyüye şahit oluyor gibiydim.

  ‘’Bitirin şunun işini, herife garip bir şeyler oluyor!’’ Jian Feng Han kükredi: ‘’Xiao Yao dikkatli ol! Sakın öleyim deme!’’

  Dişlerimi sıkarak yanıtladım: ‘’Merak etme, kolay kolay ölecek değilim!’’

….

“Ding!”

Sistem Notu: Lütfen dikkat, [Ebediyet Rüzgarının Generali] etraftaki ruhları emmeyi başarmıştır. General artık 60. Seviyede olan mor bir boss haline gelmiştir ve saldırı puanı %10 artmakla birlikte canı da %15 dolmuştur!

  Hassiktir, canı doldu!

  Başımı kaldırdığımda bossun bana doğru kılıcını savurduğunu gördüm!

 “1198!”

  Hassiktir, resmen öteki tarafa gidip geldim lan!

  Yeşim Şehri’nin Kılıcını savurdun ve Boss’un vücuduna [Keskin Buz Kılıcı]’nı kullanarak saldırdım. Herife 1344 vurmuştum; bunun yanında Sevgili Duck [Tedavi] yeteneğini kullanmış ve 870 canım dolduğu için eski halime neredeyse kavuşmuştum!

  Şifacıların üzerindeki baskı gerçekten hafife alınacak derecede değildi. Bossun her saldırısı beni öteki dünyaya bir adım daha yaklaştırıyordu. Artık gerçek bir tank olmanın ne denli acı verici olduğunu anlamıştım. Sonuçta gerçek bir tank dediğiniz kişi, vahşi saldırılara ve silahların verdiği acılara kendi vücuduyla karşı çıkan bir insandı. Nasıl olduğunu anlamasam da ben de yavaştan bu yola adım atmıştım…

….

  ‘’Tam gaz! Acıma yok!’’ Jian Feng Han kılıcın çıkardı ve kükremeye devam etti: ‘’ 3 dakika içerisinde öldürmeyi başarırsak, Mor seviye bossu ilk öldüren grup biz olacağız. Artık planlamaya veya dikkatli olmaya gerek yok! Herkes saldırsın! Yürüyün!

 “Tamam….”

  Kalbim dört nala koşmaya başlamış ve hemen kükremiştim: ‘’Jian Feng Han, sakin ol. Mantıklı düşün, acele etme…’’

  Jian Feng Han cevapladı: ‘’Merak etme!’’

  Sonuç olarak savaşçılar, kılıç ustaları ve süikastçiler bossa dört bir yandan saldırmaya başladı. Zaman geçmeden etrafıma bir sürü insan toplanmış ve bossun canı akılalmaz düzeyde inmeye başlamıştı!

  ‘’Cehenneme kadar yolunuz var!’’

  Ebediyet Rüzgarının Generali kılıcını kaldırdı ve kalabalık gruba doğru savurdu. Devasa bir hasar almış ve canımın 1100’ünü kaybetmiştim. Saldırının tek etkisi bana değildi elbet; yanımda duran birçok savaşçı ve süikastçi de yere yığılıp, anında can vermişti!

  Hemen bir adım geri çekildim ve envanterimden can iksiri çıkarıp, iksiri fondipledim. Parti chatinden bağırmaya koyuldum: ‘’Sevgili Duck, sadece bana odaklan başkasına bakayı mdeme!’’

  Sevgili Duck başıyla onayladı: ‘’Ah, başkan herkese savaşması için talimat mı verdi? Şuraya bak, her yer karıştı!’’

  Ne uzak ne de yakın bir mesafede duran General Li Mu’nun suratı ekşimişti: ‘’Siktir… görünüşe göre bossun düşüreceği ekipmanı almak için millet çılgına dönmüş durumda…’’

  General Wang Jian kılıcını kavradı: ‘’Dikkatli olun beyler.’’

…

  Ebediyet Rüzgarının Generali’nin ardı ardına savurduğu kılıç darbeleri 100’ün üzerinde oyuncunun canını almıştı; lakin bunun yanında herifin canı da %1’e kadar düşmüştü!

  5’ten geriye doğru saymaya başladım ve gücümü kollarımda odakladım, fırsat bu fırsat!

 “Peng!”

  Hemen ileri atıldım ve [Tek Kişilik Ordu]’yu kullandım.

  Kendi yarattığım kombonun saldırıları altında kalan Bossun canı gitgide düşüyordu. 4. Seviye [Rüzgar Kılıcı]’nın etkisi altında can vermişti!

 “Ow, ow……”

  Etrafta yankılanan sistem sesi Boss’un öldüğümü işaret ediyordu. Üzerime iki adet altın ışık hüzmesi atılmış ve 42. Seviyeye ulaşmıştım. Sonunda Ba Huang’ın ilk 5 oyuncusu arasına girmeyi başarmıştım!

…

“Pata……”

  Ebediyet Rüzgarının Generali diz çöktü ve etrafa akılalmaz sayıda paralar saçıldı. Bir bakış fırlattığımda en azından 100 altının çimlere düştüğünü gördüm. Ancak altınlara almaya çalışmadım zira [Öncü]’yle aramızda bir anlaşma vardı. Yere düşen diğer üç eşya ise sırasıyla; altın tüylü bir miğfer, altın bir kolye ve etrafa mor ışık hüzmeleri saçan iki yüzlü bir kılıç.

  Mor seviye bir kılıç!!!!

  O esnada herkesin kalbi durma seviyesine gelmişti. Oyunun bu zamanlarında altın ekipman bulmak bile kolay sayılmazken bossun düşürdüğü mor seviye ekipman en nadir eşyanın ta kendisiydi!

 (ÇN: Seviye Sistemi: Siyah —> Yeşil —> Bronz —> Gümüş —> Altın —> Mor —> İmparator —> Valkyrie —> Aziz —> Kutsal —> Tanrı —> Efsanevi )

  Kimseden çıt çıkmıyordu. Etrafa derin bir sessizlik hakim olmuşken mor parıltılar saçan kılıcın üstünde de ismi belirmişti----- [Cennet Düzeninin Kılıcı] (Mor Ekipman)!!!!!

 

…

  Ciddi ciddi mor ekipman!

  Hemen kılıcımı kınına soktum ve mor ekipmana doğru atıldım.

 “Shua!”

  Tek gördüğüm şey önümden geçen bir gölgeydi. Farkına bile varmadan adamlardan biri kılıcı eline almıştı: Jian Feng Han! Başka kim olacaktı ki zaten? Böyle bir hıza ondan başkası sahip olamazdı.

…

 Jian Feng Han elinde kılıcı tutarken gülümsedi: ‘’Ne yazık ki bosstan Klan Kurma Tableti düşmedi ancak bu mor ekipman olan kılıç da hiç fena sayılmazd. Neredeyse tanrı seviyesindeki bır kılıç gibi, mor ekipman…’’

  Yeşim Şehri’nin Kılıcını kaldırdım ve fısıldadım: ‘’Jian Feng Han, daha önce anlaştığımız gibi kılıç tipi ekipmanları ben alacaktım. Tek şartım buydu. Elinde tuttuğun Cennet Düzeninin Kılıcı benimdir!’’

  Jian Feng Han bana bakıp gülümsedi: ‘’Xiao Yao, sanırım beni ynalış anladın. Daha önce de dediğim gibi eğer altın seviyesinde ya da daha düşük bir seviyede olursa sana verecektim ancak bu kılıç mor ekipman. Bizler, [Öncü] olarak 100’den fazla adamımızı bu mücadele için feda ettik. Nasıl olur da öylece bu kılıcı sana verebilirim? Şuna ne diyorsun: Sana ödeme yapayım… 1000 altın vereyim, tamam mı?’’

……

“Ugh…”

  Sinirlerim bozulmuştu. Herif benimle dalga geçiyordu resmen!

  Vücudum titremeye başlamış ve başımı kaldırarak gözleri kan çanağına dönmüş Jian Feng Han’a fısıldadım: ‘’Demek Çin’in en iyi 10 klanından biri olsanız da böyle yapıyorsunuz ha? Jian Feng Han, yüzün üstünde adamının önünde tükürdüğünü yalayacak mısın yani? Peki ya sorarım sana, yarın bir gün Ba Huang’daki binlerce oyuncunun yüzüne nasıl bakacaksın?’’

  Jian Feng Han cevapladı: ‘’Xiao Yao, fazla heyecanlanma. Sen benim arkadaşımsın… Sana ait olan bir şeyi çalmak gibi bir şey asla yapmam ancak anlaşmamızı düşünürsek, bu mor ekipmanı sana vermemin imkanı yok. Şuna ne diyorsun: Herkes kura çeksin, böylece sistem daha adil olur.’’

  ‘’Adilmiş, siktir lan oradan!’’ General Li Mu kükred, kılıcını çektiği gibi Jian Feng Han’ın sırtına sapladı!

Shua!

  Aynı şekilde ben de Jian Feng Han’ın boynuna doğru kılıcımı savurmuştum.

  Ortalığın kan gölüne döneceğine şüphe yoktu. Feng Han’ın yüzün üstünde adamı vardı ancak bütün ekipmanımı kaybedecek olsam bile onu öldürmeden gitmeyecektim! Dediklerimin gerçek anlamını ona göstermekten kaçınmayacaktım----

  Bugünden itibaren senin korkulu rüyan olacağım! Bugünden itibaren senin düşmanın olacağım!