Noldu lan ..... Az once artistlik yapiodunuz sari siviyi akittiniz sonunda :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
58. Bölüm Kılıç Kalkana Karşı
Grupta tam olarak 7 oyuncu vardı. 2 tane 31. Seviye Savaşçı, bir şifacı, okçu, silahşör ve bir büyücü. Bütün bunlara ek olarak bir de ağır zırhlara kuşanmış 32. Seviyede olan bir rahip. Grubun bütününe bakıldığında boss kesmek için oldukça uyumlu oldukları anlaşılabiliyordu. Ayrıca o 32. Seviye rahip de hiç zayıfmış gibi durmuyordu.
Grubun kaptanı elinde parlak bir balta tutan Savaşçı gibiydi. Başının üstünde ‘’Mu Tain’’ yazıyordu ve balta da muhtemelen gümüş ekipmanlardan biriydi. Yani saldırı puanı hiç de düşük görünmüyordu. Yine de asıl problem uzun mesafe oyuncularıydı. Sonuçta uzun mesafeli saldırılara karşı koyabilecek bir yöntemim yoktu. Bütün uzun mesafe oyunculardan birer darbe alsam, öteki dünyayı boylayacağıma şüphe yoktu.
……
Ağacın altında durmuş, gülümseyerek sormuştum: ‘’Burada Lacivert Deniz Yosunu toplamaya uğraşıyorum, neden beni öldürmek istiyorsunuz ki?’’
Mu Tain baltasını salladıktan sonra bir kahkaha attı: ‘’Seni öldürürsek 1000 altın kazanacağız. Ölmeden önce söylemek istediğin bir şey var mı?’’
Cevapladım: ‘’Buz Tutmuş Orman benim bölgemdir, eğer korkmuyorsanız gelin de beni öldürmeye çalışın bakalım.’’
Sözümü bitirir bitirmez ormana daldım ve hava karanlık olduğundan hemen görüşlerinden çıkmayı başardım.
Mu Tain: ‘’Evcil hayvanlarınızı çağırın, önden onları yollayacağız. Bugün Kaygısız Xiao Yao’nun öleceği gündür!’’
Birkaç dakika sonra yarasalar, goblinler ve diğer evcil hayvanlar çağırıldı. Yaratıkların doğru dürüst saldırı puanları olmadığından bana pek bir tehdit oluşturmuyorlardı.
……
“Tırırırım……”
Savaş botlarım ıslak çimleri ezerken, ormanda yavaş yavaş ilerliyordum. 7 kişilik gruptan biraz tırsıyordum zira hepsi aynı anda bana saldırırsa, öleceğime şüphe yoktu. Ancak gücümü odaklayıp, grubun zayıf noktasını bulursam olayı çözebilirdim. Ufak Bobo’nun hızını kullanıp, çalıların arasından şifacılarını öldürecek ve ardından uzun mesafe oyuncularından kurtulacaktım.
Geniş bir yay çizerek grubun arkasına dolaştım ve elimi havaya kaldırdığım gibi Ufak Bobo’yu çağırdım. Ufak Bobo zaman kaybetmeden şifacıya doğru ilerledi ve savunmalarını yararak 4. Seviye kombosunu kullandı.
“Hassiktir!”
Şifacı hemen geriye kaçtığı için kombonun ilk saldırısı ıska geçmişti; ancak Ufak Bobo komboya devam etti ve üst üste iki saldırı yapmayı başardı.
“489!”
“512!”
Hassiktir! Şifacı ölmemişti. Muhtemelen dayanıklılığa 5’er puan verdiği için canı bu kadar yükselmişti. Aklımdan bu düşünceler geçerken Ufak Bobo bir saldırı daha yapmış ve şifacı yere yığılmıştı.
Mu Tain hemen arkasını dönüp bağırdı: ‘’Silahşör ve okçu, şu yaratığı öldürün!’’
Mermiler ve oklar Ufak Bobo’ya odaklanmıştı. Her ne kadar Bobo’nun defansı iyi olsa da, bu saldırılara tek başına dayanmasına imkan yoktu. Toplamda 500 civarı bir hasar almış ve büyücü de Ufak Bobo’ya [Fırlayan Kayalar] ve [Keskin Rüzgar] kullanarak saldırmaya koyulmuştu.
“+600!”
Karanlıkta saklanırken Ufak Bobo’nun canını doldurdum. Ardından Bobo’ya mekanı terk etmesi için talimat verdim. Eğer orada kalırsa saldırıların odağı olmaya devam edecekti!
‘’Rahip, [Kılıcını İndir]’i kullan şu yaratığın üzerinde!’’ diye kükreyen Mu Tain ileri atılıp, Ufak Bobo’ya bir darbe savurdu ancak Bobo’nun hızına yetişemediği için bu çabası boşa çıkmıştı.
Rahibin asasından altın bir ışık fırlamış ve Ufak Bobo’yu sarmalamıştı. Bobo’nun saldırısı %10 düşmüştü! 610 saldırı puanı göz açıp kapayıncaya dek 549’a düştü. Artık mücadele benim aleyhime gelişmeye başlamıştı.
‘’Şerefsiz, kaçmak mı istiyorsun?!’’
Diğer savaşçı elindeki baltayla ileriye atıldı. Baltasından fırlayan ateş parçaları [Ateş Baltası]’nı işaret ediyordu.
Daha fazla saklanamazdım!
Hemen ileri atıldım ve kılıcımla 4. Seviye kombomu uyguladım.
“358!”
“347!”
“333!”
Savaşçı şok olmuş ve hemen geriye çekilmeye çalışmıştı. Kaçmasına izin verecek değildim ya? Hemen ileri atıldım ve kılıçla havaya geniş bir kesik attım.
‘’Hassiktir, nasıl bu kadar güçlü olabilir ki?’’
Savaşçı ne olduğunu bile anlayamadan yere yığılmış ve arkasında bir balta bırakmıştı!
Yere düşen eşyaları almaya fırsat bulamadan geri çekilmek zorunda kaldım. Bir saniye daha gecikseydim, 2 ok ve 1 mermi yemiş olacaktım.
……
Kollarımda Ufak Bobo, geri çekildim. İkimizin canını da doldurduktan sonra oyunculara doğru ilerlemeye koyuldum zira heriflerin ruh formunda doğduğu mezarlığın buraya uzak olduğunu biliyordum. Grubun geri kalanını öldürmek için aşağı yukarı 10 dakikam vardı. İlk başta bana saldırmaya çalışanları öldürecektim; böylece benim kolay lokma olmadığımı anlayacaklardı!
Etrafta gezinirken öfke dolu Mu Tain’in sesi kulaklarıma geldi: ‘’İki kişi kaybettik bile. Ne yapıyorsunuz siz? Herif saldırırken niye tepki vermediniz!’’
Rahip sakince cevap verdi: ‘’Yarasalarımızın o arıya yetişmesi mümkün değil.’’
‘’Ölenler dirilene kadar etrafı dikkatlice gözleyin. Sonra devam edeceğiz.’’
‘’Tamam.’’
……
Acele etmem gerekiyordu. Ufak Bobo’yu diğer tarafa yolladım. Bu sefer hedefimiz okçu ve büyücüydü.
Shuuaa!!
Ufak Bobo hızla büyücüye atıldı.
‘’Geri geldi!’’
Büyücü durumun farkındaydı. Hemen [Buz Saçağı]’nı kullanarak Bobo’yu yavaşlattı. Bu sayede geri çekilmeyi başaran büyücü, vur-kaç taktiğine devam etmeye koyuldu.
Grubun dikkati Ufak Bobo’ya odaklanmışken, okçuya doğru ilerliyordum. Herifin tam arkasında durmuş ve kılıç elimde, Kombo’mu herifin omzuna doğru yöneltmiştim. Bu esnada yere de bir yumruk savurdum!
Peng!
[Bağlayan Zincirler] başarıyla büyücüyü bağlamıştı. Ufak Bobo üçüncü saldırıya gerek duymadan iki hamlede büyücünün işini bitirdi. Sonuçta büyücüler dayanıklılığa vermek yerine büyüye vermeyi tercih ediyorlardı. Yetenekleri fazla mana istediğinden büyüye vermek zorundaydılar.
Okçu öldüğü gibi herifin yarasası da kaybolmuştu.
Birkaç saniye içinde grupta ayakta yalnızca 3 kişi kalmıştı.
Hong!
Omzuma saplanan [Ateş Baltası] vücuduma geniş bir acı dalgası yaymıştı.
Zheng!
“227!”
Anlık duraksamamdan yararlanmak isteyen Mu Tain hemen bana doğru bir hamle yaptı. Ancak herif 154 vurunca şok olmuş ve: ‘’Bu nasıl defans lan böyle!?’’ diye sitem etmişti.
Cevap vermekle uğraşmak istemediğim için kılıcımı kaldırdım ve silahşörün göğsüne doğru bir darbe savurdum. Diğer tarafta duran Ufak Bobo da 4. Seviye [Arı Sokması]’nı aktif etmişti: saldırı puanının %10’unu kaybetmiş olsa da saldırısı hala canavar gibiydi. Silahşör acı dolu bir çığlık atarak yere yığıldı.
……
Zheng!
Rahip bana bir darbe daha savurdu ve herifin 49 vurduğunu görünce neredeyse kahkaha patlatacaktım. Sonuçta rahiplerin güçlü yanları can ve savunmaydı. Ancak yakın mücadelede bir tehdit oluşturmuyorlardı.
‘’Sıra sende.’’
Hemen yana bir adım attım ve başımın üstünden koca bir ‘ISKA’ yazısı fırladı. Mu Tain’in saldırısını başarıyla savuşturmuştum. Zaten öfkeli olan adam bütün grubu öldürebileceğimi anlayınca çılgına dönmüştü. Evcil hayvanının [Delik] yeteneğini kullandığından, bir sonraki saldırısı defansımın %20’sini yok sayacaktı.
Bir bakış fırlattım ve yeteneklerimin dolduğunu gördüm. Bu yüzden Mu Tain’in saldırısını karşılamaya karar verdim. Kombomu kullandığım gibi Yeşim Şehri’nin Kılıcı etrafa altın ışık hüzmeleri saçmaya başlamıştı!
“357!”
“342!”
“344!”
Mu Tain ne olduğunu anlayamadan yere yıkılmış ve öteki dünyayı boylamıştı.
Kaptanlarının arkasında rahip duruyordu. Sessiz sessiz yeteneklerini kullanıyordu. İlk olarak [Yenilenme] yeteneğini kullanmış ve ardından [Altın Defans] yeteneğini kullanarak defansını %12 arttırmıştı.
‘’Hadi bakalım!’’
Rahip kükredi: ‘’Bakalım defansımı geçebilecek misin. Saldırı odaklı şifacının saldırısını merak ediyorum. Bugün ya sen öleceksin, ya da ben.’’
Cevap vermedim. Ufak Bobo’ya herifin goblinine saldırması için talimat verdim.
“Huaa!”
Yeşim Şehri’nin Kılıcı havada geniş bir yay çizmiş ve saldırıya hazır bir hale gelmişti. Hemen rahibin önüne atıldım. Herif hızımı görünce şok olmuştu. Saldırıya başlamadan önce herifin şaşkınlığını fırsat bilerek ona omuz attım. Rahibin savunma duruşu anında bozulmuş ve herif geriye çekilmek zorunda kalmıştı.
Ayaklarımın altından bir ışık hüzmesi yayılmaya başladığı gibi S-seviye kombomu, [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif ettim!
“98!”
“101!”
“79!”
“109!”
Ardı ardına darbeler indirmeye devam ettikçe rahip dengesini kaybedip, geriye çekiliyordu. Ağır darbenin etkisiyle tamamen dengesini yitirdiğinden, [Rüzgar Kılıcım] için gereken 0.2 saniyeyi fazlasıyla elde etmiştim! Final vuruşu!
Peng!
“711!”
Rahip şok olmuştu: ‘’Bu…bu kendi yarattığın kombo mu?’’
Cevap vermedin ve son bir darbeyle herifin işini bitirdim.
……
Shua!
- seviye rahip öteki dünyayı boylamıştı.
Magnec