Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

75. Bölüm Altın İçin Mücadele!

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

 

  Düelllo ringinin içinde [Öncü] ve [Uçan Ejderhalar]’ın üyeleri mücadele ediyordu. Her ne kadar bu mücadeleye pratik denilebilecek olsa da, durum gitgide geriliyordu.

  Voosh!

  Buz kozalaklarından biri Fushen Bin Kılıç’ın omzunda saplanmış ve adam 448 canını kaybetmişti. Rahiplerin fiziksel defansı güçlü olsa da, büyüye karşı dirençleri fazla kuvvetli değildi. Şans bu ki Fushen her seviye atladığında dayanıklılığa 5 puan vermiş ve canı 2500’e ulaşmıştı. Yani tek hamlede ölmesi imkansızdı.

  ‘’Hass…’’

   Kar Tavşanı’nın güçlü saldırılarıyla karşı karşıya kalan Fushen gerilmeye başlamıştı. Asasıyla ileri atıldı ve tavşanın kafasına bir darbe geçirip, yaratığın 229 canını götürdü. Tabii bu kadarla kalmamuştı, elini ileriye doğru uzattığı gibi Katil Arı’sı ileri atılmıştı. Aynı sırada arının iğnesinden etrafa altın ışık hüzmeleri yayılmaya başlamış ve 4 vuruşluk kombosunu aktif etmişti.

  Tak!

  Kar Tavşanı acı dolu bir çığlık atıp yere yığıldı, oracıkta canını kaybetmişti! Kar tavşanının büyü gücü fazla olsa da, defansı ve canı ortalamanın altındaydı!

  Vahşi Kaplan hayatını yitiren evcil hayvanına bir bakış fırlattı ve baltasını ileri doğru savurdu. Bu duraksama anını kendi yararına kullanmak istiyordu. Baltasından fırlayan alev dalgaları tek bir yeteneğe işaret ediyordu: [Ateş Baltası]!

Bang!

“1278!”

  Tek vuruşta Katil Arı yere yığılmıştı. 38. Seviyede olmasına rağmen Vahşi Kaplan’ın tek bir saldırısına bile dayanamamıştı. Bu durum fazla şaşırtıcı değildi zira; savaşçıların sahip olduğu saf güç ve saldırı 9 sınıfın içinde en güçlüsüydü!

……

  Fushen paniklemeye başladı. Evcil hayvanını yitirdiğinden geriye yalnızca asası kalmıştı. Lakin durumun kötüye gitmesinin sebebi de buydu zira; her saldırısında 100 civarı bir hasar verebiliyordu.

  ‘’Geber!’’

  Vahşi Kaplan çıldırmış gibi görünüyordu ve baltasını ardı ardına savurmaya başladı. Kalkana inen darbeler birkaç hasarı da ortaya çıkarmıştı---

 “109!”

“97!”

“114!”

  Vahşi Kaplan şok olmuş bir şekilde kalkana bakıyordu: ‘’Hassiktir, kaç defansı var bunun? 872 saldırı puanım olmasına rağmen defansını aşamıyor muyum yani?’’

  Fushen geriye doğru birkaç adım attıktan sonra kalkanını havaya kaldırarak gülümsedi: ‘’1045 defans. Üzgünüm ancak ben her seviye atlayışımda 5 defansa veriyorum, 872 saldırı puanıyla benim defansımı geçemezsin!’’

  Vahşi Kaplan dişlerini sıkarak öfkesine hakim olmaya çalıştı. [Ateş Baltası]’nın 6 saniyelik dolma süresi geçtiğinde, hemen kükremiş ve 40. Seviye yeteneğini aktif etmişti!

Bang!

“317!”

  Beklendiği gibi [Ateş Baltası]’nın yüksek saldırı potansiyeli sayesinde Fushen’in defansını geçmeyi başarmıştı.

 “Sha sha sha…”

  Fushen birkaç adım geriye çekildi, suratında garip bir ifade vardı: ‘’Hay böyle işe! 2. Resmileştirmeden sonra gelen yetenekler bu kadar güçlü mü yani?!’’

  Lafını bitirir bitirmez Vahşi Kaplan’a saldırmaya devam etti. Vahşi Kaplan canı 400’lere inince hemen bir can iksiri içmiş ve 400 canını doldurmuştu. Bir kez daha baltasından etrafa ateş dalgaları yayılmaya başladı!

Clang!

“588!”

  Fushen’in canı neredeyse sıfıra inmişti: ‘’Hassiktir, rahip sınıfının gerçekten saldırısı konusunda hiç yeteneği yok, ne yapacağım ben…’’

  ‘’Heheh, ne mi yapacaksın? Orada durup, ölümü bekleyeceksin işte!’’

  Vahşi Kaplan’ın acıması yoktu, baltasını kaldırıp rahibin başına doğru bir hamle yaptı!

……

Vhoosh!

  Fushen’in durduğu yerden etrafa altın ışık hüzmeleri yayılmaya başlamıştı. Her ne kadar biraz önce ölmüş olsa da, canı tekrar fullenmişti. Düelloyu kaybetmişti. Elindeki Yenik Düşmüş Ordunun Kalkanı’na bir bakış fırlattıktan sonra söylendi: ‘’Öylece kaybettim demek…’’

  Vahşi Kalkan elinde baltasıyla, başını kaldırmış etrafa kibirli bakışlar fırlatıyordu: ‘’Görünüşe göre [Öncü]’nün rahip kaptanı güçlü bir defansa sahip; ancak mücadelede fazla dayanamadı. Duyduğuma göre elindeki kalkanı Feng Han 1000 altına almış. Senin ellerinde harcanıyor resmen…’’

  Fushen’in suratı morarmıştı ancak yetenekleri Vahşi Kaplan’dan daha zayıf olduğu için cevap vermeye yeltenmedi.

  Vahşi Kaplan kaşlarını kaldırıp, gülmeye devam etti: ‘’Ba Huang’lı dostlarım, aranızda yeteneğini test etmek isteyen yok mu?’’

  Kalabalıktan çıt çıkmıyordu. Herkes Vahşi Kaplan’ın yeteneklerine şahit olduğu için, öne çıkıp kendini utandırmak istemiyordu. Muhtemelen şu sıralarda Fushen bile öne çıktığı için pişman olmuştu; [Öncü]’nün adına leke sürmüş bile sayılabilirdi.

……

  Tam bu sırada elinde kılıç utan bir adam kalabalığı yarıp ileri atıldı, suratına bir gülümseme oturmuştu: ‘’O zaman, biraz kapışalım…’’

  Vahşi Kaplan keskin bir bakış fırlattı: ‘’Sen… sen… Kaygısız Xiao Yao?!’’

  Vahşi Kaplan’ın baltasına baktıktan sonra gülümsedim: ‘’Evet, benim. Baksana, görmüyor musun?’’

  Omzumdaki altın kelimelere işaret ettim. ‘Ba Huang’ın 10 Numaralı Oyuncusu’

  Vahşi Kaplan gülümseyerek cevapladı: ‘’Pekala. Aslında ben de efsanevi saldırı odaklı şifacının yeteneklerini merak ediyordum. Oh, görünüşe göre sınıfını değiştirmişsin. Hmph, yine de fark etmez, en azından böylece insanlar sana zorbalık yaptığımı söylemeyecek. Kaygısız Xiao Yao, ortada olan gerçeğe göre bana meydan okuyan sensin, ben değil! Yani yenilirsen etrafta benim adımı lekeleyeyim deme. Gücümü kullanarak seni ezmeye çalışmıyorum, yanlış anlaşılmasın.’’

  Şok olmuştum: ‘’Zorbalık derken? Buraya 100 altını almaya geldim. Seni yenerek bir şeyi başaracağımı mı düşünüyorsun? Yanlış; aslında seni tanımıyorum bile…’’

  ‘’Siktir git!’’

  Vahşi Kaplan yumruklarını sıkmış ve öfkeden deliye dönmeye başlamıştı.

  Gizliden gizliye gülümsüyordum. Bu kadar çabuk sinirlenen bir insan, tam da [Uçan Ejdarhalar] adına yakışıyordu; vahşi ve basit!

  Yavaş yavaş kılıcımı kınından çıkardım. Aynı sırada [Kılıç Fırtınası] devreye girmiş ve saldırı gücümü %10 arttırmıştı. Şu anki saldırı puanımı söyleyecek olursam, üst limitim 1007’ye ulaşmıştı!

  ‘’Duyduğuma göre acayip güçlü bir evcil hayvanın varmış, 5 yıldızlık saldırı potansiyeli ve %97’lik saflık derecesi, yanlış mıyım?’’ Vahşi Kaplan bana kibirli bakışlar fırlatıyordu.

  Gülümsedim: ‘’Tamam o zaman, evcil hayvanları kullanmadan, 1 e 1 kapışalım!’’

  ‘’Hahah, tam istediğim gibi!’’

  Sordum: ‘’O zaman, ne yapıyoruz? Teknik savaşı mı, rastegele mi?’’

  ‘’Onların ne demek olduğuyla ilgili ufak bir fikrim bile yok?’’ diye söylendi Vahşi Kaplan.

  Açıkladım: ‘’Teknik savaşı dediğimiz savaş şu şekilde; Yeteneklerimizi kullanarak mücadele edeceğiz. Ben sana karşı üç hamle yapacağım ve sen geri çekilmeyeceksin. Eğer ölmezsen, aynı şekilde sen bana üç saldırı yapacaksın, ben de geri çekilmeyeceğim. Yalnız Teknik savaşında şöyle bir koşul var; bir kez kullandığın yeteneği bir daha kullanamazsın. Rastgele savaş dediğim de bildiğin gibi, normal mücadele yani, ayakta kalan kazanır.’’

  Vahşi Kaplan derin bir nefes alıp, cevapladı: ‘’Tamam o zaman, Teknik Savaşı yapalım ancak ilk kim başlayacak?’’

  Gülümsedim ve ellerimi ileriye uzattım: ‘’İlk sen başlayabilirsin. Sana üç kez saldırma şansı veriyorum. Bu arada saldırılarını savuşturup, savunma yapabilirim haberin olsun.’’

  ‘’Tamam!’’

  Vahşi Kaplan başını sallayıp baltasını kaldırdı: ‘’Kaygısız Xiao Yao, başlıyorum!’’

  ‘’İstediğin zaman!’’
 

……

  Kılıcımı göğsümün önünde tutuyor ve olduğum yerde dikiliyordum. Yalnızca duruşumdan bile etrafa güç dalgaları saçılıyordu.

  Öte yandan Vahşi Kaplan elinde baltasıyla bana doğru koşmaya başladı. Bir anda kollarını büktü ve yatay bir şekilde baltasını savurdu. Doğrusunu söylemek gerekirse bu geniş perspektifli saldırıyı savuşturması bir hayli zordu.

  ‘’Pah…’’

  Sol elim kılıcımı destekler bir şekilde Yeşim Şehri’nin Kılıcı’nı sağ tarafıma doğrulttum ve bütün gücümle rakibin saldırısını savuşturmaya odaklandım. Lakin rakip geniş bir saldırı yapmakla kalmamış, bir de [Ateş Baltası]’nı kullanmıştı!

  Clang!

  Etrafa kıvılcımlar saçıldı---

 “279!”

  Bu nasıl saldırı gücü böyle!

  Vahşi Kaplan da şok olmuşa benziyordu: ‘’Ne defans ama!’’

  Hemen yana bir adım attı ve sağ tarafıma doğru baltasını savurdu; [Delik] yeteneğini kullanıyordu!

  Lakin her şeyi görmüş ve hemen geriye çekilmiştim!

  ‘’ISKA!’’

   Kılıç ustası sınıfının çeviklik konusunda büyük bir avantajı vardı. Lakin darbe indiremediği için [Delik] yeteneğinin özelliği olan %20’lik defansı yok sayma durumu, bir sonraki saldırısı için hala geçerliydi!

   İkinci saldırının ardından üçüncü saldırı geliyordu, [Alevli Balta], 2. Resmileştirme görevinin getirisi olan en güçlü saldırı!

  Öyle kolay kolay dayanabileceğimi düşünmüyordum. Ellerimi havaya kaldırıp, [Tedavi]’yi kullanarak canımı doldurdum. Aynı zamanda saldırı savuşturmaya da çalışacaktım ancak rakibin baltası görünmez bir güç alanı yaratmıştı, bir anda hareketlerim yavaşlamıştı! Bu oyunun kısıtlamalarından birisiydi; seviyem ve tekniklerimi göz önünde bulundurduğumuzda; sıradaki saldırıyı savuşturamayacaktım!

Clang!

 “1348!”

  Şok olmuştum, [Delik] + [Alevli Balta]! Cidden bu süper ikili Savaşçıların en kuvvetli kombosuydu. Neredeyse tek hamlede öteki dünyayı boylayacaktım. Şans bu ki son zamanlarda elde ettiğim eşyalardan sonra canım 1558’e fırlamıştı, aksi taktirde bu darbeden sonra ayakta kalmam mümkün olmazdı!

 “Sha sha sha…”

  Gümüş Bağcıklı Botlarım çimlerde kaydı ve 5 metre geriye savruldum. Vahşi Kaplan biraz utanmışa benziyordu, söylendi: ‘’Hay böyle işe, hala ölmedin mi? Geberteceğim seni!’’

  Mesele kapanmıştı, herif öfkeden çılgına döndüğü için kuralları yok saymaya kararlıydı…

……

“Hua!”

  Normal bir saldırı olsa da baltası hızla ilerliyordu.

  Vücudumu hafif bükerek saldırı savuşturdum. Tekrar döndüğümde herifin arkasına geçmeyi başarmıştım. Bu fırsatı kullanarak hemen kombomu aktif ettim!

Bangbangbang!

“357!”

“371!”

“328!”

  Bir anda herife akılalmaz derecede hasar vermiştim. Vahşi Kaplan’ın suratı mosmor kesilmişti: ‘’Hassiktir! O nasıl bir saldırı gücü öyle, Kombo’nun tek vuruşu 300’ün üstünde mi vuruyor yani?!’’

  Vakit kaybetmeden bir can iksiri içti ve baltasını yatay düzlemde savurdu.

  Saldırısının yörügesini hesapladıktan sonra herifin arkasına geçtim ve ayaklarımın altından garip bir aura yayılmaya başladı!

  Yeteneğimin hazırlanma aşamasını gören kalabalık şaşırmıştı; kalabalığın içindeki güzelliklerden birkaçı söylendi: ‘’Tanrım, bu… Bu kişiye özel komboların başlangıcına benziyor! Kaygısız Xiao Yao kendi kombosunu yaratmışt!’’

 [Tek Kişilik Ordu]!

Pah pah pah, Vahşi Kaplan’ın omzuna darbe üstüne darbe geçirmeye başladım!

“279!”

“300!”

“264!”

 

 

 Hafifçe eğildikten sonra bir anda ileriye atılıp Vahşi Kaplan’a vücut darbesi geçirdim. Herif yere yıkılmış ve çoktan canını kaybetmişti ancak vücudu hala orada duruyordu. Ölmeden önce [Rüzgar Kılıcı]’mı tatmasını da istemiyor değildim!

 “Ka cha…”

  Kılıcımın ucu zırhını delip geçti.

 “877!”

……

  Düello ringinin dışında dirilen Vahşi Kaplan baltasını indirmiş ve her zamanki kibirli havasını da kaybetmişti. Şaşkın gözlerle bana bakıyordu: ‘’Sen… Kimsin sen?!’’