Tamam da niye wan erin bacagi wan er nerden anlicak yang yan olfugunu lin tiannan a yapsaydin ya jdjdj
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
420. Bölüm Yang Yan Üstadı
‘’Bölgeyi mühürleyin ve cesetleri kaldırın. Gelecekte bunları kullanıp Kan Tırpanı’yla mücadele deceğiz.’’
Wang Xin Yağmurlu’nun sırtına bakarak, titreyen sesiyle söylendi, ‘’Zavallı kız. Wei Fan, aşağılık herif! Ellerini masum kanına buluyorsun! Eğer böyle devam ederse, kim bilir Yağmurlu gibi kaç insan böylesine acınası bir duruma düşecek? Kan Tırpanı’nın öldürdüğü her insan beraberinde hüzün dolu yaşları da getiriyor…’’
Pencere kenarından iç çekerek söylendim, ‘’Wei Fan’a direkt hamle yapamayacak mıyız? Kaptan Wang, Shen Bing’e tek bir kelime ettiğin taktirde Wei Fan’ın nerede olduğunu bulabiliriz. Bir güne kalmadan o herifin kellesini sana getirebilirim!’’
Wang Xin başını iki yana sallayarak acı içerisindeki ifadesiyle cevapladı, ‘’Düşündüğün kadar basit olsaydı keşke. Biz…ordu birlikleriyiz, ve bu yüzden bazı prensiplere göre hareket etmemiz lazım. Eğer kendi kurallarımızı çiğnersek, o zaman o hayvan herif, Wei Fan’dan ne farkımız kalır?’’
İç çekerek uzandım ve gözlerimi kapattım, ‘’Dünyamda ayrıma yer yok. Hayret bir şey…’’
Wang Xin bana derin bir bakış atarak söylendi, ‘’Aslında, çok korkuyorum.’’
‘’Neden korkuyorsun?’’ diye sordum.
Wang Xin cevapladı, ‘’Biliyorum, bir kurtsun. Her şeyi yutabilecek bir kurt. Senin burada, Muhafız Merkezi’nde çalışıyor olman beni mutlu ediyor; ancak seni bir gün kontrol edemeyeceğimden korkuyorum. Eğer öyle olursa, alacağım yaralar düşmanlarımızdan daha kötü olabilir. Li Xiao Yao, güçlüsün; ancak bu gücünü kontrol edebilecek misin?’’
Zemini adımladıktan sonra Wang Xin’e askeri bir selam vererek söylendim, ‘’Gelecekte ne kadar güçlü olursam olayım, hatta bu dünyadaki en güçlü insan olsam dahi kalbim ülkeme ve insanlarıma ait olacaktır!’’
Wang Xin gülümseyerek omzuma dokundu, ‘’Haha, aferin sana. Geri dönüp biraz dinlen. Bugün sıkı çalıştın. Her ne kadar Xue Lian’daki ciddi figürlerden birini yakalayamamış olsak da, en azından birkaç tane Sentetik öldürdük ve cesetleri yaktıkları yeri çevirdik. Kan Tırpanı’na sağlam bir darbe indirdik.’’
Başımı öne salladı, ‘’Evet. O zaman ben kaçıyorum.’’
‘’Tamamdır!’’
……
Muhafız Merkezi’nde hazırlanan özel araçta Kurt ve Yağmurlu arkaya, ben de öne oturdum.
‘’Yağmurlu.’’ Başımı çevirerek gözleri kan çanağına dönen kadına baktım, ‘’Ne yapmayı düşünüyorsun? Suzhou’ya mı döneceksin, yoksa Hangzhou’da mı kalacaksın?’’
Yağmurlu başını iki yana sallayarak söylendi, ‘’Bilmiyorum. Bilmiyorum. Kardeşim öldü…Eğer annem öğrenirse…’’
Derin bir nefes çekerek talimat verdim, ‘’Kurt, Ulusal Güzellik’ten 200,000 RMB çekerek parayı Yağmurlu’nun hesabına yolla. En azından yaşamak için gerekli paraya sahip olsunlar. Yağmurlu, parayı kardeşin adına annene verirsin. Bu sayede annen üzülmemiş olur. Ayrıca, artık Zhan Long senin yeni evin. Yakında Zhan Long’a ait bir oyun kulübü kuracağız. Zamanı geldiğinde, Hangzhou’ya taşınabilirsin.’’
Kurt cevapladı, ‘’Anladım. Tamamdır, Kardeş Xiao Yao. Oh, bu arada, Hangzhou’daki emlakçı birkaç gün önce beni aradı, Zhan Long’un oyun kulübü için sponsor olabileceğini söylemişti.’’
‘’Salla gitsin. Emlakçılardan bize hayır gelmez. Başka bir sponsoru bekleyelim. Eğer sonuç alamazsak bizzat ilk adımı atarız, daha sonra da yatırım yapacak insan ararız.’’
‘’Tamamdır.’’
………
O esnada telefon çaldı. Arayan Wan Er’di, cevapladım---
‘’Li Xiao Yao, okulda değil misin?’’ Wan Er telaşlı tonuyla söylendi.
Başımı öne salladım, ‘’Evet. Görevi yeni bitirdim, dönüyorum. Ne oldu, Wan Er?’’
‘’Bugün babamın doğum günü, ve Server Dağı Villası’nda ufak bir doğum günü partisi yapacak. Bu yüzden seni de yanımda getirmemi söyledi. Saat akşam 7’de oraya gitmemiz lazım, hazırlanmayı unutma.’’
‘’Tamamdır…’’
Wan Er’in katılacağı bir meseleye, koruması olarak benim de katılmam gayet doğaldı; lakin doğum günü Lin Tian Nan’a ait olduğu için, gelecek insanlar da önemli kişiler olacaktı. Evet, doğru düzgün hazırlanmam gerekiyordu.
……
Kurt ve Yağmurlu’yu stüdyoya yolladıktan sonra okula döndüm. Saat erken olduğu için oyuna girip seviye kasayım dedim. Alevtaşı Kanyonu’nda 81’e kastım ve yeni aldığım yeteneklerim, [Qi Duvarı] ve [Dönen Kılıç] 6.seviyeye ulaştı. [Qi Duvarı] artık fiziksel ve büyü direncimi %120 artıyordu ve [Dönen Kılıç] da havada 6 kez dönebiliyordu. Bu manyak yetenekler sağlam mana harcıyordu. Tek bir seferlik [Qi Duvarı] 420 mana harcıyordu ve toplam manam 3600’dü. Yani birkaç kez kullandığım taktirde mana barım sıfıra dayanacaktı. Görünüşe gör ekipmanlarımı yükseltmem gerekiyordu. Oyunun son zamanlarına doğru İlahi Ekipmanlar ve Epik Tanrı Seviye Ekipmanlar gelecekti. Bu ekipmanlar dört puanı da artırabilen ekipmanlardı! Gücümü, dayanıklılığımı, manamı ve çevikliğimi artıracak bu ekipmanlar olmasaydı, muhtemelen oyunun ilerleyen dönemlerinde kılıç ustaları gibi sınıflar pek iş yapamazdı.
Ba Huang’ın seviye sıralamasına baktım, hala daha birinci sıradaydım ve ikinci sırada da Jian Feng Han vardı. Simple ve Yan Zhao ikilisi 80.seviyeye ulaşarak dördüncü resmileştirmelerini almışlardı. Bunun yanında, 5-47 arasındaki oyuncuların seviyeleri 79’du. Vay arkadaş, resmen sırtıma dayanıyorlardı; lakin gelecek böyle bir manzaranın gerçekleşeceğini düşünmüştüm. Sonuçta, dördüncü resmileştirmesini alan insanlar klan savaşlarında sağlam birer rol oynayacaktı.
Saat 6 sularına kadar kastım. Karnım acıkmıştı ve onca çabama rağmen sadece %7 kasabilmiştim. Bir sonraki seviyeye yaptığım yolculuk beni yoruyordu. Sıradan yaratıkları keserek seviye atlamam mümkün değildi. Bu yüzden bir sonraki sunucu etkinliğini bekleyecektim!
Di!
Güzeller güzeli hanımefendiden mesaj geldi, ‘’Hey! Oyundan çık hadi. Bugün Dong Cheng gelmiyor, birlikte gideceğiz. Yurda gelirsin!’’
‘’Tamamdır, geliyorum!’’
Oyundan çıktım ve tam gaz kadınlar yurduna koştum. Lin Wan Er de o esnada merdivenlerden iniyordu. Genç kadın krem rengi uzun elbisesini kaldırdı. Oracıkta ufak, masum bir prensese benziyordu. Uzun saçlarını bağladığı için insana yeni ve taze bir hissiyat yaşatıyordu. Parlak gözleri ve beyaz dişleriyle oracıkta beni aptala çevirmişti.
‘’Hey!’’
Wan Er önüme geçerek, göğsüme vurdu ve sırıtarak söylendi, ‘’Yeterince bakmadın mı? Hadi, yola çıkmamız lazım, yoksa geç kalacağız. Topuklu giydiğim için arabayı sen sür.’’
‘’Tamam!’’
Audi TT yavaşça kampüsten çıktı. Servet Dağı Villası Xi Hu’nun yanındaki pahalı bir yerdi. Ünlü ve zengin insanları eğlendirmek adına kurulan bu bölgede aslen zenginliği seven insanlar takılıyordu.
Akşam saat 7 sularında gökyüzü kararmış ve Audi TT’nin farları açılmıştı. Mekana geldikten sonra anahtarları valeye fırlattım. Wan Er’le omuz omuza restorana girdiğimizde, girişteki kadın hemen yanımıza gelerek bizi gerekli odaya götürmeye koyuldu. Wan Er Mavi Lagün adlı oda ismini söylemişti. Odaya geldiğimizde, açılan kapının ardındaki manzara beni şaşkına çevirmişti. Odada 18 masa vardı ve çoktan mekana bir sürü insan gelmişti. Lin Tian Nan da gelen insanlar arasındaydı.
‘’Wan Er geldi!’’
Lin Tian Nan ayağa kalkarak, masada oturan eski arkadaşlarına döndü ve gülümseyerek söylendi, ‘’Bu gördüğünüz hanımefendi kızım olur. Adı Lin Wan Er. Yanındaki de…err…arkadaşı, Li Xiao Yao.’’
Aniden garip amcaların oluşturduğu grup Wan Er’e bakmaya başlamış ve gülümseme koyulmuştu, ‘’Aiyo, Lin’in kızı gün geçtikçe güzelleşiyor. Yine de şunu sormadan edemeyeceğim, bu kız ne kadar güzel böyle?’’
Gülümseyen Lin Tian Nan her insana cevap veriyordu. Ardından Wan Er’le bana yanına oturmamız için işaret etti. Aynı esnada dört koruma da köşedeki odada oturuyordu. Görünüşe göre masada oturma onuruna ben sahip olacaktım.
………
‘’Başka gelen varmı? Yoksa başlayalım.’’ Lin Tian Nan gülümsedi.
O esnada 40 yaşlarında sağlık bir adam gülümseyerek araya girdi, ‘’Durun, durun. Patron Lin’in doğum gününü kutlamak isteyen bir arkadaşım daha var!’’
‘’Oh? Kimmiş?’’
‘’Birazdan gelecek. Görürsün!’’
‘’Tamam!’’
Birkaç dakikanın ardından odanın kapısı açılmış ve siyah, kaslı bir adam içeriye girmişti. Louis Vuitton markalı takım elbisesine, boynundan sarkan altın bir zincir eşlik ediyordu. Suratında da iki yara izi vardı. O esnada, Wan Er’le birlikte adama bakakalmıştık. Herifi ikimiz de tanıyorduk; zira bu adam [Binlerce Cenaze]’nin Klan Başkanı, Sıradan Değil’di. Aynı zamanda bu herif, Kan Tırpanı’nın patronuydu!
‘’Bu…’’
Lin Tian Nan tek bir bakışta Wei Fan’I tanımış ve masanın altındaki yumruklarını sıkarak kaşlarını çatmıştı, ‘’Yaşlı Ding, neden bu meseleden bana haber vermedin?’’
Buna rağmen Wei Fan ileriye atılarak, hemen selamlamıştı. Gülümseyerek söylendi, ‘’Selamlar, Tian Xin Grubu’nun CEO’su, Lin Tian Nan, Patron Lin. Sizinle uzun zamandır tanışmak istiyordum; ancak şans bulamamıştım. Bu sefer Şef Ding sayesinde bu fırsatı elde ettim. Size ufak bir hediye vereceğim, umarım hoşunuza gider…’’
Koruması altın renkli hediye kutusunu Wei Fan’ın elinden aldığında, Lin Tian Nan ayağa kalkarak gülümsemişti, ‘’Oh, demek Song Feng Eğlence Şirketi’nin CEO’su bugün bizlerle! Hehe, tanıştığıma memnun oldum. Lütfen, oturun! Oh, peki ya arkanızda duran dostumuz?’’
Wei Fan’ın arkasında akılalmaz bir ölümsüze benzeyen 60 yaşlarında bir adam duruyordu. Geleneksel kıyafetlere bürünmüş olan adamın gözleri parlıyordu. Adeta gördüğü herkesin zihnini okuyabiliyordu.
‘’Oh…’’
Wei Fan gülümseyerek, arkasındaki yaşlı adamı saygıyla odaya davet etti ve söylendi, ‘’Üzgünüm. Tanıştırmayı unuttum. Kendisi benim eski bir arkadaşım, Ou Yang Chuan’dır. Normalde bu tür partilere katılmaz. Şey, onu nasıl tanıtsam….Kendisi özel bir insandır ve herhangi bir şirketle çalışmaz. Özgürce dolaşmayı sever….’’
Ou Yang Chuan öne çıkarak, ellerini birleştirip, gülümsedi, ‘’Bendeniz Ou Yang Chuan. CEO Wei sağ olsun bana çok değer veriyor. Bugünden itibaren Song Teng Şirketi’yle çalışacağım. Doğruyu söylemek gerekirse sadece bir bekçiyim. Beni gözünüzde pek büyütmeyin, hahaa…’’
Sessizliğimi koruyordum. Yi Hai’m bu herifin seviyesini göremiyordu. Bunun tek bir anlamı vardı; bu adam benden daha güçlüydü!
…….
Lin Tian Nan’ın gözlerinde soğuk birer bakış vardı. Her ne kadar kalabalığa karşı gülümsüyor olsa da, adeta bana bir şey sormak istercesine bakmıştı.
Wei Fan ve Ou Yang Chuan’a bakıp, elimi Wan Er’in bacağına koydum ve üç parmağımı kaldırdım. Bu hareketimin anlamı çok açıktı. Geçmişten bugüne kadar gelen süreçte, dört farklı güç seviyesi vardı ve bu adam, üçüncü seviyedeydi.
Yang Yan!
[] [] []
Magnec