seviyorum bu kitabi
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
431. Bölüm Ölümü ve Yaşamı Hafife Almak
‘’Şanslıyız…’’ Li Mu kılıca hayranlık içerisinde bakıyordu. Pişmanlık dolu suratıyla söylendi, ‘’Ne yazık ki Kılıç Ustasıyım, büyü kılıcı kullanmak bana ekstra bir artı katmayacak. Ayrıca uzun bir kabzası var, ve fazla esnek olmadığı da belli. [Kombo] ve [Gök Sallayan Kesik] gibi saldırılar için pek uygun değil…’’
Büyü kılıcına baktıktan sonra envanterime fırlattım, ‘’O zaman şimdilik bunu envanterime atıyorum, bakalım belki iyi fiyata satarız. Ulusal Güzellik’te açık artırmaya koyarız ve herkese %10 pay veririz. Neyse, en azından Yaşlı K ve Bai Qi’ye yaramıyor, yoksa millet bizi yanlış anlayabilirdi.’’
Wan Er onayladı, ‘’Evet.’’
Binlerce Güneş gülümsedi, ‘’Ben de katılıyorum. Hadi sıradaki ekipmana bakalım...’’
‘’Oh, tamam…’’
Yüz Savaşın Alevli Büyü Kılıcı’nı kaldırdıktan sonra sıra diğer ekipmana gelmişti. Alevli botlar hiç de fena görünmüyorlardı---
[Kara Alev Botları] (İmparator Ekipman)
Tip: Kumaş Zırh
Defans: 340
Büyü: +51
Dayanıklılık: +50
Çeviklik: +47
Ekstra: Büyü saldırısını %11 artırır.
Ekstra: Hareket hızını %8 artırır.
Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 81
……
Kara Alev Botları ellerimde, söylendim, ‘’Büyü saldırısı veren botlar. Dong Cheng, Binlerce Güneş’le zar atmak istiyor musun?’’
İkili aynı anda zarları fırlatmış, ve Binlerce Güneş ekipmanı kazanmıştı. Sırıtarak botları giyen kadının keyfi yerindeydi.
Son ekipmansa lacivert vari bir pelerindi. Pelerini elime aldığım gibi vücuduma yayılan enerjiyi hissetmiştim---
[Donmuş Orkide Pelerini] (Valkyrie Ekipman)
Defans: 700
Büyü: +75
Dayanıklılık: +72
Çeviklik: +70
Ekstra: Büyü saldırısını %17 artırır.
Ekstra: 900 can verir.
Özel Etki: [Kemik Donduran] Kullanıcının buz tipi saldırıları %50 güç artışı yaşayacaktır.
Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 82
……
Büyü saldırısını artıran ve can veren bir ekipman daha. Pelerin ekipmanı herhangi bir sınıfa özel olmadığı için, herkesin takabildiği bir ekipmandı. Yani böylesine yüksek defans veren pelerinler, özellikle de ağır zırh sınıfı olmayan insanlar için bulunması zor şeylerdi. Büyücüler ve Şifacılar bu tür pelerinleri değerli hazineler olarak gören oyunculardı.
Donmuş Orkide Pelerini ellerimde, gülümsedim, ‘’Büyücülerimizin şansı epeyi iyiymiş. Dong Cheng, Binlerce Güneş, niye tekrar zar atmıyorsunuz? Şanslı olan kazansın!’’
Bu sefer Dong Cheng ciddi suratıyla derin bir nefes çekti, ve ‘pa!’ zarı yere attı. Hehe, 91, fena değildi!
Binlerce Güneş de gergin ifadesiyle zarı yere fırlattı. Yuvarlanan zar nihayetinde 70’de durmuştu. O esnada Binlerce Güneş dudaklarını ısırıp gülümsedi, ‘’Wuwu, tabii iki ekipman alacak kadar şanslı değilim…’’
Gülümsedim, ‘’Merak etme, daha ileride epeyi şansın olacak!’’
‘’Evet!’’
Dong Cheng pelerini hemen kuşandı. O esnada figürü daha da çekici bir hale gelmişti. Asasını kavradığında hafif rüzgar pelerinini kaldırdı, ve muazzam görüntüyle gözlerime birkaç saniyelik ufak bir ziyafet çektim.
‘’Tamam…’’
Ellerimi birleştirip, ruh taşlarını kura listesine koydum. Ardından söylendim, ‘’Gidelim, görevin yarısını bitirdik. Üçüncü kata ineceğiz; görevi ne kadar çabuk bitirirsek o kadar iyi. Daha Ba Huang’da tonla şey yapmam lazım…’’
Yavru Kurt gülümsedi, ‘’Kardeş Xiao Yao, hayırdır?’’
Söylendim, ‘’Yeşil Qilin Vadisi ve Buzlu Nehir Vadisi birbirinden pek uzak yerler değiller, ve Yeşil Qilin Vadisi [Zhan Long]’un alanı olduğu için, yakın bölgeleri ele geçirmemiz lazım. Şans bu ki, son zamanlarda [Öncü], [Kahramanın Heybeti: İlk Grup], [Uçan Ejderhalar] ve [Kahramanın Öfkesi] bize pek bulaşmıyor. Şu anda 16,000 oyuncumuz oyunda. Eğer biraz mücadele etmezsek, kardeşlerimiz sıkılmaz mı?’’
Li Mu geniş bir kahkaha atarak kılıcını kavradık, ‘’Ah ah uzun zamandır bu kelimeleri duymayı bekliyordum. Zhan Long artık eskisi kadar küçük değil. Ayrıca bize sürekli bulaşıyorlardı. Hmph, şöyle ders vermemiz gereken epeyi klan olduğunu düşünüyorum. Düşüncelerimi ifade edebilecek tamı tamına on kelime vardır!’’
Dong Cheng gülümsedi, ‘’Neymiş o on kelime peki?’’
Li Mu göğsünü kabartarak söylendi, ‘’Savaş olmadan Hayat, Ölüm gibi şeyler tatsızdır; aksini düşüneni öldür!!’’
Gülümsemeden edememiştim, ‘’Aynen öyle…’’
Wan Er şaşkına dönmüştü, ‘’Tamam tamam, hadi üçüncü kata gidelim. Siz savaşla kafayı bozmuşsunuz. Dong Cheng’le [Zhan Long]’a katıldığımda meselelere çeki düzen vermem gerekecek. Başkan Yardımcısı olmak…kolay olmayacak.’’
Gülümsedim, ve Wan Er’in kolunu çektim, ‘’Wan Er, hadi beraber önden gidelim…’’
Wan Er kolunu çekmeye çalışsa da ona izin vermemiştim. Kızaran suratına rağmen bana hayır dememişti. Li Mu ve Song Han’ın bakışlarını gördüğünde muhtemelen hayatı boyunca bu kadar utanmamıştı…
……
“Sha sha…..”
Taşların arasından üçünü kata indim. Doğruyu söylemek gerekirse burası taş basamak olarak değerlendirilebilecek bir yer değildi, rastgele taşlara basarak iniyordu. Paramparça taşların arasından basamakların sonuna ulaştım, ‘’Hualalala’’ çakıl taşları karanlığa düşüyordu. Karanlığa düşen taşların on saniyenin ardından yere yapışmıştı. O esnada hemen Wan Er’e baktım.
‘’Görünüşe göre aşağıya kaymaktan başka çaremiz yok…’’ Ellerimi uzattım.
Dudaklarını büken genç kadın bana bakıyordu, ‘’Bu…canımız acımaz mı…’’
Ona baktım, ekipmanları benimkilerden farklıydı. Zırhım neredeyse bütün vücudumu kaplıyordu ve buna karşılık Wan Er’in cennet vari ekipmanlarında aynı durum geçerli değildi; genç, çekici vücudunun büyük bir kısmı ortadaydı. Eğer aşağıya kaymaya çalışsaydı, canı epeyi yanacaktı.
Bu yüzden hemen gülümsedim, ‘’İlk önce aşağıya inelim, bana bırak…’’
‘’Öyle mi?’’ Hanımefendinin suratı şüphe doluydu.
Gülümsedim ve pelerinini tuttuğum gibi aşağıya atladım.
Pa!
Parçalanmış taşlar arasında hemen dengemi kaybetmiştim. Yere düştüğümde, Wan Er’i çektim ve kadın kucağıma düştü. O karanlığın ortasında bnaa bakıyordu. Gülümseyerek söylendi, ‘’Geldik mi?’’
Sırıttım, ‘’Ne dedin?’’
‘’Hmph…’’
Wan Er omuzlarıma sarıldı, ve yanağıma ufak bir öpücük kondurdu. Ardından hafifçe fısıldadı, ‘’Bu oyunda, hayatım boyunca seninle birlikte yaşasaydım ne güzel olurdu…’’
Bir şey söylemedim, ona sımsıkı sarılıyordum.
Lakin, bu tepe yaklaşık yüz metre civarındaydı. ‘’Shua!’’ ışık hüzmesiyle birlikte üçüncü kata ulaşmıştık. Üçüncü katın manzarası, ilk iki kattan epeyi farklıydı. Keskin rüzgarlar dört bir yandan esiyordu, ve toprak ıssızdı. Issız kumların orta yerinde birkaç ceset yatıyordu ve parçalanmış bayrağın esintiyle dalgalandığını görebiliyordum. Bayrakta ‘Qi’ yazılıydı.
‘’Burası…antik savaş alanlarından biri, değil mi?’’ Wan Er söylendi.
Başımı öne salladım, ‘’Evet, aynen öyle. Diğerlerine söyle gelsinler. Sadece iki kişi burada ayakta kalamayız.’’
‘’Tamam…’’
…….
Chatten grubun geri kalanına seslendik ve çok geçmeden Yavru Kurt, Li Mu ve Dong Cheng aşağıya indi. Kızların durumu pek de iyi sayılmazdı, ‘’Adil değil! Ben de bir adam istiyorum. Wan Er, bana bir tane ödünç versene…’’
Wan Er’in suratı değişmemişti, ‘’Olmaz…’’
Dong Cheng Yue söylendi, ‘’Demek kankalardan önce adamlar!’’
Li Mu söylendi, ‘’Bu harita epeyi farklı gibi. Durum nasıl? Yaratıklar…yaratıklar nerede?’’
Dans Eden Orman gülümseyerek söylendi, ‘’Bakalım!’’
‘’Sou!’’
Havaya fırlayan Buz Oku, savaş arabasındaki kemiklere çakıldı. O esnada kemikler aniden birleşmiş, ve kavradığı bıçakla kükremeye başlamıştı, ‘’Büyük Qi Krallığı’na girmeye cüret ediyorsunuz demek! ÖLDÜRECEĞİZ!’’
Elimi kaldırıp, Soğuk Demir Kılıç’ı havaya yolladım, ‘’Cha Cha Cha!’’ Kılıç altı kez havada dönmüş ve kemik askerine saldırmıştı. Ardından hemen [Virane Diyar]’ı kullandım ve grubun geri kalanı da saldırıya geçince Kemik Askeri yere yığıldı. 92.seviye hayalet yaratıklar yere yığıldığı gibi hemen yanlarından yenileri havaya kalkmıştı.
‘’Sanırım yanlış yaptık…’’ Wan Er gülümsedim, ‘’Çok sayıda asker var; kılıç kullanan, kalkan kullanan, mızrak kullanan ve yay kullanan. Hatta Kemik Savaş Arabaları bile var. Vu…bunlara karşı çıkabilecek miyiz?’’
Bana dönen Soğuk Demir Kılıç’ı kavrayıp gülümsedim, ‘’Li Mu, Matcha, direkt dalıyoruz!’’
‘’Tamamdır!’’
……
Üç ana tank olarak ön saflarda yavaş yavaş ilerliyorduk. Gerçekten de düşündüğüm gibi, Hayalet Yaratıklar’dan korkmamıza gerek yoktu. Tek sıkıntı esen güçlü rüzgarlardı, ve haritanın ıssız ortamı da insanı rahatsız ediyordu.
Savaş alanında sadece Qi Krallığı’na ait askerlerin cesetleri yoktu, ayrıca Wei Krallığı ve Qin Krallığı askerleri de mevcuttu. Görünüşe göre bu üç krallık epeyi büyük bir savaşa tutuşmuştu. Tabii durum böyle olunca, bu katın sahibinin muhtemelen Meng Chang Jun, Tan Wen olduğunu düşünmüştüm. Meng Chang Jun eskiden Qi, Qin ve Wei Krallıkları’nda bakanlık yapmıştı. Sadece onun gibi biri böylesine büyük bir haritaya sahip olabilirdi. Tabii bu durumdan şikayet edecek değildim; zira fazla yaratık demek, fazla Tp ve fazla ekipman demekti!
……
[] [] []
Magnec