İşte bu bu zayıf oyuncular sayesinde bir önceki etkinlikte baya işler yapmıştın şimdi onları korumak sana katılacak kişileri mutlaka arttıracaktır
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
447. Bölüm Yenilen Epik
Yaşlı K, Matcha, Bir Saniyeliğine Kahraman, ve Tang Xin gibi dört ağır zırh oyuncusu Zhan Long’un 14,000 kişilik elit ordusuna önderlik ediyordu. Kılıcımı kaldırıp, ordunun ucuna yürüdüm. Qing Qian ve Kurt yanımdaydı.
Gündüz yerini geceye bırakıyor, ve gökyüzü yıldızlarla kaplanıyordu. Adeta yıldızlar büyük bir savaşın habercisiydi.
Binlerce Güneş talimat verdi, ‘’Büyücüler, [Parlak Işık]’ı kullanarak savaş alanını aydınlatın. Süikastçilere şans veremeyiz. Çabuk!’’
‘’Vhoosh! Vhoosh! Vhoosh!’’
Işık hüzmeleri gökyüzüne atılıyordu. Büyücülerin dördüncü resmileştirme yeteneği, [Tanrıların Vadisi]’ne ait 40+ süikastçiyi hemen ortaya çıkarmıştı.
‘’Gebertin!’’
Komutu verdiğim gibi Yaşlı K ileriye atıldı. [Qi Zırhı]’yla bezeli savaşçılar ilerliyordu.
Hong!
Yaşlı K hemen [Rüzgar Kesiği]’ni aktif etmişti. Birkaç düzine süikastçi yeteneğe kapılınca gökyüzüne fırlamaktan başka hiçbir şey yapamamıştı. Daha yere bile düşemeden binlerce parçaya ayrılıyorlardı. Böylesine ufak bir pusu ekibi Zhan Long’un ana gücüne karşı etkisizdi.
Sağ elimde Ejderin Sakladığı Kılıç, direkt güneye atıldım. Soğuk Demir Kılıç omzumda süzülüyordu. Çok geçmeden ileriye fırlayan kılıç, [Delen Ok] kullanmaya çalışan [Tanrıların Vadisi] okçularından birini tek hamlede yere yığmıştı. 6000 hasara maruz kalan okçu ne olduğunu bile anlayabilmiş değildi.
Geniş, yeşil düzlüklerde 1000 kişilik ekibi [Tanrıların Vadisi] kovalıyordu. Kovalanan grup [Epik] adlı klana aitti ve 3000 kişilik öyle bir klanın bu raddeye kadar zorlanması cidden akıl alır gibi değildi.
80.seviye Savaşçılar’dan birinde ‘Klan Başkanı’ yazıyordu. Bu adam Bin Millik Hırs’tan başkası değildi. [Epik]’in Klan Başkanı olan bu 40’lı yaşlardaki amcamız, ordusunun yıkımın eşiğinde olduğunu görünce sinirlenmeden edememişti. Kükredi, ‘’[Tanrıların Vadisi], bizden ne istiyorsunuz? [Epik] daha önce size bulaşmamıştı, neden bizi ölümüne kovalıyorsunuz?!’’
[Tanrıların Vadisi]’nin Klan Başkanı, Lu Dong Bin asasını kavrayıp, kibirli gülümsemesiyle cevapladı, ‘’Bu dünyada güçlü zayıfı yer, bunu bilmiyor musun? Bu savaşta, oyuncuları öldürmek sana puan veriyor. Yani kardeşlerime ödül vermek adına, sizi gücendirmek pek de sorun değil. Bize yakın olmayı siz seçmiştiniz, bu hareketimiz için bizi suçlayamazsınız!’’
‘’Sikik…’’
Bin Millik Hırs savaş baltasını sımsıkı kavrıyordu, ‘’Fazla acımasızsın. Zaten 1000 adamımı öldürmedin mi, bu kadarı yetmez mi?’’
Lu Dong Bin söylendi, ‘’Yetmez!! Hei hei, bana 500 kişi daha yollamadığın sürece, sizi ölümüne kovalayacağız!’’
Bin Millik Hırs dişlerini sıktı, ‘’Alçak!’’
Oyuncu grubunun içinde, Saray Fermanı seslendi, ‘’Klan Başkanı, bir grubu alın ve kaçmaya başlayın! Ben diğer grupla burada kalıp, onları durduracağım! Ölsek bile en azından adamlarımızın yarısını kurtarmış oluruz!’’
Bin Millik Hırs dişlerini sıkıyordu, ‘’Saray Fermanı, o zaman fedakarlığın için sana teşekkür ediyorum. İlk Takım, beni takip edin!’’
Lafını bitiren Bin Millik Hırs 700 kişiyle kaçmaya başladığı. Saray Fermanı’nın yanında sadece 500 kişi vardı.
“Hua….”
Saray Fermanı kılıcını sallayıp kükredi, ‘’Saldırıya hazırlanın!’’
Saray Ruhu, kaçmakta olan Bin Millik Hırs’a bakarak söylendi, ‘’Kardeşim…Klan Başkanı bizi öylece bırakacak mı? Anlıyorum, demek öyle…bizi sadece yem olarak kullanıp, kendileri kaçacaklar demek? Bu…ciddi ciddi böyle bir adamı mı takip ediyorduk biz? Ben…şüpheliyim…’’
Saray Fermanı kılıcını kaldırdı, ‘’Ling Er bu kadarı yeter. Savaşa hazırlan. [Tanrıların Vadisi] zaten bir sürü adamımızı öldürdü. Bu borcu onlara ödetmemiz lazım. Klan Başkanı’nın ne yaptığı beni ilgilendirmiyor! Öldürebildiğin kadar öldür!’’
Saray Ruhu’nun elindeki mızrak titriyor, genç kadın 7000 [Tanrıların Vadisi] oyuncusunu yaşlı gözleriyle izliyordu, ‘’Hmph, o zaman kardeşimin yanında ölümüne savaşacağım…Bu etkinlik, hiç keyifli değildi…’’
500 kişilik [Epik] grubu titriyordu Saray Ruhu ve Saray Fermanı en önde, dehşete düşmüş bir vaziyette bekliyordu. Ba Huang Şehri’nde [Epik] en fazla üçüncü sınıf sayılabilecek bir klandı, öte yandan [Tanrıların Vadisi] ikinci sınıf sayılabilirdi. Aradaki fark yüksekti.
Tam Saray Ruhu ve Saray Fermanı korkudan titriyorken, aniden Kuzey Ormanı’ndaki çalılar titremeye başladı. Savaş sesleri yankılanmış, ve aniden ortaya bir grup çıkmıştı.
Elimde Ejderin Sakladığı Kılıç, yanımda Yaşlı K, Qing Qian, Matcha ve diğer Zhan Long oyuncuları vardı. Kılıcı [Tanrıların Vadisi]’ne doğrultup kükredim, ‘’Omzunda [Tanrıların Vadisi] rozetini gördüğünüz herkesi öldüreceksiniz! Şu şerefsizleri haritadan sileceğiz!’’
Oyuncularımız kükrüyordu, Zhan Long’un heybetli ordusu harekete geçiyordu. Yaşlı K, Qing Qian ve diğer üst seviye oyuncular rakibe doğru atılmıştı. [Tanrıların Vadisi]’ni çeviriyorduk. Zhan Long oyuncularımız direkt formasyona atılmıştı.
‘’Ah…’’
Saray Ruhu ne diyeceğini bilemiyordu. Elindeki mızrak titriyor ve genç kadın heyecanla söyleniyordu, ‘’O…o Kaygısız Xiao Yao! Tanrım, Zhan Long bize yardıma geldi, bize yardıma geldi! Kardeşim, artık ölümüne savaşmak zorunda değiliz!’’
Saray Fermanı gaza gelmişti, ‘’Siktir, Kaygısız Xiao Yao tam zamanında geldi. Süper! Kardeşlerim, saldırın, [Tanrıların Vadisi]’ne saldırın!’’
Hong!
Kalabalığa doğru [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni savurdum. En önde gidiyordum. Sol elimle Soğuk Demir Kılıç’ı kavrayıp, bir fırtına misali oyuncu kalabalığına daldım. Aynı zamanda, mesafeden gelen Li Mu ve [Cesur Yürek] grubunu da görebiliyordum, öte yandan Wang Jiang ve diğer ekipler de bölgeye giriş yapmıştı. Sayı bakımından rakibin iki katıydık ve onları arada sıkıştıracaktık!
[Tanrıların Vadisi] [Öncü]’nün dostuydu, yani [Öncü] ne zaman bir şey yapsa, [Tanrıların Vadisi] onlarla oluyordu. Üstelik [Öncü], Zhan Long’un en büyük rakibiydi. [Tanrıların Vadisi]’ni öldürmek [Öncü]’ye savaş açmakla aynı şeydi ve bunu keyifle yapacaktım!
“Peng Peng Peng….”
Sol taraftan gelen saldırıları duyabiliyordum. [Tanrıların Vadisi]’ndeki birkaç yüz Silahşör ve uzun mesafe oyuncuları bize saldırıyordu. [Bombardıman] saldırısı cidden muazzam bir yetenekti, ayrıca Silahşörler [Vahşi Ateş] yetenekleriyle bir de 7 saniyeliğine saldırı hızlarını %100 artırmışlardı!
Acı dolu sesler yükseliyor, ve Zhan Long’dan yere düşen 20 kişi öteki dünyayı boyluyordu!
Kılıcımı kaldırıp kükredim, ‘’Dördüncü resmileştirmesini alan Kılıç Ustaları, [Uçan Kılıç] yeteneklerinizi hazırlayın ve şu Silahşörleri gebertin! Bakalım ne yapacaklar!’’
Zıplayarak [Hız]’ı aktif ettim ve hemen katliama başladım. Elimi salladığım gibi aktif ettiğim [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği] bir grup Silahşör’ü yerle bir etmişti. Hemen arkamda, Kış Karı, Ay Tüyü, Yıldız Kılıcı ve diğer kılıç ustaları geliyordu. [Uçan Kılıç]’lar direkt [Tanrıların Vadisi]’ne doğru atılıyordu.
Rakip kalabalık karmaşa içerisindeydi. Üstüne üstlük bir de meseleye Qing Qian’ın [Ateştilkisi’nin Kavrayışı]girince, saniyeler içinde rakibin yüzlerce Silahşör’ünü katletmiştik.
Binlerce Güneş’in önderliğindeki büyücüler ilerliyordu. Asalarını sallamaya başlayan grup, toprağ kızıla boyuyor ve yüzü aşkın [Magma Boşluğu] savaş alanını cehenneme çeviriyordu. Manzarayı izlerken benim bile tüylerim diken diken olmuştu. Kaşla göz arasında rakip formasyonun 30 metrelik bir kısmı tamamen siyaha dönmüştü!
‘’Siktir!’’
Lu Dong Bin yumruklarını sıktı. Herif Zhan Long’a bu kadar kötü kaybedeceğini düşünmemişti. En kötü yanı da arkalarında duran Li Mu ve Wang Jian ikilisiydi. [Öncü]’ye haber vermek için çok geçti, ve sadece tanrıya yalvarma seçeneği kalmıştı.
Elimi açıp, [Ejderi Yen]’i aktif ettim!
“Shua!”
Lu Dong Bing hemen yanıma gelmiş ve herife doğru [Gece Öfkesi’nin Laneti]’ni aktif etmiştim!
2 saniye boyunca Lu Dong Bin yeteneklerini kullanamayacaktı. Artık [Boşluk Zıplaması]’nı kullanarak kaçması bile söz konusu değildi!
İki kılıcımla birlikte herifin [Mana Kalkanı]’na saldırdım. Ejderin Sakladığı Kılıç havayı muazzam bir kesikle çizmiş ve [Tanrıların Vadisi]’nin Klan Başkanı, önümde diz çökmüştü!
Pa!
Lu Dong Bin’den düşen asayı aldığım gibi kükredim, ‘’[Tanrıların Vadisi]’nin patronunu öldürdüm. Bana karşı çıkmaya cüret edecek varmı?!’’
[Tanrıların Vadisi]’ne ait oyuncular şoke olmuştu.
Arka taraftaki Li Mu kükreyerek ileriye atıldı, ‘’Gebertin! Pes edenleri bile gebertin…’’
Tereddüt bile etmeden kılıçlarımla kalabalığa atıldım. Puanları kazanmak gerekiyordu; yoksa buraya gelmemizin bir anlamı olmazdı.
Tam o esnada bir sistem duyurusu yankılandı. Yedinci Boss nihayet ortaya çıkmıştı. Şehrin doğusunda ortaya çıktığına göre….huh, [Prag] formasyonuna epeyi yakın olmalıydı. [Öncü] ve [Kapıdaki Düşman] ikilisi muhtemelen Yan Zhao’yu rahat bırakmayacaklardı, yani Zhan Long’un karışmasına gerek yoktu. Biz [Tanrıların Vadisi]’ni öldürmeye devam edecektik!
[] [] []
Magnec