Ucan kilic da iyiymis aslinda fena degil yani qi zirhini ogrencekmi acaba snsnsn
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
415. Bölüm Dönen Kılıç
Altı bossu da kolayca ve çabucak hallettik; ancak Lei Qian’dan sebep Kaplanadam da tek yemişti. Üstelik Lei Qian bize doğru keskin bakışlar da fırlatıyordu. Herif elindeki büyücü asasını kaldırdığında, karanlığın orta yerinde öfke dolu alevler belirdi. Kükrüyordu, ‘’İsimsiz maceraperestler, büyü halkama girmeye cüret ettiniz demek? Sizi öldüreceğim, ve vücutlarınızı yakarak, ruhlarınızı yok edeceğim. Üç alemin en acınası varlıkları olacaksınız!’’
‘’Peng!!’’
Wan Er’in elindeki hançer aniden geriye çekildi, ve genç kadın sırtındaki demir şemsiyeyi çekti. ‘’Hua!’’ Şemsiye açıldıktan sonra alevli karşılamıştı. Alevin gücü güzeller güzeli hanımefendiyi birkaç adım geriye savurduğu için durum sıkıntılıydı, ve hatta bu saldırıdan 2100 hasar bile almıştı. Görünüşe göre, [Cennet Zırhı]’na sahip olsa dahi büyü direnci fazla değildi. Üstelik bunun yanında Wan Er’in canı en fazla 5,000 civarlarındaydı, ve böyle bir saldırıya katlanabilmesi mümkün değildi.
‘’Sen yapsan…’’ Bana baktı.
Çoktan kılıçlarımı kaldırmıştım. Başımı eğdikten sonra Lei Qian’ın göğsüne sağlam bir omuz attım. ‘’Peng!’’ Darbenin etkisiyle geriye savrulan adam, havaya kaldırdığım kılıçlarla karşılaşacaktı, ‘’Ka Ka Ka’’ ardı ardına yaptığım beş saldırıyla herifin vücudunda birden fazla yara açtım. Adamın yaralarından simsiyah kanlar akıyordu. Lei Qian’ın savunmaya odaklı yeteneği yoktu, ancak o esnada ayaklarımın altında siyah bir büyü halkası belirmişti. Adeta çamurda yürüyormuş gibiydim; yine de bu durum bana sıkıntı çıkarmayacaktı; zira herifle direkt karşılaşmayı düşünmüyordum.
Lei Qian avcunu açarak, bir alev büyüsü daha yaptı. Bana doğru bir ateş topu geliyordu!
‘’1827!’’
Güzel, büyü direncim gayet fazlaydı. Bileğimi büktüğüm gibi [Kombo]+[Tek Kişilik Ordu] ikilisini kullandım. Ardından Lei Qian’ın gülümseyen figürüyle karşı karşıya kalmıştım. Herifin vücudunu siyah bir zırh sarmaya başlıyordu. O esnada İmparator Qin’in Kılıcı ve Soğuk Demir Kılıç zırha indiği için etrafa kıvılcımlar saçılmıştı. Vay arkadaş, bu Demir Çelik adlı yeteneği 3 saniye boyunca defansını 7 katına çıkarıyordu. Doğal olarak böyle bir defansı delme şansım yoktu…
Saldırımın başarısız olduğunu gören herif aniden asasını kaldırarak kükredi, ‘’Cehenneme düşen Ölüm Tanrısı, lütfen gözlerini aç, gözlerini aç ki bu dünyadaki varlıklara yargını dağıtabilesin ---[Ölüm Tanrısı’nın Eli]!’’
“Hong!”
Gökyüzünden kanlı bir bulut geçiyor, ve buluttan da kızıl bir el fırlıyordu. Kükredim, ‘’Wan Er, geri çekil!’’
Wan Er hemen geri çekildi; ancak aynı durum benim için geçerli değildi. Süikastçiler kadar hızlı olamadığım için saldırıyı karşılamak zorunda kalmıştım. [Ölüm Tanrısı’nın Eli] resmen kemiklerimi paramparça etmişti---
“7259!”
‘’Siktir…’’
Vakit kaybetmeden 3000’lik can iksirlerinden birini içtim. İmparator Qin’in Kılıcı’nı kaldırdığım gibi bossun göğsüne [Keskin Buz Kılıcı]’nı savurdum. Aynı esnada [Tedavi]’yi kullanarak canımı doldurmuş, ve yandan söylenmiştim, ‘’Bu nasıl bir yetenek böyle…’’
Wan Er hançerini kaldırarak saldırıya geçti, ‘’85.seviye Valkyrie Boss’tan bahsediyoruz, tabii zor olacak! İyi odaklanmamız lazım. Bir daha [Ölüm Tanrısı’nın Eli]’ni kullanırsa yeteneği iptal edeceğim. Sen de canına dikkat et!’’
‘’Tamamdır!’’
İkinci seferde ellerini kaldıran Lei Qian, [Ölüm Tanrısı’nın Eli]’ni aktif etmek üzereydi; lakin Wan Er hızla araya girip, [Delme]’yi kullanmıştı!
‘’ISKA!’’
[Delme] işe yaramasa da Wan Er meseleyi bırakmış değildi; [Görünmezlik] yeteneğiyle havaya karışan genç kadın, kaşla göz arasında bossun arkasına geçerek onu arkadan bıçaklamıştı! Bossun sersemlediğini görünce içten içe Wan Er’e övgü dolu sözler yağdırdım. Bu karşımda gördüğünüz, üst-seviye bir Süikastçi’nin yeteneğiydi. Sadece bir plan değil, yedek plan da yapmak gerçekten bu tür durumları kurtarmaya yarıyordu.
Durum böyle olunca geri kalan mesele fazla sıkıntı çıkarmamıştı. [Ejderha Şövalyesi’nin Yenilenmesi]’ni iki kez aktif etsem de, 11,000 canımla Lei Qian’ı öldürme konusunda güçlük yaşamayacaktım. Yanımda hem savunma, hem de saldırı yapabilen bir süikastçi olduğu için durum gayet iyi gidiyordu.
Acı dolu bir çığlık atan Lei Qian yere yığıldı. ‘’Shua!’’ Gökyüzünden inen altın ışık hüzmesiyle Wan Er 80.seviyeye ulaşmıştı. Hemen Ejder’in Öpücüğü’nü takan genç kadın gülümsedi, ‘’Oh, saldırım 5100’ü geçti, bu ne böyle…’’
Bosstan düşen ekipmanlara bakarken söyleniyordum, ‘’Puanlarını güce basan bir kılıç ustası olmama rağmen öyle bir saldırı puanım yok. Bu nasıl iş böyle arkadaş? Eğer hançeri +7’ye basarsan, o zaman saldırı puanın 6000 mi olacak…’’
Wan Er ellerini arkada birleştirerek gülümsedi, ‘’Sen olmasaydın, bu hançere de sahip olmayacaktım…’’
Garip bir şekilde öksürerek söylendim, ‘’Hehe, sana sattım sayılır, hediye değildi…’’
‘’En azından yarı hediye, yarı satın aldım gibi oldu.’’ Wan Er sırıttı, ‘’Öyle kalpsiz biri değilim, bu kadarını da biliyorum!’’
‘’Hehe…’’
Lei Qian’ın kellesini aldım. Ekipmanlardan da en kalitelisi Mor Ekipman’dı ve fazla etmiyordu. Kelle elimde, söylendim, ‘’O zaman…ayrılıyor muyuz? Sen Fan Shu Şehri’ne gidip resmileştirmeni al, ben de Ejderha Şehri’ne gidip görevi vereyim. Ardından Fan Shu’ya gelip görevine yardım ederim. Nasıl?’’
‘’Gayet iyi!’’ Wan Er yavaşça onayladıktan sonra ışınlanma kağıdını çıkarıp gülümsedi, ‘’O zaman ben gidiyorum. Sonra görüşürüz!’’
‘’Görüşürüz!’’
‘’Shua!’’ Güzeller güzeli hanımefendi ışınlandı. Ben de ışınlanma kağıdını çıkarıp Ba Huang’a döndüm, ve vakit kaybetmeden kuzeye, Ejderha Şehri’ne doğru koşmaya başladım.
Şehre varıp, duvara tırmandıktan sonra direkt gözcü kulesine gittim. Beklendiği gibi Frost oradaydı. Görünüşe göre bu gözcü kulesini başkasına bırakırsa içi rahat etmeyecekti. Geniş platformdaki ayak seslerimi duyan Frost şaşkına dönmüş, ve gelenin ben olduğumu anlayınca gülümsemişti, ‘’Nasıldı? Görevi hallettin mi?’’
‘’Evet!’’
Kanlı insan kellesini çıkarıp söylendim, ‘’Lei Qian’ı öldürdüm. Bu da kellesi…Artık resmileştirmemi alabilir miyim?’’
Frost sırıttı, ‘’Evet! Beklendiği gibi, beni hayal kırıklığına uğratmadın!’’
Frost kelleyi eline alıp, dışarıya fırlattı. Rüzgarla birlikte Ejderha Şehri’ni terk eden kelle karın orta yerinde kaybolmuştu. Ardından önüme gelen Frost, elini göğsüme koydu. Ciddi ve keskin sesiyle söyleniyordu, ‘’Ejderha Şehri soğuktur; ancak inancımız ebediyen sürecektir. Ejderha Şehri düşse dahi sorumluluğunu yerine getirecek, ve bu ıssız, soğuk diyarı koruyacaksın…Bendeniz, Frost Hua, Ejderha Şehri Süvari birliğinin lideri olarak, sana Ejderha Şehri’nin Muhafızı olma gururunu veriyorum. Bugünden itibaren sen, hayatımın vazgeçilmez bir parçası olacaksın. Farklı bir yere gitsen dahi bu sorumluluğun hiç bitmeyecek!’’
Başımı öne salladım, ‘’Evet!’’
Göğsüme inen altın bir ışık hüzmesiyle sistem notu kulaklarımda yankılandı---
“Ding!”
Sistem Notu: Dördüncü resmileştirmenizi aldığınız için tebrikler. Bu resmileştirmeyi alan ikinci oyuncu olduğunuz için, ekstra ödülü kazandınız: Karizma +7!
Siktir. İlk sırayı başkasına kaptırmıştım. Görünüşe göre bu sırayı ya Fang Ge Que ya da Q-Kılıcı almıştı!
Omzumdaki Ejderha Şehri rütbesi ‘Ejderha Şehri’nin Muhafızı’ olarak değişmişti. Daha önceki ünvanlarımdan daha heybetli göründüğü kesindi. En azından artık sağlam bir göreve sahip askerlere benziyordum…’’
Frost’a bakarak gülümsedim, ‘’Usta, bana öğreteceğin bir şeyler var mı?’’
Frost gülümseyerek elini uzattı, ve önümde beliren iki listenin ardından kadının konuşmaya başladığını gördüm, ‘’Bak. Bu yetenekleri öğrenebilirsin. Nasıl ama?’’
[Uçan Kılıç]: Kılıcı havayla tutabilirsiniz. Düz bir çizgide saldıran kılıcın 15 metre menzili vardır. Öğrenmek için 100 altın vermek zorundasınız!
[Qi Zırhı]: Qi’yle birlikte oluşturulan kalkan, kullanıcıya uygulanan hasarı %50’ye indirir. Kalkanın dayanıklılığı kullanıcının saldırısıyla doğru orantılıdır. 100 altın!
‘’Uçan Kılıç tek bir çizgide ilerliyor…’’ Kendi kendime söylendikten sonra Frost’a baktım, ‘’Tek bir çizgiye saldırıyor. Pek de kullanışlı değilmiş gibi sanki…Ayrıca öğrencin olduğuma göre, özel bir yetenek öğrenme şansım da olmalı, yanlış mıyım?’’
Frost gülümseyerek cevapladı, ‘’Özel yetenekleri öğrenmek istiyor musun?’’
Başımı öne salladım, ‘’Evet. Bak şu ciddi surat ifademe…’’
Frost sırıttı, ‘’Tamam. Normalde bu tekniği başkasına öğretmeyeceğim diye yemin etmiştim; ancak….ancak sen özelsin, o zaman…Neyse canım. Sana öğretsem bir şey olmaz. Zaten yemin ettiğimi kimse duymamıştı…’’
Kahkahalara boğuldum, ‘’Öğretecek misin…’’
‘’Evet, ama…bedeli ağır olacaktır. Hala öğrenmek istiyor musun?’’
‘’Evet!’’
‘’Güzel!’’
‘’Tamam. Dikkatli bak…’’
Frost kılıcını kaldırarak aniden kabzayı bıraktı. Kılıç havada süzülüyordu. Frost’un aurasıyla kontrol ettiği kılıç havadaki kar tanelerini kesiyor ve aniden dönmeye başlıyordu. Frost elini hafifçe şıklatınca kılıç yön değiştirdi. Dönerek havayı kesiyor, beraberinde rüzgarı getiriyordu.
Yaptığı farklı farklı hamleden sonra kılıcına bakan Frost gülümsedi, ‘’[Dönen Kılıç] Uçan Kılıç türüne aittir; ancak çok daha gelişmiş bir tekniktir. Bunu öğrenmek istediğine emin misin?’’
Başımı öne salladım, ‘’Evet!’’
Frost gülümsedikten sonra önümde bir sekme açıldı.
[Dönen Kılıç SV-1] (SS-seviye): Kılıcı havayla kontrol eder. Kılıcı özgürce kontrol ederek hedefe saldırabilirsiniz. Yetenek seviyesi artıkça saldırı hasarı da artacaktır. 70 mana kullanır ve 30 saniyelik dolma süresi vardır. Bu yeteneği öğrenmek 100,000 altın ve 30 karizma gerektirir!
30 karizma ve 100,000 altın! Bu öyle sıradan bir fiyat değildi; ancak…öğrenmek zorundaydım. Bu yeteneğin önemini anlamıştım. Havada istediğin gibi kontrol edebildiğin bir kılıç…Alan yeteneklerinden bile daha iyiydi!
‘’Ding’’ sesiyle yeteneği öğrendim. Yetenek barımda [Dönen Kılıç] belirmişti!
[] [] []
Magnec