Ne kaldiki zaten dndnsn 4 alan saldirisiyla bitti isleri dndndndndndnnd
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
414. Bölüm Boss
‘’Pfft. Ezik!’’
Kendi kendimi ezikledikten sonra Wan Er’e bakarak söylendim, ‘’Tam zamanında geldin. Daha demin İmparator Boss öldürdüm; ancak iki boss daha öldürmem lazım. Sen gelmesen ne yapardım bilmiyorum!’’
Wan Er saçlarını arkaya attıktan sonra sırıtarak söylendi, ‘’Hehe, hadi gidelim!’’
‘’Oh. Neredeyse unutuyordum, hediyen…’’
‘’Evet. Doğru…’’ Güzeller güzeli hanımefendi kar beyazı sağ elini açarak söylendi, ‘’Hadi! Hediyemi ver!’’
Envanterimden hançeri çıkardım. Gökyüzünün parlak ışıkları altında alevlerle kaplanan hançer muazzamdı---
[Ejder’in Öpücüğü] (Elit Aziz Ekipman)
Saldırı: 2240 – 3050
Çeviklik: +101
Dayanıklılık: +97
Güç: +94
Ekstra: Saldırıyı %30 artırır.
Ekstra: Hedefin %45 defansını görmezden gelir.
Özel Yetenek: [Kalkan Kıran], rakibin zırhına ve mana kalkanına nüfuz ederek %50 saldırı yapar.
(Not: Yani diyor ki arkadaşlar, kalkanı görmezden geliyor ama asıl saldırısının %50’si kadar vurabiliyor.)
Özel Etki: [Ejder’in Öpücüğü], %30’luk emme etkisine sahiptir. Üstelik, kullanıcı hedefe saldırdığında, rakibin hızı %50 alacaktır.
Özel Etki: [Koşulsuz Seviye], gerekli seviyeyi 20 düşürür.
Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 100
‘’Ah!’’
[Ejder’in Öpücüğü]’nün puanlarını gören Wan Er şaşkına dönüp, birkaç adım geri çekilmişti, ‘’Böyle…bir şey mümkün mü yahu? Bu…hançeri nereden buldun? Aziz Ekipman! Bu hançerin başka sunucuda olduğunu sanıyordum. Senin…elinde ne işi var?’’
Gülümseyerek cevapladım, ‘’Zhan Long vs Efsane mücadelesini izlediysen biliyor olman lazımdı…’’
‘’Buzlu Nehir Vadisi’ndeki savaş mı? Şu Büyü Ejderhası…yoksa Huo Li adlı o Bosstan mı çıktı?’’
‘’Evet!’’ Başımı öne salladım, ‘’Huo Li’den çıktı. Herife yeterince hasar verdiğim için sistem eşyayı onayladı. Ayrıca, Huo Li’yi öldürürken Fang Ge Que’yi de katletme şansıma kavuşmuştum. Baksana! Miğferimi görüyor musun? Bu da Huo Li’den çıkmıştı. Tek taşta iki Aziz Ekipman! Hahah!’’
Wan Er sırıttı, ‘’Boss ne kadar bonkörmüş öyle…İki Aziz Ekipman…Diğer insanlar ne yapacak…Neyse, bunu kabul edemem. Hançer çok değerli. Eğer kabul edersem…’’
Hançeri kaldırıp söylendim, ‘’Sen…istemiyor musun?’’
‘’Şey, istiyorum…’’ Wan Er ellerini tutarak, kızaran suratıyla bana baktı, ‘’Ama bu hançer çok değerli. Ya bana verdikten sonra saçma sapan şeyler istersen. Ahh…kabul etsem mi, etmesem mi…’’
Söylediklerini duyunca dudaklarımı bükerek söylendim, ‘’Hey! Yeter bu kadar. Eğer hediye olarak almayacaksan, en azından bana ufak bir miktar para verebilirsin…’’
‘’Tamam…’’
Wan Er hançeri aldıktan sonra keyiflenmişti. Canlanan suratıyla söylendi, ‘’Ne saldırı gücü ama…Al bakalım. Banka hesabına 20,000 RMB yolladım…’’
Di!
Para hesabıma geçmişti. [Ejder’in Öpücüğü] bu fiyatın kat kat üstüne satılabilirdi; ancak 20,000 RMB’nin Wan Er’in aylık harçlığı olduğunu da biliyordum. Gülümsedim, ‘’Önümüzdeki ay yemekler benden…’’
Wan Er cevapladı, ‘’Humph! Humph! En azından biliyorsun…’’
Başımı eğdim, ve güzel suratına yaklaşarak gülümsedim, ‘’Hanımefendi, bana verdiğiniz paradan sonra SPACE 7 alacak paranız da mı kalmadı yoksa?’’
(ÇN: Space 7 ped markasıymış…)
Wan Er kızaran suratıyla sitem etti, ‘’Alçak! Yeter bu kadar…param kalmayınca sana söylerim…’’
‘’Güzel. Hadi göreve başlayalım!’’
‘’Peki…’’
İlerlemeye devam ettikçe, önümüzde en azından 50 tane 85.seviye sırtlan çıkmıştı. Wan Er omzuma dokunarak sırıttı, ‘’Hadi. Sen odaklarını çek, ben de saldırayım…Ne diyorsun? Sayıları epeyi fazla, dayanabilecek misin?’’
Ayıların Kralı’yla mücadele ettikten sonra 4200 defansımın ne anlama geldiğini kavramıştım. Eğer BOSS’u tek başıma kesebiliyorsam, bu yaratıkları sorun çıkmadan karşılayabilmem gerekiyordu. Kılıçlarımı çekerek ileriye atıldım, ve önüme çıkan sırtlanlara saldırmaya başladım. Aynı esnada yaratıkların saldırılarına da katlanıyordum; ancak bu zayıf yaratıklar bana saldırı başına ancak 100-300 arası vurabiliyorlardı. 11,200 canlık karakterim bu saldırıların altında can vermeyecekti. Kılıcımı salladığım gibi alan yeteneklerimi sergilemeye başladım.
Wan Er hançerini kaldırdı. ‘’Shua Shua Shua’’ Aniden etrafında soğuk hava dalgaları belirmeye başlamıştı. Çok geçmeden yerden buz saçakları fırlamaya koyuldu. Wan Er elini açınca, yüzlerce buz saçağı 20x20 metrelik bir alana odaklanmış ve ortaya bir hortum çıkmıştı. ‘’Huacha Huacha’’ sırtlanların vücutlarına saplanan buz saçaklarından çıkan sesler yankılanıyordu---
“4129!”
“3918!”
“4013!”
Şaşırmıştım, ‘’Wan Er, Alan yeteneğin mi var?’’
Wan Er gülümseyerek cevapladı, ‘’Evet. Şehir Savaşı Puanlaması’ndaki ödülüm bir ekipman ve yetenek kitabıydı. [Buz Saçağı Hortumu] adlı yeteneğimi nasıl buldun?’’
Ne diyeceğimi bilemiyordum, ‘’Neden bana sadece çanı verdiler ki…’’
‘’Hey! İyi bir şey aldıktan sonra mızmızlanma bakayım. [Şehir Savaş Çanı] aldığım ekipman ve yetenekten bile daha değerli. Burada 1000 metre menzile sahip bir destek ekipmanından bahsediyoruz yahu! Bunu para versen de alamazsın. Gelecekte, ulus savaşlarında işimize yarayacak.’’
‘’Tamam. Yanıma gel. [Yıldırım ve Şimşek Ejderhası’nın Islığı]’nı aktif edeyim. Saldırı ve defansı %40 artırıyor…’’
‘’Ne güçlü ve sapık bir adam…Bekle geliyorum…’’
Ufak hanımefendi yanıma gelince yeteneği aktif ettim. Saldırı gücümüz büyük bir artış yaşamış ve hızla sırtlanları katletmeye başlamıştık. Zamandan kazanmaya çalışıyorduk ve içten içe rakiplerimin, Fang Ge Que, Q-Kılıcı ve Jian Feng Han’ın, acayip zor görevler almış olmalarını umuyordum.
İlerlediğimiz esnada bir kurt uluması duyuldu, ve sırtlanların lideri ortaya çıktı. Devasa kurt lideri iki metre boylarındaydı. 85.seviye İmparator Boss’tan bahsediyordun. Savunma işini üstlendim, ve Wan Er de saldırıya başladı. 5 dakikada yaratığı ikiye ayırmış ve nihayetinde iki Altın Ekipman almıştık.
Saate baktım, sunucu açılalı 2 saat geçmişti. Hafiften endişeliydim. Wan Er aklımdan geçenleri anlayınca gülümseyerek söylendi, ‘’Kendini fazla zorlama. Ayrıca o kadar karizmayı ne yapacaksın ki…Elimizden geleni yapalım. Ne demişler, İnsan ister, Tanrı gönderir!’’
‘’Doğru dedin…’’
Lakin, Tanrılar gerçekten de yanımızdaydı. Sonsuz görünen düzlüğün ucuna ulaştığımızda, mesafedeki ormanı karanlık bulutlar kuşatmıştı. Bölgeyi adeta karanlığın ele geçirdiğini görebiliyordum. Bulutlara doğru işaret ettim, ‘’Son Boss, Karanlık Boşluğun Lideri, Lei Qian orada olsa gerek!’’
‘’Hadi gidelim! Seviye atlamama %9 kaldı!’’
‘’Tamamdır!’’
Güzeller güzeli hanımefendiyle ormana yaklaştığımızda, etrafı karanlığın kapladığını daha iyi görmeye başlamıştık. Düşen yapraklara bastığım gibi yapraklar çamura dönüşüyordu. Şeytani güçlerin etkisiyle orman eskiden olduğu kadar hayat dolu değildi. Görünüşe göre bu şeytanı temizlemek için gönderilmiştim.
Çalılara doğru dikkatle adım attığımda [Kamuflaj] devreye girmişti. Wan Er de [Görünmezlik]’i aktif ederek beni takip etmeye başladı. Ormanın derinlerine ilerlemeye başlamıştık. Önümdeki yaprakları kenara ittiğimde, nihayet beklediğim görüntüyle karşılaşmıştım. Hemen önümüzde karanlık bir büyü dairesi duruyordu. Heksagramın atlı köşesinde birer büyücü duruyordu. Hepsi de İmparator Seviye Yarı-Boss’lardı. Üstelik, dairenin ortasında siyahlara bürünmüş yaşlı bir adam da vardı ve bu adamın Lei Qian olduğuna şüphe yoktu!
“Di Di Di…….”
Lei Qian’ın ellerinde kanlı ve atan bir kalp duruyordu. Herif kalbi kaldırarak kükredi, ‘’Nihayet adağı hazırladık! Derin uykundan uyan ve bu iki yüzlü insan dünyasını keskin pençelerinle yok et! Çaresiz bırak bu varlıkları! Yükselsin acı dolu çığlıkları!!’’
‘’ARRGGHH!’’
Dairenin orta yerinden kızıl bir cehennem tazısı fırladı. 85.seviye İmparator Boss pençelerini açarak ormana doğru atıldı.
‘’Ne yapacağız?’’ Diye sordum.
Wan Er cevapladı, ‘’Lei Qian’ı öldürmeye çalışırsak, diğer altı Yarı-Boss bize saldıracaktır. Lei Qian Valkyrie Boss olduğuna göre en azından 500,000 cana sahiptir. Kısa sürede onu öldürmemiz mümkün değil. Bu yüzden, ilk önce Lei Qian’ı sersemletip, diğer altı Yarı-Boss’la uğraşalım. Böylece Lei Qian’la 2’ye 1 kapışabiliriz.’’
Başımı öne salladıktan sonra ekledim, ‘’İlk önce odağı çekecek bir şeylere ihtiyacımız var.’’
Wan Er elini açtığında, buzdan bir ayı ortaya çıktı. İmparator BOSS seviye evcil hayvanın başını okşayan genç kadın gülümsedi, ‘’77.seviye evcil hayvan, her seviyede 3 güç ve 7 dayanıklılık verdim. Yüksek fiziksel gelişmesi var ve pasif yeteneği de can limitini artırıyor. Şu anda canı 21,000’e ulaşmış durumda. Eğer ilk o saldırırsa odağı çekecektir, ardından ben de adamı sersemleteceğim. Sen diğer Yarı-Bosslar’a saldır. Zaten 20,000 canları var, yani Buz Ayısı ölmeden üç-dört tanesini öldürmen lazım.’’
‘’Tamamdır! Anladım! Hadi!’’
Kükreyen Buz Ayısı ileriye atıldı. Durmaksızın kükrediği esnada vücudunu masmavi bir kalkan kaplamıştı. Bu yetenek rakibin saldırılarını emiyordu. Cidden böylesine Tank bir evcil hayvana sahip olmanın avantajları vardı!
Shua!
Wan Er [Mutlak Adımlar]’ı aktif ederek ileriye atıldı. Ben de büyü dairesine adımlayarak kılıcımı salladım. Lei Qian’ı sersemletmeyi başarmıştık.
Kılıç elimde, Yarı-Bosslar’a doğru atıldım ve Alevli Kaplan Tanrısı’nı çağırdım. Buz Ayısı diğer beş Yarı-Boss’a katlanırken ben de saldırmaya devam ediyordum. [Tek Kişilik Ordu] + [Kombo] ikilisinin hemen ardından beş saldırı daha yaptım. Yarı-Boss’un canı yerlere inmişti!
Wan Er asıl bossa saldırıyor ve onu sersemletmeye devam ediyordu. Her şeyi kitabına göre yapıyorduk. Buz Ayısı’nın canı yere indiğinde, Wan Er evcil hayvanını değiştirip, Kaplanadam’ı çağırmıştı. Bense dördüncü Yarı-Bossu öldürüyordum. [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni kullanmak için kenara kaydım ve söylendim, ‘’Alan saldırılarıyla bitirelim şu işi!’’
‘’Tamam!’’
Buz saçaklarından oluşan hortum yükseldi. Wan Er’in yaratık öldürme hızı benden aşağı kalır derecede değildi. Alevli Kaplan Tanrısı [Keskin Kükreme]+[Ateş Gücü Hücumu]’yla meseleye adım attı…
[] [] []
Magnec