Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

74. Bölüm Düello

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

  Feng Han’ın bu kalkanı almak isteyeceğini biliyordum zira; böyle bir kalkana sahip olan rahiplerin gerçek bir tank olup, 50. Seviye altın bosslara bile meydan okuyabileceğine şüphe yoktu. Boss savaşlarında, güçlü rahiplerin ve şövalyelerin yerini doldurabilecek başka bir sınıf yoktu. Yani güçlü bir tank yaratmak, Klan Kurma Tableti’ne ulaşma şansını da arttıyordu!

  İlk klanı kuracak olan grup, kesinlikle herhangi bir zayıflığa sahip olmamalıydı. Tek bir çağrıyla bütün Ba Huang’ı kendi klanlarına çekebileceklerine de şüphe yoktu. İşte bunları bilen Feng Han’ın da bu uğurda masraflardan kaçınmaması gerekiyordu.

……

  ‘’Kaygısız Xiao Yao, birkaç dakika bekle. Gidip paraları toplayayım, bildiğin gibi 1000 altın öyle küçük bi rakam değil. Biraz bekle lütfen…’’

  Feng Han’a bir bakış fırlatıp, başımı öne doğru salladım: ‘’Mm, tamamdır…’’

  Çok geçmeden 7 oyuncu gelmiş ve Feng Han’la takasa tutuşmuştu. Takaslar bittikten sonra Feng Han bana döndü ve takas isteği yolladı. İsteği hemen kabul ettim ve 1000 altını koyduğunu görünce ben de Yenik Düşmüş Ordunun Kalkanı’nı koydum. İkimizde takası onayladıktan sonra mesele hallolmuştu!

  Pop!

  Envanterimde kocaman altıncıklar! Zengin olduğum bebeğim!

  Heyecanlanmadan edememiştim; hemen 1000 altını sanal pazara koydum. 1:10’luk biro ran olduğunu düşünürsek, altınları satar satmaz 10.000RMB kazanacaktım. Yani gözümü kırpmadan bütün altınları satmam benim yararıma olurdu. Şu sıralarda bütün klanlar üst seviye iksirler, ekipmanlar, yetenek kitapları ve bunlara benzer şeyler toplamaya uğraştığı için, 1000 altın alacak bir sürü insan vardı.

  ‘’Tamamdır, teşekkürler…’’

  Kalkanı aldıktan sonra Feng Han bana bir bakış fırlatmış ve gülümsemişti: ‘’Kaygısız Xiao Yao, cidden garip birisin. [Öncü]’ye katılmak ister misin?’’

  Başımı iki yana doğru salladım: ‘’Teşekkür ederim, tek takılmayı daha çok seviyorum.’’

  ‘’Tamam o zaman, sonra görüşürüz!’’

  Feng Han arkasını döndü ve kalkanı ‘Fushen Bin Kılıç’ adlı oyuncuya uzattı. Herif kalkanı alır almaz heyecandan neredeyse bayılacaktı: ‘’Teşekkür ederim patron!’’

  ‘’Lafı mı olur, biz aile değil miyiz! Seviye kasmaya devam et, biz de 50 seviye bossuna meydan okumak için hazırlanacağız. Hadi bakalım, yüzümü kara çıkartma!’’

  ‘’Anlaşıldı!’’

……

Tick!

  Qing Qian’dan bir mesaj geldi: ‘’Xiao Yao, kalkanı sattın mı?’’

  ‘’Mm, Feng Han’a sattım. Hemen haberini almışsınız bakıyorum da…’’

  ‘’Evet, durumu gözlemleyen adamlarımız var.’’ Qing Qian görüşme açıp, gülümsedi: ‘’Yan Zhao kalkanı [Öncü]’ye sattığını duyunca çılgına döndü. Dediğine göre ilk önce Prag’la iletişime geçmen gerekiyormuş.’’

  Hemen sordum: ‘’Ciddi misin? Seni Prag’tan atıp, beni öldürdü. Bütün bunları yaptıktan sonra hala daha önceliği Prag’a vereceğimi mi düşünüyor? Qin Qian, Yan Zhao’ya şunu söyle, yemin ediyorum ki yakında onu yeneceğim!’’

  ‘’Eh, Xiao Yao, emin misin?’’

  ‘’Mm, evet.’’

  ‘’Tamam da, neden?’’

  ‘’Çünkü Yan Zhao sana sorun çıkarıyor ve sen de benim arkadaşımsın. Yani ufak bir intikam almanın zararı olmaz.’’

  ‘’Ama cidden Yan Zhao’yla dövüşmenizi istemiyorum…’’

  ‘’Merak etme, sadece düello yapmak istiyorum, Prag’ı yok edecek değilim… Ayrıca burada tek başıma takılıyorum, sizinki gibi büyük bir klana tek başıma nasıl meydan okuyabilirim…’’

  ‘’Tamam o zaman Xiao Yao, kasmaya devam et, ben…’’

   Chat kutusundaki Qing Qian’ın suratı kıpkırmızı kesildi:’’ Ben…seni bekleyeceğim…’’

  Gülümsedim: ‘’Niye bekleyecek mişsin bakayım?’’

  Qing Qian dudaklarını ısırdıktan sonra söylendi: ‘’Beni Prag’tan alacak kadar güçlenmeni bekleyeceğim…’’

  Bir anda ne diyeceğimi bilemedim: ‘’Mm, elimden geleni yapacağım!’’

……

  Birkaç eşya daha sattım ve Bronz-Yeşil ekipmanlardan kurtulduktan sonra biraz daha altın kazandım. Bir anda sattığım ekipmanlardan dolayı kendimi yetenekli bir oyuncu gibi hissetmeye başlamıştım. Gerçi bu kadar eşya düşürmemin sebebi 30’dan fazla karizma puanına sahip olmamdı.

  Akşam 10’a kadar pazarı bozmadım ve Wan Er’den de bir haber gelmeyince arkadaş listemi açıp, Cang Tong’un durumuna bakayım dedim. 41. Seviyede olduğunu görünce hemen mesaj attım: ‘’Wan Er, çılgınlar gibi seviye mi kasıyorsun? Yemek yemeyecek miyiz?’’

  Wan Er cevapladı: ‘’Cheng Yue’yle boss kesiyoruz, 10 dakika sonra mesaj at!’’

  ‘’Tamam…’’

……

 Bütün eşyaları sattıktan sonra kılıcımı aldım ve avluda dolaşmaya başladım. Dolaşırken, şehrin girişine doğru büyük bir kalabalığın koştuğunu gördüm. Bu tipler hiç de seviye kasmaya gidiyormuş gibi görünmüyordu; daha çok, dışarıda ilginç bir gelişme yaşanıyormuş gibiydi.

  Ba Huang’ın dışında, orman arazisinde büyük bir kalabalık toplanmıştı. Hatta bu çevrede gezen Vampir Yarasalar bile temizlemiş ve ortada tek bir yaratık bile kalmamıştı. Arazinin ortasında zincirli zırh giyen ve elinde balta tutan bir figür dikiliyordu. 27’li yaşlarda görünüyor ve suratında öfke dolu bir ifade yer alıyordu. Omzunda yazan kelimelerden herifin kim olduğunu anladım.

  Ba Huang Şehri’nin 7 numaralı Oyuncusu, İsim: Vahşi Kaplan Seviye 40 Gümüş Savaşçı

……

  Hassiktir, 2. Resmileştirme görevini tamamlamış olan bir savaşçı!

  Vahşi Kaplan kalabalığın ortasında duruyordu: ‘’Ba Huang’lı dostlarım. Ben Vahşi Kaplan, [Uçan Ejderhalar] klanının ana üyelerinden biriyim. Bugün buraya ufak bir düello alanı yerleştireyim dedim; böylece arkadaşlık bazında birbirimizle mücadele edebiliriz. İsteyen karşıma geçebilir ve ayrıca hepiniz [Uçan Ejdarhalar] klanına davetlisiniz. Beni yenene 100 altın vereceğim. Şimdilik bu kadar, kim öne çıkmak istiyor bakalım!’’

  Bir anda kalabalık çılgına dönmüştü.

  ‘’Ah, bu sıralamadaki Vahşi Kaplan. Vay arkadaş, buraya düello ringi kurmak biraz çılgınca değil mi?’’

  ‘’Herifin amacı belli, [Uçan Ejderhalar]’a adam toplamaya çalışıyor!’’

  ‘’Eğer yenebilirsem 100 altın alacağım!’’

  ‘’Tanrım... 100 altın dediğin 1000 RMB yapıyor! Haftalık maaşım resmen! Ayrıca kaybetsen bile utanacak bir şey yok zira; adam sıralamada yedinci!

……

  Çok geçmeden kalabalığın içinden bir büyücü ileri atılmıştı. 37. Seviyede olan herif söylendi: ‘’O zaman şansımı deneyeceğim. Kazanırsam 100 altın alacağım, değil mi?’’

  Vahşi Kaplan göğsüne vurduktan sonra söylendi: ‘’Merak etme, tükürdüğümü yalayacak değilim!’’

  ‘’Güzel!’’

  Mücadele başladı. Büyücü asasını kaldırıp, [Buz Saçağı] yeteneğini kullanmaya koyulmuşken, Vahşi Kaplan da ona doğru gelen saçakları baltasıyla bertaraf ediyordu. Büyücünün kontroli hiç fena değildi. [Keskin Rüzgar] ve [Patlayan Kayalar] yeteneklerini kullanmıştı. Bir dakika bile geçmeden Vahşi Kaplan’ın canı yarıya düşmüş ve herif hemen can iksiri içmişti.

  Herkes Kaplan’ın öleceğini düşünürken, adam baltasını kaldırıp [Ateş Baltası] yeteneği kullandı ve kalabalık bir anda sessizleşti!

 “864!”

Tek vuruşta büyücü hayatını kaybetmişti!

……

  Büyücü dirilmiş ve söylenmişti: ‘’Sıralamadaki oyuncular cidden farklı, güçlü, çok güçlü!’’

  Vahşi Kaplan baltasını kaldırıp, bir kahkaha patlattı: ‘’Sıradaki?’’

  Kalabalığın içinden 36. Seviye bir kılıç ustası fırladı ve hemen söylendi: ‘’Bir deneyelim bakalım!’’

  Savaşçı VS Kılıç Ustası, ağır zırh giyen iki sınıf arasında bir mücadele!

……

“Ding!”

  Kombo’dan etrafa yayılan ışık hüzmelerinin arasında, Kaplan’ın canı da düşmeye başlamıştı. 4. Seviye Kombo, kendini gösteriyordu---

 “174!”

“149!”

“167!”

  Ne yazık ki 36. Seviye kılıç ustasının saldırı puanı düşük olduğundan Kaplan’ın defansını aşamamıştı!

  ‘’Hehe, sıra bende!’’

  Kaplan eğildi ve 4. Seviye [Öfke] yeteneğini kullanarak saldırı puanını %8 arttırdı. Aynı zamanda ellerini kaldırmış ve kılıç ustasının göğsüne ağır bir darbe geçirmişti. Zaman kaybetmeden başka bir yeteneği olan 4. Seviye [Delik]’i kullandı; böylece bir sonraki saldırısı rakibin defansının %20’sini görmezden gelecekti!

  Voosh!

  Baltadan etrafa alev dalgaları saçılmış ve herif ikinci resmileştirme görevini tamamlayarak öğrendiği yeteneği, [Ateş Baltası]’nı uygulamaya başlamıştı!

Clang!

 Balta kılıç ustasının zırhını delip geçti----

 “918!”

  Hemen ardından bir [Ateş Baltası] daha kullanan Kaplan 400 vurmuş ve kılıç üstesi öteki dünyayı boylamıştı!

……

  İki turdan sonra henüz kaybetmeyen Kaplan, başını kaldırıp gülümsedi: ‘’Sıradaki?’’

  Herkes şok olmuştu ve kimse öne çıkmak istemiyordu.

  Tam bu sırada bir ses duyuldu: ‘’Full güce odaklanan bir savaşçı gerçekten böyle oluyormuş demek; bir de elinde 32. Seviye altın ekipman olan bir balta var değil mi? Biraz oynayalım bakalım…’’

  Kalabalığın içinden bir figür öne atıldı ve bu figür bana hiç de yabancı gelmemişti. Elinde Yenik Düşmüş Ordunun Kalkanı’nı tutan bu adam, Fushen Bin Kılıç’tan başka kimse değildi!

  Şaşırmıştım. Her ne kadar rahiplerin yüksek canı ve defansı olsa da, fazla saldırı puanları yoktu. Tek başına nasıl güç odaklı bir savaşçıyı yenebilirdi ki?

……

  Vahşi Kaplan gözlerini kısıp, Fushen’e bir bakış fırlattı: ‘’Oh, bu [Öncü]’nün rahip kaptanı değil mi? Güzel güzel, gel bakalım!’’

  Fushen elinde tuttuğu asayı kaldırdıktan sonra gülümsedi: ‘’O zaman, geliyorum…’’

  Kaplan da hemen ileriye atılmıştı.

  Fushen’in dudakları bükülerek bir gülümsemeye dönüştü ve herif geri çekilmeyer başladı. Aynı zamanda ellerini kaldırmış ve 4. Seviye [Alay] yeteneğini kullanmıştı!

  Göz açıp kapayıncaya tek Kaplan’ın saldırı puanı %8 düşmüştü. Baltası Fushen’e ulaşmadan önce, Fushen diğer yeteneklerini kullanmaya koyulmuştu. [Yenilenme], [Altın Defans]! [Altın Defans]’ın özelliği defansı %12 arttırmasıydı! Öyle hafife alınacak bir yetenek değildi yani!

Clang!

  Savaş baltası Fushen’in miğferine saplanmış ve metalin metala sürtüşmesinden çıkan ses havada yankılanmaya başlamıştı. Ortaya çıkan hasar cidden insanı hayrete düşürüyordu!

  117!

  ‘’İmkansız!’’ Kaplan ne diyeceğini bilemiyordu. Elini kaldırıp, evcil hayvanını çağırdı ve bir anda ortaya Kar Tavşan’ı çıktı. Mm, akıllıca, büyü odaklı yaratıklar ağır zırhlı oyuncuların defanslarını yok sayabiliyordu. Yani büyü dediğiniz şey, ağır zırh giyen oyuncuların baş düşmanıydı!