Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

342. Bölüm Durdurulamaz?

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 İmparator Qin’in Kılıcı elimde, arenanın dışına ışınlandım. Aynı esnada [Zhan Long] üyelerinin sesleri kulaklarıma gelmeye başlamıştı. Qing Qian grubun en mutlusuydu, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao ciddi ciddi Fang Ge Que’yi yendi! Süpersin!!’’

 General Li Mu gülümseyerek söylendi, ‘’Aynen öyle! Hem de tek attı! ‘’

 Hemen yakınlarımızda, Mu Xuan kollarını birleştirerek beyaz sütuna yaslanmıştı, ‘’Bu Fang Ge Que’nin turnuvadaki ilk yenilgisi olsa gerek. Hatta [Kader]’e başladığından beri ilk ölüşü bile olabilir…’’

 Şaşırmıştım, ‘’Yok canım… Fang Ge Que daha önce Jiu Li Şehri’nde öldürülmüştür elbet, değil mi?!’’

 [Yargı]’nın Klan Başkanı Ye Lai savaş baltasını kavrayarak bize baktı, ‘’Diğerlerini bilemeyeceğim, ancak hatırladığım kadarıyla Fang Ge Que daha önce Jiu Li Şehri’nde bir kez bile ölmemişti. Zaten adama yaklaşmak bile mümkün değildi. Zamanında, Bai Li Ruofeng onu öldürme şansına erişmişti; lakin öldüreyim derken kendisi ölmüştü. Yani, Mu Xuan’ın sözleri doğr olsalara gerek. Fang Ge Que [Kader]’e girdikten sonra ilk kez senin ellerinde can verdi. Herif tanrı vari bir figür olmasına rağmen sana kaybetti. Kaygısız Xiao Yao, cidden güçlüsün. Ah! Şansıma tüküreyim, keşke kapışabilseydik!’’

 Gülümsemeden edememiştim, ‘’[Yargı]’nın Klan Başkanı, çok şakacısınız. İstediğiniz zaman hamle değiş-tokuşu yapabiliriz. Sonuçta, siz ÇMB sıralamasındaki üstatlardan birisiniz. Bense…eziğin tekiyim.’’

 Ye Lai kahkaha patlatmıştı, ‘’Yok ‘ezik’’miş yok ‘üstat’’mış bunlar saçma sapan insanların uydurduğu kelimelerden başka hiçbir şey değiller. Bana kalırsa, Xiao Yao, çoktan Q-Kılıcı ve Jian Feng Han gibilerin seviyesine ulaşmış durumdasın. Üstelik, Zhan Long’da Qing Qian, Kurt Totemi ve General Ailesi gibi bir sürü yetenekli isim var. Gelecekte, [Kahramanın Heybeti] ve [Öncü] gibi büyük bir klan olacağınıza şüphem yok. [Zhan Long]’un ortaya çıkışı [Kader]’in Çin Sunucu için bir lütuf gibi adeta!’’

 Wan Er de gülümsüyordu, ‘’[Yargı]’nın Klan Başkanı cidden meseleleri muazzam hallediyorsunuz. Sizin gibi karakterleri her yerde göremiyoruz. [Yargı]’nın Jiu Li Şehri’nde nasıl sapasağlam kalabildiğini şimdi anlıyorum. [Efsane]’yi gücendirseniz bile, varlığınızı sürdürebiliyorsunuz.’’

 Ye Lai sırıttıktan sonra önce Wan Er’e sonra bana bakmıştı, ‘’Söylentilere göre Fan Su Şehri’nin bir numaralı güzelliği Cang Tong ve Ba Huang Şehri’nin bir numaralı yakışıklısı Kaygısız Xiao Yao gerçek hayatta da arkadaşlarmış. Şimdi size bakınca, söylentilerin doğruluğuna inanmaya başladım. Güzeller güzeli Cang Tong, [Kahramanın Heybeti]’nin Başkan Yardımcısı olsa dahi Klan Başkanı’nın yanında değil, Kaygısız Xiao Yao’nun yanında kalmayı tercih ediyor. Aranızda garip bir şeyler olduğunu seziyorum. Ke ke, tekrar bakınca cidden birbirinize yakışıyorsunuz aslında…’’

 Wan Er’in suratı kıpkırmızı kesilmişti, ‘’Ye Lai, aslında…aramızda öyle bir ilişki yok. Yani en azından henüz yok…’’

Mu Xuan söylenenleri duyunca hemen heyecanlanmıştı, ‘’Güzel! Görünüşe göre hala şansım varmış. Ufak Kaygısız, tekrar düşün derim sana. [Görünüş Topluluğu]’muza katılmak ister misin? Yirmi dört tane güzeller güzeli kadına sahibiz. Kimden hoşlanırsan numarasını alabilirsin. Mhm, eğer benden hoşlanıyorsan, onu da ayarlarız…Telefon numaram…’’

 

 Başımı duvara yasladım, intihar düşünceleriyle dolan zihnim zonkluyordu. Yaşlı K telefonunu çıkarmış ve akan salyalarıyla Mu Xuan’a bakmıştı, ‘’Numarayı söylüyordun?’’

 Mu Xuan sırıttığında ikiz tepecikleri de hafiften dalgalanmıştı, ‘’Che, şurada Ufak Kaygısız’la bir şeyler konuşmaya çalışıyorum, sen niye araya giriyorsun, iğrenç herif…’’

 Yaşlı K baltasını kaldırmış ve ölümüne mücadele etmeye hazırlanmıştı; ancak şans bu ki Li Mu onu durdurmuştu, ‘’Yaşlı K, sakin ol. Kraliçe Mu Xuan’ın seviyesinde değilsin, bir dur bakalım. Kadınlara karşı savaşmıyoruz, kaba kuvvet uygulamıyoruz, değil mi?’’

 Song Han gülümsedi, ‘’Tamam tamam bırakın saçmalamayı. Büyük Kardeş Xiao Yao hazırlanmaya başlasan iyi olur. Arena yenilenmek üzere!’’

 ‘’Tamam!’’

 Qing Qian bana bakarak söylendi, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, kazanmak zorundasın! Eğer kazanabilirsen finale çıkacaksın!’’

 Wan Er hafifçe omzuma dokunarak sıcak bir gülümsemeyle söylendi, ‘’Bol şans!’’

 ‘’Mm!’’

 Başımı öne salladım. Hanımefendinin sözleri beni gaza getirmişti.

………

 Arena hızla düzenlenmiş ve sahneye ışınlanmıştım. Fang Ge Que’ye bakıyordum. Seyircilere ayrılmış bölgeden kulakları sağır edecek düzeyde alkış sesleri geliyordu. Turnuvayı izleyen sürüyle insan vardı. Hem dostlarımız hem de düşmanlarımız bu mücadeleyi iple çekiyorlardı. Aslında, yakın dövüş sınıfının ünlü üstatları Q-Kılıcı, Jian Feng Han ve Ye Lai’ydi. Lakin, Q-Kılıcı Jian Feng Han’ı elemiş ve Ye Lai de Wan Er tarafından elenmişti. Ardından, Q-Kılıcı’nı yenen şahsım bu seviyeye ulaşmıştı.

Fang Ge Que dikiliyordu. Hafifçe esen meltem herifin cübbesini dalgalandırmıştı. Hemen arkasında beliren gizemli, mavi aurayla birlikte Yıldırım Yaratığı saldırıya hazır bir şekilde ortaya çıkmştı.

Fang Ge Que’ye kıyasla sahip olduğum zırhlar çok sıradan görünüyordu. Sert zırhala kuşanmıştım ve kızıl pelerinim rüzgarla dalgalanıyordu. Alevli Kaplan Tanrısı yanımda kükrüyordu. Ufak kaplan daha önce rakibinin ellerinde can verdiği için öldürme isteğiyle dolup taşıyordu. Daha önceki taktiğimi kullanarka rakibimin zihniyle oynayacaktım. Lakin bu sefer işleri biraz daha karıştrmak istiyordum. Önceden iki plan yaptığım için çabucak bu iki plan arasında değişikliğe gidebilecektim; Fang Ge Que’nin [Zihin Okuma]’sına imkan vermemem gerekiyordu.

 Geri sayım başladı--

 “3!”

“2!”

“1!”

 

 Nihayetinde, herif sıradan bir PK büyücüyse başlangıcı yapmıştı. Yelpazesini sallar sallamaz Yıldırım Yaratığı ileriye atıldı. Bana doğru gelen [Alevrüzgarı Kilidi]’nden kaçmama imkan yoktu!

 1828!

 Hemen ileriye atıldım. Aramızda fazla mesafenin olmadığını görünce [Atik Kılıç]’ı kullanmıştım!

 ‘’Hua Cha!’’

 Vücudum ileri atıldığında, Fang Ge Que aniden geriye kayarak [Atik Kılıç]’ı atlatmıştı. Aynı esnada, hafiften salladığı yelpazesiyle [Ateşin ve Buzun Fırtınası]’nı Alevli Kaplan Tanrısı’na ve bana savurmuştu!

 2412!

 3172!

 Siktir, bu ne arkadaş böyle?!

 Dudaklarımı ısırarak [Kızıl Ejder’in Kalkanı] ve [Hız]’ı aktif ettim. Aynı esnada [Tedavi]’yi kullanarak Alevli Kaplan Tanrısı’nın canını doldurmuştum. İmparator Qin’in Kılıcı’nı kavrayarak ileriye atıldım. Kutsal Savaş Botlarım ben aniden durunca yerde kıvılcımlar çıkarmaya başlamıştı. Muazzam bir açı yakaladıktan sonra vakit kaybetmeden [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni aktif ettim!

 Shua!

Fang Ge Que [Boyut Zıplaması]’nı kullanarak kaçmıştı. Lakin, Yıldırım Yaratığı onun kadar şanslı değildi. 2900 canını kaybeden yaratığı bir de Alevli Kaplan Tanrısı’nın [Alev Pençesi] bekliyordu!

1423!

 Yıldırım Yaratığı kükreyerek aniden top şekline büründü. Defansif duruşu sayesinde hasarın %50’sini görmezden gelebiliordu. Aynı esnada Fang Ge Que’nin kükremesini duyunca başımı çevirmiştim; Alevli Kaplan Tanrısı’na doğru [Deniz Yosunu Oku] geliyordu!

 Lakin, gözlerim hızla meseleyi süzdüğü için direkt yaratığa omuz atarak, saldırıyı bizzat karşılamıştım!

 ISKA!

 Şans bu ki, Kara Büyü Zırhım araya girmişti. Fang Ge Que’nin gözleri bir kez daha kararmıştı; herifin planını bozduğumu iyi biliyordum. Alevli Kaplan Tanrısı [Kan Emici Darbe]’yi kullanarak Yıldırım Yaratığı’na saldırdı. Yıldırım Yaratığı ölmeden hemen önce bir kez daha kullandığı [Yıldırım Boşluğu]’yla bize saldırmıştı!

 Aynı esnada, Fang Ge Que’nin [Ateşin ve Buzun Sütunu]da bize geliyordu!

 Saldırıyı görmüştüm, ancak Alevli Kaplan Tanrısı’nı korumama imkan yoktu!

 Ve böylece, ufak kaplan duvara doğru koşmaya başlamıştı. Valkyrie Boss seviye evcil hayvanımın akılalmaz bir yenilenme hızı vardı ve canını fullemek için yalnızca 30 saniyeye ihtiyaç duyuyordu. Fang Ge Que de bunu bildiğinden, alevlerle kaplı yelpazesiyle kaplanıma saldırmıştı: [Alevrüzgar Kilidi]!

 3772!

 Nihayetinde, ufak kaplan saldırıya dayanamayarak yere yığılmştı. Lakin, ölümü boşa gitmemiş ve yaratığım bana Fang Ge Que’ye yaklaşma fırsatını sağlamıştı. Uzun kılıcımı kaldırdığımda, [Kombo]’mu aktif ettiğimi herkes görmüştü!

 Fang Ge Que saldırılarımı karşılamaya cüret edememişti. Bir kez daha kullandığı [Boyut Zıplaması] onu 20 metre geriye savurmuştu!

 Duraksamadım; savaş botlarım zik zak çizerek Fang Ge Que’ye doğru ilerliyordu. Arada savuşturduğum iki büyünün ardından kılıcımı kaldırdım, [Rüzgar Kılıcı]!

 Shua!

 Herif son [Boyut Zıplaması]’nı da kullanmıştı. Fang Ge Que oracıkta duruyor ve elindeki yelpaze üç farklı saldırıyı aktif ediyordu!

 2918!

 ISKA!

 ISKA!

 Zırhımın mucizevi bir şekilde araya girdiğini görünce keyiften dört köşe olmuştum. Gökler bana yardım ediyorlardı!

 Peng!

 Fang Ge Que’nin göğsüne vurduktan sonra rakibin geriye çekilmesini fırsat bilerek saldırıya geçtim. Ayaklarımın altında beliren garip aura [Tek Kişilik Ordu]’yu işaret ediyordu!

 ‘’Eh?’’

Fang Ge Que yaşanan her şeyi görmüş ve ne kadar hızlı karar verebileceğini bana tekrar göstermişti. Kayarak saldırıyı atlattı. Yelpazesini bir kez daha kaldıran herif bileğime doğru bir buz saçağı savurmuştu. Pa! Buz saçağından sebep kombom yarıda kesilmişti!

 Şoke olmamıştım; zira her şey kontrolüm dahilindeydi. Bileğimi bükerek Fang Ge Que’nin [Siyah Kaplumbağa Kalkanı]’na saldırdım. Herifin elindeki yelpaze hafiften titremiş ve ben de durmaksızın yumruk yağdırmaya başlamıştım. Aynı esnada, öne adım atarak havaya zıpladım ve herifin karnına attığım tekmeyle [Ateşin ve Buzun Fırtınası]’nı yarıda kestim. Fang Ge Que’nin surat ifadesi değişmişti. Herif bir kılıç ustasının bu kadar hızlı olabileceğini düşünmemişti. Ayrıca büyülerini yarıda kesebileceğimi de düşünmüş gibi görünmüyordu. Tam [Alevrüzgar Kilidi]’ni aktif etmeye başladığında, herife doğru sağlam bir tekme savurmuştum!

 Peng!

 Tekmemle birlikte Fang Ge Que’nin büyüsünü bir kez daha yarıda kestmiştim. Sürekli darbe alan adamın kalkanı %9’a kadar düşmüştü!

 “Hmm!”

İmparator Qin’in Kılıcı’yla Fang Ge Que’nin omzuna doğru bir kesik atmak üzereydim!

 Hmph!

 Herif büyücü olsa da çevikliği insanı şaşırtıyordu. Aniden yelpazesini kaldırdı, acaba saldırıyı mı karşılayacaktı!?

 ‘’Peng!

 Fang Ge Que 20 metre geriye yuvarlanmıştı. Meseleyi izleyince kalbim donakalmıştı. Herif karşılamaya çalışmamıştı; tam tersine, darbenin etkisiyle geriye çekilmeyi amaçlamıştı!? Hay sikeyim, tuzağına düşmüştüm!

………

 Elimi açarak, Fang Ge Que’nin suratına baktım, [Virane Diyar]!

 Aynı esnada, Fang Ge Que yelpazesini bana doğrultmuştu, [Buzlu Kaya Patlaması]!

 Bang Bang!

3782!
3427!

……

 Vücudum titremiş ve arenanın dışına ışınlanmıştım. Fang Ge Que’nin yerde yatan figürü de ışık hüzmesine dönüşmüştü. Hemen kulaklarımda bir sistem duyurusu yankılandı---

 Ding!

 Sistem Notu: Oyuncu Kaygısız Xiao Yao ve Fang Ge Que aynı anda can vermiştir. Lakin Kaygısız Xiao Yao’nun 0.14 saniye daha önce hayatını yitirmiş olmasından sebep, kazanan Fang Ge Que’dir. Fang Ge Que’yi [Kahramanların Yükselişi]’nde finale çıktığı için tebrik ediyoruz!

 [] [] []