Bssnjsjxdh wan er ilk defa baska kizlaein yaninda rahat rahat takildi snznnz
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
315. Bölüm Xixi Suparkı
Nihayetinde onlara doğru yürümeye karar verdim. Yue Qing Qian’ın önünde durduğumda, genç kızın gözleri şaşkın ifadelere bürünerek bana odaklanmıştı. Çok geçmeden söylendi, ‘’Sen…Büyük Kardeş Xiao Yao musun?’’
Elimi uzatıp, gülümsedim, ‘’Ben Li Xiao Yao, oyundaki adım Kaygısız Xiao Yao…peki ya sen?’’
‘’Ben…’’ Yue Qing Qian elini uzatarak elimi sıktı. Suratı kıpkırmızı kesilmişti, ‘’Ben Nan Gong Yong Cun, oyundaki adım Yue Qing Qian. Büyük Kardeş Xiao Yao, oyundaki kadar yakışıklıymışsın…’’
Burnuma garipçe dokunduktan sonra söylendim, ‘’Yok canım, oyundaki karakterimi değiştirmedim zaten…Qing Qian aç mısınız? Sokağın ortasında salatalık kemiriyorsun ya hani…’’
Yue Qing Qian gülümseyerek cevapladı, ‘’Salatalıklar insanı güzelleştiren şeylerdir. Bu yüzden yemek lazım…um…’’
Başını kaldırarak, yanımda duran iki güzelliğe şaşkınlık dolu ifadelerle bakmaya başladı, ‘’Woah, o ikisi…Cang Tong ve Cang Yue mi? Wuwu…Büyük Kardeş Xiao Yao’nun yanında böyle güzel kadınlar mı varmış…’’
Wan Er elini uzatarak söylendi, ‘’Ben Cang Tong, Lin Wan Er!’’
Dong Cheng Yue de elini uzattı, ‘’Ben Cang Yue, Dong Cheng Yue!’’
Yue Qing Qian ellerini sıkarak konuşmaya başladı, ‘’Bugün Fan Shu Şehri’nin en güzel ikilisiyle tanıştığıma göre şansım yaver gidiyor demektir. Büyük Kardeş Xiao Yao, önceden haber verseydin keşke…’’
‘’Oh…unuttum ya. Neyse, Wei Liang nerede?’’
‘’İçecek almaya gitmişti, birazdan gelir…’’
‘’Tamam!’’
Yan taraftan birileri seslendi ‘Kardeşim!’’. Pembe kıfayetlere bürünen genç kız neredeyse Yue Qing Qian’ın aynısıydı. Beklendiği gibi, gerçek hayatta tek yumurta ikizleriydi!
‘’Ah…’’ Yue Wei Liang bana bakmış ve ellerindeki içecekler yere düşmüştü.
‘’Bu…Klan Başkanı’mız Büyük Kardeş Xiao Yao mu? Oyundaki gibi…ne kadar yakışıklı…’’
Başımı öne sallayarak gülümsedim, ‘’Ne haber, Wei Liang!’’
Yue Qing Qian aniden muzip bir gülümseme savurarak koluma yapıştı, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, arkanı dön…oyun oynamaya ne dersin?’’
‘’Uh, oyun mu?’’
Her ne kadar bölgedeki insanlar yanımdaki dört güzelliği görür görmez bana bakmaya başlamış olsalar da, henüz sıkıntıya girmemiştim. Başımı çevirdim ve arkamda duan Yue Qing Qian – Yue Wei Liang ikilisi kendi aralarında konuşmaya başladı. Ardından, içlerinden biri gülümseyerek söylendi, ‘’Tamamdır, Büyük Kardeş Xiao Yao, önünü dönebilirsin!’’
Başımı tekrar çevirdiğimde, Yue Qing Qian ve Yue Wei Liang oracıkta dikilerek bana bakıyordu. Sırıtarak aynı anda söylendiler, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, söyle bakalım hangimiz Qing Qian ve hangimiz Wei Liang?’’
‘’Şey…’’
Kendi kendime söylendikten sonra onlara doğru atıldım. İçlerinden biri içecekleri tutuyor, diğeriyse salatalığı tutuyordu; ancak meselenin bu kadar basit olacağını düşünmüyordum. Ardından, ikilinin önünde dikilerek suratlarını inceledim. Gülümseyerek soldaki kızın omzuna dokundum, ‘’Qing Qian…’’
Yue Qing Qian şaşırmıştı, ‘’Bu…Tek bakışta nasıl anladın? Amcamız bile öyle senin gibi hemen aramızdaki farkı çözemiyor…’’
Dudaklarımı bükerek söylendim, ‘’Her ne kadar elinizde tuttuğunuz şeyleri değiştirmiş olsanız da Yue Qing Qian, ağzındaki salatalık kokusu hala duruyor. Beni ne sanıyorsunuz ki siz?’’
Yue Qing Qian gülümsemeye başladı, ‘’Tamamdır, Büyük Kardeş Xiao Yao süpersin! Ne zaman girelim? Annem saat 18:00 otele dönmemiz gerektiğini söyledi, yoksa buraya gelip bizi alacakmış…’’
Başımı çevirip, bilet gişesine yöneldikten sonra 5 bilet aldım. Ardından herkese biletlerini dağıttıktan sonra 5 kişilik grubumuz Xixi Suparkı’na doğru yürümeye başladı.
Suparkı’nda epeyi insan vardı. Belki de geçen günkü yağıştan sebep, yolun iki yanındaki çimler ıslaktı. Baharın kokusunu burnunuza çekebiliyordunuz. Gözeneklerim oksijen doluyordu. Bir aydır kendimizi oyuna kaptırdığımız için Xixi Suparkı’na gitmek nadir ve keyifli şanslarımızdan biriydi. Elbet keyfini çıkaracaktık.
Xixi Suparkı’nın nehirlerinde, manzarayı izlemek için tekneler bulunuyordu; lakin biz teknelere binmek yerine, yürümeyi tercih ettik. Oyun muhabbeti açılmıştı---
Yue Qing Qian sordu, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, Kahramanların Yükselişi etkinliğini duydun mu?’’
‘’Evet! Gelmeden önce kayıt oldum. Peki ya siz?’’
‘’Biz de kayıt olduk.’’ Yue Qing Qian gülümsedi, ‘’Kaldığımız otel suparkının hemen yanında olduğu için mesafe uzak değil. Doğru ya, artık Büyük Kardeş Xiao Yao’nun İmparator Qin’in Kılıcı, Kara Büyü Zırhı ve Alevli Kaplan Tanrısı olduğuna göre, neredeyse tamam sayılırsın. Senin için büyük bir fırsat olacağını düşünüyorum. Eğer Büyük Kardeş Xiao Yao ilk dörde girebilirse, klanın morali tavan yapacaktır!’’
Başımı öne salladıktan sonra gülümsedim, ‘’Sadece ben değil, bu durum sen ve Wei Liang için de geçerli. Güzel bir sıralama elde etmek için elinizden ne geliyorsa yapmanız lazım. Eğer Zhan Long’un 3-5 oyuncusu ilk 15’e girebilirse, o zaman Zhan Long’un adı da dört bir yana yayılacaktır. Sonuçta, Zhan Long yalnızca Ba Huang Şehri’nde tanınan bir klan. Diğer şehirlerde bizim adımızı duyan var mıdır bilmiyorum.’’
Wan Er elindeki çimlerle oynadığı esnada gülümsedi, ‘’Yok canım. Zhan Long Fan Shu Şehri’nde de epeyi tanınıyor. En azından, insanlar Çin’in üçüncü büyük klanı olan [Öncü]’nün gözlerinde diken olarak duran Zhan Long’u ve Klan Başkanları’nın Kaygısız Xiao Yao’nun ÇMB’de 22.sırada olan bir oyuncu olduğunu biliyorlar.’’
Don Cheng Yue sırıttı, ‘’Evet, Xiao Yao’nun sahip olduğu güç akılalmaz bir gelişim gösterdi. Herkesi şaşırttın desek yalan söylemiş olmayız!’’
Yue Qing Qian söylendi, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao hem en güçlümüz, hem de akıllı bir oyuncu. Kaydettiğim savaş videolarının hepsinde sürekli gelişim gösterdiğini anlayabiliyorsunuz. Büyük Kardeş Xiao Yao sıradan bir ustadan, elit bir üstada dönüşmeye başladı. Elit oyuncuların bulunduğu zirveden fazla uzak değil; sadece son zıplamayı yapacak fırsata sahip değil…’’
Şaşırmıştım, ‘’Ne tür bir zıplamaymış o?’’
Wan Er gülümseyerek, güzelim yanaklarını bana çevirdi, ‘’Her üstadın namını ve şöhretini kanıtlayan bir mücadelesi olmuştur. Örneğin 4 yıl önce, Jian Feng Han [Fetih]’deki NGL Dünya Turnuvası’nda birinci olmuştu. Başka bir örnek olarak da, zamanında oyunun en iyi oyuncusu olarak bilinen ‘Shen Lin’’i ateş ve buz büyülerini birleştirerek yalnızca 1 canıyla yenen Fang Ge Que’yi gösterebiliriz. O mücadele sayesinde ismini duymayan kalmadı. O günden itibaren Çin’deki herkes Fang Ge Que ismini duydu ve herif tam bir efsaneye dönüştü. Sana gelirsek, belki senin de Fang Ge Que, Q-Kılıcı ve Jian Feng Han gibi yükselmek için böyle bir zafere ihtiyacın vardır!’’
Yue Qing Qian şaşkına dönmüştü, ‘’Wa, Büyük Kardeş Cang Tong’un oyun bilgisi süpermiş! Etkileyici!’’
Wan Er kızarmaya başladı, ‘’Yok canım, oyun fanatiğiyim o kadar…’’
Dong Cheng Yue bu fırsatı kaçırmayacaktı, ‘’Aslına bakarsan mesele bu kadarla kalmıyor. [Fetih]’deki üst seviye oyuncuların efsanevi performansları arasında, Wan Er’le ben de iz bırakmıştık. 2016 WGL Dünya Turnuvası’nda, ‘Yue Tong’ adlı güzeller güzeli bir kadın sahneye adımını atmıştı. Turnuvaya katıldıktan sonra, sınıfının gururu haline gelmiş ve Savaş Şeytanı ‘Yue Yun’’u yenerek süikastçilerin sembolü olmuştu. Tek bir mücadeleyle o kadın Çin’deki bütün sükastçilerin rol modeli haline gelmişti. Hehehe, yanlış mıyım?’’
Wan Er’in suratı iyiden iyiye kızarmıştı, ‘’Şey, şey…alçakgönüllü insanlar öyle şeylerle hava atmazlar…’’
Gülümsemeden edememiştim, ‘’Yani, sen alçakgönüllü değilsin ki…’’
Wan Er bana hafif bir yumruk savurdu, ‘’Alçak, niye Dong Cheng’e yardım ediyorsun…’’
Bileğini tuttuktan sonra söylendim, ‘’Yok canım, istersen sana da yardım ederim; ancak akşam yemeği senden olacak, tamam mı?’’
‘’Wuu…’’ Bileği elimde, genç hanımefendimizin suratı kıpkırmızı kesilmişti, ‘’Tamam, tamam, bırakırsan ısmarlayacağım. Qing Qian ve diğerleri izliyor, ben…ben…’’
Bileğini bıraktım, ‘’Hava çok güzel bugün…’’
Wan Er de başını çevirerek gökyüzüne baktı, ‘’Güneş çok parlak…’’
Tam o esnada genç kadının suratına düşen yağmur damlalarını görünce adeta göklerin söylediklerimizden sebep bizimle dalga geçmeye başladığını düşünmüştüm.
……
Yürüdüğümüz esnada yağmur da hızlanmaya başlamıştı. Sağanağın altında kalmamak için hemen saklanabileceğimiz bir yer aramaya koyulduk. Çok geçmeden çay evine girip, masaya kurulmuştuk. Garson çayımızı koymak için masaya yöneldi. Mekanı kaplayan çay aroması insanın ruhunu tazeliyordu. Aynı esnada, duvarda ünlü bir şiirin asılı durduğunu gördüm. Üstünde-------
Ayışığının kokusu havada süzülürken nehir bir başka akıntıya başlar…
…..
‘’Ayışığının kokusu havada süzülürken nehir bir başka akıntıya başlar.’’
Kendi kendime söylendikten sonra Yue Qing Qian’a bakarak gülümsedim, ‘’Qing Qian, bu cümleyi kısaltırsak [Kader]’deki ismini görüyoruz, çok entresan…’’
(Qing Qian’ın ismi şiirin ilk dizesinde var…Çincesinde tabii çok takılmamak lazım.)
Yue Qing Qian gülümseyerek söylendi, ‘’Aptal Büyük Kardeş Xiao Yao, bu şiir Bei Song’un Son Yedi Dizesi’dir. Wu…zamanında, küçük olduğum için şiiri tam anlayamamıştım. Öylesine ismi koydum; zira Yue Qing Qian’ın kulağa güzel geldiğini düşünüyordum. Ardından, kardeşim de Yue Wei Liang ismini seçti…’’
Gülümsemeden edememiştim. Gururla söylendim, ‘’Hm, çok iyi. Zhan Long’umuzun böyle olağanüstü insanlarla dolu olması muazzam. Oyuncularımız naif, zarif, hırslı, derin düşünceli ve kültürlü kimseler…’’
Yue Qing Qian’ın suratı kıpkırmızı kesilmişti, ‘’Ne diyorsun, anlayamıyorum…’’
Dong Cheng Yue başını iki yana salladı, ‘’Aptal çocuk…’’
……
Çok geçmeden yağmur sonlanmış ve herkes suparkını turlamaya devam etmişti. Gökyüzü kararmaya başlayınca mekanı terk ettik. Wan Er ısmarlayacağı için hemen yakınlardaki pahalı ve ünlü restoranlardan birine gitmiştik. Ardından, Yue Qing Qian ve Yue Wei Liang ikilisini otellerine yolladık. Hangzhou’da bir gün kalıp, yarın uçakla geri döneecklerdi. Birbirimize veda etmemiştik; bunun yerine, kızları Kahramanların Yükselişi’nde sıkı çalışmaları konusunda tembihlemiştim. Zhan Long gücünü göstererek, üst sıraları almalıydı!
[] [] []
Magnec