Q kilici ne demek lan karsilasacgimizi beklemiyodum bekliceksin nxnnzn
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
337. Bölüm Vahşi Ye Lai
‘’Hey!’’
Wang Ze Cheng sinirlenmişti. Doğal olarak Ye Lai’nin ona böyle davranacağını düşünmemişti. Wang Ze Cheng Ba Huang Şehri’ndeki en güçlü Şövalye olsa da, rakibinin ona saygı göstermediği açıktı. Lakin, karşısındaki adam öyle sıradan biri değil, [Yargı]’nın Klan Başkanı’ydı. Çin’in en iyi on klanı arasına girmeyi başaran [Yargı]’yı yöneten adamın, bir nevi bu tür kibirli davranışlar sergilemesi şaşırtıcı değildi.
Mızrağını uzatan Wang Ze Cheng dişlerini sıkarak kükrdi, ‘’Ye Lai, sana acımayacağım!’’
Konuştuğu esnada evcil hayvanını çağırmıştı. Yeşim rengindeki Toprak Ejderhası gerçekten de her yerde görebileceğiniz bir yaratık değildi. Aslında, ejderhadan ziyade daha çok kertenkeleye benziyordu. Sonuçta, henüz oyunda gerçek ejderhalar ortaya çıkmamıştı. Sadece ölü ruhlar ya da düşük soylar görülebiliyordu.
……….
Ye Lai de İmparator seviye Alevli Anka Kuşu’nu çağırmıştı. Savaş baltasını kaldırdığında ortaya çıkan alevler adeta herifin dört bir yanını kaplamıştı. Alevli Savaşçı’nın özelliklerinden birini, [Dünya’nın Alevleri]’ni görüyorduk! Mücadelenin keyifli geçeceğine şüphem yoktu. Zira Ye Lai’nin vahşi yapısı gerçekten mücadeleyi keyifli kılacaktı.
Keng!
Wang Ze Cheng kalkanını çektikten sonra mızrağını uzattı. Defansif pozisyonu her şövalyenin bildiği klasik bir taktikti. Yüksek defansı ve yüksek canı olmasaydı, başka hiçbir özelliğinin kalmayacağını biliyordu. Defansını iyi sergileyebilirse rakibini yenme olasılığına sahip olacaktı.
Geri sayım başlamıştı---
“3!”
“2!”
“1!”
Geri sayım sonlandığında, Ye Lai kükreyerek ileriye atıldı. [Yangın]’ı aktif ettikten sonra vücudundan fırlayan alevler herifi bir nevi alev tanrısına çevirmişti. Baltasındaki vahşi güç [Gök Sallayan Kesik]’i işaret ediyordu!
1429!
Wang Ze Cheng birkaç adım geri çekilmek zorunda kaldı. Böylesine bir saldırıya karşı savunabilecek gücü yoktu. Ye Lai’yse onu yakından takip ediyordu. Wang Ze Cheng’in savurduğu mızrağı ayağıyla itmiş ve vücudunu çevirerek Toprak Ejderhası’nın saldırısını atlatmıştı. Ardından başını çeviren adamın elindeki savaş baltası konuşmaya başladı. Tabii bu konuşmayı insan diliyle değil, alevlerle kaplı vücuduyla yapıyordu. [Kutsal Alev Kesiği] Wang Ze Cheng’in omzuna saplanmıştı!
2716!
Wang Ze Cheng geriye çekilmek zorunda kaldı. Yanan yarasından sebep canı gitgide düşüyordu. Zar zor da olsa [Buz Mızrağı]’nı aktif etti!
Keng!
Ye Lai sağa sola atılarak rakibiyle adeta oynuyordu. [Buz Mızrağı]’nı kolayca atlattıktan sonra elindeki savaş baltası kaybolmuş, onun yerini kutsal bir kılıç almaya başlamıştı. Wang Ze Cheng içgüdüsel olarak kalkanını kaldırsa da, aslen bu saldırıyı karşılayamayacağını biliyordu. Sonuçta bu saldırı kalkanları parçalamasıyla ünlüydü –[Kutsal Silah Parçalayan]!
2720!
Saniyeler içinde Wang Ze Cheng’in canı yere düşmüş ve adam canını kurtarmak için [Yenileyen Rüzgar]’ı aktif etmişti!
Ye Lai geniş bir kükreme savurduktan sonra baltasıyla ileriye atıldı. Peng! Balta Wang Ze Cheng’e o kadar sağlam bir darbe uygulamıştı ki, geriye çekilmek zorunda kalan Wang Ze Cheng neredeyse yere düşmüştü. Doğal olarak bu saldırının [Yenileyen Rüzgar]’ı yarıda kestiğini anlayabilmiştim. Boştaki elini açan Ye Lai kükreyerek alevlere komut verdi, [Alev Fırtınası]!
[Alev Fırtınası] bölgeyi kaplamış ve Wang Ze Cheng’in kalkanı geriye savrulmuştu. Savunmasız kalan adamın vücuduna inen balta, adeta göğüslüğünü yarıp geçmişti. [Balta Fırlatma] yeteneği [Kahramanın Heybeti: İlk Grup]’un Klan Başkanı’nı tek hamlede öldürmüştü!
Pa!
Baltasını kavrayaran Ye Lai gururlu suratıyla Wang Ze Cheng’in zayıf vücuduna bakıyordu, ‘’Çöp dediğin her zaman çöp kalacaktır. Ne kadar para harcasan da, çabaların hiçbir işe yaramayacaktır. Burası senin dünyan değil, anladın mı?’’
……….
Arenanın dışındaki seyirciler şaşkına dönmüştü.
Mu Xuan şaşkınlık dolu ifadesiyle söylendi, ‘’Görünüşe göre Ye Lai biraz sertmiş…bah, neyse. Onun gibi birini klana alamayız. Ufak Kaygısız’ım daha iyi…’’
Söylendim, ‘’Hey, Ye Lai’nin saldırıları neydi öyle? Wang Ze Cheng ne olduğunu bile anlayamadı. Aralarında resmen koca bir dağ var…’’
Wan Er gülümsedi, ‘’Ben de Cang Cheng’le bizzat uğraşmak zorunda kalacağımı düşünüyordum. Ye Lai’nin durumu benim için halledeceğini hesaba katmamıştım. Ona teşekkür etmem lazım…’’
Yaşlı K baltasını kavrayarak doğruldu, ‘’Vay arkadaş. Üst seviye savaşçı dediğin böyle mi oluyor yani? Sert! Şövalyeye bile nefes aldırmadı…’’
Song Han araya girdi, ‘’Evet, Ye Lai’nin gücü ve saldırı açıları muazzam. Ayrıca, denge bakımından da kendini çok iyi ayarlıyor; Cang Cheng başından beri dengesini bir türlü sağlayamadı. Ye Lai’nin her tekmesi, her kesiği, tam da Cang Cheng’in dikkat etmediği anlarda yaşandı. Hehe, Yaşlı K, daha kırk fırın ekmek yemen lazım…’’
Yaşlı K Kurt’un omzuna bir şaplak attı, ‘’Yakında D Grubu’nun maçları başlayacak. Yavru Kurt, bol şans. İlk 8’e sadece bizim başkan kalmasın bak…’’
Song Han gülümsedi, ‘’Sadece ben yokum ki canım, daha Cang Tong ve Dong Cheng var. Merak etme…Rakibim Yedinci Tang. Herifin yetenekleri çok karışık. Ne yapacağım bilemiyorum.’’
Dong Cheng Yue söylendi, ‘’Bir sonraki rakibim Fang Ge Que…Ben ne yapayım? Yine de, o kadar ustanın arasından benim gibi ufacık bir büyücü ilk 8’e girebiliyorsa, daha fazla bir şey istemesem iy iolur…’’
Ona keskin bir bakış attım, ‘’Ufacık bir büyücü mü? Gelecekte bize katılınca Zhan Long’un en iyi büyücüsü olacaksın. Yine de, bu ismi kazanman lazım, senden çok güçlü olmanı beklemiyorum. Sadece, Çin’in ilk 3 büyücüsü arasına girsen yeter..’’
Dong Cheng gülümsedi, ‘’Deneyeceğim…Klan Başkanım...öpücük…’’
Söylendim, ‘’Ne öpücüğü canım, maçları izliyoruz şurada…’’
…………
İkinci turda da şaşırtıcı bir gelişme yaşanmamıştı. Ye Lai’nin vahşi saldırı stili gerçekten de Wan Ze Cheng’in karşılayabileceği bir şey değildi. 12 saniyede mücadele sonlanmış ve Wang Ze Cheng can iksirini geçtim, [Yenileyen Rüzgar]’ı kullanma fırsatı bile bulamadan öteki dünyayı boylamıştı.
2:0 Ye Lai rakibini yenerek ilk 8’e girmeyi başarıd.
………………
“Shua!”
Arenanın dışına ışınlanan Wang Ze Cheng mızrağını kavrayarak yerine oturdu. Hiç de havasındaymış gibi görünmüyordu. Ye Lai’ye bakarak sölendi, ‘’Hmph. [Yargı]. Bunu unutmayacağım…’’
Ye Lai gülümseyerek baltasını kaldırdı, ‘’Ne o? Bir daha mı istiyorsun? Hadi gel bakayım! Ne zaman istersen, ben hep müsaidim! Normalde [Yargı] Jiu Li Şehri’nde barışçıl bir modda takılıyor; ancak eğer bizim şehre gelmeye cüret edersen klanını yerle bir ederim. Gelmek istiyor musun? Yoksa ben mi Ba Huang’a geleyim?!’’
Wang Ze Cheng hafiften tırstmıştı. Ye Lai gereğinden fazla sinirli ve ciddiydi. Durum böyle olunca ağzını kapatmıştı. [Kahramanın Heybeti: İlk Grup] zaten [Zhan Long], [Kan Kontratı] ve [Karanlık Saray] gibi klanlarla uğraşıyordu. Eğer bunun üstünde [Yargı] da eklenirse, Q-Kılıcı bile onu koruyamazdı. Doğal olarak, olay bu raddeye gelmeden Wang Ze Cheng hemen susmuştu.
……
D Grubu, İlk Maç, Yue Wei Liang vs Sarhoş Mızrak.
Beklediğim gibi Sarhoş Mızrak sahip olduğumuz kayıtlardan çok ama çok daha güçlüydü. Eğer Wang Ze Cheng defansif olarak Ba Huang’ın en iyi şövalyesiyse, saldırı bakımından rakipsiz olan şövalye de Sarhoş Mızrak’tı. Olağanüstü mızrak yeteniğiyle Wei Liang’ı 2:0 yenerek ilk 8’e kalmıştı.
İkinci maç Kurt Totemi vs Yedinci Tang
Elinde hançer, Kurt mesafeye baktı, ‘’Eğer ilk 8’e girebilirsem, bir sonraki hafta herkese yemek ısmarlayacağım…’’
Yaşlı K söylendi, ‘’Bol şans!’’
Sonuç olarak…Yedinci Tang’ın [Heksagram Darbesi] iki kez başarılı olmuş ve herifin yetenekleri Kurt’un beklentilerini darmadağın etmişti. [Daralma]’yı kullanarak Kurt’un [Görünmezlik] ve [Mutlak Adımlar]’ını tamamiyle işlevsiz bırakmıştı. Tabii en önemli olay da [Beşlikalkan]’ıydı. Kurt’un 2:0 yenilmekten başka çaresi yoktu…
…………
Ekranda yeni karşılaşmalar seçilebiliyordu---
Üst Grup:
Kaygısız Xiao Yao vs Q-Kılıcı
Fang Ge Que vs Cang Yue
Alt Grup:
Cang Tong vs Ye Lai
Sarhoş Mızrak vs Yedinci Tang
……
General Wang Jian bana bakarak söylendi, ‘’İlk maçta Q-Kılıcı’yla karşılaşacaksın. Söylemek istediğin bir şey var mı?’’
Derin bir nefes çektim, ‘’Gerçek yeteneklerimi gösterme zamanım geldi…’’
Wan Er bana bakıyordu, ‘’Gerçek yeteneklerin mi?’’
Başımı iki yana salladım, ‘’Hanımefendi, şurada önemli bir mücadeleye çıkmak üzereyim. Öyle laf atacağınıza biraz destek verseniz ölür müsünüz…’’
Wan Er gülümsemeden edememişti. Güzeller güzeliyle yanıma gelip, hafifçe göğsüme vurdu, ‘’Bol Şans, Q-Kılıcı’nı yenebilirsen ilk 4’e kalacaksın!’’
‘’Evet!’’
Hemen ardından arenaya ışınlandım.
Shua!
Mekana girer girmez önümdeki Q-Kılıcı gülümsemişti, ‘’Li Xiao Yao, burada karşılaşacağımızı hiç düşünmemiştim…’’
Gülümsedim, ‘’Klan Başkanı Q-Kılıcı, ilk 8’e girebileceğimi düşünmüyor muydunuz?’’
Q-Kılıcı dürüst bir adamdı, ‘’Aslında, Ba Li Ruofeng, Mu Xuan ve Savaşçı Yan Zhao gibi üstatları yenemeyeceğini düşünmüştüm. Lakin, ilk 8’e girerek kendini kanıtladın. Saygıyı hakeden bir rakipsin.’’
‘’O zaman bütün gücümüzle kapışalım!’’
Kollarımı kaldırdıktan sonra İmparator Qin’in Kılıcı’nı çektim. Sol elimde beliren alev hüzmesine, yerde açılan altıgen eşlik ediyordu. Alevli Kaplan Tanrısı kükreyerek altıgenden çıkmıştı.
Q-Kılıcı beni küçümsememiş ve hemen Buz Yaratığı’nı çağırarak saldırıya hazırlanmıştı.
[] [] []
Magnec