Dusundumde sakin meydan okuma nerden bileyim aziz ekipman kolyeyi dusurceginid dbdjdnnd
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
346. Bölüm İkiz Kılıç Stili’nin Çağı
“Shua!”
[Kolların Gerçek Gücü]’nü öğrendikten sonra kitap kaybolmuştu. Aniden, iki kolumda da akılalmaz bir güç akışı hissetmeye başladım. Elimi kaldırarak İmparator Qin’in Kılıcı’nı çektim ve kılıcı hafifçe salladım. Beklediğim gibi, saldırım ve saldırı hızım epeyi artmıştı.
Wan Er envanterinden uzun, mor bir kılıç çıkararak gülümsedi, ‘’Al bakalım, şu kılıcı kullan şimdilik. 65.seviye Mor Ekipman olsa da şimdilik işini görür…’’
Başımı öne sallayarak gülümsedim, ‘’Teşekkür ettim!’’
Sol elimi açarak Mor Ekipman kılıcı sımsıkı kavradım. Sağ elimdeki İmparator Qin’in Kılıcı’yla birlikte iki kılıç da uyum içerisinde çalışıyordu. ‘’Shua shua shua.’’ Havaya attığım üç kesiğin ardından ortaya çıkan saldırı hızı gerçekten şaşırtıcıydı.
Fang Ge Que bana bakarak söylendi, ‘’Görünüşe göre…bu yetenek kitabıyla birlikte Çin Sunucusu’ndaki yakın dövüş sistemi tamamen değişecek. Kaygısız Xiao Yao, insanı dehşete düşürüyorsun…’’
Gülümseyerek ona baktım, ‘’Sen de farklı değilsin hani! Kaybettiğimi rahatça söyleyebiliyorum!’’
Fang Ge Que gülümsemeden edememişti, ‘’Eğer hayat akıntıya karşı yüzen bir tekneyse, o zaman kazananı ve kaybedeni belirlemek mümkün değildir. Sıkı çalışmaya devam etmen lazım. Ne kadar insanı geride bırakırsan, sana yetişmek isteyen insan sayısı da bir o kadar artacaktır.’’
Başımı öne salladım. Fang Ge Que Çin Sunucusu’nun zirvesine çıkmayı başarmış biri olduğundan kesinkes sıradan değildi. Herifin Q-Kılıcı ve Jian Feng Han gibi tiplerden hem yetenek hem de tecrübe bakımından üstün olduğu gayet açıktı.
…….
İkinci sıra ödüllerine gelmiştik: +12 Karizma, +2 seviye, +200,000 altın…Ödülleri alan Wan Er kura bütonuna yöneldi. Kar beyazı parmaklarıyla nazikçe bütona basmıştı. Shua! Sayılar gökyüzüne fırlamış ve hemen ardından duraksayan ışık hüzmesinden karlarla kaplı bir kılıç fırlamıştı. Aynı esnada, devasa ekranda da kılıcın özellikleri belirmişti---
【Derin Denizin Soğuk Demir Kılıcı】 (Valkyrie Ekipman)
Saldırı: 1320-1750
Güç: +72
Dayanıklılık: +70
Çeviklik: +68
Bonus: Saldırı puanını %19 artırır.
Bonus: Geniş kesik oranını %10 artırır. (Bir oyuncuya vurduğunuzda diğer oyunculara da yayılan saldırı şekli. Dotadaki Battle Fury mantığı yani.)
Bonus: [Dönen Buz]. Rakibe vurduğunuzda, %30 oranla 1.5 saniyeliğine rakibi %40 yavaşlatabilirsiniz.
Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 72
Açıklama: Efsanelere göre, Derin Denizin Soğuk Demir Kılıcı aslen kadim tanrılardan birine aittir.Binlerce yıl önce, bu kılıcın sahibi Tanrı Alemi’ndeki savaşta hayatını kaybetmiş ve o zamandan beri kılıç derin denizlerde kaybolmuştur. Binlerce yılın ardından, derin denizdeki soğuğu emmeyi başaran Soğuk Demir Kılıcı, nihayetinde bu yeni kılıca gebe kalmıştır.
……
Şoke olmuştum, ‘’Nihayet…Valkyrie Silah…’’
Wan Er Soğuk Demir Kılıcı tutuyordu. Gülümseyerek söylendi, ‘’Keşke hançer olsaydı. Bunu kullanamayacağım. Eğer kullanmak için güce vermeye başlarsam o zaman süikastçi olmamın da bir anlamı kalmayacak…’’
Lafını bitirdikten sonra kılıcı bana göstererek gülümsedi, ‘’Heh, sana vereceğim! Böylece iki kılıcın da iş görecek seviyede olabilir…’’
Şaşırmıştım, ‘’Bunu nasıl kabul edebilirim? Burada Valkyrie Ekipman’dan bahsediyoruz yahu. Öyle başkasına kolay kolay verilir mi hiç…’’
‘’Ben…’’ Wan Er’in suratında karmaşık bir ifade vardı, ‘’Sana sanal dünyada bir silah veriyorum. Yani, ‘öyle kolay kolay verilir mi hiç’ cümlesini bir daha düşün istersen.’’
Ne diyeceğimi bilemiyordum.
Bang!
Wan Er kılıcı önüme fırlattı. Kılıç yere saplanmış ve genç kadın bana bakarak gülümsemişti, ‘’Umrumda değil. Bu kılıcı sana veriyorum, almazsan ne olacağını görürsün!’’
Boş boş baktıktan sonra kılıca uzandım. Gülümsüyordum, ‘’Teşekkür ederim, Wan Er. İleride bu iyiliğini geri ödemek için bir şeyler düşünceğim!’’
‘’Mhm. Bekleyeceğim…’’
‘’Tamam!’’
………
Keng!
Soğuk Demir Kılıcı’nı kınına sokmuştum. Artık, pelerinimin altındaki iki uzun kılıçla birlikte diğer puanlarım epeyi yükselmişti. Lakin, saldırı puanımda herhangi bir artış yoktu. Çünkü 2.kılıcın saldırısı eklenmiyordu. Bunun yerine, saldırdığım her seferde hamleyi hangi kılıçla yapıyorsam, saldırı puanı da ona göre değişecekti.
Wan Er’in kılıcı bana vermesi insanların aramızdaki ilişkiye dair yaptıkları dedikodulara adeta yepyeni bir malzeme vermişti. Yine de, meseleye çoktan alışmıştım!
Çok geçmeden sıra birinci olan, Fang Ge Que’ye gelmişti. Bütona basan adamın ellerine bambu renkli, parlak bir kolye düştü. Ekranda beliren kolyenin özelliklerini gören herkes şaşkına dönmüştü---
【Ay Tüyü Kolyesi】 (Aziz Ekipman)
Büyü: +90
Dayanıklılık: +87
Çeviklik: +85
Bonus: Büyü saldırısını %24 artırır.
Bonus: 1500 can verir.
Bonus: Dolma sürelerini %25 azaltır.
Özel Yetenek: [Ay Tüyü]. Ay’ın gücünü çağırır. Ay tüylerinin gücünü kullanarak, 200m x 200m’lik bir alana saldırır. 100 öfke puanı kullanır.
Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 75
……
Fang Ge Que elini sallayarak kolyeyi taktı. Sunucudaki İlk Aziz Ekipman’ın özellikleri resmen yerle göğün yerini değiştirebilecek seviyedeydi!
Wan Er dudaklarını bükerek bana bir mesaj yolladı, ‘’Gelecekte, Zhan Long istediği klanla savaşabilir; ancak kesinkes [Efsane]’ye karşı çıkmamamız lazım. Fang Ge Que’nin o yeni yeteneği klan savaşlarında akılalmaz bir etki yaratacaktır. 200 metrelik çapıyla doğru koşullarda kullanıldığı taktirde binlerce oyuncuyu öldürebilir. Korkunç…’’
Başımı öne salladım, ‘’Merak etme, Fang Ge Que’yle aramızda herhangi bir sorun yok zaten. [Zhan Long], ta Jiu Li Şehri’ne gidip [Efsane]’ye saldıracak değil ya…’’
‘’Tamam, o zaman sorun yok…’’
……
Meselenin ardından Fei Er mikrofonuyla konuşmaya başladı, ‘’Evet, [Kahramanların Yükselişi]’nin sonuna yaklaştık. Böylesine güzel bir turnuvayı bizlere yaşattığınız için, siz oyunculara sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum! Turnuva ZGTV’nin Tekli İnternet Yayını tarafından sizlere sunulmuştur. Bütün gün mücadele eden ve mücadeleleri izleyen herkesin yorulduğuna eminim. Artık uyku vaktiniz geldi. Sunucunuz Fei Er sizlere veda ediyor! Bir sonraki büyük etkinlikte görüşmek üzere! Bu arada, herkesin ZGTV’yi takip etmesini öneriyorum; zira her hafta ünlü oyuncularla röportaj yapıyoruz. Bu haftanın röportajında güzeller güzeli Cang Tong ve Kaygısız Xiao Yao’yu konuk ettik! Sakın kaçırmayın!’’
Nihayetinde her şey kararmış ve Ba Huang’daki rastgele bir noktada gözlerimi açmıştım!
Shua!
Büyük klisenin önündeydim. Mesafede, Ba Huang Şehri’nin yeni ordu birliklerini eğittiği yeri görebiliyordum.
İleri adım atarak İmparator Qin’in Kılıcı’nı ve Soğuk Demir Kılıcı çektim. Pratik yapmadan İkiz Kılıç Stili’ne çabucak alışmıştım. Doğal olarak bundaki en büyük pay, gerçek hayatta sahip olduğum kılıç tecrübesiydi. Gerçekten de bu oyun akılalmaz derecede dış dünyaya benziyordu. Oyuncunun gerçek hayatta sahip olduğu bir şey, uğraşıldığı taktirde oyuna da aktarılabiliyordu. Zaten bu yüzden gün geçtikçe Kraliyet Alemi’ndeki gücümün artığını hissediyordum. Daha önceki ilerleyişim bu kadar hızlı değildi. [Kader]’in öyle basit bir oyun olmadığı çok açıktı; resmen oyunda gelişim yaşayarak Qi’yi artırabiliyordunuz…
“Shua!”
Kılıç geniş bir kesikle birlikte önümde duran taş kuklaya çarpmıştı. Diğer elimle çabucak Soğuk Demir Kılıcı’nı kavradım ve bir kez daha kesik attım. İki kılıç havada dansediyordu ve saniyeler içinde ellerimdeki kılıç sayısı 5’e çıkmıştı. Manzarayı izlerken gözlerime inanamıyordum; resmen oyundaki sınırları aşmıştım. Hafızamda, kılıç-tipi silahların 1.5 saniyede bir saldırı yapabildiklerini hatırlıyordum. İkiz kılıçlarımsa en fazla 1 ya da 2 saniyede saldırı yapabiliyorlardı. Lakin, beklenmedik bir şekilde aniden gözlerimin önünde 5 kılıç belirmişti. Muhtemelen, sıradan saldırılarım bile insanları ürkütebilecek seviyeye yaklaşmıştı!
“Peng!”
Patlamaya benzer sesle birlikte taş kukla ikiye arılmıştı. Etrafa saçılan taş parçalarının orta yerinde, sakince ellerimdeki kılıçlara bakıyordum. İkiz Kılıç Stili’nin özünü anlamaya çoktan başlamıştım. Birkaç saniye sonra başımı kaldırdığımda, beni göstererek konuşan birkaç oyuncu görmüştüm. Neyse, bunları tanımadığımdan onlarla uğraşacak değildim!
Ding. Wan Er’den mesaj geldi, ‘’Saat 20:00’a geliyor, yemek yiyecek miyiz?’’
‘’Evet, geliyorum hemen!’’ cevapladım.
‘’Tamam, tamam!’’
……
Oyundan çıktıktan sonra kıyafetlerimi değiştirip, aşağıya indim. Kızları yurtlarından aldıktan sonra ramen yemeye gittik.
İkinci kantinde, ramenlerimizi almış oturuyorduk. Açken ramen yemekten daha iyisi yoktu.
Yemeğini bitiren Dong Cheng telefonunu çıkararak söylendi, ‘’Neden yenilenmemiş?’’
‘’Yenilenmeyen neymiş, Dong Cheng?’’ sordum.
Dong Cheng telefonundaki sayfayı bir kez daha yeniledikten sonra söylendi, [Kahramanların Yükselişi]’den bir saat sonra ÇMB Savaşustası Sıralaması’nın güncellenmesi gerekiyordu. Bu sefer, sen ve Wan Er sıralamayı epeyi değiştireceksiniz…’’
Gülümsedim, ‘’Ah. Demek oymuş…’’
Wan Er telofununu uzatarak söylendi, ‘’Güncellenmiş. Li Xiao Yao 17.sırada. Yani 5 sıra yükselmiş, fena değil. Dong Cheng, 19.sıradasın. Xiao Yao seni geçmiş..’’
“Ah?”
Başımı uzatıp, Dong Cheng Yue’yle birlikte Wan Er’in telefonuna baktım. ÇMB Savaşustası Sıralaması’nın ilk 20’sini süzüyordum---
- Feng Ge Que
- Q-Kılıcı
- Ufak Şeytan
- Bai Li Ruofeng
- Jian Feng Han
- Cang Tong
- Mu Xuan
- Simple
- Savaşçı Yan Zhao
- Ölüm Kontratı
- Ye Lai
- Vahşi Cazibe
- Yedinci Tang
- Lu Chun Yang
- Xuan Yuan Feng
- Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar
- Kaygısız Xiao Yao
- Yue Qing Qian
- Cang Yue
- Babil Buda
[] [] []
Magnec