Mu xuan yuh artik hadi matchayi almay calostin tammda xiao yao nun is ne alaka
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
326. Bölüm Mu Xuan’ın Teklifi
Shua!
Oyuna girer girmez sistem mesajı almıştım: ‘’Merhaba, Kaygısız Xiao Yao. [Kahramanların Yükselişi]’nde ilk 32’ye girdiğiniz için arenaya ücretsiz olarak ulaşım sağlayabiliyorsunuz. Alana girmek istiyor musunuz?
…………
Ekipmanlarımı kontrol edip, yeterli iksirim var mı diye envanterime baktım. Turnuva, Tanrı’nın Ordu Kartları’nı yasakladığı için onları kontrol etmeme gerek yoktu. Arenaya girmeyi seçtim, vücudumu altın ışık hüzmeleri kaplamış ve haritaya ışınlanmıştım. Gözlerimin önünde beliren manzaraya bakıyordum. Devasa platformun orta yerinde, yüzlerce seyircinin çevrelediği bir savaş alanı duruyordu. Romadaki Kolezyumları andıran görüntüde ölümün izleri değil, daha çok oyun vari bir mücadelenin izleri bulunuyordu.
Saat 11:45 sularında ilk 32 maçlarının başlamasına 15 dakika kalmıştı. Biraz geciktiğim söylenebilirdi; Yue Qing Qian, Song Han ve Yaşlı K çoktan geniş plazaya gelmişlerdi. Mesafede, Yue Qing Qian kolunu kaldırarak bağırdı, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, buradayız! Çabuk!’’
Çabucak onlara yöneldim. Hemen yanımda Wan Er ve Dong Cheng Yue de belirmişti. Grubumuz katılımcı platformunun yanına ışınlanmıştı, öte yandan seyircilere ayrılan kısım bizden daha uzaktı. Stadyum benzeri yapının en azından 10,000 kişiyi barındırabileceğini biliyordum ve çoktan bütün koltuklar dolmuştu. Üç büyük şehirden meseleyi izlemek için epeyi oyuncu gelmişti.
Grubumuz toplandıktan sonra savaş alanına bakarak söylendim, ‘’Sadece bir tane savaş arenası olduğuna göre, ilk 32 mücadeleleri aynı anda gerçekleşmeyecek gibi.’’
Wan Er başını öne salladı, ‘’Evet! Toplamda 16 tur oynanacak. Sonuçta bu sefer mücadeleler üç maç üzerinden oynanacak. Böylece durum daha adil olacaktır.’’
Yue Qing Qian gülümsedi, ‘’Şuraya bakın kaç kişi gelmiş izlemeye. Duyduğuma göre, arenaya bilet almak için en azından 100 altın vermen lazımmış….Aksi taktirde yalnızca ana şehirlerdeki NPCler’den izleyebiliyorsun. Yine de, 100 altın dediğimiz 500 RMB yahu, amma pahalı…’’
Dong Cheng Yue asasını kaldırdı, ‘’Sıkıntı yok canım. Üç büyük şehirde zengin insandan bol başka bir şey var mı? Ugh, salağın teki geliyor yine…’’
Mesafede, zırhlara bürünmüş ve eline uzun mızrağını almış şövalye bize doğru yürüyordu. Cang Cheng adı altındaki herifin Wang Ze Cheng olduğunu bilmeyen yoktu. Wan Er’e bakarak gülümsedi, ‘’Wan Er, buradasın demek. İlk 32’ye girdiğin için seni tebrik ederim. Aslında dün gece bu meseleyi kutlamak için seni aramıştım; ancak telefonu açmadın. Sanırım görmedin aradığımı…’’
Wan Er dudaklarını bükerek cevapladı, ‘’Yoo, gördüm; ama canım açmak istemedi. Daha seni doğru düzgün tanımıyorum bile, bu yüzden beni bir daha arama. Yoksa seni kara listeye eklerim…’’
Wang Ze Cheng boş boş bakıyordu, ‘’Şey…Wan Er, seni sinirlendirecek bir şey mi yaptım?’’
Wan Er gülümsedi, ‘’Bana bir şey yapmadın; ancak [Kahramanın Heybeti: Birinci Grup]’la Ba Huang Şehri’ne saldırdın. Artık Q-Kılıcı bile Birinci Grup’a emir veremiyor. Tabii bu meseleden bahsetmek istemiyor olsa da ben yaşananları gayet iyi biliyorum. Wang Ze Cheng, gerçekten ne yapmaya çalıştığını anlayabilmiş değilim. [Kahramanın Heybeti]’ne yatırdığın 4M RMB’yle İlk Grup’u satın mı aldın?’’
Wang Ze Cheng kaşlarını çattı, ‘’Düşündüğün gibi değil. Sadece…’’
‘’Ne değilmiş?’’
Wan Er söylendi, ‘’[Kahramanın Heybeti: İlk Grup] Fan Shu Şehri’ni terk ettikten sonra, toplamda 43 kişiyi değiştirdin. Başkan Yardımcısı’ndan tut bayrak taşıyıcıları bile başkalarıyla değiştirmişsin. Kendi adamlarını klana soktuğunu biliyoruz. Hehe, Wang Ze Cheng, gerçekten iyi bir yatırım yaptığını söyleyebilirim. 4M RMB’yle klan satın aldın resmen. Üstelik, [Kahramanın Heybeti]’nin itibarını kullanarak ufak klanları da baskılıyorsun, değil mi?’’
Wang Ze Cheng zorluk yaşıyormuş gibi görünüyordu, ‘’Wan Er, gerçekten de düşündüğün gibi değil. Ben öyle biri değilim. Bütün bunlar yanlış anlaşılmalardan ibaret. Dedikodulara bu kadar kolay inanma…’’
Lafını bitirdikten sonra elini uzatıp Wan Er’in bileğini yakalamaya koyuldu.
“Shua!”
Çabucak Wan Er’in önüne atıldım ve kınından fırlayan İmparator Qin’in Kılıcı’yla herifin kolunu kenara savurdum. Defans konusunda herif benden üstün olabilirdi; lakin saldırı puanı bakımından ondan çok ama çok daha güçlüydüm. Oyunda benim cesedimi çiğnemesine imkan yoktu.
‘’Li Xiao Yao?’’
Wang Ze Cheng birkaç adım geri çekilmiş, hafiften utanmıştı. Mızrağını kaldırarak söylendi, ‘’Ne yapmaya çalışıyorsun? Neden benimle mücadele etmek istiyorsun?’’
Keskin bir bakış attıktan sonra söylendim, ‘’Wang Ze Cheng, Wan Er’den uzak dur yoksa ağzını burnunu dağıtırım!’’
Wang Ze Cheng de bana soğuk bir bakış fırlatmıştı, ‘’Li Xiao Yao, seni gücendirecek herhangi bir şey yaptığımı hatırlamıyorum, bu yüzden bana saldırmana da bir türlü anlam veremiyorum. Tian Xin Grubu’yla aramda sıkı bir bağ var. Lin Amca bu yaptıklarını duysa ne der biliyor musun? Hmph, sabrımı zorlama! Wan Er’in arkadaşı olsan bile sana acımam ona göre!’’
Gülümsemeden edememiştim ve ‘Keng’ kılıcımı sımsıkı kavrayarak söylendim, ‘’Hadi bakayım, göster bana Ba Huang’ın bir numaralı şövalyesi nasılmış. Ağzından bu kelimeleri duymayı epeyidir bekliyordum Wang Ze Cheng. Sürekli farklı bir insanmış gibi davranmak seni zorluyor olsa gerek, yanlış mıyım? Hadi hadi hadi, adam gibi dövüşelim şurada. Kim kaybederse turnuvadan çekilecek!’’
‘’Sen!’’
Öfkeli Wang Ze Cheng ne diyeceğini bilemiyordu. Elinden gelen tek şey mızrağını alıp, arkasını dönmekti, ‘’Seninle konuşmanın hiçbir yolu yok…’’
Yue Qing Qian, arkasını dönüp giden Wang Ze Cheng’i görünce söylenmişti, ‘’Oh, Büyük Kardeş Xiao Yao, Klan Başkanı Cang Cheng’i sinirlendirdin biraz. Dikkatli olalım, [Kahramanın Heybeti: İlk Grup] [Zhan Long]’u yok etmek için saldırabilir…’’
Yaşlı K geniş bir kahkaha savurdu, ‘’Elim kaşınıyor bak, gelsinler de şöyle üç-beş şerefsiz pataklayalım…’’
……
O esnada çok sayıda insan mekana ulaşmaya başlamıştı. Bu sefer gelenler [Efsane]’ye ait klan üyeleriydi! Hemen önlerinde bembeyaz kıfayetlere bürünmüş genç bir adam vardı. Elinde kağıttan bir yelpaze, zarif havasına eşlik eden bahar meltemleriyle gerçek bir ustayı andırıyordu. Başının üstündeki yazıları tahmin etmek zor değildi---
Fang Ge Que Sv 73 Kutsal Büyücü
Şehir: Jiu Li Şehri
Klan: Efsane
Pozisyon: Klan Başkanı
………
Fang Ge Que’nin arkasında Lu Chun Yang ve Xuan Yuan Feng ikilisi vardı. Mekana adım atar atmaz herkesin odağı onlara çevrilmişti. İnsanlar Fang Ge Que’ye adeta herif Göklerin Oğlu’ymuş gibi bakıyordu. Kendisi [Kader]’in bir numaralı klanının başkanı, ÇMB’nin en iyi oyuncusu ve aynı zamanda, kesin olmamakla birlikte belki de dünyanın en iyi oyuncusuydu!
Fang Ge Que’nin duygusuz gözleri mekanı süzüyordu. Ardından zarif hareketleriyle gözüne kestirdiği taş banka doğru yürüyerek, mekana kuruldu.
‘’Şu heybete bakın, Fang Ge Que…’’ Yue Qing Qian fısıldadı.
“Mhm……”
Kılıcımı sımsıkı kavradım, ‘’Eğer finale çıkmak istiyorsam Fang Ge Que’yi yenmem lazım…’’
Dong Cheng Yue omzuma dokunup gülümsedi, ‘’Şimdilik onu düşünme canım, önceliğin ilk 4’e girmek olsun. Oh, şuraya bak, işte ilk rakibin orada. Oh, muhtemelen senin için geliyor…’’
Hemen önümüzde, bize doğru sakin tavrıyla gelen güzeller güzeli bir büyücü duruyordu. Ekipmanlarından sebep figürü seksi bir profile sahipti; kıvrımlarını belli eden savaş cübbesi insanın aklını başından almaya yetiyordu. Göğüslerinin yarısı dışarıya fırlamış ve eteği rüzgarla kalkınca, gözlerimizin önüne bir çift kar beyazı bacak çıkmıştı. Bu muazzam vücüdunun yanında, tatlı mı tatlı bir suratı da vardı. Yaşlı K, Song Han, Wang Jian ve Li Mu ne diyeceklerini bilemiyordu, ‘’Hay arkadaş, nefesim kesildi resmen…’’
Mu Xuan, diğer adıyla Kraliçe Mu Xuan, liderlik vasfı taşıdığı için [Görünüş Topluluğu]’nu kurmuş ve klanını ilk 10’a taşımıştı. Bu kadının efsanesine kapılmayan erkek sayısı çok azdı. Hatta kadınlar bile Mu Xuan’ın peşinde dolaşıyordu.
Mu Xuan bana doğru geldikten sonra güzeller güzeli dudaklarını ayırarak gülümsedi, ‘’Kaygısız Xiao Yao, Zhan Long’un Klan Başkanı, Ba Huang Şehri’nin bir numaralı yakın dövüş ustası. Bu günlerde, Jian Feng Han’a karşı bile durmadan kazanıyormuşsun. Hm, yakışıklısın…Şey, Kaygısız Xiao Yao, klan değiştirmeyi düşünür müydün? İstersen bir istisna yaparak seni [Görünüş Topluluğu]na alabilirim. Hatta Başkan Yardımcısı bile olabilirsin, ne diyorsun? Eğer klanımıza girersen efsane olacağına şüphem yok. Ayrıca…etrafında sürekli güzellikler bulunacak…’’
“Keng!”
İmparator Qin’in Kılıcı’nı yere sapladıktan sonra gülümsedim, ‘’Teklifiniz için teşekkürler, Klan Başkanı Mu Xuan. Lakin, [Görünüş Topluluğu]’na girmesem bile, [Zhan Long]’u efsane yapabileceğimi düşünüyorum. Ayrıca güzel kadın meselesine gelirsek…’’
Wan Er ve Dong Cheng Yue ikilisine baktım, ‘’Fan Shu Şehri’nin bir ve iki numaralı güzellikleri yanımda. Sanırım daha fazlasına ihtiyacım yok…’’
Wan Er kıpkırmızı kesilmişti, ‘’Alçak, yine beni kullanıyorsun…’’
Öte yandan Dong Cheng Yue keyifliydi, ‘’Aiya, sonunda benim de burada durduğumu fark ettin. Mutluluk dedikleri şey böyleymiş demek…’’
Mu Xuan başını kaldırıp, bana bakmış ve hemen ardından gülümsemişti, ‘’Tamam, öyle olsun Kaygısız Xiao Yao. Teklifimi reddettiğine göre yapacak bir şey yok. Mücadelede sana acımayacağımı biliyorsundur herhalde. Hehe, ayrıca, A Grubu’nun ilk maçını biz yapacağımız için aynı zamanda arenayı da biz açacağız. Asıl olay kazanıp kaybetmek değil, keyifli bir maç yapmak!’’
Başımı öne salladıktan sonra gülümsedim, ‘’Merak etmeyin! Kesinkes heyecanlı bir mücadeleye tutuşacağız!’’
‘’Tamam o zaman, bekliyorum!’’
………
O esnada turnuvanın başlamasına 5 dakika kalmıştı. Savaş alanının orta yerinde beliren ışık hüzmeleri herkesin dikkatini çekmişti. Aniden, savaş arenasında beliren altıgenin içinden güzeller güzeli bir figür fırladı. Okçu sınıfıyla muazzam bir güzelliğe sahip figür arenanın yanına doğru yürümeye koyuldu. Gözler genç kadına odaklanmıştı. Eteğinin hemen kenarında yazan harfleri görebiliyordum ---- ZGTV!
‘’Neden bu kadar tanıdık geliyor?’’ gözlerimi ovdum.
Wan Er gülümsedi, ‘’Unuttun mu? ZGTV’nin yöneticilerinden Sun Fei Er….Hani geçen sefer bizimle röportaj yapmaya gelmişti.’’
‘’Oh, oymuş demek…’’ bacağıma bir şaplak attım.
Yue Qing Qian söylenmişti, ‘’ZGTV’den Fei Er, duyduğuma göre kendisi [Kader] konusundaki en nitelikli yöneticiymiş. [Kader] tarafından Kahramanların Yükselişi’ni sunmak için tutulmuş olması etkileyici…’’
[] [] []
Magnec