Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

329. Bölüm Fang Ge Que’nin Gücü

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 Fei Er arenada tatlı sesiyle konuşuyordu, ‘’Evet, A Grubu’nun finalistleri belirlendi! Zhan Long’un Klan Başkanı, Kaygısız Xiao Yao, [Prag]’ın Klan Başkanı Savaşçı Yan Zhao, [Kahramanın Heybeti]’nin Klan Başkanı Q-Kılıcı ve [Öncü]’nün Klan Başkanı Jian Feng Han! Bu gruba ‘Ölüm Grubu’ desek gerçekten de yanılmış olmayız. Bizi bekleyen karşılaşmaların kıyasıya geçeceğine dair en ufak bir şüphem bile yok. Ancak…bu karşılaşmalardan önce, B-C-D gruplarının maçlarını izleyeceğiz. Sıradaki karşılaşmalar B Grubu’nun katılımcılarını içeriyor ve ilk maç Fang Ge Que’ye karşı General Li Mu!’’

 Shua!

 Fang Ge Que arenaya ilk adım atan isim olmuştu. Bembeyaz cübbesi, elindeki kağıt yelpazeyle oracıkta kadim zamanlardan gelmiş soylular gibi dikiliyordu. Üstelik suratındaki tembel bakış insanlara bu herifin dünyevi meselelerden elini, eteğini çektiğini söylüyordu. Kendisi kaygısız ve sakindi; büyük ihtimalle bu tavırları sayesinde Fang Ge Que Çin’in en iyi üstadı olmayı başarmıştı. Ayrıca, uzun zamandır birinci sırayı elinde bulundurduğundan bu kibirli tavrını anlamak da gayet tabii mümkündü.

 
 General Li Mu kılıcını kavrayarak söylendi, ‘’Sahneye çıkacağım. Arkamdan dua falan edin…’’

 Wan Er gülümsedi, ‘’Görüşürüz Li Mu…’’

 Yue Qing Qian hançerlerini kavrayarak söylendi, ‘’En azından birkaç saniye boyunca dayanmaya çalış. Ne olursa olsun, sen [Zhan Long]’un üstatlarından birisin. Öyle…tek hamlede hayatını kaybedemezsin. Olacak iş değil…’’

 Li Mu dişlerini sıktı, ‘’Elimden geleni yapacağım. Tek hamlede ölüp ölmeyeceğim Fang Ge Que’nin ruh haline bağlı…’’

 ‘’Tamam!’’

……

 Li Mu arenaya girer girmez geri sayım başlamıştı. İnsanlar Fang Ge Que’yi sık göremedikleri için bu mücadeleye büyük ilgi gösteriyordu. Ba Huang Şehri’nden yalnızca birkaç kişi onun PK videolarını izlemişti ve duyduğumuz tek şey herifin [Kader]’deki nadir ustalardan biri olduğuydu. Sadece adı bile Jiu Li Şehri’nin yarısını korkutmaya yetiyordu.

“3!”

“2!”

“1!”
 Mücadele başlar başlamaz Li Mu ileriye atılmış ve evcil hayvanıyla iki koldan saldırmaya koyulmuştu.

 Fang Ge Que elindeki kağıt yelpazeyi hafifçe salladıktan sonra havaya savrulan alev rüzgarları Li Mu’ya doğru ilerlemeye başlamıştı! PA! Göğsüne saplanan alev rüzgarlarına başından fırlayan devasa hasar sayısı eşlik ediyordu---

2671!

 Li Mu’nun vücudu sarsıldı. Daha önce Fang Ge Que’nin bu kadar hızlı büyü yapabildiğini ne görmüş ne de duymuştu. Rakibi acımasızdı ve herifin hedefine nişan almasına bile gerek yoktu!

 Fang Ge Que sakince Li Mu’nun koşan figürünü izliyordu. Ardından, herif elindeki yelpazeyi bir kez daha sallamış ve bu hareketine topraktaki titreşimler eşlik etmişti. Aniden yerden fırlayan toprak sütunu Li Mu’nun iki bacağına saplanmıştı. Aynı esnada havada bir de buzdan sütun oluşuyordu. Bu saldırının Fang Ge Que’nin kendi yarattığı SS-seviye yetenek [Toprak ve Buz Sütunu] olduğunu biliyordum.

 2817!

  Li Mu’nun canı kritik seviyeye düştüğünde bizimki zaman kaybetmeden can iksirini içmiş ve hemen ileriye atılmıştı!

 Fang Ge Que gülümseyerek sol eliyle buz saçağını çağırmaya koyluldu. Buz saçağı gitgide büyüyünce bu saldırının aslen [Deniz Yosunu Oku] olduğunu anlamıştım ve ok direkt olarak Li Mu’ya doğru atılmıştı!

 ‘’Hua!’’

 ISKA!

  Li Mu’nun hızlı karar yeteneği ona son anda [Atik Kılıç]’ı kullanmasını söylemişti. Fang Ge Que’nin [Deniz Yosunu Oku]’nu atlatan adamın kılıcı [Gök Sallayan Kesik]’le sarsılıyordu. Nihayetinde rakibine yaklaşmayı başarmıştı!

 Ardından, herkes Fang Ge Que’nin [Boyutsal Zıplama]’yı kullanacağını düşündüğünde, herifin yaptığı tek şey gülümseyerek ateşi ve buzu çağırmak olmuştu.

 BANG!

  Yeni patlayan büyü Li Mu’yu ve kılıcını havaya savurduğu gibi Li Mu ortadan kaybolmuştu!

 3726!

……

 ‘’Siktir…’’ Yaşlı K gergin ifadesiyle yumruklarını sıktı, ‘’İnsan mı oğlum bu herif? Patron Li Mu daha yaklaşamadan o patlamaya can verdi!’’

 Wan Er’in gözleri adeta savaş alanına yapışmıştı, ‘’Fang Ge Que’nin can ve büyü saldırısı konusundaki hesaplamaları insanı korkutuyor. Ayrıca, kendisine olan güveni de sonsuz. [Ateşin ve Buzun Fırtınası]’yla Li Mu’ya 3200+ hasar verebileceğini biliyordu. Bunun yanında, [Deniz Yosunu Oku]’nu yolladığında çoktan [Ateşin ve Buzun Fırtınası]’nı kullanmaya başlamıştı. Li Mu’nun [Atik Kılıç]’ı aktif edeceği bile herifin hesapları arasındaydı…’’

 ‘’Böyle bir rakiple karşılaşmak istemezdim..’’ Yue Qing Qian’ın ufak suratı mosmor kesilmişti. Kendisi Li Mu’nun gücünü iyi bildiğinden, durumu iyi kavramıştı. Li Mu böylesine acı çekiyorken, onun gibi ufak bir süikastçinin halini düşünmek bile insanı üzüyordu.

  Omzuna dokundum, ‘’Qing Qian, merak etme. Her ne kadar bir sonraki mücadelede Fang Ge Que’yle karşılaşacak olsan da…Hehe, yine de ilk 16’ya girebilmek yeterince etkileyici olacak. Şimdilik Xuan Yuan Feng’i yenmeye odaklan…’’

 ‘’Tamam, anladım Büyük Kardeş Xiao Yao…’’
……

 İkinci tur başladığında aynı mesele bir kez daha yaşanmıştı. Fang Ge Que’nin savaş kontrolü insanların beklentilerini alaşağı etmişti. Herif adeta rakibinin hareketlerini mükemmel derecede tahmin edebiliyordu. Li Mu zik zak çizerek ilerlemeye çalışsa da rakibinin büyülerini atlatmayı başaramamıştı. Nihayetinde, [Ateşin ve Buzun Fırtınası]’na can vererek maçı kaybetti!

 Shua!

 Li Mu arenayı terk etmiş ve yanımıza geldikten sonra söylenmişti, ‘’Gerçek gibi değil…Hareket etmeye çalıştığım her an, sanki herifin zihnimi okuyabildiğini hissediyordum. Onunla mücadele etmeme imkan yok…’’

  Dong Cheng Yue söylendi, ‘’Li Mu’nun hareketleri gayet iyiydi; lakin buna rağmen mücadeleyi kazanamadı. Bu Fang Ge Que denen adam tam olarak nasıl düşünüyor? Ayrıca, mücadeledeki öngörülerini biraz fazla buluyorum…’’

 Kenarda duran Lin Wan Er sessizce oturuyor ve omzu omzuma dokunuyordu.

 Hemen ona baktım, ‘’Wan Er, Fang Ge Que’nin de senin gibi bir yeteneği olabilir mi?’’

‘’Ben…’’

 Wan Er bana bakarak söylendim, ‘’Aynı şeyi düşünüyordum; lakin tam emin değilim…’’

 ‘’Ne tür bir yetenek?’’ Yue Qing Qian sordu.

 ‘’[Zihin Okuma]!’’ Wan Er söylendi, ‘’Bu yeteneğe sahip olduğun taktirde rakibinin bir sonraki hamlesini kesin bir şekilde görebiliyorsun. Fang Ge Que’nin bu yetenek olmadan böylesine bir performans sergilemesine imkan yok.’’

 Yue Qing Qian şaşırmıştı, ‘’Böyle bir yetenek mi varmış yani? O zaman…o zaman SSS-seviye [Zihin Okuma] yeteneğine sahip olan kişi…sen olmuyor musun, büyük kardeş Cang Tong?’’

  Wan Er gülümsedi, ‘’Evet, ama Fang Ge Que’nin de bu yeteneğe sahip olabileceğini düşünüyorum.’’

 Song Han sordu, ‘’Peki ya [Zihin Okuma]’ya karşı ne yapabiliriz?’’

 ‘’Düşüncelerini kontrol etmen lazım.’’ Wan Er meseleyi gizlememiş ve her şeyi açıklamaya başlamıştı, ‘’Aslında [Zihin Okuma] rakibin figürünü göz önüne alarak o anki düşüncelerini gören bir yetenek. Eğer zihnini boşaltıp, bir sonraki saldırını düşünmeyecek raddeye kadar düşüncelerini kontrol edebilrsen, o zaman [Zihin Okuma] herhangi bir işe yaramayacaktır. Böylece [Zihin Okuma]’nın etkisini de bozabilirsin. Tabii bunlar sadece benim varsayımlarım, tam olarak meseleyi bilmiyorum…’’

 Düşünceli suratıyla Yue Qing Qian söylendi, ‘’Kalbinle düşünüp, kılıcınla hareket etmek…Hehe, söylendiği kadar kolay olmasa gerek. Eğer bilincini kontrol edemiyorsan, böyle bir şeyi yapmana da imkan yok.’’

 
 Öksürerek söylednim, ‘’Aslında, düşünecek bir nokta daha var…’’

 ‘’Ne?’’ Wan Er şaşkına dönmüştü.

 Tereddüt etsem de söylenmeye başladım, ‘’[Zihin Okuma]’nın mekaniği, rakibin bir önceki düşüncesiyle, bir sonraki saldırısı arasında hızlı bir geçiş yapmayı gerektiriyor. Fang Ge Que’nin de insan olduğunu biliyoruz; herif Tanrı değil. Eğer [Zihin Okuma]’yla yanlış taktikleri alırsa, muhtemelen asıl meseleyi kontrol edemez. Yani aklımızda 3-4 farklı taktik belirleyerek sürekli onlar arasında değişim yapabiliriz. Böylece [Zihin Okuma]’nın mekaniklerini de yerle bir edebiliriz diye düşünüyorum.’’

 ‘’Alçak…’’ Mu Xuan geniş bir kahkaha attı, ‘’Kaygısız Xiao Yao gerçekten de taktik bulma meselesinde üstüne yok. Heheh, aşık olduğum adamdan daha azını beklemezdim!’’

 Dudaklarımı büktüm, ‘’Onu boşverin şimdi. Konuşmaya devam edelim, ayrıca…Hehe, Qing Qian geri kalanları dinlemene gerek yok. Mücadelene hazırlan. Bu sefer karşında Fang Ge Que’nin en iyi generallerinden biri olan Xuan Yuan Feng var!’’

 ‘’Tamamdır Büyük Kardeş Xiao Yao, bana şans dileyin!’’

“Öpücük…..”

“Öpücük…..”

Wan Er ne diyeceğini bilemiyordu.

……

 Yue Qing Qian hançerleriyle birlikte sahneye çıktı. Oracıkta sağlam bir şekilde dikiliyordu; hemen karşısında etkileyici ve yakışıklı görünen bir Şövalye vardı. Şövalyenin elindeki mızrağa, sağlam görünen zırhları eşlik ediyordu. O kadar parlaktı ki neredeyse güneş bile onunla aşık atamayacak seviyedeydi. Uzun saçları rüzgarla dalgalanıyordu, ‘’Yue Qing Qian hanımefendi, gerçekten zamanında [Prag]’tayken sizden hoşlanıyordum. Arkadaş olalım ve gelin [Efsane]’ye katılın. [Efsane]’nin bir numaralı süikastçisi olabilirsiniz. Ne diyorsunuz, gelmek istiyor musunuz?’’

 Yue Qing Qian hafifçe hançerlerini çekmiş ve hançerlerin etrafında enerji plazmaları oluşmaya başlamıştı, ‘’Gerek yok, ben Büyük Kardeş Xiao Yao’dan hoşlanıyordum. Ve Zhan Long var olduğu sürece, oradan ayrılmayacağım.’’

 ‘’Peki. Madem öyle diyorsunuz, bugün kalbimi parçalayarak, karşımda duran bu çiçeği öldürmekten başka çarem yok o zaman…’’ Xuan Yuan gülümsedi.

 Yue Qing Qian da gülümsemişti, ‘’Dene de gör bakalım!’’

 Yerdeki altıgenden dışarıya fırlayan Buz Faresi çabucak Yue Qing Qian’ın omzuna tırmanmıştı. Yaratığık 62.seviye büyü-tipi bir evcil hayvandı. Tabii ki Yue Qing Qian bu yaratığı ağır zırh sınıfı Şövalye’yle karşılaşacağı için seçmişti.

 ‘’ROAA!’’

  Xuan Yuan Feng’in evcil hayvanı da gün yüzüne çıktı. Her ne kadar Alevli Kaplan Tanrısı kadar heybetli görünmüyor olsa da, vahşi kaplanı benimkinden çok da güçsüz sayılmazdı.

 Mücadele başlar başlamaz Qing Qian [Mutlak Adımlar]’la ileriye atıldı ve [Delme]’yi kullanmaya başladı. ‘’Shau shua shua.’’ Hançer üç kez ileriye savrulmuş ve bu esnada saldırıya geçen Buz Faresi rakiplerini yavaşlatmıştı.

“Shua!”

 Mızrağın ucu parlamaya başlayınca, vücudunu çeviren Xuan Yuan’ın [Gök Sallayan Kesik]’i aktif edeceğini anlamıştım!

 Keng!

 
 Qing Qian iki hançeriyle saldırıyı karşılamış ve birkaç adım geriye çekilmek zorunda kalmıştı.

 Xuan Yuan savaş konusunda usta bir adamdı ve hızla Buz Faresi’ne saldırmaya başlamıştı. Mızrağını salladığı gibi [Ağır Darbe] + [Alev Mızrağı] saldırılarını aktif etti. Ne yazık ki, yaratığın canı 4000’i geçmediğinden direkt ölmüştü!

 Yue Qing Qian rakibini kovalamaya koyuldu. Tek hamlesiyle 1900 hasar vermiş ve Buz Tavşanı geriye döndükten sonra genç kadın Alev Kurtu’nu çağırmıştı. Savaşın orta yerinde evcil hayvan değiştirdiğini görür görmez bizim ufaklığın cesaretini taktir etmiştim!

.........